İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1311 K.2023/1150

: 2- ... - Çobançeşme Mah. Kalender Sk. No:12 Yenibosna Bahçelievler/ İSTANBUL 3- ... GAZETECİLİK VE MATBAACILIK ANONİM ŞİRKETİ - . Çobançeşme Mah.Kalender Sok. No.12 Bahçelievler/İstanbul. Bahçelievler/ İSTANBUL

Esas2022/1311Karar2023/1150Tarih13 Aralık 2023Okuma15 dk · 3.015 kelime

KÜNYE

T.C. Bursa

Mercii
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar tarihi
13 Aralık 2023
T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/1311 Esas - 2023/1150
Esas no
2022/1311
Karar no
2023/1150
Başkan
,,,,
Üye
,,
Üye
,,,,,,
Katip
,,
Davacı
... ET ÜRÜNLERİ İNŞAAT GIDA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - . ... İsabey Mah. Demetevler Cad. No:80/2 Yıldırım/Bursa
Vekili
Av. ..... - [16309-03984-..] UETS
Davalılar
1- ... - Çobançeşme Mah. Kalender Sk. No:12 Yenibosna Bahçelievler/ İSTANBUL
Vekili
Av. ... - [16712-17273-...] UETS
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.015 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

: 2- ... - Çobançeşme Mah. Kalender Sk. No:12 Yenibosna Bahçelievler/ İSTANBUL 3- ... GAZETECİLİK VE MATBAACILIK ANONİM ŞİRKETİ - . Çobançeşme Mah.Kalender Sok. No.12 Bahçelievler/İstanbul. Bahçelievler/ İSTANBUL

VEKİLİ

Av. .. - [16828-28882-.....] UETS

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 18/02/2021

KARAR TARİHİ : 13/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2023

Öncesinde Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 esas 2021/94 sayılı görevsizlik kararı verilerek gönderilen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dosyanın öncesinde Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/106 Esas 2021/94 Sayılı gerekçeli kararı ile görevsizlikle gönderildiği, ... Gazetesinin 09.01.2021 tarihli nüshasında davalılardan ... tarafından kaleme alman "İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandali" başlıklı yazı ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, uğranılan manevi zararın giderilmesini talep ettiğini, yazıda, "...

Aslında olayın perde arkasında 2019 yılına ait büyük bir skandallar zinciri ve 100 milyon TL kamu zararı yatıyor. Et fiyatlarındaki fahiş fiyatlar sonrasında Tarım Orman Bakanlığı bu duruma müdahale etmişti.

Et ve Süt Kurumu tarafından piyasaya ucuz et vermek için karkas etler ithal edilmiş ve bu etler Bim, A101, Migros gibi marketlerde satılmaya başlandığını, fakat bu dağıtım sırasında Bursa merkezli ... firması hakkında şikayetler gelmeye başladığını, anlaşıldı. firma bakanlıktan dağıtılmak üzere kilosu 20 TL ye aldığı eti parçalayarak marketler yerine iç piyasaya 24 TL ye sattı. verdi, firma(davacı-müvekkil) karkas etleri kendisine saklayıp, BÎM, A101, Mîgros gibi marketlere inek eti verdiği, ucuza aldığı kaliteli etleri de daha yüksek fiyatla iç piyasaya satarak büyük bir kar elde etti.

Denetlenmeyen firma, şikayetler üzerine marketlerde inceleme yapıldı. Hakikaten de %20 kadarının inek eti olduğu anlaşıldı. Firmaya ceza kesildi. Fakat ne olduysa araya kim girdiyse aynı firmadan et alınmaya devam edildi. Üstelik bu kez 20, TL ye alınan etler 15,00 TL ye alınmaya başlandı.

Belli ki Bakan Pakdemirli firma sahiplerinin baskısına boyun eğerek olayın üstünü örtmeye çalışmış fakat hileli etleri vatandaş çoktan yemiş." Müvekkil şirket, sadece zincir marketlerin getirmiş olduğu etleri parçaya ayırıp paketlediğini, müvekkil şirket paketleme işini yapan 11 şirketten sadece biri olduğunu, ancak sadece ...

Et ürünleri A.Ş. asılsız habere konu olduğunu, Sadece A101 firmasının getirdiği karkas etler parçalanıp paketlendiğini, bu hizmetin karşılığı da Al01 firmasından alındığını, bu işlemler hem Al01 firmasının hem de bakanlığın resmi veteriner hekimleri gözetiminde yapıldığını, davacının yaptığı tek şey ücret karşılığında Al01 firmasının getirdiği etleri parçalamak ve paketlemek ve tekrar geri vermek olduğunu, davacının başka kişi veya kurumlarla ilgisi, dahi olmadığını, davacı bu asılsız ve dayanaksız haberi,

Halk Radyo Televizyon ve Yayıncılık A.Ş ( halk tv) de "Kayda Geçsin" programında ve Kültür Radyo ve Televizyon Yayıncılı A.Ş.(krt tv) "Akşam Haberleri" programında da dile getirdiğini, söz konusu yayınlar hakkında Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/466 D. iş ve 2021/468 D.

İş sayılı kararları ile taraflarına cevap ve düzeltme yayınlanmasına karar verildiğini, asılsız haber çok sayıda internet sitesi ve internet gazeteleri tarafından haber yapıldığını, Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/711 D. iş ve Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/800 D. iş sayılı kararları ile erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkil şirket, çok yüksek cirolarda, faaliyet alanında, Türkiye'nin ilk üç firması olduğunu, yüzlerce çalışanı bulunduğunu, medyada işlenen bu haber nedeniyle ticari itibarı, saygınlığı zedelendiğini, kişilik hakları ihlal edildiğini,

bu nedenlerle 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesi ile, Demokratik Hukuk Düzenlerinde Basın Özgürlüğünün kaynağını Anayasa oluşturmakta olduğunu, nitekim Anayasamızın 28. Maddesi ; “basın Hürdür,sansür edilemaz …” hükmünü ihtiva etmekte olduğunu, normatif dayanağını Anayasadan alan Basın Özgürlüğünün sınırlarını öğrenmek için YÜKSEK MAHKEMENİN İSTİKRAR bulmuş kararlarına bakmak gerekmekte olduğunu, Yargıtay 4. H.D 2005/10608 E ve 2005/10129 K sayılı kararında ; “……Dava , yayın yolu ile kişilik haklarının saldırıya uğradığı savına dayanmaktadır.

Diğer bir anlatımla dava,yapılan yayında yer alan açıklamaların kişilik değerlerine saldırı içerdiği ve böylece hukuka aykırı olduğu ileri sürüldüğünü, böyle bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerden farklı bir yöntemin izlenmesi ve ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması gerekmekte olduğunu, bunun nedeninin Anayasanın 28. maddesinde ki basının özgür olduğu güvencesine ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın yasasının 1. maddesinde ki düzenleme olduğunu, bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmekte olduğunu,

basına sağlanan güvencenin nedeninin toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi için olduğunu, bunun içinde kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklı olduğunu, başka bir anlatımla basının,olayları izleme ,araştırma,değerlendirme,yayma ve böylece kişileri bilgilendirme,öğretme ,aydınlatma,yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahip olduğunu, bunun içindir ki basının yayın yaparken,yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi,genel olaylarda ki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşıdığını,

işte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmesi gerektiğini, basın dışı bir olayda ki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda,basın yoluyla yapılan bir yayında ki olay hukuka aykırılık oluşturmayabileceğini, işte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmakta olduğunu, ne var ki basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü,tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmadığını,

bundan dolayıdır ki yayınlarda kişilik haklarına saygı göstermesi ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse M.K ‘nun 24 ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse M.K ‘nun 24 ve 25 maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluk ve gereklilik olduğunu, açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı üzere,basın özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği diğer bir anlatımla,

hukuk düzenince koruma altına alınan yararların birbirine karşı çatışma içinde bulundukları biçiminde bir görünümün var olduğu kanısı uyanmakta olduğunu, halbuki hukuk düzeninin,çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına almasının düşünülemeyeceğini, aksi halde hukukun kendisinin kendi kuralları ile çatışmış olacağını, aslında yapılan düzenlemenin hukukun diğer temel kavramları ile birlikte incelendiğinde iki yararın aynı anda ve aynı olayda birbiri ile çatışmadıklarını, somut olayda ki olgular itibari ile koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiğinin anlaşılacağını,

bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında,o olayda ve o an için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygunluğu kabul edileceğini, bunun için temel ölçüt kamu yararı olduğunu, diğer bir anlatımla yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılması gerektiğini, toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmaması gerektiğini, haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkının yer almadığını, gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının geçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını,

toplumsal ilginin varlığını konunun güncelliğini,ve haber verilirken öz biçim arasında ki dengeyi de koruması gerektiğini, bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturduğunu ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olduğunu, aksi bir yayının ise, gerek Anayasa ve Basın yasası ve gerekse basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmesi gerektiğini, yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapması gerektiğini, o an için o olay veya konu ile ilgili olan, görünen,

bilinen her şeyi araştırmak,incelemek ve olayları olduğu biçimi ile yayınlaması gerektiğini, bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basının ,somut gerçeği değil ,o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeyde ki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlaması gerektiğini, o anda ve görünür de var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmaması gerektiğini, basın özgürlüğünün sınırlarını, kamu yararı, güncellik

öz biçim dengesi ve görünürde ki gerçeklik oluşturmakta olduğunu, yüksek mahkemenin çizdiği bu ölçüler içinde dava konusu yazıya baktıkları zaman haberde davacıya yönelik bir hakaret olmadığı ve manevi tazminatı gerektiren bir durum da olmadığı açıkça görüleceğini, davacı tarafın istemiş olduğu 1.000.000.TL manevi tazminat istemi fahiş olduğunu, Yargıtay müstekar kararlarında manevi tazminatın zenginleşme ve fakirleşmeye yol açmaması gerektiğini açıkça belirttiğini, yazarın maaşla geçinen bir gazeteci ve ...

Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş nin bölgesel yayın yapan bir gazete olduğu, tirajı ve gelirleri göz önüne alındığında istenen miktarın astronomik olduğunun açıkça görüleceğini belirterek hukuki mesnetten yoksun mezkur davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar... ile ... Gazetecilik Matbaacılık A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle. Demokratik Hukuk Düzenlerinde Basın Özgürlüğünün kaynağını Anayasa oluşturmakta olup, nitekim Anayasamızın 28. Maddesi ; “basın Hürdür,sansür edilemaz …” hükmünü ihtiva etmekte, normatif dayanağını Anayasadan alan Basın Özgürlüğünün sınırlarını öğrenmek için YÜKSEK MAHKEMENİN İSTİKRAR bulmuş kararlarına bakmak gerekmekte olduğunu, basına sağlanan güvencenin nedeninin;

toplumun sağlıklı,mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi için olduğunu, bunun içinde kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklı olduğunu, diğer bir anlatımla basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme,yayma ve böylece kişileri bilgilendirme,öğretme ,aydınlatma,yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahip olduğunu, bunun içindir ki basının yayın yaparken,yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi,genel olaylarda ki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşıyacağını,

işte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmesi gerektiğini, basın dışı bir olayda ki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayında ki olay hukuka aykırılık oluşturmayabileceğini, işte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmakta olduğunu, ne var ki basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğünün tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmadığını,

bundan dolayıdır ki yayınlarda kişilik haklarına saygı göstermesi ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse M.K ‘nun 24 ve gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse M.K ‘nun 24 ve 25 maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluk ve gereklilik olduğunu, açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı üzere,

basın özgürlüğü ile kişilerin ,kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği diğer bir anlatımla ,hukuk düzenince koruma altına alınan yararların birbirine karşı çatışma içinde bulundukları biçiminde bir görünümün var olduğu kanısı uyanmakta olduğunu, halbuki hukuk düzeninin, çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına almasının düşünülemeyeceğini, aksi halde hukukun kendisinin kendi kuralları ile çatışmış olacağını, aslında yapılan düzenlemenin, hukukun diğer temel kavramları ile birlikte incelendiğinde iki yararın aynı anda ve aynı olayda birbiri ile çatışmadıklarını,

somut olayda ki olgular itibari ile koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiğinin anlaşılacağını, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın,daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında,o olayda ve o an için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygunluğu kabul edileceğini, bunun için temel ölçütün kamu yararı olduğunu, yayının salt toplumun yararı gözetilerek yapılması gerektiğini, toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkarın gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmaması gerektiğini, haberin olduğu biçimi ile verilmesi gerektiğini ve kişisel katkının yer almaması gerektiğini,

gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının geçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını konunun güncelliğini ve haber verilirken öz biçim arasında ki dengeyi de koruması gerektiğini, bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayının hukuka aykırılığı oluşturacağını ve böylece kişilik haklarının saldırıya uğramış olacağını, aksi bir yayının ise gerek Anayasa ve Basın yasası ve gerekse basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmesi gerektiğini,

yine basının objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapması gerektiğini, o an için o olay veya konu ile ilgili olan,görünen, bilinen her şeyi araştırmak,incelemek ve olayları olduğu biçimi ile yayınlaması gerektiğini, bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basının, somut gerçeği değil, o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeyde ki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlaması gerektiğini, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basının sorumlu tutulmaması gerektiğini,

yüksek mahkemenin çizdiği bu ölçüler içinde dava konusu yazıya baktıkları zaman haberde davacıya yönelik bir hakaret olmadığı ve manevi tazminatı gerektiren bir durum da olmadığının açıkça görüleceğini, yazar ...'in köşe yazısında Türkiye’de yurtdışından ithal edilen etlerin satılması ile ilgili bir yazı kaleme aldığını, bu yazıda kendisine iletilen şikayetleri kamuoyuna duyurduğunu, basının en önemli görevinin kamuoyunu aydınlatmak ve gündemden haber vermek olduğunu, yazıldığı sırada güncel olan bir durum söz konusu olduğunu, Yargıtay kriterlerinde belirtilen kamu yararının, özbiçim dengesi,

görünürdeki gerçeklik unsurlarının da yazıda tamamen mevcut olduğu, müvekkilinin yazmış olduğu konu davacı ile ilgili iddialardan ibaret olup; herhangi bir suçlama içermediğini, bu bilgiler ışığında müvekkilinin yazmış olduğu yazıda davacıya yönelik herhangi bir hakaret, manevi tazminatı gerektiren bir husus bulunmadığını, davacı tarafın istemiş olduğu 1.000.000.TL manevi tazminat isteminin fahiş olduğunu belirterek hukuki mesnetten yoksun mezkur Davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Dava;basın yolu ile hakaret sureti ile davacının kişilik haklarının zedelenip zedelenmediği, söz konusu haberin basın ve haber alma özgürlüğü sınırları içerisinde kalıp kalmadığı, tazminat verilmesi gerekli olduğu durumda ise tutarın neden ibaret olması gerekeceğine ilişkindir.

Mahkememizce davalı delilleri kapsamında Milli Gazete 03/01/2019 tarihli gazete nüshasının celbine, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak cevap dilekçesi ekinde görseli paylaşılan 28/12/2018 tarihli şikayet dilekçesi ve akıbeti ile sonrasında yapılan işlemler konusundaki tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenmesine karar verildiği, ...

Gazetesi, Milli Gazete, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne yazılan yazılara cevap verildiği, Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2021/468 D.iş Sayılı dosyası, Bursa 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2021/711 Ceza D.İş sayılı dosyası, Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2021/466 D.iş sayılı dosyalarının dosyamız içerisine geldiği,

Bursa 6. Sulh Ceza mahkemesine yazılan yazıya cevap verilmediği görülmekle yazılan yazının tekidine, davaya konu edilen basın yolu ile hakarete konu olduğu iddia edilen olaya ilişkin olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından davacı firmaya ceza kesilip kesilmediği konusunda bilgi ve belgelerin gönderilmesi için ilgili bakanlığa yazı yazılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan değerlendirmede; eldeki davada davacının davalı ... tarafından kaleme alınan ve diğer davalı ...

Gazetesi tarafından yayınlanan “İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandalı” başlıklı köşe yazısı sebebiyle kişilik haklarının zedelendiği iddiasıyla 1.000.000,00 -TL manevi tazminat talep edildiği, mahkememizce “Davaya konu edilen basın yolu ile hakarete konu olduğu iddia edilen olaya ilişkin olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından davacı firmaya ceza kesilip kesilmediği konusunda bilgi ve belgelerin gönderilmesi için ilgili bakanlığa yazı yazılmasına” karar verilmiş, davalı ...'in kaleme almış olduğu davaya konu olan yazının içeriğinde.

Et ve Süt Kurumu tarafından piyasaya ucuz et vermek için karkas etler ithal edildiği ve bu etlerin BİM, A101, MİGROS gibi markerlerde satılmaya başlandığı, fakat bu dağıtım sırasında Bursa merkezli ... firması hakkında şikayetler gelmeye başladığı, firma bakanlıktan dağıtılmak üzere kilosu 20 TL ye aldığı eti parçalayarak marketler yerine iç piyasaya 24 TL ye sattığı, firmanın karkas etleri kendine saklayıp BİM, A101, MİGROS gibi marketlere inek eti verdiği, ucuza aldığı kaliteli etleri de daha yüksek fiyatla iç piyasaya satarak büyük bir kar elde ettiği, denetlenmeyen firmanın, şikayetler üzerine marketlerde inceleme yapıldığı,

hakikatten de %20 kadarının inek eti olduğunun anlaşıldığı, firmaya ceza kesildiği, fakat ne olduysa araya kim girdiyse aynı firmadan et alınmaya devam edildiği, üstelik bu kez 20 TL ye alınan etlerin 15,00.-TL'ye alınmaya başladığını, belli ki Bakan Pakdemirli firma sahiplerimin baskısına boyun eğerek olayın üstünü örtmeye çalışmış, fakat hileli etleri vatandaş çoktan yemiş.” şeklinde olduğu anlaşılmıştır.

Öncelikle, temel hak ve özgürlüklerin "sınırsız" (mutlak) olduğunu kabul etmekle birlikte, günümüzde özgürlüğün sahibi olan bireyin tek başına değil, toplumun içinde yaşadığının kabulü gerekir. Bireylerin toplum halinde yaşama zorunluluğu dikkate alındığında, tüm bireylerin mümkün olduğunca özgür biçimde hareket etmesi ancak bununla birlikte belli bir düzenin, dirlik ve esenliğin sağlandığı ortamın oluşması gerekir.

Başkalarının özgürlüklerinin gözetilmediği ve kamu düzeninin sağlanmadığı bir ortamda karmaşanın ortaya çıkacağı açıktır. Özgürlük ve düzen bu bakımdan birbirini tamamlayan kavramlardır. Hiçbir temel hak uçsuz bucaksız anlamda sınırsız olmadığı gibi düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü de sınırsız değildir.

Özgürlüklerin objektif sınırları her bir özgürlük için farklı olmakla birlikte örneğin düşünce özgürlüğünün başkalarına açıkça hakaret etmeyi ve rencide edici sözleri bünyesinde barındırmadığı açıktır. Anayasa Mahkemesi de örnek kararlarında demokrasinin temel taşlarından biri olan düşünce ve ifade özgürlüğünün barışçıl şekilde açığa vurulmasının ve dış dünyaya ifade edilmesinin önemini vurgulamıştır.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün temel bir hak olarak Anayasa tarafından güvence altına alınarak kişilere tanınmış olması da ancak basın özgürlüğü ile desteklenmiş olması halinde gerçek anlamına kavuşacaktır. Basın özgürlüğü Anayasa'nın 28. Maddesinde "Basın hürdür sansür edilemez." şeklinde ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. Maddesinde "Basın özgürdür." denilerek güvence altına alınmıştır.

Üstelik Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1519E 2019/3205K sayılı örnek ilamında "AİHM’in yerleşik içtihatlarında, ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan bilgi ya da düşünceler için değil, ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğu ifade edilmekte, kamu yararı bakımından özel bir önem atfedilen basın özgürlüğünün ise bir derece abartıyı ve hatta tahriki bile sınırları kapsamına aldığı belirtilerek,

basının okuyucuların ilgisini çekebilme adına sansasyonel ve rahatsız edici ifadeler kullanarak haber yapabileceği ve basın yoluyla bu şekilde görüş açıklanabileceği kabul edilmektedir." şeklindeki ifadelerle basın özgürlüğünün bir miktar abartıyı dahi barındırabileceği belirtilmiştir. Bu sebeple tüm veriler ışığında davaya konu davalı ... tarafından kaleme alınan ve diğer davalı ...

Gazetesi tarafından yayınlanan “İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandalı” başlıklı köşe yazısında Anayasa'nın temel hak ve özgürlükler bölümünde yer alan ve gerekse de diğer kanunlarda yer alan kişilik haklarına aykırı, objektif bilgi vermenin ve eleştirmenin sınırı dışında, hakaret niteliğinde ya da yersiz, onur kırıcı söz ve deyimlerin kullanıldığına dair kanaat getirilmemiş olup aksi düşünülse dahi basın özgürlüğünün içinde bir derece abartıyı taşıyabileceği ve haberin de bu kapsamda değerlendirilebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 269,85.-TL harcın peşin alınan 17.077,50.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.807,65.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,

3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara VERİLMESİNE,

4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıran tarafa İADESİNE,

Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzünde, diğer davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Yargı yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/12/2023

Başkan .. · e-imza · Üye .. · e-imza · Üye ... · e-imza · Katip .. · e-imza

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1311, K. 2023/1150, 13 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Vekili
  4. Dava
  5. Dava Tarihi : 18/02/2021
  6. Karar Tarihi : 13/12/2023
  7. Gerekçeli Kararın
  8. Yazıldığı Tarih : 27/12/2023
  9. Gereği Düşünüldü
  10. Dava
  11. Cevap
  12. Kanıtların Değerlendirmesi Ve Hukuki Nitelendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/1311
Karar No
2023/1150
Tarih
13 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1316 K.2023/1825
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/1318 K.2023/1400
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/1322 K.2023/1399
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1324 K.2023/1294
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/1324 K.2023/1136
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/1325 K.2023/1410

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.