KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/640 Esas
- Karar no
- 2024/762
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/08/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 06.09.2024
Karar Metni
1.965 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Davalı ile müvekkili arasında bir ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında bu ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalı, bu cari ilişki nedeniyle müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine, davalı hakkında istanbul ..... icra müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla takip başlattığını, davalının söz konusu icra takibine itiraz etmesiyle takibin durduğunu, taraflarınca da takibe devam edilebilmesi için öne sürülen itirazın hükümden düşürülmesi adına itirazın iptali niteliğinde olan işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, borçlu/davalı taraf takibini başlattıkları borca itiraz ettiğini,
böyle bir borcun olmadığı gerekçesiyle hem borca hemde borcun ferilerine itiraz ettiğini, davalı tarafın iddiasının aksine davalı ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında bu ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, bahse konu borca ve cari hesap ilişkisine yönelik cari hesap ekstresi bilgilerinde de müvekkilin alacaklarının olduğunu. hesap ilişkisine binaen davalı borçlu, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyerek asıl alacağı zamanında ödemediğini, işbu sebeple de asıl alacağa yönelik feri alacaklar doğduğunu, davalı taraf,
borcun ayrılmaz bir parçası olan ferilerini de ödemeyerek taraflarını mağdur ettiğini, davalı ilgili takibe karşı sunduğu itirazla müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla, kötü niyetli olarak hareket ettiğini, taraflarınca kötü niyet tazminatı talep etme haklarının doğacağını bu sebeplerle de davalı borçlunun itirazının iptalini sağlamak amacıyla mahkemeye işbu davayı açmak için başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, davanın kabulü ile,
istanbul ..... icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında görülmekte olan icra takibine, davalı tarafça sunulan itirazın iptaline karar verilmesini, davalı, kötü niyetli şekilde hareket ederek işbu huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,
taraflarınca ikame edilen işbu davaya konu icra takibi kapsamında alacaklısı olduğumuz borcun, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile mevduattaki en yüksek faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davalı müvekkili olduğu şirketin merkezi “... mah. .... cad. no:64 a çatalca/istanbul” adresidir. hmk'nın 6. maddesi gereğince işbu davanın, hakimler ve savcılar kurulu'nun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı uyarınca genel yetkili mahkeme olan bakırköy asliye ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, bu kapsamda icra dosyasına yapmış oldukları yetki itirazının devam ettiğini, belirtilen kanun maddeleri doğrultusunda somut olay incelendiğinde;
mahkemeden öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, . öncelikle müvekkili davalı adına çıkartılan tebligatın 17/09/2022 tarihinde tebligat kanununun 21. maddesine göre usulsüz olarak yapılmış olduğu uyap sistemi ile ptt sorgulama ekranı üzerinden yapılan inceleme ile tespit olunduğunu ve davadan haricen 04.10.2022 tarihinde haberdar olunduğuınu. söz konusu tebligat,
usulüne uygun olarak yapılmadığını. tebligatın muhtarlığa bırakıldığının haber verildiği komşu/kapıcı/yöneticinin ad ve soyadı evraka yazılmadığını. yargıtay ..... hukuk dairesinin 01/04/2013 tarih ...... esas ........ karar sayılı ilamı uyarınca söz konusu tebligatın usulsüz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin cevap dilekçesi verme süresinin dolmadığını,
belirtmiş oldukları ve mahkemece re‘sen takdir edilecek diğer hususlar çerçevesinde haksız ve hukuka aykırı olarak açılan işbu davanın reddi ile davacının icra takibinde kötü niyetli olması sebebiyle takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiklerini arz ve izah edilen nedenler doğrultusunda mahkemece re'sen takdir edilecek hususlar doğrultusunda, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarının baki kalması kaydıyla, öncelikle usule ilişkin tüm itirazları doğrultusunda,
davaya bakmakla yetkili mahkemeler bakırköy asliye ticaret mahkemeleri olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine taleplerinin kabul görmemesi halinde ise savunma ve delilleri doğrultusunda haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine haksız ve mesnetsiz bir şekilde icra takibi başlatan davacı taraf aleyhine; icra iflas kanunu’nun 67. maddesi gereğince takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmişlerdir..
Bilirkişi Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 29/01/2024 tarihli raporda. "Davacı tarafın 2019-2020-2021-2022 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2019-2020-2021-2022 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
tarafların ticari defter ve kayıtlarda karşılıklı olarak davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 9.746,80 TL alacaklı olduğu takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 9.746,80 TL asıl alacağı talep edebileceği, davacı tarafın 31.12.2019-29.04.2022 tarihleri arasında yasal faiz oranlarıyla 2.042,82 TL işlemiş faiz talep ettiği, talebe bağlılık ilkesi gereği işlemiş faizin 2.042,82 TL olarak hesaplandığı, bu hususta takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı," sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi A Sınıfı İş Güvenlik Uzmanı .... tarafından düzenlenen 08/07/2024 tarihli raporda: "İşyerinde sağlık ve güvenlik risklerine karşı yürütülecek her türlü koruyucu, önleyici ve düzeltici faaliyeti kapsayacak şekilde, çalışma ortamı gözetimi konusunda işverene rehberlik yapılarak ve öneriler hazırlayarak onayına sunulması çalışanların sağlığını korumak ve geliştirmek amacı ile yapılacak sağlık gözetiminin uygulanması çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve bilgilendirilmeleri konusunda planlama işyerinde kaza, yangın, doğal afet ve bunun gibi acil müdahale gerektiren durumların belirlenmesi, acil durum planının hazırlanması,
ilkyardım ve acil müdahale bakımından yapılması gereken uygulamaların organizasyonu çalışma ortamının gözetimi, çalışanların sağlık gözetimi, çalışanların yürüttüğü işler ve işyerinde yapılan risk değerlendirmesi sonuçları v.b. konularda İşyeri ziyareti ya da yerinde çalışma yapıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir tutanak, veri ve belge mevcut olmadığı için davacı ... Danışmanlık A.Ş'nin, davalı ....
Anonim Şirketi'ne fiili olarak iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiğine dair bir görüşe varmak mümkün olmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; davacı tarafından başlatılan İstanbul ..... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasındaki cari hesap alacağına ilişkin takibe itirazın iptali talebinden ibarettir.
Davacı tarafından davalıya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunulduğuna dair taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında; davacı tarafından sunulan hizmetten memnun kalınmaması sebebiyle taraflar arasındaki ilişkinin feshedildiğini ve ilişkiye son verildiğini, 2019 yılı Ağustos ayından sonra davacıdan hizmet alınmadığını, kesilen faturaların iade edildiğini, davacının sunmadığı hizmete ilişkin alacakları talep ettiğini iddia etmektedir.
Mahkememizce dosya tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için bilirkişiye tevdii edilmiş olup, 27.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda hem davacının hem davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, açılış kapanış tasdik ve onaylarının bulunduğunu, ticari defterlerin hem davacı hem davalı lehine delil vasfına sahip oldukları, davacı tarafından kesilen faturaların davalının ticari defterine ve davacının ticari defterine usulüne uygun olarak işlenmiş oldukları, her iki ticari defterin karşılaştırılmasında davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıya 9.746,80-TL borçlu olduğu, davacının davalıdan 9.746,80-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın ticari defterlerin delil vasfına ilişkin 222. Maddesinin 3. Fıkrası şu şekildedir:
"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
İlgili hükümden görülebileceği üzere tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduklarının ve ticari defter kayıtlarının birbirin doğruladığı ve miktarların aynı olduğu anlaşılmakla davalının ticari defter kayıtlarının aksini senet veya diğer kesin deliller ile ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere faturanın borçlunun ticari defterine usulüne uygun olarak işlenmiş olması da faturaya konu hizmetin yapıldığına karine teşkil etmektedir.
Davalı tarafından aşamalarda sunulan dilekçelerde davacının kestiği faturalara itiraz edildiği ve iade edildiği iddia edilmiş ise de buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, faturalara 6102 sayılı TTK gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği veya davacıya yönelik iade fatura kesilmediği de anlaşılmakta olup, aksine davacı tarafından kesinlen faturalar davalının ticari defterine işlenmiştir.
Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Bir mal ve hizmet alımı nedeniyle düzenlenen faturaya muhatabın 8 gün içinde itiraz hakkı bulunmaktadır. Bu süre içinde faturaya itiraz edilmezse faturanın içeriği kabul edilmiş sayılır. Faturanın muhatap tarafından ticari defterlere işlenmesi aynı zamanda hizmetin veya malın alındığına karine teşkil eder. İtiraza uğramayan ve ticari kayıtlara da işlenmiş olan fatura bedelinin karşı tarafa ödenmesinden kaçınılamaz."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Davaya konu somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; davacı ve davalının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, takibe konu alacağa ilişkin faturaların davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu, bu suretle hizmetin yapıldığına dair karine teşkil ettiği, davalı tarafından yasal süresi içerisinde davacı tarafından kesinlen faturalara itiraz edildiği ve iade edildiğine dair bir delilin de sunulmadığı, davalının hizmetin yapılmadığı veya borcun ödendiğine ilişkin söz konusu karineleri çürütmesi gerektiği, yine kendi ticari defterine faturaları işlemiş olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince iddiasını senet veya diğer kesin deliller ile ispatlaması gerektiği, davalı tarafından bu yönde herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı Mahkememize sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde Kasım ayına ilişkin davalının iş yerine yönelik düzenlenmiş bilirkişi raporunda belirtilen belgeleri de sunmuş olup, davalı tarafından taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin davalı tarafından sona erdirildiği, feshedildiği ya da yapılan işin uygun olmadığına yönelik iddiasının davacıya bildirildiğine de herhangi bir yazılı delilin dosyaya sunulmamış olması karşısında davalının iddiasını kesin deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile takibe konu 9.746,80-TL asıl alacak ve yasal faiz yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından tazminat da talep edilmiş olup, alacağın likit olduğu ve tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.949,36-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
İcra takibinden önce davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delilin ibraz edilmediği anlaşılmakla takipten önce işlemiş faiz yönünden itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/640, K. 2024/762, 3 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama