KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/996 Esas
- Karar no
- 2024/209
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 19/10/2023
- Karar yazım tarihi
- 20/02/2024
Karar Metni
858 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ödemenin rücuen tahsili amacıyla davalıya ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından takibe ve borca haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptaline, takibin devamına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
HÜKÜM
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 3. maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise, TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Ticari satım akdi, TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 15. maddesi uyarınca esnaf olma kriteri temel olarak ekonomik faaliyetin sermayeden fazla bedensel çalışmaya dayanması ve gelirin 11. maddede gösterilen kararnamedeki sınırı aşmaması olarak düzenlenmiştir. Bu durumda yasanın 15.maddesindeki kriter olarak geriye bedensel çalışmanın sermayenin önüne geçmesi hali önem taşımaktadır. Mevcut olayımızda gelen yazı cevabına göre davacının kazancının belirlenen sınırı aşmadığı bu sebeple tacir vasfında olmadığı anlaşılmıştır.
Sigortalının zararını poliçe kapsamında ödeyip ona halef olan sigorta şirketi zarar sorumlularına karşı akdi ya da kanundan doğan talep haklarını, halefiyet kuralı gereğince ileri sürebilir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir.
Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.(eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. TTK.'nın Başkası Lehine Sigorta başlığı altındaki 1454.
Maddesinde "1454- (1) Sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir." hükmü düzenlenmiştir.
Bu suretle sigortalının noterlik mesleğini icra eden .... olduğu, davacı sigortacının ödemeyi sigortalıya yaparak sigorta ettirenin değil sigortalının yerine geçtiği, sigortalının halefi olarak davalıya karşı hangi mahkemede açacaktıysa davacı sigortanında bu davayı o mahkemede açması gerekmektedir.
Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davacı sigorta şirketinin açmış olduğu rücu davasında dava dışı sigortalısının yerine geçtiği dava dışı sigortalı ...'ın tacir olmadığı, iş bu davada HMK 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı işbu rücuen tazminat davasında da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Bu halde uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/996, K. 2024/209, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama