KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Davacı
- Esas No
- 2018/774
- Karar No
- 2018/1644
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 31/05/2018
Karar Metni
1.157 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirketten bir kömür kazanı satın aldıklarını, sözleşmeye göre kömür yakma ünitesinin belli bir emisyon değerini karşılaması gerektiğini, montajı yapılarak teslim edilen yakma sisteminin sözleşmedeki ve Çevre Bakanlığının ön gördüğü emisyon değerlerini karşılamadığını, bu konuda birden fazla test ve ölçüm raporu alındığını, bir seferinde davalının da hazır bulunduğu ortamda ölçüm yapıldığını, bu ölçüm sırasında davalının hazır olmasını istediği ölçüm laboratuvarının da hazır bulunduğunu, testlerin olumsuz çıkması üzerine çekilen ihtarların sonuçsuz kaldığını,
işe devam edebilmek için kazanın değiştirilmesi gerektiğini, davalı tarafın bu talebi olumlu yanıt vermemesi üzerine yeni bir yakma sistemi almak zorunda kaldıklarını, davalıya malını teslim alması ve bedelini iade etmesi yolundaki ihtarlarının da sonuçsuz kalması üzerine satış bedeli için Bursa 14.İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız biçimde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, yakma sisteminin ayıplı olmadığını, gerekli emisyon değerlerini sağladığını, davacı tarafın doğalgaz kullanımını daha ekonomik bulduğu için kömür kazanını iade etmek için bu yola başvurduğunu, yakma ünitesinin İzmir'de teslim edildiğini bu sebeple İzmir İcra Dairesi ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yakma sisteminde uygun kömür kullanılmadığını, yakım işlerinin de usulüne uygun yapılmadığını, ayıp ihbarının zamanında yapılmadığını, sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğunu, daha önce yakma sistemi için servis hizmeti de verildiğini, aynı türden çok sayıda yakma ünitesinin sorunsuz çalıştığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava ilamsız takibe itirazın iptali davasıdır. İlamsız takibe dayanak yapılan alacağın eser sözleşmesi sebebiyle ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı sözleşmenin feshi ve bedel iadesine ilişkin olduğu ileri sürülmektedir. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf bir eser sözleşmesinin varlığını, bu sözleşme sebebiyle teslim aldığı malın ayıplı olduğunu, ayıp sebebiyle sözleşmenin feshi için gerekli şartların oluştuğunu ve malı kabule zorlanamayacağını ispat etmelidir.
Davalı tarafın cevapları nazara alındığında sözleşmenin varlığı ve malın teslim edildiği, bedelinin de davacı tarafından ödendiği ispat edilmiş ve uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmıştır. Artık eldeki davada malın ayıplı olup olmadığı, bu ayıbın gizli ayıp niteliği, ayıp ihbarının zamanında yapılıp yapılmadığı ve ayıp varsa bu ayıbın alıcı yönünden sözleşmeden dönmek için yeterli gerekçe teşkil edip etmediği tartışılmalıdır.
Bu arada sözleşmenin vasfı konusunda açıklama yapmakta yarar vardır. Mahkememizce hukuki ilişki eser sözleşmesi olarak tavsif edilmiştir. Ancak satış sözleşmesi olduğu yolunda görüş ve iddialar da mevcuttur. Elbette davacı - alıcı taraf için isteğe uygun bir kömür yakma ünitesi imal edilip teslim edilmişse de satıcı taraf bu türden malları birbirine çok benzer biçimde başka alıcılar için de imal edip satmaktadır.
Satıcının işyerinde imal edilip teslim edilen malın satış sözleşmesine konu olduğu ileri sürülebilir. Ancak malın sipariş üzerine üretildiği kabul edilirse eser sözleşmesi olduğunu kabul etmek daha makuldür. Nitekim sözleşmede dahi taraflar "yüklenici ve işveren" isimleri ile anılmıştır. Esasa tesir etmeyen bu hukuki tartışmanın uzatılması gereksiz görülmüştür. Zira hem eser sözleşmesinde hem de satış sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümleri mevcuttur.
Aradaki fark ayıp ihbarı ve zamanaşımı sürelerinden ibarettir. Dava hakkının zaman aşımına uğramadığı açık olduğuna göre esasın değerlendirilmesinde yarar vardır.
Öncelikle belirtelim ki uyuşmazlığı çözümü hukuki değerlendirmeye bağlıdır. Bu nedenle tarafların sunduklarından başka ilave delil toplanmasına gerek görülmemiştir. Davalı tarafın kömür yakma ünitesinin belli bir emisyon değerini tutturacak şekilde imal etmiş olması gerekir. Nitekim bu emisyon değerinin yakalanabilmesi için ne tür kömür kullanılması gerektiği sözleşmede açıkça yazılmıştır.
Davalının imalat ve montajını yaptığı yakma ünitesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen kriterleri sağlayacak ölçüde emisyon oranlarını yakalamadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yerinden sökülmüş bir ünite üzerinde keşif yapmanın yahut bilirkişi raporu almaya çalışmanın anlamı yoktur. Zaten emisyon ölçümlerini akredite kuruluşlar yapmalıdır ki dava öncesi dönemde alınmış birden fazla rapor vardır.
Yakma ünitesinin emisyon değerlerini yakalayamaması sebebiyle davacıya idari yaptırım uygulandığı, bunun üzerine davalıya haber verilerek yakma işleminin emisyon kriterlerine uyacak biçimde iyileştirilmesinin istendiği, davalı tarafın da bir takım işlemler yaptığı tartışmasızdır. Bu durumda ayıp ihbarının da süresinde yapıldığı kabul edilmelidir. Satış sözleşmesi de olsa eser sözleşmesi de olsa bu ayıp ilk muayene ile anlaşılamaz. Gizli ayıp niteliğindedir.
Davacı taraf yakma ünitesinin emisyon değerlerini karşılamadığını davalı tarafa da bildirmiş, her iki tarafın hazır olduğu hatta davalının kendi tercih ettiği bir kuruluş da dahil olmak üzere iki akredite kuruluş tarafından ölçüm yapıldığı, bu ölçümde de emisyon değerlerinin limitlerden yüksek çıktığı tartışmasızıdır. Artık davalı tarafın kömür kalitesine ve kömür ocağına ilişkin itirazları haklı sayılamaz. Sözleşmede açıkça yakıt türü belirlenmiştir. Pirinç kömür ve 5-10 mm ebadında 4.800 kcal/kg yıkanmış kömür kullanılmalıdır. Ortak ölçümdeki kömür vasfı buna uygundur. Artık kömürün o ocaktan veya bu ocaktan olup olmadığını tartışmak anlamsızdır.
Elbette kömür kalitesinin baca gazlarına etkisi vardır. Bu konu en temel fen bilgisi ile malumdur. Ancak davalının bunu öngörmesi ve yakıt cinsini daha açık bir biçimde sınırlandırması veya belirttiği yakıt cinsine göre emisyon oranlarını tutturacak önlemler alması gerekir. Sonradan ilave baca ve filtre sistemlerini satın alma tavsiyesinde bulunmak basiretli tacir davranışına uygun değildir. Bu işin uzmanı olduğunu iddia eden ve birçok kazan imal ettiğini söyleyen davalı taraf bu handikapları öngörmelidir.
Sonuç itibariyle davalının sattığı mal taahhüt ettiği kriterleri karşılamamaktadır. Makul süre içinde ayıp giderilememiş, davacı taraf doğalgazla çalışan yeni bir yakma ünitesi almak zorunda kalmıştır. Davalı taraf ihtara rağmen malı teslim de almamıştır. Malı bu haliyle teslime zorlanamayacak olan davacı tarafın mal bedelini isteme hakkı doğmuştur. Buna mukabil sözleşmeden dönme şartlarının bir yargılamayı gerektirdiği nazara alındığında, olayların gelişimine, özelliğine ve yorumlama biçimine göre farklı sonuçlara varılabilir. O halde davalı tarafın takibe itiraz etmesi doğal ve makuldür. Alacağın tahislini geciktirmeyi amaçlayan kötüniyetli bir itirazdan söz edilemez. Bu gerekçelerle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
Davacı taraf satış bedelinin ödeme tarihlerini esas alarak faiz talep etmişse de daha ancak takip tarihinden faiz talep edebilir. Zira malı iade için çektiği ihtar takipten sonra tebliğ edilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/774, K. 2018/1644, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama