KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Mart 2024
- Esas no
- 2024/58 Esas
- Karar no
- 2024/326
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/01/2024
Karar Metni
1.107 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
K. YAZIM TARİHİ : 03/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 21/06/2023 günü saat 10:00’da İstanbul Bakırköy ... Mah. ... Sk. yolu üzerinde sürücü dava dışı ....’in sevk ve idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı .... plakalı araç, sağ ve sol şeritlerde araçların park etmiş olduğu ....
Sokak üzerinde bulunan otoparktan çıkış yapmakta ve sağ yöne dönüş yaparken, tali yoldan çıkışlarda ana yoldan geçiş yapan araçların önceliği olduğu kuralının kabulü ile, gerekli kontrolleri sağlamaksızın çıkış yaparak, o esnada aynı yol üzerinde ters istikamette seyretmekte olan, müvekkili şirket çalışanı olan sürücü ....... sevk ve idaresindeki müvekkili ... adına kayıtlı .... plakalı araca ön sol çaprazından çarptığını, kazanın oluşumunda dava dışı sürücü ...’in kusurlu hareketleri neden olduğunu, müvekkili şirkete ait ... plakalı araç, ...
Sigorta A.Ş. nezdinde ... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Sigortası) ile sigortalandığını, davalı ...'e ait ... plakalı araç ise, ...
Sigorta A.Ş. nezdinde .... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Sigortası) ile sigortalandığını, müvekkili şirkete ait araç, ticari işletmenin işleyişi maksadıyla kullanıldığını, 21/06/2023 tarihinde gerçekleşen kazada, davalı ...'e ait olan ve dava dışı sürücü .....'in sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araç şoförünün %100 kusurlu olması sebebiyle, müvekkili şirkete ait aracın hasar gördüğünü,
kaza sonrasında müvekkili şirkete ait olan ve ticari araç niteliğini haiz olan aracın maddi hasar alması ve tamir sürecinde aracın kullanılamaması nedeniyle müvekkili şirketin kazanç kaybına uğradığını, müvekkilinin uğramış olduğu kazanç kaybından davalının, araç işleten sıfatıyla, dava dışı sürücü ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, işbu kaza sebebi ile temlike konu araçta maddi hasar meydana gelmiş olup ortaya çıkan hasar sebebi ile müvekkiline ait plaka sayılı araç onarımda kaldığını, müvekkiline ait ticari aracın onarımda kalması hasebiyle müvekkilinin hali hazırda bulunan ticari işlerini tamamlayamadığını,
işlerin eksik kaldığını, aracın onarımı sonrasında iş yükü arttığını, bu süre içerisinde ticari işlevini yerine getiremediğinden kazanç kaybına ilişkin alacak oluştuğunu beyanla davanın kabülünü, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere, 21/06/2023 tarihinde davalının kusuru ile meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin uğradığı şimdilik 1.000,00 TL kazanç kaybı bedeli alacağının HMK md. 107'ye göre, kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek olan faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Her ne kadar iş bu dava ticari dava niteliği taşıdığından bahisle mahkememizde ikame olunmuş ise de ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Buna göre davalı tarafın "tacir" tanımına uymadığı, eldeki uyuşmazlığın da yukarıda tanımlanan "ticari dava " nitelik arz etmediği, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin değil Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevi hususunun HMK 114/1-c md de dava şartları arasında düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak görevi ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redde dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/58, K. 2024/326, 29 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama