KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2023
- Esas no
- 2023/626
- Karar no
- 2023/756
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 23/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/10/2023
Karar Metni
2.209 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 23/12/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; ... ve ...’nin kurucu ortakları ve ... şirketinin ortak kuruluşu olduğu ...'nin 03.03.2015 tarihinde tescil edildiğini ve ana sözleşmesi ... tarihli ve ... sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olduğunu, dört ortaklı olarak kurulan ve müvekkilleri harici ...un da halen ortak olarak bulunduğu Davalı Şirketin, ... ticaret sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı olduğunu,
davalı şirketin ana sözleşmede yazılı faaliyetlerini devam ettirmediğini ve faaliyetlerin devamı objektif olarak imkansız hale geldiğini, vergi dairesi tarafından Davalı Şirket’in terkini yapıldığını ve vergi kaydının silindiğini, davalı Şirketin, yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde varlığını sürdürdüğünü, şirket’in varlığının ve ortaklık ilişkisinin müvekkilleri bakımından çekilmez bir hal aldığını, Müvekkilleri ve diğer ortak arasında yaşanan iletişim kopukluğu nedeniyle Müvekkillerinin sahip oldukları paylardan doğan haklarını kullanamadığını ve ortaklık üzerinde iradelerine uygun olarak işlem yapamadığını,
Müvekkillerinin Davalı Şirket’in karar defterlerine hiçbir şekilde erişemediğini ve bu husus hakkında diğer ortaktan gerekli bilgiyi edinemediğini, dolayısıyla çözümsüz bir durum ortaya çıktığını ve Davalı Şirket’e ilişkin Müvekkilleri adına katlanılması mümkün olmayan bir durum ve çıkmaz yarattığını, bu durumun ortaklar arasındaki güven ilişkisini son derece zedelediğini ve ortaklığın devamını Müvekkilleri bakımından çekilmez bir hale getirdiğini, her şirketin kuruluş nedeni ve varlık amacının, ticari faaliyette bulunmak ve kar elde etmek olduğunu,
bu amacın fiilen veya hukuken ortadan kalkdığını ve şirketin bu amaca uygun hale gelmesinin somut şartlarda mümkün görülmüyorsa, şirketin varlığının devamının herhangi bir hukuki ve ekonomik yarar kalmamış demek olduğunu, Davalı şirketin bu nedenle de feshinin gerekli ve zorunlu olduğunu, davalı şirket’in genel kurullarının yapılamadığını ve yönetim organının bulunmadığını, bu nedenlerle davalı şirket’in feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili sunmuş olduğu 17/07/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle. Davalı şirketin sermayesinin 10 adet payının ...'ye 10 adet payının ...'ye, 80 adet payının ise .... ve 300 adet payının ise ...a ait olmak üzere sermayesinin toplamda 400 paya ayrıldığını, davacı tarafın ortaklar arasındaki güven ilişkinin zedelendiği ve ortaklığının devamının müvekkilleri bakımından çekilmez bir hale geldiği iddialarıyla huzurdaki davayı açtığını, TTK'nın 636.
Maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüm yollarının bulunup bulunmadığına dair ek rapor ya da oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasına karar verildiğine dair Yargıtay ....
Hukuk Dairesinin ... esas sayılı dosyasını emsal gösterdiğini, kanun maddesi ve emsal Yargıtay kararında açıkça belirtildiği üzere şirketin tasfiyesinden önce ortağın şirket ortaklığından çıkarılması gibi başkaca çözüm yollarının araştırılması gerekeceğinden bahisle şirkete ait başkaca çözüm yolları araştırılmadan şirketin feshi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK 636/3. maddesine dayalı açılmış haklı nedenle şirketin feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın 531'nci maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshi istemine ilişkindir.
Ticareti sicil gazetelerinden ve dosyada mübrez belgelerden, davacının,davalı şirkette pay sahibi olduğu ve bu hali ile dava açma hakkının bulunduğu anlaşılmıştır.
Limited şirketin infisah sebeplerinin nelerden ibaret olduğu TTK.m.636 da sayılmış bulunmaktadır. Bu maddenin birinci bendine göre, ana sözleşme ile şirketin infisah sebeplerini önceden kararlaştırmak mümkündür. Ortaklar, kanunda gösterilen sebepler dışında diğer infisah sebeplerini serbest iradeleriyle tespit edip bunları şirket sözleşmesine dercededebilirler.
Örneğin, ortaklardan birinin ölümü veya iflâsı yahut şirket müddetinin sona ermesi gibi sebepleri infisah sebebi olarak kabul edebilirler.
Bunun yanı sıra TTK.m.636/3 de “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir” hükmü getirilmiştir.
Haklı sebebe sonuç bağlanan hallerden bir tanesi de ortaklık sözleşmelerinde ortaklığın feshi ve yine buna bağlı olarak ortaklıktan çıkma-çıkarma halleridir.TTK'nın 636/3'ncü maddesinde düzenlenen fesih davasının tamel şartı,haklı sebebin olmasıdır.
Genel olarak söylenebilir ki, ilgili hükümlerde, haklı sebeple feshin yanında ortaklığın sona erme sebepleri şahsında doğan yahut feshi talep eden ortağın ortaklıktan çıkarılması kabul edildiği gibi (çıkarma), ortağın haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde şirketten çıkmasına da (çıkma) müsaade edildiği görülmektedir (Kollektif şirket için TK. 245, 255/1, 257, anonim şirket için TK. 531, limited şirket için TK.
636/3, 638/2, 639/2 b, 640/3; ayrıntılı bilgi için bkz. Nuri ERDEM, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 5 vd). TTK.' da limited ortaklığın, ortaklardan birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla sona erebileceği düzenlenmiştir. Keza, haklı sebeplerin varlığı halinde ortak, Mahkeme kararı ile limited ortaklıktan çıkma hakkına sahiptir.
TTK'nın 636/3'ncü maddesinde haklı sebepten bahsedilmesine rağmen,bu kavram tanımlanmamıştır.Bu nedenle belirsiz bir hukuki kavramla karşı karşıya bulunduğumuz söylenebilir.Her ne kadar limited ortaklığın feshi bakımından haklı sebep kavramı tanımlanmamışsa da,kollektif ortaklığın haklı sebeple feshini düzenleyen TTK'nın 245'nci maddesisinde hem haklı sebep kavramı tanımlanmış hem de örnekseme yoluyla hangi hallerin haklı sebep teşkil edeceği ifade edilmiştir.Bu düzenlemeye göre haklı sebep;ortaklığın kuruluşuna yol açan fiili ve kişisel sebeplerin ortaklığın işletme konusunu elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde
ortadan kalkmasıdır.Ancak doktrinde,TTK'da ve ETT'da yer alan bu tanımın başarılı olmadığı ve yanlış yorumlamalara neden olabileceği ifade edilmektedir.Doktrinde birbirine benzer şekilde haklı sebep kavramı tanımlanmaktadır.Bu yazarlardan Çamoğlu'na göre haklı sebep;hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde genel olarak denilebilir ki,ortaklığın devam etmesi,doğruluk ve güven kurallarına göre dava açan ortaktan beklenemiyorsa,haklı sebep gerçekleşmiştir.Elbette bu değerlendirmede davacı ortağın ortaklık ilişkisinin ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi hususundaki menfaatiyle ortaklık ilişkisinin aynen devam ettirilmesinde çıkarı olan kimselerin menfaatleri karşılaştırılmalı ve somut olayda hangi menfaat daha üstün geliyorsa ona göre karar verilmelidir.(Ydr....Dr.Ali Haydar Yıldırım,Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi,Bursa 2013,s.126-127)
Esasen haklı sebep, en geniş tarifiyle, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi, dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilecek hukuki olgudur.Haklı sebebin, genel manada, sürekli bir borç ilişkisine devam etmeyi dürüstlük kuralı gereği çekilmez hale getirdiği kabul edilebilen hukuki olgular olarak ifade edildiği göz önünde bulundurulacak olursa; ortaklıklar hukukunda haklı sebep tanımı yapılırken "çekilmezlik" olgusunun, yukarıda da belirtildiği gibi, "paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesini imkânsız yahut aşırı miktarda güçleştirecek biçimde ortadan kalkması" olarak somutlaştırıldığı söylenebilir. (ERDEM, s. 23 vd.).
Kanunda, sözü geçen maddede, haklı sebep örneklerine de yer verilmiştir.
Bir ortağın "şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi" gibi haller maddede sayılan haklı sebep örnekleridir.
Fakat bu sayılan haller, haklı sebep kavramının niteliği göz önünde bulundurulursa doğaldır ki sınırlayıcı değildir. Bu bakımdan somut uyuşmazlık kapsamındaki olguların yasada sayılanlara birebir ayniyetini aramamak gerekir.
Genel anlamda ortakların davranışları limited ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir (Baştuğ, s. 47).Yine, ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen,
ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir.(Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin 07/12/2015 gün ve 2014/15623 esas,2015/11122 karar sayılı ilamı) Özellikle somut uyuşmazlıktaki gibi az ortaklı limited şirketlerde kişisel bağların ve birlikte çalışma niyeti afectio societatis' in sıkılığı göz önünde bulundurulursa kişisel sebeplerin de kimi zaman birer haklı sebep teşkil edebileceği anlaşılacaktır.
Nitekim Yüksek Mahkemenin uygulamasında da pek çok çeşitli ve hatta kişisel sayılabilecek olgunun limited ortaklığın feshinde haklı sebep olarak yorumlandığı görülecektir. Örnek olarak, şirket mükellefiyetlerinin yerine getirilmemesi, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcuna aykırı hareketler, şirket defterlerinin düzgün tutulmaması gibi ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklar ve yakınlarına rencide edici sözler söylemek, haksız fiilde bulunmak (Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin, E. 1997/9084; K. 1997/8442, T. 21/11/1997 ) tutuklanma gibi sebeplerle ortaklık işlerinden uzak kalma ve boşanma (Yüksek Yargıtay 11'nci Hukuk Dairesi'nin E. 2003/3080, K. 2003/9839, T. 27/10/2003 ) gibi kişisel sebeplerin de uygulamada haklı sebep olarak nitelendirildiği görülmüştür.
Kişisel sebeplerin yanı sıra elbette nesnel sayılabilecek olgular da şirketin feshine yol açabilirler. Söz gelimi şirketin kar elde edemez hale gelmesi, uzun süredir gayrifaal olması da şirketin feshine sebebiyet verebilir.
Bu genel açıklamalar ışığında huzurdaki dava değerlendirilecek olursa: şirketin %100 üne sahip pay sahibi olan davacılar ile aynı zamanda şirket ortağı olan diğer ortağın bir araya gelerek uzun zamandan beri ortaklar kurulunu toplayamadıkları ve yaptırılan zabıta araştırmasına göre davalı şirketin tescilli adresinde faaliyet göstermediği,gibi vergi kaydının da işyerinde faal olmaması nedeniyle resen terkin edildiği,davalı şirketin gayri faal olduğu anlaşılmıştır.Şirketler kâr amacıyla kurulur.
Gayri faal olma durumunun süreklilik arzetmesi halinde, ekonomik amacını yitirdiğinin kabulü gerekir.(Yüksek Yargıtay 11 inci Hukuk Dairesi'nin 04/11/2013 gün ve 2013/2984 esas,2013/19604 karar sayılı ilamı) Somut olayda davalı şirketin uzun zamandan beri herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda şirket ortakları arasında ortaklık ilişkisini sürdürme iradesinin ve amacının ortadan kalktığı, şirketin hali hazırda gayri faal olduğunun polis tutanakları ve vergi kayıtları ile sabit olduğu, şirket sözleşmesinde yazılı olan amaç ve işletme konusunu gerçekleştirmesinin hemen hemen imkânsız hale geldiği,,buna göre şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Bu gibi durumlarda ortaklar arasındaki anlaşmazlıkları gidermek üzere şirketin feshedilmeksizin çözüm yolları getirmek üzere konuyu düzenleyen 6102 sayılı TTK. 636/3' te 6762 sayılı kanundan farklı olmak üzere ilave çözüm yollarına hükmedilmiştir. Hükmün ikinci cümlesinde mahkemeye ilave bir imkân getirilerek "Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir" şeklinde bir kural konulmuştur. Hüküm anonim ortaklığın haklı sebeple feshini düzenleyen TTK. 531' e paralel olduğundan bu hükümle ilgili kabul edilen esaslar limited ortaklıklar bakımından da tatbik edilebilir mahiyettedir.
Esasen hüküm ilave bir imkâna yer verdiği gibi, davaya bakan mahkemeye son çare niteliğinde fesih kararı vermezden evvel uygun çözüm yollarını inceleme mükellefiyeti de getirmektedir. Şöyle ki, fesih kararı verilmeden önce diğer çözümlerin, söz gelimi çıkmanın sonuç sağlayıp sağlamayacağı tartışılmalıdır. Zira bu yapılmadan feshe karar verilmesi bir bozma gerekçesidir (ERDEM, s. 223).
Bir hukuki ilişkinin haklı sebeple sona erdirilmesi, son çare olarak uygulanması gereken ve eğer taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümü başka bir yolla sağlanabiliyor ise ancak ondan sonra başvurulması gereken tali bir çözüm tarzıdır. Kaynak İsviçre Hukukunda da, ortaklığın haklı sebeple feshi davasının tali bir yol olduğu kabul edilir. Her ne kadar gerek TTK 531' in gerekse TTK. 636/3' ün lafzı öncelikle fesih yöntemini dile getiriyor ise de bu yanıltıcıdır.
Zira fesih, tali ve son çare "ultimo ratio" bir çözüm tarzıdır. Taliliğin genel olarak iki şekilde anlaşıldığı görülür. Bunlardan ilki, öncelikle diğer çözüm yollarına başvurulmuş olması gerektiği, diğeri ise, haklı sebeple fesih sebeplerinin diğer fesih sebepleri yoksa başvurulması gereken bir sebep olduğudur.
Ayrıca, bilimsel öğretide yeni kabul gören bir fikre göre, diğer tedbirlerin uygulanması ile olası bir aykırılık giderilebilecek ise haklı sebeple fesih talebinin kabul edilmesi doğru olmayacağı gibi verilecek hüküm yönünden de orantılılık ilkesi göz önünde bulundurularak uygun ve kabul edilebilir bir çözüme hükmedilebilecektir.Yine diğer uygun çözümler değerlendirilmeden feshe karar verilmesi de bir bozma sebebidir.Ancak somut olayda şirketin faal olmaması ve davalı şirketin işletme konusunun gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi hususları gözönüne alındığında davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki
gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/626, K. 2023/756, 14 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama