KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Esas no
- 2025/783 Esas
- Karar no
- 2025/745 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 15/09/2025
- Kararın yazıldığı tarih
- 02/10/2025
Karar Metni
1.981 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan yargılama sonunda,
TALEP
Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin, davalıya 02/05/2023 tarihinde ...... Plakalı ticari aracı sattığını, davalı tarafın, aracı satın aldıktan 5 gün sonra 07/05/2023 tarihinde %100 kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazası yapmış ve sürücünün olay yerini terk ettiğini, müvekkili şirketin aracın maliki iken araç için, ..... Sigorta AŞ.
Nezdinde ...... numaralı "Trafik Sigorta poliçesi" yaptığını, kazadan sonra ise ..... şirketinin, müvekkili aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı icra takibini başlatmış ve kazada hasar alan ..... Plakalı araç malikine ödediği hasar bedelini Sigorta şirketi olarak müvekkili şirketten talep etmiş olduğunu, taraflarınca borca itiraz edilmiş ve aracın kaza tarihinde .....'e satılmış olduğu bildirilerek noter satış sözleşmesi sunulmuş olduğunu, .....
Sigorta AŞ ile müvekkili arasında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ..... E. .....
K. Sayılı dosya üzerinden görülen itirazın iptali yargılamasında, taraflarınca her ne kadar aracı sattıkları ve kazanın satıştan sonra gerçekleştiği savunmasında bulunulmuş olsa da görülen yargılamada KTK Md.94/2 Gereği malik değişikliğinin sigorta şirketine bildirilmediği gerekçesiyle aleyhlerine karar verildiğini, müvekkili aleyhine görülen yargılamada dava araç maliki .....'e ihbar edilmesine rağmen davalının yargılamaya katılmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında rücu ilişkinin mevcut olduğunu, davalı aleyhine icra takibi başlatılıp, arabuluculuk aşamasının tamamlandığını beyan ederek,
fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalı borçlunun Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibinin devamına, davalı borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin, arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Gaziemir Vergi Dairesi, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, davacının sigortalısının ödediği bedelin tahsiline yönelik başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ..... Numaralı dosyasında 11/09/2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 107.446,61-TL toplam alacak yönünden 12/08/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 26/085/2025 tarihinde ödeme emrine, borca, faize, faiz oranına ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır.
Görev konusundaki uyuşmazlığın çözümü için; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. öncelikle başta TTK olmak üzere, 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Karar" ve VUK'un ilgili maddeleri uyarınca davacının tacir mi yoksa esnaf mı olduğunun belirlenmesi gerekir.
TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.
Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.
VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.
Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
2025 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri. İlave olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177’nci maddesinin birinci fıkrasında;"Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2.000.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2.800.000 TL) lirayı aşanlar.
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (990.000 TL) lirayı aşanlar;3.
1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2.000.000 TL) lirayı aşanlar;..." Denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2025 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan Nakdi limitlerin yarısı ( Fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 1.000.000,00 TL, Mal Satış Tutarı: 1.400.000,00 TL ),( Fıkra 3 - Satış Tutarı: 1.000.000,00 TL ) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır ( Gayri Safi İş Hasılatı : 990.000 TL ) şeklinde belirlenmiştir.
"...Davalının ticaret siciline kaydı veyahut vergi mükellefiyet kaydı olmaması , tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir.
DavaLının esnaf sayılabilmesi için kazanç unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında, işletme esasına göre defter tutan davalının ticaret sicil kaydı bulunmadığı gibi iş yerinin, TTK anlamında ticari işletme mahiyetinde olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmamakta olup, tacir sıfatını destekleyen yeterli delilin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca davalının VUK 177 maddesi gereğince faturanın düzenlediği yıl itibari ile gelirinin esnaflar için belirlenen sınırı aşmadığı, faaliyet konusu itibari ile iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayandığı kabul edilmektedir. Davalının tacir olarak kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bu durumda nisbi ticari dava niteliğinde olmayan davaya bakmak görevi İstanbul Anadolu ..... Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır..." T.C.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi, ..... Esas,..... Karar, 21/10/2024 Tarih.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir.
Dava, davacı tarafından davalıya 02/05/2023 tarihinde satılan ticari araç ile 07/05/2023 tarihinde davalı tarafın yapmış olduğu maddi hasarlı trafik kazası nedeni ile araç maliki olunmamasına rağmen sigortaya bildirim yapılmamasından ötürü sigortacının ödemiş olduğu bedelin davalıdan tahsili amacı ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Davacının ZMMS olmayıp, kendi ZMMS tarafından ödenen bedelin iadesini talep etmektedir.
Davacı araç satım sözleşmesini yapan eski malik, davalı ise kazayı yapan yeni maliktir. Dolayısıyla dava konusu itibari ile mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin her ne kadar davacı tüzel kişi tacir ise de, davalının gerçek kişi olması nedeni ile tacir araştırması yapılmıştır.
Dosya içerisine celp edilen Gaziemir Vergi Dairesi müdürlüğü kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı .....'in 02/05/2023 tarihinde "Kara Yolu ile Şehir İçi Yük Taşımacılığı" faaliyeti üzerine basit usulde vergilendirilen ticari kazancı sebebiyle mükellefiyetine başladığı,
01/01/2024 tarihi itibarıyla ise gerçek usulde ticari kazanç yönünden vergilendirilmeye başlandığı ve faaliyetine hâlen devam ettiği EVDB kayıtları tetkiki sonucunda, mükellef adına müdürlüklerine e-beyanname olarak 2024 dönemi Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 04-06/2025 dönemi Gelir Geçici Vergi Beyannamesinde işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 177.maddesinde ifade edilen "I1.Sınıf Tacir" kapsamına girdiği anlaşılmıştır.
Yazı cevabından anlaşıldığı üzere, davalının tacir kaydı olmayıp, işletme defteri tuttuğu, davalının beyannameler incelendiğinde, tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının VUK 177.madde 1 bent dahilinde belirlenen miktarların yarısını aşması gerektiği, ancak davalının ise bu tutarların yarısını aşmadığı , davalının tacir bulunmaması nedeniyle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi,
taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ..... · ¸e-imzalı · Hakim ..... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/783, K. 2025/745, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama