KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/763
- Karar No
- 2026/257
- Karar tarihi
- 6 Mart 2026
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 10/04/2025
- Karar yazım tarihi
- Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
1.506 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı-borçlu aleyhine Diyarbakır İcra Dairesinde .....esas numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini ve ödeme emrine borçlu tarafından .....tarihinde itiraz edildiğini, borçlunun vaki itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, fatura bedelinin ödenmesi konusunda davalı şirket kısmi ödeme yaptığını, takip konusu bakiye alacağını ödemediğini, müvekkili şirket yetkililerinin ısrarlı ödeme taleplerine rağmen davalı şirketçe bakiye alacağın ödenmediğini, davalı-borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli bir itiraz olduğunu, alacaklının müvekkilinin mağduriyetine yönelik bir itiraz olduğunu,
bu nedenle davalı-borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, davalarının kabulünü, Diyarbakır İcra Müdürlüğünde derdest bulunan .....esas nolu icra dosyasındaki vaki itirazın iptalini, icra takibinin devamını, haksız ve kötü niyetli borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, mahkeme masraflarının ve ücreti vekaletin borçluya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; davalıya usulüne uygun tebligata rağmen, davaya cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER
Diyarbakır Defterdarlığından davacıya ait 2024 yılı BA/BS formları celp edilmiştir. Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişisinden bilirkişi raporu alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından faturaya dayanarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali davasıdır.
İİK 67/1.maddesine göre "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir."
İcra takibinin dayanağı fatura olmakla, faturanın delil olma kuvveti üzerinde durmak gerekir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu'nun 229.maddesinde fatura, "Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır.
TTK 21/1.maddesine göre "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir". TTK 21/2. maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır"
27.06.2003 Tarihli 2001/1 Esas 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda, 'fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Mahkememizce 26/11/2025 tarihli celsenin (5) numaralı ara kararı ile "davalıya, 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defter, kayıt ve belgelerini mahkememize sunması, çok hacimli ise incelemeye hazır olacak şekilde bulunduğu açık adresi ve bu adreste incelemeye sunacak kişinin isim ve telefon numarasını bildirmeleri için 2 haftalık kesin süre verilmesine,
aksi takdirde HMK'nın 140/5. ve 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile değiştirilen HMK'nın değişik 222. maddesi ile TTK'nın 83. maddesi gereği ticari defter, kayıt ve belgelerin ibrazından kaçınmış sayılacağının ve bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının huzurdaki ihtarına, bu hususta duruşmada hazır olmayan davalıya meşruhatlı davetiye tebliğine, ihtaratın duruşma tutanağının tebliği sureti ile yapılmış sayılmasına,
masrafının davacının gider avansından karşılanmasına" karar verilmiştir. Duruşma tutanağı davalının elektronik tebligat adresine .....tarihinde tebliğ edildiği halde davalı ticari defter, kayıt ve belgelerini mahkememize sunmamış yahut incelemeye hazır olduğu yeri bildirmemiş, ibrazdan kaçınmış sayılmıştır.
Mahkememizce davacının ticari defter ve belgeleri yönünden Mali Müşavir bilirkişisinden bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi .....tarihli raporunda özetle.
Davacının ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacının .....tarihli .....seri numaralı fatura ile davalıya toplamda 159.240,00 TL tutarındaki faturayı kesmiş olduğu, davacının kesmiş olduğu faturaya istinaden davalıya Diyarbakır İcra Dairesi .....esas sayılı dosyası ile 58.369,74 TL tutarlı takip başlattıklarını, davalı tarafın yasal süresinde takibe ve borç ve ferilerine itirazda bulunarak takibin durdurulduğunu, davacının 2024 yılında davalıya kesmiş olduğu l adet fatura ile 159.240,00 TL olan faturayı ticari defter kayıtlarında alıcılar hesabının 120.00 99 cari hesabında kayıt yaptıklarının tespit edildiğini,
davacının dava konusu olan fatura ilgili herhangi bir tahsilat kaydı yapılmadığını ve yıl sonu .....tarih ile 260 nolu yevmiye kapanış fişinde davalıdan 159.240,00 TL alacaklı olduğunun ticari kayıtlarında görüldüğünü, davacının 2024 yılı ticari defter kayıt incelemesi sonucuna göre davalıdan 159.240,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu kısmi ödemenin kayıtlarında olmadığını, davacının dava dilekçesinde ve takip konusu olan anapara ve işlenmiş faiziyle birlikte 58.369,74 TL talep ettikleri yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davaya konu alacak, davacının defterlerinde kayıtlı olup, davalı taraf, ihtara rağmen ticari defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığından davacının kanuna uygun tutulan ticari defterleri davacı lehine delil kabul edilerek karar verilmesi gerekir. Somut olayda davacının defter ve belgeleri ile alacak davacı lehine ispat edildiğinden, artık davalının takibe giren 52.840,00 TL asıl alacağı takip tarihinden önce ödediğini ispat etmesi gerekir. Ancak bu yönde bir savunma ve delil getirilmediğinden, davacının 52.840,00 TL icra takibi başlatmakta haklı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı, icra takibine geçerken fatura alacağına faiz işletmiş ve işlemiş faizi de dava konusu yapmış; icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delil sunmamıştır. Fatura tanzimi tek başına muhatabı temerrüde düşürmeye yeterli değildir.
6098 sayılı TBK’nun 117. maddesinin 1. bendine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya gönderilen temerrüt ihtarı olmadığı gibi taraflar arasında kesin vade de belirlenmemiştir.
Her ne kadar davacı vekili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesi uyarınca faizin işlediğini ileri sürmüş ise de bu maddedeki ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları ile ilgili olarak yer alan düzenlemenin 2. ve 4. bentlerinin ise ticari işletmeler arasında mal tedariki amacıyla yapılan işlemlerde uygulanması mümkün olup, taraflar arasındaki sözleşmenin mal tedarik ilişkisi olmaması nedeniyle somut olayda bu madde hükmünün uygulanması mümkün görülmemiştir.
(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/3266 E. 2018/4228 K, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2020/386 E. 2020/477 K., 2020/337 E. 2020/542 K., 2020/525 E. 2020/537 K., Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/289 E. 2017/1425 K).
Bu durumda yukarıda yer alan yasal düzenlemeler ve emsal kararlar gereğince davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmadığından davacının işlemiş faiz alacağına yönelik itirazı, mahkememizce haklı görülmemiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde takip konusu değerin %20'si oranında icra inkar tazminatı talep etmiştir.
İİK 67/1.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Davaya konu fatura likit olup, itirazın iptaline karar verilen 52.840,00 TL'nin takdiren % 20'si oranında (10.568,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
İzah edilen nedenlerle Mahkememizce davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/763, K. 2026/257, 6 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama