KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/288
- Karar No
- 2018/1369
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
1.842 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Av. ... - DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 10/01/2011
KARAR TARİHİ : 24/10/2018
YAZIM TARİHİ : 12/11/2018
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile. Davalı kooperatif ile 1983 yılında imzalanan protokole göre, o tarihte kooperatife ait olan, Nilüfer ilçesi sınırları içerisinde yer alan 7061 ada, 1 parsel nolu taşınmazın bedelsiz olarak davacıya devrinin kabul edildiğini ve davacı tarafından protokole güvenilerek yüksek miktarlarda harcama yapılmak sureti ile taşınmaz üzerine santral binası inşa edilerek santralin monte edildiğini ancak taşınmaz üzerinde T.
Halk Bankası lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan taşınmazın davalıya devrinin sağlanamadığını, ipotek kaldırıldıktan sonra ise, tapuya başvurulduğunda davalı kooperatifin tapunun devrine ilişkin olarak 08/02/1994 tarihli genel kurulunda alınan karar da;
devrin hangi şartlarda yapılacağı belirlenmediğinden tapunun devredilemeyeceğinin ortaya çıktığını daha sonra ki günlerde yapılan toplantılarda ise kooperatifin gerekli kararı almayarak tapunun devrini sağlamadığını kurum çalışanları tarafından yapılan harici araştırmada kooperatifin anılan arsayı Nilüfer Belediyesine takas sureti ile devrettiğinin öğrenildiğini ve davacı kurumun taşınmazın kendisine devredileceği düşüncesi ile taşınmaz üzerine iyi niyetle çok büyük yatırımlar yaptığının bu nedenle de tapunun iptali ile kurum adına tescilini sağlamak amacı ile Nilüfer Belediyesi aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını yargılama
sonucunda taşınmazı devralan Nilüfer Belediyesinin iyi niyetli olduğu davacının ise yapılan protokol ve devir sözleşmesi gereği, iyi niyetli olduğu ve taşınmaz üzerine kurulu santralin başka yere devri için yapılacak masrafların taşınmaz değerinden çok fazla olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, taşınmazın Nilüfer Belediyesi adından iptali ile Türk Telekom A.Ş. adına tesciline birlikte ifa kuralı gereğince, 1.527.035,00 TL'nin Türk Telekom A.Ş'den alınarak Nilüfer Belediyesine verilmesine karar verildiğini kararın kesinleşmesini takiben bedelin ödendiğini,
protokol gereğini yerine getirmeyen davalının haksız eylemi nedeni ile müvekkilinin 1.527.035,00 TL zararına neden olduğunu belirterek ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren yürütülecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde. Hem davacı hem de davalı tarafın unvanlarının değiştiğini bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davalının ise statüsünü değiştirerek işletme kooperatifi halini aldığını, davanın muhatabı olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, esasa yönelik beyanlarında ise, protokolün dayanağı olan bir genel kurul kararı bulunmadığını oysa ki Koop.
K. 42/5'e göre bu tür kararlarda yetkinin genel kurula ait olduğunu protokolün geçerli olmadığını geçersiz bur protokole dayalı olarak hak talep edilemeyeceğini bağışlama taahhüdünün resmi şekilde yapılması gerektiğini, davacının 27 yıl süre ile taşınmazı hiçbir ücret ve kira ödemeden kullandığını, davalı kooperatif tarafından taşınmaz üzerinde lojman ve santral yapıldığını bu bina bedellerinin arsa bedelinden düşürülmesi gerektiğini,
yine davacı yanın zarara uğradığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu zira kendisine ait olmayan bir taşınmazın bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR
1983 tarihli protokol, 08/02/1994 tarihli genel kurul kararı, ihtarnameler, Bursa 4 AHM .................... E, .............. K. sayılı dosyası
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava taraflar arasındaki sözleşmeye (protokol) güven nedeni ile uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini talebine ilişkindir. Yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13 HD'nin , 23/01/2013 tarih ve 2012/6136-2013/1188 E/K sayılı ilamı ile;"...Her ne kadar mahkemece, davacının malvarlığında bir eksilme olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de.
1983 yılında Bursa PTT Başmüdürlüğü adına başmüdür ve müdür yardımcısı ile davalı Kooperatif adına yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı tarafından imzalanan protokole göre, davalıya ait arsadan 2.500.00.m2' lik bölümünün ayrılarak içine 3 adet lojman binasının davalı tarafından yapıldıktan sonra bunlarla birlikte ayrılan arsanın müstakil tapulu olarak hiçbir ücret alınmadan davacıya devredileceği ve karşılığında da bu arsa üzerine davacı tarafından santral binası yapılacağı, sanayi bölgesine telefon hattı çekilmesi, kooperatif üyelerine indirim sağlanması yönünde taahhütlerde bulunulduğu,
davalı tarafından belirlenen arsa üzerine lojman inşaatının yapıldığı, davacı tarafından da protokol yükümlülüğünün yerine getirdiği ancak davalının ayırdığı arsayı dava dışı Nilüfer Belediyesine takas suretiyle devrettiği ve davacı tarafından Belediye aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve dava sonucunda Belediyenin iyi niyetli olduğu ve üzerindeki taşınmazların bedelinin arsa bedelinden fazla olduğu gerekçesiyle arsa bedeli olan 1.527.035.00.TL' nın Belediyeye ödenmesi karşılığında arsanın tapusunun davacı adına tesciline karar verildiği ve kesinleşen mahkeme ilamı doğrultusunda 09.02.2010 tarihinde davacının parayı yatırdığı
dosya kapsamı ile sabittir. Resmi şekilde yapılmayan tapulu taşınmazın bağışına ilişkin sözleşme hukuken geçersizdir.
Geçersiz sözleşmeye dayanılarak iptal ve tescil istenemeyeceği gibi sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeni ile tazminatta istenemez ise de, mahkeme gerekçeli kararında da kabul edildiği ve davalı tarafından bu yönde temyiz olmaması nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak durumu oluştuğu üzere davalı kooperatifuzun yıllar protokoldeki taahhütlerini yerine getireceğine dair davacıda güven yaratmıştır.
Bu halde akdin şekil şartı ile geçersizliğini ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Ve davalı, protokole güven nedeniyle davacının uğradığı müspet zararı tazmin ile yükümlüdür.
Davalının imzaladığı protokol gereğince hiçbir bedel ödenmeksizin arsayı davacıya devretme yükümlülüğü altında iken davacı bu arsayı davalının takas suretiyle devrettiği dava dışı Nilüfer Belediyesine mahkeme ilamı doğrultusunda 1.527.035.00.TL arsa bedeli ödeyerek tapuda adına tescilini sağlayabilmiştir. Davacı, aralarındaki protokol hükümlerine göre ödediği bu bedel kadar zarara uğramıştır.
O halde Mahkemece, davacının mahkeme ilamı doğrultusunda arsa bedeli olarak dava dışı Belediyeye ödediği 1.527.035.00.TL' nın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." gerekçesiyle mahkememiz hükmü bozulmuş, Yargıtay 13 HD'nin, 24/10/2013 tarih ve 2013/12431 - 2013/26017 E/K sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay ilamının gerekçesi usul ve yasa hükümlerine uygun görülmediğinden, önceki hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08/03/2017 tarih ve 2017/12-629-2017/436 E/K sayılı ilamı ile "....I- Davalı tarafın temyiz istemi yönünden yapılan inceleme: Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, Mahkemenin ilk gerekçesinde sözleşmenin geçersizliğinin olayın oluş şekline göre davalı tarafça ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği yönündeki kabulünün, davalı tarafça gerekçenin düzeltilmesi yönünde temyiz edilmemiş olmasına rağmen, aynı yönde hüküm içeren direnme kararının bu gerekçe ile temyiz edilmesinde davalının hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Buna göre davalı vekilinin ilk kararda da aynen yer alan bir kabulü temyiz etmemiş iken direnme kararını bu yönden temyiz etmesinde hukuki yararının bulunduğundan söz edilemez.
Açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi gerekir.
II- Davacı tarafın temyiz istemi yönünden yapılan inceleme
Taraflar arasında 1983 tarihli adi yazılı protokolün imzalandığı, bu protokolle davalı Kooperatifin kendi taşınmazının bir bölümü üzerinde lojman inşa ederek davacıya teslim ve müstakil tapusunu devredeceğinin, karşılığında davacı tarafça davalı Kooperatifin istifade etmesi için santral binası yapılacağının, sanayi bölgesine telefon hattı çekileceğinin, kooperatif üyelerine indirim sağlanılacağının taahhüt edildiği, davacının bu protokolde yükümlendiği edimlerinin tümünü ifa ettiği, davalının ise davacıya teslim edilen binaların bulunduğu arazinin mülkiyetini devretmeyip, dava dışı Nilüfer Belediyesi adına takas suretiyle tescilini sağladığı çekişmesizdir.
Uyuşmazlığa konu istem taşınmaz satış sözleşmesine dayanmamaktadır. İstem, taraflar arasındaki inkâr edilmemiş ve neredeyse tüm hükümleri karşılıklı olarak ifa edilmekle dosya kapsamından anlaşılan oluşa göre geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceği hem mahkeme hem de Özel Dairenin kabulünde olan protokolde kendi edimlerini tümüyle ifa eden tarafın, karşı tarafın edimini ifa etmemesi nedeniyle protokolden beklediği faydayı elde edememesi sebebine dayalı olarak âkidinin sözleşmeye aykırılığından doğan zararın tazminine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında uyuşmazlığın geçersiz taşınmaz satış sözleşmesine dayalı olduğu, bu halde tarafların ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiklerinin iadesini isteyebileceği, dava konusu istemin ise bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından kabul görmemiştir.
Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay HGK'nun 2017/13-2380 esas -2017/1187 karar sayılı karar düzeltme kararıyla "...davacının dava dışı Nilüfer Belediyesine karşı açtığı davada imar uygulamasına gidilmesi nedeniyle 3.024,07 m2 olarak işlem gören bu arsanın tamamı için davacının 1.527.034,00 TL ödediği sabittir.Nevarki davalının sorumluluğu devri taahhüt edilen 2500 m2'lik arazi bedeli ile sınırlı olduğundan mahkemece bu miktara tekabül eden değerin araştırılarak tespit edilmesi ve neticesine göre hüküm kurulması gerekmektedir." gerekçesiyle karar düzeltme istemini kabul etmiştir.
Protokol tarihinden sonra davacı ve davalı tarafın unvanları değişmiş ise de tüzel kişiliklerinde bir değişiklik yaratmadığından davacının husumet ve dava ehliyeti itirazları yerinde değildir.
Dosyaya sunulan delillere göre; davacı (protokol düzenlenmesi tarihindeki adıyla) Bursa PTT Başmüdürlüğü adına başmüdür ve müdür yardımcısı ile davalı kooperatif (protokol düzenlenmesi tarihindeki adıyla) Bursa SS .... Sit. Yapı Koop. başkanlığı adına kooperatif yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısının imzaladıkları protokol ile " Davalı kooperatifçe PTT'nin uygun gördüğü yerde 2.500 m2' lik bir arsanın ayrılarak ebadını ve vasıflarını PTT'nin tayin ve tespit edeceği tipte otomatik santral montajına uygun içinde PTT hizmetlerini görecek kısımla birlikte 3 adet lojmanın da bulunacağı uygun evsaf ve kapasitede binanın inşa edilerek PTT'ye 2500 m2 arsa ile müstakil tapu olarak hiçbir ücret almadan devri" kararlaştırılmıştır.
Kooperatif tarafından lojman inşaatları da yapılmıştır. Davacı tarafından da protokolde belirtilen arsaya santral binası yapılarak santral monte edilmiştir.
Davalı kooperatif taşınmazın davacı adına tapuya tescili için gerekli olan prosedürü tamamlamayarak taşınmazın devrini gerçekleştirmemiş, daha sonra da taşınmazı takas sureti ile Nilüfer Belediyesi'ne devretmiştir.
Davacı Nilüfer Belediyesi adına tapunun iptali için dava açmış ancak, Bursa 4. AHM .................. E .............. K. Sayılı kararı ile tapunun Nilüfer Belediyesi adına olan kaydının iptaline davacı ... Telekom adına tesciline karar vermiş ancak, tapu devralınırken Nilüfer Belediyesinin iyi niyetli olduğu gerekçesi ile, birlikte ifa kuralı gereği arsa -zemin bedelinin Türk Telekom A.Ş tarafından Nilüfer Belediyesine ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı yan ödemeyi yapmış ve ödediği 1.527.035,00 TL'yi davalıdan talep etmektedir.
Davacının talebi,taşınmaz satım sözleşmesine dayanmamaktadır.Talep taraflar arasındaki inkar edilmemiş ve neredeyse tüm hükümleri karşılıklı olarak ifa edilmiş olmakla geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olan protokolde kendi edimlerini tümüyle ifa eden davacının,davalının edimlerini ifa etmemesi nedeniyle protokolden beklediği faydayı elde edememesi sebebine dayalı olarak sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın tazmini davasıdır.
Davalının imzaladığı protokol gereğince hiçbir bedel ödenmeksizin arsayı davacıya devretme yükümlülüğü altında iken davacı bu arsayı davalının takas suretiyle devrettiği dava dışı Nilüfer Belediyesine mahkeme ilamı doğrultusunda 1.527.035.00.TL arsa bedeli ödeyerek tapuda adına tescilini sağladığı, bu nedenle davacının aralarındaki protokol hükümlerine göre ödediği bu bedelden davalının sorumlu olduğu ve davacının dava dışı Nilüfer Belediyesinden protokolde kararlaştırılan miktardandaha fazla miktarda taşınmaz satın aldığından (1.527.035,00x2500/3054,07) şeklinde oranlamak suretiyle bulunan 1.249,999,18 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Açıklanan gerekçe ve dosyada toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/288, K. 2018/1369, 24 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama