KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/627
- Karar No
- 2025/1365
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 06/06/2023
- Karar yazım tarihi
- Mahkememize açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.310 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Diyarbakır İli Bağlar İlçesi ...... sulu tarım işiyle uğraştığını, ağırlıklı olarak pamuk ve buğday ekimi yaptığını, bu kapsamda sulama kuyusuna ihtiyaç duyduğunu, davalı tarafın ise sondaj kuyu işleriyle uğraşan Dicle Elektrik adlı işletmenin sahibi olduğunu, müvekkili ile davalının .....tarihinde bir araya gelerek sondaj kuyusuna yönelik bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma kapsamında trafo, pano, dalgıç, pompa, kablo, kuyu kazımı, kılıf, kolon borusu, montalama, işçilik ve vinç bulunduğunu, sözleşme gereği sondaj kuyusu vurma işleminin anahtar teslimi yapılacağının kararlaştırıldığını,
işin bedelinin 1.025.000,00 TL olduğunu, ancak müvekkilinin kendi adına keşide ettiği .....bank .....Şubesinden verilme, .....keşide tarihli .....seri nolu ve 800.000,00 TL bedelli bir adet çeki davalıya sözleşme aşamasında teslim ettiğini, ekte sunmuş oldukları belgede çekin teslim edildiğine dair ibare de bulunduğunu, yine sözleşmede davalının işi yapmaması halinde davaya konu çekin geçersiz olacağına dair ibare de bulunduğunu, işin teslim tarihinin ise sözleşmede .....tarihi olarak geçtiğini, davalı tarafın davaya konu çeki teslim almasına rağmen sözleşmeye aykırı davranarak taahhüt ettiği hiçbir işi yerine getirmediğini,
işi yerine getirmediği gibi davaya konu çeki de haksız bir şekilde elinde tuttuğunu ileri sürerek davaya konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespite karar verilmesini istemiştir. yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında su kuyusu açılması ve işler halde teslim edilmesi amacıyla sözleşme imzalandığını, sözleşme bedeli 1.025.000,00 TL olup, davacı tarafından sözleşmenin akdedilmesi sırasında müvekkili lehine 800.000,00 TL çek keşide edildiğini, sözleşmenin müvekkilin bakım onarım formu defterinin .....numaralı yaprağına yazıldığını ve formun yapısı gereği 2 sayfa olduğunu, gölge nüsha ile ıslak imzalı nüshanın aynı olması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ıslak imzalı nüshada teslim tarihi .....olarak yazılı iken müvekkilde kalan gölge nüshada bu ibarenin yazılı olmadığı,
teslim tarihinin sonradan eklendiğini ve müvekkilin de herhangi bir paraf yada imzasının bulunmadığını, davacı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, sözleşmede yer alan edimlerin müvekkil tarafından eksiksiz bir şekilde ifa edildiğini, işin teslim tarihinin pamuk bitkisinin sulanmaya başlanacağı tarih olarak belirlendiğini, müvekkil tarafından da pamuk bitkisinin ilk sulanacağı tarihi olan Haziran ayının ikinci haftasından önce işin teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesi nedeni ile ödeme amacı ile verilen çek nedeni ile menfi tespit davasına ilişkindir.
Taraflar arasında sondaj kuyusunun yapılması, trafo, direk, seksonel, fincan, tel, prefador, pano, dalgıç-pompa, kablo, kuyu kazımı, kılıf, kolon borusu, mantolama, işçilik, vinç olacak şekilde anahtar teslim "sondaj kuyu vurma sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme bedelinin 1.025.000,00 TL olduğu ve söz konusu sözleşme için davacının davalıya dava konusu 800.000,00 TL bedelli çeki verdiği taraflar arasında ihtilafsızdır.
Davacı, davalının edimini yerine getirmediğini iddia etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, işin teslim tarihinin taraflarca belirlenmediğini, müvekkilinin, pamuk bitkisinin ilk sulanacağı tarih olan Haziran ayının ikinci haftasından önce işi teslim ettiğini iddia etmiştir.
Mahkememizce .....tarihinde mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmış, keşif sırasında davacı hazır bulunmuş, davacı, davalının edimini yerine getirmediğini, işin .....isimli üçüncü kişiye yaptırıldığını ileri sürmüştür. Davalı taraf, işi teslim ettiğini, 630 kilowatlık trafonun davacı tarafından 160 kilowatlık trafo ile değiştirildiğini ileri sürmüştür.
Davacı taraf dava dilekçesinde işin üçüncü kişiye yaptırıldığı iddiasında bulunmadığı gibi davalı taraf da cevap dilekçesinde trafonun davacı tarafça değiştirildiğini ileri sürmemiş, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı iddialara Mahkememizce itibar edilmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir. Nitekim.
Yargıtay (kapatılan) .....Hukuk Dairesinin istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak, sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, bu kez karine, üçüncü kişi yararına oluşmaktadır.
Elbette, her iki durumda da bu karinelerin aksini ileri süren tarafın, bu savunmasını kanıtlanması mümkündür. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme feshedilmeyip ayakta kaldığından bu sözleşme kapsamında yapılan işlerin tümüyle yüklenici (davalı) tarafından ifa edildiği karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini savunan davacı iş sahibinin, bu savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekir.
Davacı ise dava dilekçesinde böyle bir iddiada bulunmamış ve delil sunmamıştır. Her ne kadar davacı vekili .....tarihli dilekçesinin ekinde, işin .....isimli kişiye yaptırıldığına dair belge sunmuş ise de yasal süresinden sonra sunulan belgeye Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı taraf yemin deliline de dayanmamıştır.
Mahkememizce, bilirkişi heyeti ile keşif yapılmış ve keşif sonrası alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı tarafça yapılan işin eksik olduğu ve eksik iş bedelinin 498.397,81 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda ayıplı ifaya ilişkin tespitlerde de bulunulmuş ise de davacı tarafça ayıplı ifa nedeni ile açılmış bir tazminat davası olmadığı gibi zaten ayıp iddiasının ileri sürülmesi için öncelikle işin yapıldığının kabul edilmesi gerekir. Oysa davacı işin yapıldığını kabul etmemekte, eksik ifa iddiasına dayanmaktadır. Dolayısı ile Mahkememizce bilirkişi raporunda ayıplı ifaya ilişkin varılan değerlendirmeler hükme esas alınmamıştır.
Bilirkişi raporunda eksik iş bedelinin 498.397,81 TL olduğu tespit edilmiş olup, Mahkememizce dava konusu 800.000,00 TL'lik çekin, 498.397,81 TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı çeki üçüncü kişiye ciro etmiş, .....tarihli celsede zabta geçen beyanlardan anlaşıldığı üzere çeki bankaya ibraz eden .....aleyhinde Mahkememizin .....Esas sayılı istirdat davası açılmıştır. Söz konusu davada verilen görevsizlik kararının kaldırılması sonucu dava Mahkememizin .....Esas numarasını almıştır ve söz konusu dava derdesttir.
Davalı söz konusu 800.000,00 TL'lik çeki üçüncü kişiye ciro ederek, en geç çek tarihi olan .....tarihinde 800.000,00 TL tahsil etmiş yahut 800.000,00 TL karşılığı mal almıştır. Dolayısı davacının işbu davada davalıya olan menfi tespit davası, ıslaha gerek olmaksızın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüştür. Ancak davacı taraf, Mahkememize bu hususu açıkça bildirmemiş, istirdada dönüşen bedel için faiz talebinde bulunmamıştır.
İstirdat davasında faize hükmetmek için davacının faiz talebi gerekir. (Bu yönde Yargıtay (kapatılan) .....Hukuk Dairesi'nin .....Esas .....Karar sayılı içtihadı). Somut olayda ise bu yönde bir talep yoktur.
İzah edilen nedenlerle davacının davalıya 498.397,81 TL borçlu olmadığının tespitine, 498.397,81 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş ve mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/627, K. 2025/1365, 26 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama