KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2023/1121
- Karar no
- 2024/299
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 27/11/2023
- Karar yazım tarihi
- 19/03/2024
Karar Metni
1.262 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkil .... Sigorta A.Ş. tarafından ..... no'lu İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile 30.06.2022 - 30.06.2023 tarihleri arasında sigortalı bulunan ....'nın kiracı olarak faaliyet gösterdiği "... Mah. .....Sok. Bina No:9 D:Z1 Bağcılar, İstanbul" adresindeki işyeri, 23.08.2022 tarihinde, davalı / borçlu ....'ın faaliyet gösterdiği aynı binanın üst katında yer alan işyerinden sızan suların sirayeti nedeniyle hasara uğradığını, Müvekkil ....
Sigorta A.Ş., ekspertiz raporundaki tespitler uyarınca davaya konu olay nedeniyle 25.10.2022 tarihinde sigortalısına 149.669,34.-TL sigorta tazminatı ödemiştir. Müvekkil ... Sigorta A.Ş., TTK. Mad.
1472 ve TBK md. 183 gereğince ödemiş olduğu tazminat nedeniyle sigortalının haklarına halef olup alacağını temlik aldığından davalı/borçlu tarafın sorumluluğunu karşılayan 149.669,34TL sigorta tazminatı ve fer’ileri için davalı/borçluya rücu hakkı doğduğunu, ödenen 149.669,34TL sigorta tazminatı ve fer'ilerinin tazmin için Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ....
Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, % 20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücu sebeplerinin oluşmaması, müvekkilin kasti ve ağır kusuruyla hasarın oluşmasına sebebiyet vermemesi ve kusur oranlarının tam olarak bilinmemesi haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibine müvekkiller tarafından itiraz edildiğini belirterek, haksız ve kötü niyetle açılan huzurdaki davanın açıklanan sebeplerle reddini talep etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan Bakırköy ....İcra Dairesi ....Esas sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, .... karar sayılı ilamında; "Bilindiği üzere 22/03/1944 gün ve 37-9 sayılı Yargıtay İBK’na göre halefiyetle sigortacı tarafından açılan dava, sigortalı kimsenin sorumlu kişiye açtığı dava gibidir. Bir başka anlatımla sigortalı sorumlu kişiye hangi mahkemede dava açacaksa, sigortacı da o mahkemede açabilir. Diğer bir ifadeyle dava sigortalının hukukuna tabi olduğundan, sigortalı hangi mahkemede dava açacaksa halefi olan sigorta şirketi de o mahkemede dava açabilir." denmektedir.
Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü
cevabi yazısına göre davacı sigortalısının esnaf sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi"nin 2019/2552 esas, 2019/4093 karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir.
Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır.
Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır.
Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler,
ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." şeklindeki gerekçesinden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davacı sigortalısının faaliyetinin esnaf sınırının altında kaldığı, tacir vasfında olmadığı,
dolayısıyla sigortalının davasını asliye hukuk mahkemesinde açabileceği, davacı sigorta şirketinin de ilgili Bam kararına göre halefiyet davasını asliye hukuk mahkemesinde açabileceği, uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1121, K. 2024/299, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama