KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/833 Esas
- Karar no
- 2023/1171
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 28/08/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21/12/2023
Karar Metni
1.269 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket ile müvekkili arasında 06/06/2018 tarihinde “PROTOKOL” başlıklı sözleşme imza edildiğini; sözleşme gereği Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Polikliniği kurulduğunu, 31.07.2022 tarihinde davalı şirket tarafından tek taraflı haksız fesih tarihine kadar müvekkili tarafından eksiksiz, sözleşmeye uygun olarak davalının merkezindeki hizmetleri ile tüm sorumluluklarının yerine getirildiğini, anılan sözleşmenin “10.Yetki” başlığını taşıyan kısmında da açıkça yer aldığı üzere; sözleşmenin ruhsatın alınması tarihinden başlayarak 6 yıl süreli olarak geçerli olacağının öngörüldüğünü, ruhsatın alınma tarihinin 12.03.2019 olup;
anılan madde uyarınca sözleşmenin 12.03.2025 tarihine değin sürmesi gerekirken davalının tek yanlı olarak ruhsat devrini gerekçe göstererek sözleşmeyi haksız feshettiğini, yine sözleşmenin “9.
Cezai şart ve Fesih” başlıklı kısmında yer aldığı üzere; tarafların ancak karşılıklı anlaşma ve borç ilişkisini kesinleştirme sureti ile dilediği zaman sözleşmeyi feshedebileceğinin vurgulandığını, ancak bahse konu feshin tarafların anlaşması sureti ile değil davalılarca tek yanlı bir biçimde haksız olarak ruhsat devri gerekçe gösterilerek gerçekleştirildiğini, müvekkilinin ruhsat devrinden fesih ile birlikte haberdar olduğunu, öncesinde, davalılarca ruhsatın devredileceğinin müvekkilinden adeta bir sır olarak saklandığını,
müvekkilinin ani bir fesih ile baş başa bırakıldığını ve feshin doğurduğu tüm zararların müvekkilinin üzerine yıkıldığını, ayrıca davalı şirketin kapatılması yönünde çeşitli girişimlerde bulunduğunun taraflarınca duyulduğunu, müvekkilinin herhangi bir hak kaybına uğrayarak mağduriyetinin katlanmaması adına ve yine sözleşmenin 6.3 maddesi kapsamında şirket müdürü tarafından şahsi güvence verilmiş olması hasebi ile haklı taleplerinin karşılanması adına ... Ltd.
Şti. müdürü olarak imzacı olan ...’ın da bu feshe ilişkin mesuliyeti bulunduğunu, davalıların feshinin ardından taraflarının uğramış olduğu menfi ve müspet zararlarının giderilmesi için 24/08/2022 tarihinde karşı yana Demirköy Noterliği'nden ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide edildiğini, ihtarnamenin yanıtsız kalması üzerine İstanbul Arabuluculuk Bürosunun ... Büro No- ...
Dosya No ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, burada da yapılan görüşmenin anlaşamama ile neticelendiğini, müvekkilince kesilen son aylık faturanın 140.000 TL civarında olup; feshedilmiş sözleşmeden dolayı müvekkili şirketin 31 ay bahsedilen tutardan her ay için mahrum kaldığını, ayrıca bu faturanın kesilmiş son fatura olduğunu, ülkenin içerisinde bulunduğu enflasyonist ortamda bu tutarın da katlanacağının kaçınılmaz olduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin talep ve sair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere;
davanın kabulüne, sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı menfi ve müspet zararlar nedeni ile 140.000 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin ve bu bağlamda vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili .... Ltd. Şti. ile davacı şirket arasında protokol başlıklı 06/06/2018 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin konusunun müvekkili ... Ltd. Şti.nin işlettiği tıp merkezi bünyesinde SGK'lı hastalara verilecek fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin davacı şirket tarafından karşılanması olduğunu, Protokol’ün 9. Maddesine göre “Taraflar karşılıklı anlaşma sonucu, işbu sözleşmeyi kati hesap mutabakatı yaparak,
aralarındaki borç alacak ilişkisini kesinleştirmek suretiyle dilediği zaman uzatabilir, değiştirebilir veya feshedebilir.” hükmünü kabul ettiklerini, müvekkili şirketin, özellikle Covid-19 pandemisi döneminde yaşanan kapanmalar ve Sağlık Bakanlığının küçük ölçekli tıbbi işletmelere yönelik getirdiği ağır çalışma şartlarından dolayı maliyetleri karşılayacak sayıda hasta kabul edilememesi sonucu karlı olmaktan çıkan ticari faaliyetlerini daraltmaya ve küçültmeye karar verdiğini, bu sebeple Tıp Merkezi Ruhsatını devrettiğini, ruhsat devrinin 17/08/2022 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirketin gereken hassasiyet ve özeni gösterdiğini,
davacı ve davacının hizmet verdiği SGK'lı hastaların mağduriyet yaşamaması için Ruhsat Devri hususunun belirgin olduğu 09/06/2022 tarihinde, davacı şirket temsilcisi ...’na, “Tıp Merkezi Ruhsatının 31/07/2022 tarihi itibarıyla devredileceğini, bu tarihten itibaren ...
Tıp Merkezinin SGK'lı hastalara hizmet veremeyeceğini, belirtilen tarihten sonrasına hastalara randevu verilmemesini” bildirdiğini, sözleşmede yazılı bildirim şartı olmadığını, davacı şirketin de yapılan sözlü bildirime uygun olarak 31/07/2022 tarihinden sonrasına SGK'lı hastalarına randevu vermediğini, sözleşme gereği 31/07/2022 tarihine kadar Tıp Merkezinde bakılan SGK'lı hastalar için tahakkuk eden hak ve mükellefiyetler hususunda tarafların hesap mutabakatı yapmış olduklarını, davacının yapılan mutabakata uygun olarak kestiği faturaların,
(ödeme vadesine yönelik bir itiraz bildirilmeksizin) sözleşme ile kararlaştırılan vadeden önce müvekkili şirket tarafından ödendiğini, sözleşmenin 4.4. maddesine göre davacı tarafından işe alınan ve müvekkili şirket tarafından sigorta girişleri yapılan (doktor, fizyoterapist, yardımcı personel ve tıbbi sekreterler) personelin, 31/07/2022 tarihinde işten çıkış bildirgelerinin verildiğini ve işten çıkış için yapılan ödemelerin davacının hak edişinden mahsup edildiğini, sözleşmenin 9. maddesinde kabul edilen şarta uygun olarak kati hesap mutabakatı yapıldığını, davacının işe aldırdığı personelin iş ilişiğinin kesildiğini,
mutabakata uygun olarak kesilen faturalara konu hizmet bedellerinin son kuruşuna kadar davacıya ödendiği hususlarının ihtilafsız olduğunu, davacının, sözleşmeye göre tazminini talep edebileceği hiçbir menfi veya müspet zararı olmadığını savunarak; davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan 06/06/2018 tarihli Protokol başlıklı sözleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Uyuşmazlığın; Taraflar arasında imzalanan 06/06/2018 tarihli Protokol başlıklı Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilip edilmediği, haksız fesih halinde davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarı, davacının 140.000,00-TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı savunması kapsamında yetki ilk itirazının yerinde olup olmadığı, zamanaşımı definin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde. “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir.
Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir.
Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17'nci maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir.
Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK'nın 18/1. Md.).
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesi ile taraflar arasında imzalanan 06/06/2018 tarihli Protokol başlıklı sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği iddiası ile tazminat istemine ilişkin iş bu davayı açmış ise de, tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan Protokol başlıklı sözleşmenin 10. Yetki başlığında ihtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı müddetçe davanın sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılacağı hususunun düzenlendiği,
davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek münhasır yetki anlaşması nedeniyle HMK'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karşısında yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/833, K. 2023/1171, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama