KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/318 Esas
- Karar no
- 2024/1210
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/04/2023
- Kararın yazıldığı tarih
- 29/11/2024
Karar Metni
1.682 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekikli ve dava dışı ......'ya karşı davalı tarafından Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ......
Yeni Esas (Eski Esas .......) numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılmış olduğunu, imzaya ve borca itiraz süresi geçtiğinden dolayı huzurdaki menfi tespit davasının açılmış olduğunu, takibe dayanak 08/07/2014 keşide tarihli, 30/11/2014 vade tarihli, 8.933,00-USD bedelli senedin sahte olarak düzenlenmiş olup bonodaki imza ve yazıların davacı müvekkiline ait olmadığını, bahsi geçen bonodaki imzanın ve yazıların müvekkili ...... 'e ait olmadığını,
müvekkilinin daha önce attığı imzaların ve yine mahkeme huzurunda oturarak ve ayakta atacağı imzaların bilirkişi marifetiyle tetkikinden de takip konusu yapılan bonodaki imzanın davacı müvekkiline ait olmadığı anlaşılacak olduğunu, icra takibinin sahte imza ve yazılardan oluşan bonoya dayanılarak yapılmış olduğunu, çıplak gözle incelendiğinde dahi bonodaki imza ile müvekkilinin gerçek imzasının farklı olduğunun dikkat çekmekte olduğunu, hatta bono üzerinde çift imza olmasına karşın iki imzanın bile aynı olmadığının aşikar şekilde görülmekte olduğunu,
müvekkilinin devam eden takip sebebiyle cebri icra tehdidi altında olması nedeniyle telafisi imkansız zararların doğmaması ve davacı müvekkilinin daha fazla zarara uğramaması adına HMK m. 209 " Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz." hükmü gereği, imza itirazına dayalı işbu menfi tespit davasına konu kambiyo senedi ile ilgili Bakırköy ......
İcra Müdürlüğü'nün ......Yeni Esas (Eski Esas ......) numaralı icra dosyası ile davacı müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı müvekkilinin Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ......
Yeni Esas (Eski Esas ......) numaralı dosyasına konu 08/07/2014 keşide tarihli, 30/11/2014 vade tarihli, 8.933,00 USD bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün .....
Yeni Esas (Eski Esas ......) numaralı icra takibinin davacı müvekkili yönünden iptaline, sahte imzaya rağmen bononun icra takibine konu edilmiş olması sebebiyle davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile davalı aleyhine bono bedelinin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; mahkememiz nezdinde açılmış olan menfi tespit davasının haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş olduğunu, davacı tarafın borcunu ifa etmemek adına bütün hukuki mekanizmalardan yararlanarak ifayı geciktirmeyi amaçlamakta olduğunu, senetteki imzayı davacının kefil olarak koymuş olduğunu, müvekkilinin dava konusu senedi keşideciden alacağına karşılık almış olduğunu, mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi halinde bu imzanın davacıya ait olduğunun ortaya çıkacak olduğunu,
davacı tarafın süresinde imzaya itiraz etmemesi ve takip açıldıktan uzun süre sonra menfi tespit davası açarak imza incelemesi talebinin ifayı ertelemeye yönelik olduğunu beyanla; davacı tarafça açılan işbu haksız davanın reddine, 04.04.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tüm alacak miktarı üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı takip dosyasına konu davalının lehtarı olduğu, 30.11.2014 vadeli, 8.913,00 USD bedelli, dava dışı ...... 'nun keşidecisi olduğu ve davalının kefil olarak imzasının bulunduğu bonodaki yazı ve imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının bono nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarındadır.
Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davalı şirket tarafından davacı ...... ve dava dışı ...... aleyhine 8.933,00 USD bono, 37,26 USD 30/11/2014-25/02/2015 işlemiş faiz, 26,80 USD komisyon olmak üzere toplam 8.997,06 USD üzerinden takip başlatıldığı anlaşıldı.
Menfi tespit talebine konu senedin incelenmesinde davalının senette lehtar olarak yer aldığı, senedin keşidecisinin ..... olduğu, senet bedelinini 8.933,00 USD olduğu, vadesinini 30.11.2014 olduğu, davacının senette aval veren/kefil olarak yer aldığı, senette şekil şartlarına ilişkin herhangi bir eksiklik bulunmadığı görülmüştür.
İmza incelemesi yapılması hususunda dosyanın ATK Fizik İhtisas Dairesine sevkine karar verilmiş olup, ATK Fizik İhtisas Dairesi 05/02/2024 tarih ve ...... nolu raporda özetle; .......'e ait mukayese yazı/imzalarını içerir.
Bila tarihli, imza kartonu, Bila tarihli, bankacılık işlemleri sözleşmesi, 30/07/2007 tarihli, ...... bireysel müşteri sözleşmesi, 14/01/2015 düzenlenme tarihli, ..... yevmiye numaralı vekaletname, Bila tarihli, 5510 sayılı kanunun 8. maddesine istinaden alınması zorunlu bilgiler başlıklı belge, Bila tarihli, Oyak bank müşteri bilgi formu, 25/12/1996 tarihli, işe başlama bırakma bildirimi, 22/05/2002 tarihli, tutanak, Değişik ve bila tarihli dilekçeler, 01/07/1995 tarihli, kira kontratosu, 30/06/1995 tarihli, yoklama fişi, 03/07/1995 tarihli, işe başlama bırakma bildirimi, 22/06/1995 düzenlenme tarihli,
..... yevmiye numaralı imza beyannamesi, ....... adına düzenlenmiş kimlik kartı fotokopisi, Bila tarihli, ...... bank imza kartonu fotokopisi, İstiktab Tutanakları incelendiği SONUÇ OLARAK: inceleme konusu bonoda ödeyecek bölümünde altta yer alan 2 adet imza ile ...... 'in mevcut mukayese imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte; söz konusu imzaların basit tersimli olması nedeniyle ....... 'in eli ürünü olup olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği bildirilmiştir.
Dosyanın İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvarına gönderilerek dava konusu bonodaki imzanın davacı tarafa ait olup olmadığının belirlenerek bu hususta rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş olup, İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nün 24/09/2024 tarih ve ....... sayılı raporunda özetle; inceleme konusu senedin ön yüzünde kefil hanesinde " ....... " adına atfen atılı bulunan imzalar ve ....... 'in mevcut mukayese belgelerinde atılı bulunan imzaları üzerinde yapılan incelemede;
söz konusu imzaların kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özelikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda, basit tersimli imzalar oldukları kanaatine varılmış olduğu, inceleme konusu senedin ön yüzünde kefil hanesinde " ...... " adına atfen atılı bulunan imzalar ile .......'in mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle, söz konusu imzaların ...... eli ürünü olup-olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Somut olayda davacı tarafın menfi tespit talebi yönünden iddiası; dava konusu takibe dayanak olan 30/11/2014 vade tarihli, 08/07/2014 keşide tarihli, 8.933 USD bedelli senette aval sıfatıyla yer alan imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).
Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (TTK m.702/2).
Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
Öte yandan takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir (HGK.’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı). Bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur. ( Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/24989 E.-2016/1769 K. )
Yapılan ATK ve Jandarma Kriminal incelemesi ile davacı adına atılı imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünden tespit yapılamadığı anlaşılmış ise de, az yukarıda alıntılanan Yargıtay kararında belirtildiği üzere bu halde ispat yükünün davalı alacaklıya ait olması, belirsizliğin davacı borçlu lehine yorumlanması gerektiği, davacının dava konusu takip ve bono sebebi ile borçlu olmadığının kabulü gerektiği sonucuna varıldığından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının kötüniyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede; davalıların senedi bilerek borçlunun zararına iktisap ettiğinin, başka bir söyleyişle kötüniyetli ve zararlandırma kastı ile iktisap ettiğinin mevcut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE
1-Davacının Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı takip dosyasına konu 08/07/2014 keşide tarihli 30/11/2014 vadeli 8.933 USD bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, belirtilen icra takibinin davacı yönünden İPTALİNE,
2-Kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE,
3-Alınması gereken 11.724,21 TL harçtan peşin alınan 2.931,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.793,15 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 3.110,96 TL ile ATK, tebligat ve posta masrafı 4.210,00 TL olmak üzere toplam 7.320,96 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024
Katip Hakim
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/318, K. 2024/1210, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama