KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/204
- Karar no
- 2024/1046
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/10/2023
- Karar yazım tarihi
- 12/11/2024
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekklinin cari hesap alacağının bulunduğunu belirterek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine, davalı tarafından sunulan haksız itirazın iptali ile borçlunun alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilerek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, müvekkili firmanın adresi Küçükçekmece/İstanbul olup davaya konu icra takibine 14.06.2023 tarihinde itiraz edilmiş olup, davaya konu takibe itiraz edilirken yetkiye de itiraz edildiğini, itirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde öncelikle icra dairesinin yetkisi araştırılması gerektiği, sunulan Hukuk Genel Kurulu .... E. .....
K. sayılı emsal kararına göre işbu davanın davaya konu icra müdürlüğünün yetkisizliği nedeniyle usulden reddi gerektiği, söz konusu faturaların müvekkiline ait olmadığı, faturada imzası bulunanların şirket çalışanı olmadıklarını, davaya konu siparişlerin müvekkili firmaya ait olmadığı, kötüniyetli 3. kişiler tarafından müvekkili firmanın ünvanının kullanıldığı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, alacağın tahsili için icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Davalı vekili tarafından icra dairesinin yetkisiz olduğu ve buna göre geçerli icra takibi bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkememizce "Davalı vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazını süresinde sunduğu, taraflar arasında ifa yeri olarak başkaca bir yer belirlenmediği, özel hükümlere göre de dava konusu itibariyle borçlunun yerleşim yeri olan Küçükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilmiştir.
Sözleşme ilişkisinin kabul edilmemesi, faturanın tek taraflı düzenlenebilir nitelikte olması nedeniyle TBK 89. maddesi hükümlerinin de uygulanamayacağı değerlendirilmiştir.
İtirazın iptali davasında yetkili icra dairesinde takip başlatılması özel bir dava şartı olup, tüm bu nedenlerle davacının yetkisiz icra dairesinden başlattığı ilamsız icra takibi usulsüz olduğundan ve ortada geçerli bir icra takibi mevcut olmadığından" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen işbu karar İBAM .... HD. .... Esas ve ... Karar sayılı ilamıyla "Akdi ilişkinin inkarı ve ispatlanamaması halinde TBK.nun 89 ve HMK.nun 10.maddelerinin uygulama olanağı ortadan kalkar ve davalının muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemelerinin /icra müdürlüğünün yetkili olduğu usul hükümleri gereğidir. Somut olayda, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinin varlığının davalı tarafça kabul edilmediği anlaşılmıştır.
Davalının itirazının mahiyetine göre taraflar arasında ticari bir ilişki bulunup bulunmadığının, davaya konu icra takibinin yetkili yerde yapılıp yapılmadığının değerlendirilebilmesi için davacının sunduğu belgelerin hukuki durumu araştırılmalıdır. Davacının ibraz edeceği/ettiği belgelerin sıhhati araştırılmadan takibin alacaklının yerleşim yerinde yapılıp yapılmadığı anlaşılamaz.
İcra dairesinin yetkisine yapılan itirazın mahkemece, HMK'nın 164. maddesine göre ön sorun şeklinde incelenmelidir. Davacı bir kısım faturalar, irsaliyeler, cari hesap ekstresi ve tarafların ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandığına göre irsaliyelerdeki teslim alan kişilerin davalı şirketin çalışanı olup olmadığı yönünde ilgili SGK.
Dan sorulup gelen cevabi yazı doğrultusunda duruma göre davalı şirket yetkilisi isticvap edilip beyanı alınıp, mal/hizmet alımına ilişkin davalı tarafın BA Formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüğünden getirtilip incelenmek suretiyle, bu belgelerin akdi bir ilişki sonucu düzenlenip düzenlenmediği araştırıldıktan ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra,
Mahkemece taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığına dair, yani teslim olgusunun varlığına ilişkin davacının delilleri değerlendirilip, teslim var ise TBK 89. madde uyarınca davacının ikametgahı icra müdürlüğünün yetkili olduğu kabul edilip, davalının icra müdürlüğünün yetkisine itirazı hususunun çözümlenmesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. ( Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2015/12892 Esas, 2016/6409 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)" gerekçesiyle kaldırılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturalar karşılığında davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Bakırköy .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 32.438,41 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, alacak miktarının 32.341,15 TL asıl alacak olduğu belirtilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda davalının kendisine verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı defterleri hükme esas alınmıştır.
Davacı defterlerinde kayıtlı olan faturalara göre 4 adet fatura karşılığı 32.341,15 TL alacaklı olarak gözüktüğü, davalı defterlerinde faturalar kayıtlı olmasa da davalı BA formunda takip dönemine ilişkin bir kısım fatura ve belgelerin kayıtlı olduğu, davalı BA formunda 12 adet belge olduğu ve 69.340,40 TL'lik alım yaptığı belli olup hizmetin alındığına dair de karine söz konusudur. Buna göre; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğundan TBK'nun 89. Maddesine göre icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
Teslimin gerçekletiğine yönelik araştırmada teslim alan .... 'ın davalı çalışanı olduğu tespit edilememişse de BA formuyla teslim ispatlandığına göre bu konuda başkaca araştırma yapılmamıştır. Davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. 2015/12329 Esas-2016/6138 Karar ve 2014/11846 Esas ve 15110 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.)
Davacı defterleri ile BA formunda belirtilen bedel birbiriyle uyumlu olmasa da 32.341,15 TL yönünden davacı defterlerine göre alacağın olduğu ve bu bedelin BA formunda belirtilen bedelden daha düşük olduğu, bu bedel yönünden iddianın ispatlandığı değerlendirilmekle davanın kısman kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 32.341,15 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip .... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/204, K. 2024/1046, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama