KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2017/869
- Karar No
- 2018/833
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2018
- Esas no
- 2017/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalılar
- 1-
Karar Metni
1.566 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
2- VEKİLİ : Av.
DAVA
Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ : 30/06/2017
KARAR TARİHİ : 06/06/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, davacı ... ...'in dava dışı ... Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'nde %20 pay sahibi olduğunu, davalılar ... ve ...'ın hukuka aykırı eylemlerle şirketi zarara uğrattıklarını, paydaş olan davacının da bundan dolaylı olarak etkilendiğini, TTK. gereğince limited şirket müdürlerinin sorumluluğunun anonim şirketlere atfen düzenlendiğini, müdürlerin şirkette organ niteliği bulunduğunu, yönetim sırasında yapmış oldukları işlemlerden dolayı şirketin, ortakların ve şirket alacaklılarının çıkarları üzerinde etkili olduklarını görev sırasında özen ve bağlılık yükümüne uygun hareket edilmesi gerektiğini, müdürlerin eylemlerinden doğan zararın şirket zararı olduğunu,
ancak ortaklar ve alacaklılar doğrudan zarar görmüşlerse onların da talep ve dava hakkı olduğunu, davalıların şirket mal varlığını kendi menfaatlerine ve şirket zararına kullandıklarını, iştigal konusuyla uyuşmayan yerlere bağış vermek suretiyle şirket varlıklarının azalmasına sebep olduklarını, şirketin banka ve finans kuruluşlarına borcu olmasına rağmen şirket paralarının ortaklara borç verilerek maddi külfete sebep olunduğunu, gerçekte şirketin ortaklara borç verecek durumda olmadığını, borçların nemalandırılması gerektiğini,
ayrıca uzun yıllardır kâr payı dağıtımı yapmayan şirketin 2.204.000 TL tutarında bir bedeli camiye bağışlamak suretiyle diğer paydaşı zarara uğrattıklarını, bağış yapılmak isteniyorsa kâr payı dağıtılarak herkesin kendi kâr payı ile bağış yapabileceğini, bağış işleminin özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu, şirkete ait bir taşınmazın yöneticilere ait başka bir şirkete aylık 5.310 TL bedelle kiraya verildiğini, buna karşılık davalılara ait başka bir taşınmazın şirkete 15.000 TL bedelle kiraya verilerek haksız kazanç elde edildiğini, şirketin kendi deposunu kullanmadığını ileri sürerek davalıların ...
Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne verdikleri zararın tespit edilerek şimdilik 30.000TL'den az olmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilecek paranın dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, müdürlerin 31/03/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında ibra edildiğini, ibra kararının halen geçerli olduğunu, bu sebeple hukuki sorumluluk davası açılamayacağını, tarafların ortak olduğu şirketin 1995 yılında aile şirketi olarak kurulduğunu, o dönemde davacının %10 hissesi bulunduğunu, ancak sahte imzalarla alınan bir karar sonucunda davacının %10 hisse daha elde ettiğini, kurucu ortaklardan %51 hisse sahibi olan ...'ın 2008 yılında vefat ettiğini, mirasçı olan davalıların paylarının bu sebeple arttığını,
şirketin kuruluşundan 22/08/2012 tarihine kadar geçen sürede şirketin davacı tarafından yönetildiğini, yapılan usulsüzlüklerin tespiti üzerine müdürlükten azledildiğini, müdürlüğe davalıların atandığını, şirkete zarar verildiği iddiaların gerçek dışı olduğunu, hizmetin özen ve bağlılık yükümlülüğüne uygun biçimde sürdürüldüğünü, aslen davacının şirkete zarar verildiğini, haksız biçimde bir çok dava açıldığını, bunlardan bir kısmının sürdüğünü, şirketin ekonomik zorunluluklarla kredi kullandığını,
ancak bankalardan nakit kredi kullanılmadığını daha çok vadelerin uzatılması yahut düşürülmesi amacıyla müşteri senetleri aracılığıyla kredi kullanıldığını, kullanılan kredilerden çok daha fazla alacak stoku bulunduğunu, şirketin kurulduğu günden bugüne ve davacının müdür olduğu dönemlerde de kâr payı dağıtılmadığını, ortakların maddi ihtiyaçları için ortaklara borç verildiğini, şirketin halen ortaklardan 4.273.791 TL alacağı bulunduğunu, diğer ortaklarla birlikte davacının da şirkete borçlu olduğunu, şirket ortaklarının alacaklarına faiz tahakkuk ettirildiğini,
şirketin katkılarıyla 2016 yılında inşa edilen bir caminin ... ilkçe müftülüğüne bağışlandığını, inşaat için toplam 2.203.815 TL harcandığını, bunun 773.578,24 TL'sinin ortaklardan ... ... tarafından karşılandığını, cami bağışı için tüm ortaklar tarafından alınmış yazılı bir karar olmamakla birlikte anne durumundaki ... ...'ın hayır yapma isteğine sözlü ve olumlu muvafakat verilerek bakiye bedelin şirket tarafından karşılanmasının kararlaştırıldığını, nitekim davacının müdür olduğu dönemde de ... ilçesinde 1.357.446,49 TL harcanarak ... - ...
İlköğretim Okulu inşa edilip bağışlandığını, bu bedelin 750.000TL'sinin merhum ...'ın vefatından sonra bankada kalan hesabından karşılandığını, o dönemde de yazılı karar alınmadığını, şirket tarafından ... firmasına kiralanan taşınmazın 3.482m2 büyüklüğünde ve 722m2 kapalı alana sahip olduğunu, tarafların ortağı olduğu şirkete kiralanan taşınmazın ise 5003m2 büyüklüğünde ve 2048m2 kapalı alana sahip olduğunu, kira bedellerinin rayiçlere uygun olduğunu, nitekim aynı yerde bulunan ve şirkete kiralanan yakın büyüklükteki bir taşınmazın kira bedelinin aylık 16.000 TL olduğunu,
kira ilişkisinden dolayı şirketin zararı bulunmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. Davayı açan kişi şirketin ortaklarından olup dolaylı zarar iddiası ileri sürmüştür. Yirmiden az ortak sayısına sahip şirkette yönetim yetkisi olmayan ortak durumundaki davacının taraf sıfatı vardır. Bu tür davalarda asıl zarar şirkete aittir. Ortaklar şirkete olan ortaklıkları sebebiyle dolaylı zarar gören konumundadır. O halde öncelikle müdür sıfatını taşıyan yönetici ortakların şirket idaresinde kasıtlı veya kusurlu eylemleriyle zarara neden olup olmadıkları araştırılmalı, varsa zarara karşılık gelecek tazminat şirkete ödenmelidir.
Davalı taraf müdürlerin son genel kurulda ibra edildiklerini, bu sebeple dava açılamayacağını ileri sürmüşse de bu savunmaya iki sebeple itibar edilmemiştir. Birincisi davalı müdürlerin ibrasına ilişkin genel kurul kararı aleyhine iptal davası açılmış ve Mahkememizin 2017/ E. Sayılı dosyası üzerinden görülen davada, toplam %52 paya sahip müdürlerin kendi ibralarında oy kullandıkları gerekçe gösterilerek ibra maddesinin yok hükmünde olduğu kararına varılmıştır.
Bu karar henüz kesinlenmemişse de kesinleşmesinin beklenmesinde gerek yoktur. Zira sorumluluk davasını engelleyecek bir ibradan söz edilmesi için sorumluluk doğuran olayın genel kurulda açıkça tartışılıp görüşülmesi gerekir. İbra, menfi borç ikrarıdır. İbranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi için ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılması ve sonunda yeterli nisapla ibra kararı alınması gerekir.
Bu aşamadan sonra müdürlerin yaptıkları iş ve eylemlerin şirketi zarara uğratıp uğratmadığının tartışılmasına geçilmiştir. Müsnet eylemlerden birisi şirkete ait bir yapının düşük bedelle kiraya verildiği, buna karşılık ortağa ait bir taşınmazın şirkete kiraya verilerek zarara neden olunduğu yolundadır. Toplanan deliller ve yapılan değerlendirme sonucu bu iddianın varit olmadığı sonucuna varılmıştır.
Şirketin kendi taşınmazı mevcutken mülkiyeti ortaklardan birine ait taşınmazın 15.000.TL bedelle şirkete kiraya verildiği doğrudur. Keza mülkiyeti şirkete ait taşınmazın da yine davalıların ortak olduğu ... Elektrik isimli başka bir şirkete 5.310.TL bedelle kiralandığı anlaşılmaktadır. Eğer bu iki kiralık yapı arasında özellik farkı yoksa, işlemin kaynak transferi sonucu doğurması mümkündür.
Ancak mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda her iki yapı arasında kullanım alanı farkı bulunduğu ve metrekare başına düşen kira bedelinin çok yakın olduğu açıklanmıştır. Birbirine yakın mesafedeki bu iki yapıdan, 5.310.TL'ye kiraya verilen birinin kira bedeli 7,35 TL/m2, 15.000.TL'ye kiralanan diğerinin kira bedeli 7,32 TL/m2'dir. Yani davalı müdürün aldığı birim başına kira bedeli şirketin ödediği kira bedelinden düşüktür.
Ortada şirket aleyhine zarar söz konusu değildir. Davalılar aleyhindeki diğer iddia şirketin faaliyet alanı dışında bir yere bağış yapıldığı iddiasıdır. Davalı tarafın da kabul ettiği üzere 2016 yılında bir cami inşaatına harcanan 2.203.815.TL'den 773.578,24.TL'si şirket kaynaklarından karşılanmıştır. Tarafların ortak olduğu şirket bir aile şirketidir. Dolayısıyla aile büyüklerinin isteklerinin yerine getirilmesi konusunda çocuklarının gayretli davranmaları gayet tabiidir.
Şirketin kurucusu ve ana sermayedarı olan baba ve annenin razı edilmesi, onların ömürlerinin sonu yaklaşırken ortaya koydukları hayır ve hasenat isteklerine karşı çıkılmaması ahlâkî bir ödevdir. Nitekim inşaa edilen cami için ortakların annesi olan ... ...'ın kendi malvarlığından çok daha büyük masraf yaptığı ortadadır. Annenin bazı masrafların şirketten karşılanmasını istemesi de olağandır.
Ani olmayan, zamana yayılı olan ve gizlenmesi kolay olmayan bu durumun tüm ortaklarca biliniyor olması gerekir. Bu bilme, genel kurullarda hesap sormaya dönüşmediğine göre zımni bir rızanın varlığından söz edilebilir. Kaldı ki davacı tarafın inkar etmediği bir olgu da, benzer bir işlemin davacının müdür olduğu dönemde yapılmış olmasıdır. Davacının müdür olduğu dönemde de bir ilkokul inşaatına masraf yapılmıştır.
Bu okulun masraflarından bir kısmı babanın mirasından, ama büyük kısmı şirket gelirlerinden karşılanmıştır. Ortakların zımnî rızasını gösteren bir olgu da o masraflar için davacının sorumlu tutulmamış olmasıdır.
Mahkememizin değerlendirmesine göre aile büyükleri adına yapılan bir hayrın şirket bünyesinden karşılanması ile ortakların anne veya babalarının hayrına kişisel katkıda bulunmaları arasında bir fark yoktur. Üstelik şirketlerin faaliyet alanı dışında kalan konularda dahi hayır yapmalarında veya sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunmalarında yasal engel yoktur. Bilakis yasalar bu hayır işlerini teşvik etmekte, vergi kolaylıkları sağlamaktadır. Kendi döneminde aynı işlemi yapan davacının bu kez yeni müdürlerin sorumlu olduğunu ileri sürmesi T.M.K. 2'nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralına aykırıdır. Davacının bu tutumu en hafif tabiriyle ayıp karşılanmalıdır.
Davalı müdürlerin şirketten borç alarak zarara neden olduğu iddiası da benzer biçimde değerlendirilmiştir. Şirketin uzun süredir benzer biçimde yönetildiği, davacının müdür olduğu dönemde de ortaklara borçlar verildiği, hatta dava açıldığı tarihte dahi davacının şirkete borçlu olduğu tartışmasızdır. Kimine az kimine çok borç verilmiş olması sonucu değiştirmez. Eğer davacı daha fazla borç istemiş de verilmemişse belki eşitliğe aykırı davranıştan söz edilebilir.
Ancak kâr payı dağıtmadığı anlaşılan şirketin, kişi ayırdetmeksizin tüm ortaklara borç vermesi kötü yönetim iddiasına temel olmaz. Elbette ortaklardan alacağın faizsiz değerlendirilmesi şirket zararına neden olabilir. Ancak ortaklar kârda ve zararda eşit oldukça sorun teşkil etmez. Davalı taraf alacaklara faiz uygulandığını da beyan etmiştir. Ancak yukarıdaki açıklama çerçevesinde bunun araştırılmasında yarar görülmemiştir.
Kendi döneminde de müdür olarak benzer uygulama yapan davacının bu iddiası da dürüstlük kuralına aykırıdır. Dava sürerken davalı taraf şirkete olan borçlarını ödediklerini ve cami inşaatına harcanan paranın vergi avantajı düşüldükten sonra kalan kısmının şirkete iade edildiğini beyan etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde hem şirketten borç alınması hem de cami inşaatına para harcanması konularındaki iddialar temelden haksız görüldüğünden bu hususun doğrulanmasında yarar görülmemiştir.
Başkan ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Katip ... · e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/869, K. 2018/833, 6 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama