KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2019
- T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/884 Esas - 2019/1296
- Esas no
- 2018/884 Esas
- Karar no
- 2019/1296
- Başkan
- .....
- Üye
- ......
- Üye
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ... İNEGÖL ORGANİZEY SANAYİ BÖLGESİ MÜDÜRLÜĞÜ
- Vekili
- Av..... - Uluyol Adliye Arkası Gül Sk. Gül İş Merkezi No:11K:2 Osmangazi Bursa Osmangazi/ BURSA
- Davalı
- UEDAŞ ULUDAĞ ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. - İzmir Yolu Merinos Kavşağı Osmangazi/ BURSA
- Vekili
- Av... - Kuruçeşme Mah. Altıparmak Cad. No:45 Derya Apt. D:3 Osmangazi/ BURSA
- İhbar olunanlar
- 1-... İLETİM A.Ş. -İnönü Bulvarı No:27 - Bahçelievler (06490) ANKARA
- Vekili
- Av. ....- Teiaş 2. İletim Tesis Ve İşletme Grup Müdürlüğü Sarı Cadde Organize Sanayi Bölgesi Nilüfer/Bursa Nilüfer/ BURSA
Karar Metni
1.746 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
2-... DAĞITIM A.Ş. -İnönü Bulvarı No: 27 Bahçelievler/ANKARA 3- ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU -Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi No:51 ANKARA DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 15/09/2014
KARAR TARİHİ : 25/09/2019
YAZIM TARİHİ : 25/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile; davacının, tüketici konumunda elektrik satımı ve dağıtımı yapan davalının sözleşmeli abonesi olduğunu, davalı ve dava dışı TEİAŞ'ın yasa hükümlerine göre lisansa tabi olarak faaliyet gösterildiğini, UEDAŞ'ın dağıtım, TEİAŞ'ın ise iletim hizmeti verdiğini ve bu hizmetlerine karşılık talep edebilecekleri dağıtım ve iletim sistemi kullanım bedellerinin EPDK tarafından belirlendiğini, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin 28.maddesine göre davalının dağıtım bedeli ile TEİAŞ adına sistem kullanım bedelini tahsil ettiğini, yine 28/1 maddesinde yansıtmanın nasıl olacağının belirlendiğini,
103 sayılı kurul kararına göre 01/04/2003-01/09/2006 döneminde mevzuata aykırı olarak iletim bedelini 1.200 TL/KWh yerine 4040 TL/KWh, 01/01/2004-01/09/2006 döneminde 3030 TL/KWh yerine 4040TL/KWh olarak keyfi iletim bedelinin tahsil edildiğini, bu hususun faturalar göründüğünü ancak 06/09/2011 tarihinde muttali olunduğu belirterek fazlaya dair dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davacı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde; öncelikle davanın husumet yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği, davalı şirketin 02/04/2004 tarihinde özelleştirme kapsamına alınarak 24/07/2006 tarihinde davalı şirkete devir edildiği, 01/09/2010 tarihinde özel şirket olarak hizmetlerine başladığı,
dava konusu bedeller uygulanırken UEDAŞ diye bir şirketin varlığının söz konusu olmadığını, Enerji İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 17/10/2005 tarih 2500 sayılı yazısında davacının beyanlarının aksine EPDK tarafından onaylanan dağıtım sistemi kullanım fiyatlarına, abonelere yansıtılmak üzere belirlenen iletim bedellerinin dahil olmadığının açıkça belirtildiğini, ayrıca TEİAŞ'a ödenecek olan iletim bedellerinin abonelere yansıtılacak birim iletim bedellerinin de ayrıca kurul onayına tabii olduğuna dair hiçbir hükmün bulunmadığını,
yönetmeliğin 28.maddesine göre TEİAŞ tarafından faturalarda elde edilen iletim bedellerine ilaveten iletim bedeli yansıtıldığını yine kurul tarafından alınan 31/12/2003 tarih, 272 sayılı karar ile Tedaş'ın dağıtım sistemi sistem kullanım fiyatlarını uygularken iletim tarifesinden gelen fiyat ödeme bildirimlerinde ayrıca yansıtılacağının karar alınacağı ayrıca ek maliyetinde bu bedele yansıtılacağının karar altına alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Davacı, davalının 01/04/2003–01/09/2006 döneminde iletim bedelini 1.200.00.-TL/ kwh yerine 4.040.00.- TL / kwh olarak, 01/01/2004 - 01/09/2006 döneminde iletim bedelini 3.030.00.- TL/ kwh yerine 4.040.00.- TL/kwh olarak tahsil ettiğini, fazla bedel alındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 10.000.00.-TL ve ödenen KDV'nin ödeme tarihinden avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın husumet nedeni ile reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, iletim bedelinin kurul onayına tabi olmadığını, ek maliyetin bedele yansıtılacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 395.621,80.-TL'nin 10.000,00.- TL'si için 30/09/2011 dava tarihinden, 385.621,80.-TL'si için 29/01/2015 ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş , hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir .
Yargıtay 3.HD'nin /02/04/2018 tarih ve 2016/8386 -2018/3327 E/K sayılı ilamı ile; "...HMK'nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur.
Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği;
ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir.
Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder.
Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.Somut olayda, davalı yan haksız tahsil edilen bir bedel olmadığını, dağıtım şirketleri tarafından uygulanan her türlü tarife ve bedellerin EPDK kararlarına dayandığını, davacı yan ise fatura bedelleri içine gizlenen iletim bedellerinin tüketim miktarına göre hesaplanması gerektiğini belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmişler, mahkemece tarafların itirazları aydınlatılmaksızın bilirkişi raporu dayanak alınarak hüküm oluşturulmuştur.
Bu durumda mahkemece, uzman bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mümkün olmaz ise başka bir bilirkişi kuruluna bilirkişi raporu hazırlatılarak itirazların gerekçeli olarak aydınlatılması, talep edilebilecek bedelin sözleşme hükümleri ve uyuşmazlık dönemine ilişkin tarifeleri belirleyen EPK kararlarına göre hesaplattırılması suretiyle, denetime elverişli bir rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, itirazlar karşılanmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden..." mahkememiz bozularak iade edilmiştir.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda, dosya öneki bilirkişi kuruluna tevdi edilerek,Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda denetime elverişli ve gerekçeli rapor hazırlanmasının ve itirazının gerekçeli olarak değerlendirilerek talep edilebilecek bedelin sözleşme hükümleri ve uyuşmazlık dönemine ilişkin tarifeleri belirleyen EPK kararlarına göre hesaplanarak ek rapor düzenlenmesi sağlanmıştır.
Alınan 20/05/2019 havale tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda; davacı tarafın , davalı tarafa fazla ödediği iletim bedelinin toplamda 594.738,29 TL ödemesi gerekirken davalı tarafın 2.318.464,88 TL iletim bedeli ödeme yaptığı, aradaki farkı olan ( 2.318.464,88 tL - 594.738,29 TL = 1.723.726,59 TL davalı tarafın fazla tahsilat yaptığı,davalı tarafın EPDK'nın onayladığı bedelden farklı tahsilat yapmasının mevzuata aykırı bir işlem olduğu,
davalı yanın haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil ettiği bedelin, davacı yanın talep ettiği döneme ilişkin olarak EPDK kararları da gözönünde tutulmak kaydıyla Trafo gücü MW bazında yeniden yapılan hesaplamaya göre toplamda 1.723.726,59 TL bedelin tarafların tacir olması sebebiyle fazla tahsilatların belirlenen ödeme miktarlarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans ile birlikte davacıya ödemesi gerektiği görüş ve kaanatinin bildirildiği görülmüştür.
Aldırılan bilirkişi raporu usul ve yasaya,dosya kapsamına ve yargıtay bozma ilamına uygun bulunduğundan hükme esas alınmıştır.
Davacı, 29/01/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 1.718.734.43.- TL ye yükseltmiştir.
Davalı ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Davacı vekili 24/02/2016 tarihli dilekçesi ile bilirkişi kurulundan belirlendiği 638.775,79 TL'den fazla olan 1.069.958,64 TL'yi atiye bıraktıklarını belirtmiştir.
Buna göre davacı ile davalı arasında 09/09/2004 tarihinde yapılmış abonelik sözleşmesi mevcuttur. Daha sonra TEDAŞ bünyesinde UEDAŞ'ın tüzel kişilik olarak kurulması üzerine abonelik ilişkinin UEDAŞ tarafından yürütüldüğü görülmüştür. UEDAŞ'ta özelleştirme kapsamında özel tüzel kişiliklere devir edilmiş ancak tüzel kişiliğinde değişiklik olmadan abonelik sözleşmesini devam ettirmektedir. Bu sebeple davalının husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı zaman aşımı itirazında da bulunmuştur.İstirdadı talep edilen alacak sözleşme ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Talep edilen dönemde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlüktedir. Bu kanunun 125. Maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Asıl talep için dava tarihi itibari ile 10 yıllık zaman aşımı süresi geçmemiştir.
Islah yönünden zamanaşımı süresi olarak ıslah tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürenin uygulanması gerekmektedir. Çünkü alacaklının her zaman ifasını isteyebileceği alacaklar doğar doğmaz muaccel olur. Davacı yapmış olduğu ödemenin iadesini istediğinden bu alacağı ödemenin yapıldığı tarihte muaccel olmaktadır. Bu sebeple ıslah tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürenin hesaplanması yapılarak bu süreyi aşan kısım yönünden ıslah talebi zaman aşımına uğramaktadır. Islah 29/01/2015 tarihinde yapıldığından 29/01/2005 tarihinden önceki talepler ıslah talebi yönünden zaman aşımına uğramıştır.
Bilirkişi raporunda tahsilat yapılan faturalar gösterilmiştir. Liste olarak gösterilen bu faturalardan 31/01/2015 tarihinden önce düzenlenen 7 adet fatura toplamı olan 672.211,00 TL yönünden asıl davada talep edilen 10.000 TL hariç ,672.201,00 TL zaman aşımına uğramıştır.
Islah ile talep edilen kısımdan 31/01/205 tarihli fatura ile devamı olan ve raporda liste halinde gösterilen 14 fatura bedeli toplamı 1.051.515,59 TL yönünden ise dava zaman aşımına uğramadığından kabulüne karar verilmiştir.
Davacı 24/02/2016 tarihli dilekçesi ile ıslah ile arttırdığı 1.069.958,64 TL yönünden talebini atiye bıraktığını belirtmiştir.Davanın geri alınması HMK. 123.maddesinde düzenlenmiştir. Talebin kısmen geri alınması da bu kapsamdadır. Bu maddeye göre talebin geri alınması davalının açık rızasına tabidir. Davalı tarafından açıkça rıza verilmediğinden davacının bu talebi kabul edilmemiştir. Bu nedenle davacının fazlaya dair istemleri isbat edilemediğinden reddine karar verilmiştir.
Davacı tahsil tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiştir.Alacak iddiası sözleşme ilişkisine dayanmaktadır. Sözleşme ilişkisinden kaynaklı alacaklarda ise; borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir.Ancak davacının davalıyı dava ve ıslah tarihlerinden önce temerrüde düşürdüğüne dair bir ihtarname veya belge sunulmamıştır.Bu sebeple asıl alacak yönünden dava tarihinden ıslah ile arttırılan alacak yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
Ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi için alacağın sebepsiz zenginleşmeden veya haksız fiilden doğmuş olması gerekir. Bu durumda ise uygulanacak zaman aşımı süresi ve başlama tarihleri değişecektir. Bu nedenle alacağın sözleşme ilişkisinden kaynaklanmış olması nedeni ile 10 yıllık zaman aşımı uygulanacak ve faize temerrüde düşürülme tarihinden itibaren hükmedilecektir.
Davalı ıslah ettiği miktar yönünden de ödeme tarihinden olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesini talep etmiş ise de; ıslah edilen miktar yönünden davalı önceden temerrüde düşürülmediğinden ıslah tarihinden faize hükmedilmiştir.
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/884, K. 2019/1296, 25 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama