KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/207 Esas
- Karar no
- 2024/40
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 04/03/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/01/2024
Karar Metni
1.989 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
davacı vekili özetle; davacı ...'in sahibi(İşleteni), dava dışı ... 'in sürücüsü olduğu ve ... yönetimindeki aracın karıştığı kaza sonunda ... adlı bir kişinin yaralandığını ve aracının hasar gördüğünü, davalı ... şirketinin ise ... plakalı aracın sigortacısı olduğunu, kaza sebebi ile başvuran karşı kazalıya maddi tazminat ve eklerini ödediğini, davalı ... şirketinin 31/12/2022 tarihli ihtarname ile davacıya, aracın işleteni olması sebebi ile kazalıya ödenen tazminat,faiz ve eklerinden oluşan 569,407.04 yedi iş günü içinde ödenmesi ihtar edildiğini,
davalı ... talebini,KTK 95. Maddesi ve Trafik Sigorta Poliçesinin Genel Şartlar 4/C maddesine ( araç sürücüsünün kaza yerini terk etmesi) hukuki sebebine dayandırarak bu rücu sebebinin varlığını iddia iddia ettiğini, davalı ... ile yapılan şifahi (telefon)görüşmede talep edilen alacağın mutlaka ödenmesi gerektiğini aksi halde ihtarnamede belirtildiği şekilde hukuki takip ve dava yollarına başvurulacağının kendilerine bildirildiğini,
davalı ile arabuluculuk yolu ile uzlaşma ihtimaline karşı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ...numaralı dosyası üzerinden yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonunda anlaşma sağlanamadığını davalının davalıya borcu olmadığını, kazadan hemen sonra davadışı araç sürücüsünün, araçta kendisi ile beraber üç kişinin daha yaralanması sebebi ile ambulans ile hemen kaza yerine en yakın hastaneye kaldırıldığını ve ilk müdahalesinin yapıldığını,
sürücü ile birlikte yolculardan ... (kaza sebebi ile hastanede vefat etmiş) ve ...'in kazadan mütevellit intikal ve ilk tedavilerine dair tüm epikriz raporları ile ambulans kayıtları getirtilebileceğini ve gerekirse müdahale eden sağlık personeli ambulans görevlileri dinlenmesi gerektiğini, keza İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünden kazaya dair ambulans kayıtlarının da dosya arasına alınması gerektiğini, her ne kadar araç işleteni olan davacıya rücu etmiş ise de gerek mevzutta ve gerekse de hukuki uygulamada, kaza yerinin terk edilmesi yönünden sürücü ve işletenin hukuki sorumluğuna gidilmesi için,
Yargıtay kararlarına göre sürücünün olay yerini terk etmesinin tek başına kazayı kapsam dışı yapmayacağını, sigortacı, sürücünün alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde olduğunu, sürücünün olay yerinden uzaklaşarak şoför değişikliği yaptığını, sürücünün sırf olay yerini terk etmesi sebebiyle yaralıların sağlık durumunun ağırlaştığını veya maddi hasarın ağırlaştığı gibi sebepleri ortaya koymalı ve bunları mahkeme önünde ispatlaması gerektiğini, nitekim Yargıtay emsal uygulamada bu husustaki hukuki durumu yeknesak bir çerçeveye oturtarak ilkeleri belirlediğini,
trafik kazalarında olay yerini terk etmek bir kusur gibi yansıtılsa da yalnızca olay yerini terk etmiş olmanın kazayı sigortanın karşılamayacağı anlamına gelmediğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği halleri ... de düzenlediğini davalı ... şirketinin haksız bir şekilde davacıa ihtar göndermek ve borcun tahsili yönünde arabuluculuk aşamasında dahi ısrar etmek sureti ile borcu tahsile çalıştığını beyanla davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının asıl alacağın % 40'ı oranında inkar tazminatına mahkum edilmesine,
masraf ve yargı giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: mezkur davanın, davacı ... ile müvekkili olan ... arasında bir tüketici işlemi olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 2. maddesinde Kanun’un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklandığını, kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işleminin,
“Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlandığını, 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesinin görevli kılındığını,
Bunun yanında aynı kanunun 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğinin belirtildiğini, davalı şirket ile davacı arasındaki ilişkinin, 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığını, bu nedenle işbu davanın görülmesinde tüketici mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın dava şartı hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini,
davalı tarafından davacıya karşı başlatılmış herhangi bir icra takibi olmaksızın menfi tespit davası açıldığını, İstinaf ve Yargıtay'ın bu hususta emsal ilamları olduğunu, davalı şirket tarafından, davacı sigortalı ...'in maliki olduğu ... plakalı araç için, 26/08/2013 ile 26/08/2014 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... no.lu Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi tanzim edildiğini, ... İli, ... İlçesi, ...
Mah. ... saat...sıralarında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında Davacı ...'in maliki ve firari şahsın sürücüsü olduğu, ... plaka sayılı aracın karıştığı kazanın dava dışı... Ve ... 'ın sürekli sakat kalmasına sebebiyet verdiğini, bahsi geçen trafik kazasının oluş şekli ve kusur durumu hakkında olay yerinde polis memurlarınca tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağında "Kaza yerine gelindi.
Kazanın sürücüsü tespit edilemeyen sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla ... yan yol takiben ikitelli istikametine seyir halinde iken park yanına geldiğinde önünde seyreden ... plakalı çekiciyi sollamak için manevra yaptığı sırada aracının burun tampon kısmıyla karşı yönden gelen sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol ön burun tampon kısmıyla çarpması sonucu diğer ...plakalı araç çarpmanın etkisiyle savrularak sağ arka kısmının ... plakalı çekicinin ... plakalı dorsenin orta kısmındaki ayaklığa çarparak araç savrularak ters gidişe göre dönerek yaralamalı maddi hasarlı kaza meydana gelmiş olup,
Bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücü 2198 sayılı KTK'da yer alan sürücü kusurlarından 157 md. (a) bendinin kod (...) doğrultu değiştirme manevra yapma ve 56/1-A şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak kusurunu ihlal ettiği diğer ... plakalı araç sürücüsünün 52/1-a aracın hızını kavşaklara dönemeçlere girerken azaltmamak kusurunu ihlal ettiği görüş kanaatine varılmıştır." şeklinde olayın tespit edildiğini, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası 10/06/2016 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu'na göre: olayla ilgili olarak; "...Müşteki sanık sürücü ...'in asli kusurlu, Müşteki sanık sürücü ... 'nun kusursuz, Mağdur sürücü ...'ün kusursuz olduğu... " kanaatine varıldığını, izah edilen trafik kazası sebebiyle davalı şirket tarafından sigorta tazminatı ödemesi yapıldığını, aşağıda belirtillen yasal gerekçelere göre, davalı sigortacı şirketin, mezkur kaza nedeni ile ödemek zorunda kaldığı tazminat tutarını, rücu haklarının bulunduğunu, KTK 95/2.
Maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar ZMM Trafik Sigortası Genel Şartlarının B-4/f maddesinin açık şekilde ihlal edilmiş olduğu anlamına geldiğini, söz konusu yasal düzenlemeler çerçevesinde davalı Sigortacı Şirketin, ödemiş olduğu tazminat tutarları bakımından davacı ... rücu hakkı bulunduğunu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... E. ....
K., 20.05.2021 tarihli güncel içtihadı uyarınca özetle; "...Sigorta Genel şartları B.4-F bendin kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zararı ister bedensel zararlara neden olsun sürücünün olay yerini terk etmiş olması halinde 3. kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş olup bu durumda yeni ZMSS genel şartlarının B.4-F bendinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanması gerektiğinin kabulüyle tarafların dayandıkları tüm delillerin toplanıp gerekli inceleme araştırma ve değerlendirmenin yapılması gerektiği..." hususlarının belirtildiğini,
firar halinin sadece yaralanmalı trafik kazalarında rücu sebebi kabul eden yerel mahkeme kararını kaldırdığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin .... ve ....
Hukuk Dairelerinden de verilmiş benzer kararları dilekçeleri ekinde sunduklarını, söz konusu poliçe genel şartları uyarınca, tüm sorumluluğun sigorta ettiren konumundaki davacı borçluya ait olması karşısında, davalı sigortacı şirketin ödemiş olduğu tazminat bedelini davacı .... rücuen talep etme hakkına sahip bulunduğundan, müvekkil şirket tarafından, yukarıda belirtilen bu miktarın ödenmesi için rücu ihtarında bulunulduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davacı aleyhine henüz bir icra takibi başlatılmadığını,
icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması ve taraflar arasında belirlenebilir olması yanında ayrıca takibe itirazda borçlunun kötü niyetli olması gerektiğini, diğer bir ifade ile alacak miktarının, kusur durumu ve sorumluluk gibi hususlar taraflar arasında tartışmalı ise ve bunların belirlenmesi yargılamayı gerektiriyor ise mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, mevcut Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
İlçe emniyet müdürlüğünden celp edilen davacının sosyal ve mali durumunun tespitine ilişkin yazı cevabı, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası, davaya konu ... plakalı aracın trafik tescil kayıtları, ... no.lu Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava davacının sahibi olduğu, davalının sigortacısı olduğu ... plakalı sayılı aracın karıştığı kaza nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti, %40 inkar tazminatı talebinden ibarettir.
Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasını girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-c)
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. Maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK'da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK'nin 4/1 maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkmeleri görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, "Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" denilmek suretiyle, Tüketici Mahkemesi'nin görev alanının belirlenmesine esas olan tüketici işleminin tarifi yapılmıştır.
Somut olayda; davacının sahibi olduğu, ... plakalı araç ile ilgili olarak, taraflar arasında ... poliçe numarası ile Karayolları Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi mevcut olduğu, davalının, davacıya ait sigorta poliçesini düzenleyen şirket olduğu, davalının poliçeyle üstlendiği sorumluluk gereği dava dışı 3. kişilere yapılan ödeme ile ilgili olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitinin istenildiği, davaya konu istemin taraflar arasındaki trafik sigorta sözleşmesine dayandığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı sigortalı gerçek kişi tüketici konumunda olup, davalı ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiği anlaşılmakla davanın görev (usul) yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/207, K. 2024/40, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama