KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/113 Esas
- Karar no
- 2024/818 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 01/02/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20.09.2024
Karar Metni
2.933 kelime·15 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalı tarafından, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyasında yürütülen icra takibine yapılan itiraz haksız ve kötü niyetli olup iptalinin gerektiği; şöyle ki;-....’ın, Almanya merkezli .....
Holding'in İstanbul'da kurulu kardeş şirketi olduğu; ....’un ise Bağlantı Elemanları alanında faaliyet gösteren orta ölçekli grup şirketlerinden oluşmakta olduğu; ...'un ana müşterilerinin otomotiv, otomotiv yan sanayisi, telekomünikasyon, tüketici elektroniği ve inşaat endüstrisinde faaliyet gösteren firmalardan oluştuğu; ...-...’ın Gaziosmanpaşa İstanbul'da bulunduğu.
Teknoloji harikası üretim hattı 170'in üzerinde çalışanıyla ...-...’ın hem uluslararası pazara hem de yurtiçi pazarına, çoğunlukla kendinden diş açan vida olmak üzere bağlantı elemanları üretmekte olduğu; - ... Grup Yapı Aksesuarları ve Mobilya San. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkil arasındaki satış ilişkisine dayanan bir alım satım gerçekleşmiş olup, belirlenen vade günü geldiğinde borçlu tarafın borcunu ödemediği.
Müvekkilinin davalı tarafa borcunu ödemesine ilişkin defalarca uyarıda bulunduğu. Ancak bu uyarılar karşısında herhangi bir sonuç elde edilemediği. Müvekkil firmanın uzun süre bekledikten sonra davalı aleyhinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı Dosya ile takip başlatıldığı; işbu takibe davalı kötü niyetle itiraz edilmiş olup müvekkilinin sattığı ürünlerin bedelini alabilmesini engellemek amacıyla takibin durmasına sebebiyet verdiği; - Yargıtay ....Hukuk Dairesi ...
E – ...
K sayılı ilamında özetle; “ Dava konusu alacak faturalara dayalı cari hesap alacağı olup likit ( muayyen, belirlenebilir ) nitelikte bulunduğundan İİK'nin 67/2 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir…” dendiği; örnek olarak verilen Yargıtay kararından da anlaşıldığı üzere Borçlunun haksız itirazının iptali ile alenen kötüniyetli olan borçludan %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı da talep etme gereğinin hasıl olduğu; - Yapılan itiraz sonucu öncelikle arabulucuya başvurulduğu; ancak bu süreçte de davalı borcu ödemeyeceğini beyan ederek arabulucu görüşmesinin olumsuz sonuçlanmasına sebebiyet verdiği.
Bütün bunların sonucu olarak da taraflarınca işbu davayı açma zorunluluğu doğduğu. (EK-1 Arabulucu Tutanakları) Hususlarını beyanla. 1. Haklı davalarının kabulüne, 2. Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, 3. Davalının %20 oranından az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine.
4. Davalının haksız ve kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle davalı aleyhine 6100 sayılı HMK 329/1 maddesi gereği % 10 sözleşmesel vekâlet ücretine ve HMK 329/2 maddesi gereğince de haksız olarak dava açılmasına sebep olunması nedeniyle 5.000,00-TL disiplin para cezasına hükmedilmesine. 5. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde. Davacı yan dava dilekçesinde, müvekkili ile aralarında alım satım ilişkisinin olduğunu, iddia ve beyan ettiği, ancak satılan ticari malı izah etmediği.
Ortada davacı ile müvekkil şirket tarafından yapılmış bir cari hesap sözleşmesi yok iken davacı tarafın bu cari hesap ilişkisine dayanarak kendine bir alacak yaratması hukuken mümkün olmamakla birlikte dava konusu bir borcun oluşmayacağının da en açık göstergesi olduğu; taraflar arasında kurulan bir anlaşmanın söz konusu olmadığı; - Kabul anlamına gelmemekle birlikte, ayrıca davacının alım satım ilişkisine mesnet fatura da sunmadığı.
Kaldı ki davacı ile müvekkil şirket arasına cari hesap ilişkisi de bulunmadığı. Aralarında düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığı. Kaldı ki davacı tarafından müvekkili adına düzenlenmiş bir fatura bulunması halinde dahi bu faturanın müvekkilini borç altına soktuğu alım satım ilişkisinin gerçekleştiğini de ortaya koyduğunun kabul edilemeyeceği. Faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiği.
Fatura bir akit olmayıp, ihdasının muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olduğu. TTK madde 23 hükmünün düzenlediği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere, faturanın, onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının şart olduğu. Somut olayda taraflar arasında davaya konu edilen hukuki bir işlem bulunmadığı.
Davacı yan her ne kadar alım satım ilişkisinden kaynaklanmış bir borcun olduğunu iddia etmekte ise iddialarının soyut beyanlara dayandığı. Müvekkiline teslim etmiş olduğu bir mal olduğunu, Alım satım ilişkisini ispat edemediği.
Müvekkilinin davacı firmaya borcu bulunmadığı; bu sebeple davanın reddinin gerektiği; - Hiç bir surette davayı ve müvekkilinin borçlu olduğunu kabul etmemek kayıt ve şartı ile Müvekkilinin her hangi bir borcu olmadığı, davacının iddia etmiş olduğu alacak likit (muayyen) belirlenebilir bir alacak olmayıp, ancak ve ancak yargılama ve inceleme neticesinde alacağın mevcut olup olmadığının tespit edilebileceği.
Bu anlamda müvekkilince bilinebilir, belirlenebilir bir borcun varlığı söz konusu olmadığından likit bir alacaktan bahsedilemeyeceği; bu sebeple davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiği. Hususlarını beyanla. 1. Davacının haksız ve dayanaksız davasının öncelikle usulden, usule ilişkin taleplerinin kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine,2. Haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,3.
Yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi tarafından 14/08/2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2022 – 2023 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu, 2. Davalı şirketin dava konusu uyuşmazlık kapsamında ticari defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediği; hukuki yorum ve nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait bulunduğu;3.
Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibi ile 232.003,79 TL tutarın tahsilinin talep edildiği; borcun sebebi olarak detayı Tablo-1 ile arz edilen faturalardan kalan bakiye alacak tutarının gösterildiği; anılan faturaların davacı şirket 2022 yılı ticari defterlerine zamanında ve usulüne T.C. Bakırköy ....
Asliye Ticaret Mahkemesi 2024 – 113 E. Bilirkişi Raporu 6 uygun olarak davalı hesabına borç, Banka kanalı ile yapılan kısmi tahsilatın ise alacak kaydedildiği; davalı aleyhine başlatılan icra takibi sonrasında tahsili talep edilen bedelin ilk takip tarihi itibarıyla Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabında davalı şirket adına virman kaydının yapıldığı.
4. Neticeten dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan ticari defter ve belgeler çerçevesinde 25.12.2023 takip tarihi itibarıyla davalı borç tutarının icra takip talebinde tahsili talep edilen 232.003,79 TL olarak yer aldığı.
5. Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen takip ve dava konusu bakiye bedele esas faturaların, davacı şirket ticari defterlerinde zamanında ve usulüne uygun olarak davalı şirket adına kayıtlı olması alacağın varlığını ispata tek başına yeterli olmayıp, faturalar ve içeriği mal/hizmetin de davalı yana teslim ve tebliğinin ispatının gerektiği.
6. Davalı şirket tarafından dava konusu uyuşmazlık kapsamında ticari defter ve belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden Sayın Mahkemeniz tarafından tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerine yazılan müzekkereler çerçevesinde dosyaya celbi sağlanan BA BS Formlarının tetkikinde; a. Davacı şirketin bağlı bulunduğu Yenikapı Vergi Dairesi Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazı ve eki BA BS Formlarının tetkikinde. Şubat 2022 Dönemi BS Formu ile Davalı ...
Grup adına, takip ve dava konusu bakiye bedele esas faturalar da dahil olmak üzere 4 adet fatura karşılığı 224.019,49 TL (KDV Hariç) satış tutarının beyan edildiği; b. Davalı şirketin bağlı bulunduğu Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazı ve eki BA BS Formlarının tetkikinde.
Şubat 2022 Dönemi BA Formu ile Davacı ... ... adına, takip ve dava konusu bakiye bedele esas faturalar da dahil olmak üzere 4 adet fatura karşılığı 224.019,49 TL (KDV Hariç) alım tutarının beyan edildiği.
7. Hukuki yorumu tamamen Sayın Mahkemenize ait olmak üzere Yerleşik Yargıtay Kararları doğrultusunda davalı tarafın dava konusu faturaları ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde, bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim edilmiş/alınmış olduğunu göstereceği hususu gözetilerek, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen takip ve dava konusu bakiye bedele esas 2 adet fatura da dahil olmak üzere Şubat 2022 döneminde düzenlenen 4 adet faturanın davalı şirket tarafından BA Formu ile beyan edilmesinin anılan faturalar ve içeriği mal/hizmetin davalı şirket tarafından teslim ve tebliğ alındığını ifade ettiği.
8. Neticeten Sayın Mahkemeniz tahtında davacı şirketin davasının kabulü halinde icra takibine konu 232.003,79 TL asıl alacak tutarının tahsilini talep edebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Alacaklı davacının davalı hakkında 24/10/2023 tarihinde 230.003,79.TL asıl alacak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiilen ödeme tarihine kadar asıl alacağı işleyecek yıllık faizi ve değişen oranlardaki faizi ile borçludan tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçluya 27/12/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan fatura alacağına yönelik itirazın iptali talebinden ibarettir. Davacı dava dilekçesinde; davalı ile aralarında ürün alım satımı ilişkisi bulunduğunu, davalının teslim aldığı ürünlerin bedelini ödemediğini iddia etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde ilk olarak davaya konu icra takibinde dayanak belgelerin bulunmadığını ve borcun sebebinin gösterilmediğini bu sebeple takibin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir. Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyası bu minvalde incelendiğinde; davacı tarafından başlatılan takibin ilk olarak İstanbul .... İcra Dairesi'nin ....
Esas sayılı dosyası ile başlatıldığı, söz konusu takip dosyasındaki takip talebi ve dayanak belge incelendiğinde işbu davaya konu edilen alacağa ilişkin faturaların dayanak belge olarak eklendiği anlaşılmaktadır. Davalının yetki itirazı üzerine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Küçükçekmece İcra Dairesi'ne gönderilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere yetki itirazı ve itirazın kabulü üzerine takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesi halinde gönderilen yerdeki icra dosyası ilk dosyanın devamı olarak kabul edilmelidir. Bu durumda davacının takibe dayanak belgeleri İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu gözetildiğinde davalının takibe dayanak belgeleri sunmadığına yönelik iddialarına itibar edilmemiştir.
Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında takibe dayanak belgeler ve düzenlenen ödeme emrinde borcun sebebi gösterilmemiş ise de davacının 2004 sayılı İİK'ya uygun olarak takibe dayanak belgeleri takibe sunduğu, dolayısıyla alacak iddiasını söz konusu belgelere dayandırabileceği ve itirazın iptaline ilişkin dava aşamasında söz konusu belgeleri delil olarak sunabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca davalı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı takip dosyasında düzenlenen ödeme emrine ve ödeme emrinin tebliği üzerine dayanak belgenin tebliğ edilmediğine dair İcra Mahkemesine yasal hak düşürücü süre içerisinde şikayet yoluna başvurularak ödeme emrinin iptalinin sağlanmadığı gözetildiğinde takibin usul ve yasaya aykırı olduğundan söz edilemeyecektir.
Davalı; davacı ile arasındaki ticari ilişkiyi inkar etmiş davacının herhangi bir mal satıp teslim etmediğini iddia etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; davacının ticari defterlerinin kapanış ve tasdiklerinin usul ve yasaya uygun olarak yapıldıkları ticari defterlerin davacı lehine delil kabiliyetinin bulunduğu bilirkişilerce tespit edilmiş olup, davalı kesin süre içerisinde ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmamıştır.
Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda; taraflar arasındaki icra takibine konu faturanın davacının ticari defterlerine usul ve yasaya uygun olarak işlendiği ve davalının davacıya 232.003,79-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Taraflarca bağlı oldukları vergi dairesine bildirilen BA BS formaları da Mahkememizce celp edilmiş olup, hem davacı hem davalının bağlı oldukları vergi dairelerine 4 adet aynı faturaları bildirdikleri ve taraflarca bildirilen miktar ile faturaların uyuştuğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda dosya kapsamındaki mevcut deliller somut olaya göre değerlendirildiğinde; davacı tarafından ticari defterlerin incelemeye sunulduğu ve davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, davalı tarafından ise kesin süre içerisinde ticari defterlerin incelemeye sunulmadıkları, her iki tarafın da bağlı bulundukları vergi dairesine BA BS formları ile taraflar arasındaki alım satıma dair faturaları bildirdikleri anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinin 3. Fıkrası şu şekildedir:
"İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
İlgili hükümden görülebileceği üzere taraflardan birinin ticari defterlerini inceleme için ibraz etmemesi halinde ibraz eden tarafın defterlerinin kendisi lehine delil olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Bu bağlamda davalı tarafından kendi ticari defterlerinin incelemeye sunulmaması sebebiyle davacının usul ve yasaya uygun olarak tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil kabul edilmesi gerektiği, celp edilen BA BS formlarında her iki tarafın da aynı faturaları bağlı bulundukları vergi dairesine bildirdikleri gözetildiğinde davacının takibe konu faturalardan kaynaklı alacağını ispatladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davalının borcu ödediğini ispatlaması gerekmekte olup, davalı tarafından takibe dayanak faturalara ilişkin borcun ödendiğine dair herhangi bir delil sunulmamıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı,
faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı,
ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamında değerlendirilen delillere göre davacının davasının kabulü ile davalı tarafından ödendiği ispatlanamayan 232.003,79-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, takip talebi incelendiğinde yasal faiz oranı talep edildiği anlaşılmakta olup, davalının faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Alacağın likit olduğu ve tazminat koşullarının oluştuğu da anlaşılmış, itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 46.400,75-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/113, K. 2024/818, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama