KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2025
- Esas no
- 2024/661 Esas
- Karar no
- 2025/650
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/07/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/08/2025
Karar Metni
2.648 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan ticari ilişki gereği davalının müşterilerine otel hizmeti sağlandığı, iş bu
hizmete ilişkin faturaların kesildiği ancak bedellerinin ödenmediği, davalının 333.898,66 TL
borçlu olduğu, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası ile icra takibi
başlatıldığını, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız olduğunu, Bakırköy ..... İcra
Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamını,
takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dayanak gösterilen faturalar sebebi ile herhangi bir borçlarının olmadığını, taraflar arasındaki ihtilafa konu edilen faturaların hatalı ve gerçeğe aykırı düzenlendiğini, bahse konu bir kısım faturaların mükerrer olduğunu, diğer bir kısım faturalarda yer alan isimlerin
davalının müşterisi olmaması, yine bir kısım faturaların mutabık kalınan bedelden fazla
fiyatlandırılması ve bir kısım faturalarda ise hasta adı ve konaklama bilgilerinin yazılmaması gibi
tespitler üzerine davalı tarafından süresi içerisinde ilgili faturalara ilişkin iade faturaları
düzenlendiğini, bu nedenle davacının ödenmeyen bir fatura alacağı bulunmadığını, davanın
reddini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile yargılama harç ve
giderleri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 333.898,66-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında otel hizmeti sağlandığı ve bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği dayanmakta iken davalı taraf davacı ile aralarındaki ticari ilişkiyi inkar etmemekle birlikte faturaların içeriklerinin yanlış olarak düzenlendiği, mükerrer faturaların bulunduğu, iade faturalarının dikkate alınmadığını iddia etmektedir.
-Bu kapsamda davacı tarafın, ticari ilişki taraflarca inkar edilmediğinden, ticari ilişki kapsamında kapsamında faturaya konu hizmetin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir.
Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz.
Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan. Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir.
Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 01/02/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 11.04.2023 tarihli ve ..... sayısının 227 sayfasında davalı tarafın .....
Sağlık Turizmi Limited Şirketi olan unvanının ve tür/nevi şeklinin ...... Sağlık Turizmi Anonim Şirketi olarak değiştirildiğinin görüldüğü, takibe konu edilen cari hesaba ait davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılında 207 adet ve KDV dahil 3.190.725,73 TL tutarlı faturanın olduğu, iş bu faturaların 2023 yılı nisan ayına kadar ve 66 adet ile KDV dahil 838.323,78 TL olanın ..... Sağlık Turizmi Ltd.
Şti. adına, 2023 yılı mayıs ayından itibaren ve 141 adet ile KDV dahil 2.352.401,95 TL olanının .....
Sağlık Turizmi A.Ş. adına düzenlendiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, dosya muhteviyatına sunulan tarafların 2023 yılı BS-BA Formu beyanlarının adet ve tutar olarak karşılıklı şekilde birbirini teyit ettiği, takibe konu edilen cari hesaba ilişkin 2023 yılında davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 207 adet faturanın olduğu,
tarafların karşılıklı olarak 206 adet faturayı beyan ettiği, 1 adet faturanın beyan edilmediği, davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 12.07.2021 tarihli 10.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 29.12.2023-31.12.2023-01.01.2024-03.07.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 333.898,66 TL alacaklı olduğu, davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 12.07.2021 tarihli 10.000,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2023-01.01.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 310.421,38 TL borçlu olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 333.898,66 TL alacaklı olduğu,
davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 310.421,38 TL borçlu olduğu, taraflar arasında 23.477,28 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, davacı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak 1.145,27 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işlemlerinin tamamının davalı taraf lehine olduğu ve davacı tarafından davalı tarafın cari hesap alacağından da zaten düşüldüğü,
davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine tek taraflı olarak 38.579,72 TL tutarlı kayıt işlemi, davacı taraf lehine 13.957,04 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işlemlerinin birbiri arasında mahsubu sonucunda ortaya çıkan farkın 24.622,68 TL olarak davalı taraf lehine olduğu, davalı tarafın kendi lehine olan tek taraflı kayıt işlemlerinin davacı tarafa düzenlediği 2022 yılına ait 4 adet iade faturasından ibaret olduğu ve kayıt işlemlerinin davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,
davacı taraf lehine olan tek taraflı kayıt işlemlerinin davacı tarafın düzenlediği 2021-2022 yılına ait 3 adet satış faturasından ibaret olduğu, en nihayetinde davalı tarafın düzenlediği ve ticari defterlerinde tek taraflı olarak kayıt ettiği iade faturası kayıt işlemlerinin gerekçesine/içeriğine ait durumları ispat etmesi gerektiği, netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 333.898,66 TL tutarlı alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı,
takip tarihinden itibaren aylık %10 diğer faiz talebinin sayın mahkemenin talebine bırakıldığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyasının davalı tarafın mükerrer fatura iddiaları ve cari hesap mutabakatı yönünden teknik yönden inceleme yapılması amacıyla yeniden bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, kök rapora davacı tarafın itirazının bulunmaması, davalı tarafın bilirkişi deliline dayanmış olduğu da nazara alınarak bilirkişi ek rapor ücretinden davalı tarafın sorumlu olmasına karar verilmiş, kesin süre içerisinde ikmal edilmemesi halinde bilirkişi delilinden ve kök rapora itirazlarından vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiş, davalı tarafça eksik delil avansı ikmal edilmediğinden ek rapor incelemesi yapılamamıştır.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3.
Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir.
Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini kısmen doğruladığı, doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen cari hesap alacağının 310.421,38 TL'lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Buna göre dava konusu alacağın 310.421,38 TL TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir.
-Alınan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere her iki tarafın ticari defter kayıtlarında davalının davacıya 310.421,38 TL borçlu göründüğü görülmektedir.
-Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap ve fatura alacağının 310.421,38 TL'lik kısmının TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Fazlaya ilişkin 23.477,28 TL'lik talep yönünden, tarafların ticari defterleri arasındaki farklılıkların tarafların tek taraflı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı, tarafların ticari defterlerinde birbirini doğrulamayan kayıtların tarafların lehine ya da aleyhine delil teşkil etmeyeceği, işbu bedel yönünden davacı tarafça hizmetin yerine getirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belgenin ibraz edilmediği, tek taraflı kayıtların bakiye alacak isteminin varlığını ispata yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmakla, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davalı tarafça mükerrer fatura ve eksik hizmet ifası iddiasında bulunulmuş ise de davacı tarafça düzenlenen faturaların herhangi bir itirazi kayıt olmadan davalı tarafça ticari defterlere işlendiği, yukarıda yer verilen 310.421,38 TL bedel yönünden davalının ticari defter kayıtlarının aleyhe delil teşkil ettiği, yine davalının vergi dairesi kayıtlarının bu işlemleri doğruladığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki iddiaları Mahkememizce yerinde görülmemiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap, vergi dairesi ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip..... Hakim ...... · E-imzalıdır E-imzalıdır
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/661, K. 2025/650, 4 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama