KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/913
- Karar No
- 2025/1217
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 11/07/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
- İddia ve talep
- —
Karar Metni
1.559 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil firmanın toptan ve perekende tekstil satışı yapmakta olduğunu, müvekkil, davalı firmaya da bu kapsamda muhtelif tarihlerde satışlar yaparak bu satışlarını faturalandırmış olduğunu, müvekkil tarafından yapılan bu hizmete karşılık davalı firmaya "..... nolu .....-Tarih ve KDV dahil 253.000,00TL bedelli E fatura ve dava konusu edilmeyen faturalar kesilmiş olduğunu, davalı firma tarafından söz konusu faturalara ve içeriğine herhangi bir itiraz da yapılmamış olduğunu, Davalı firma ile müvekkili şirket arasında yapılan ticari satış neticesinde, bakiye borç miktarı olan 253.000,00TL ödenmediğinden icra takibine konu edilmiş olduğunu,
davalı şirkete karşı başlatılan İstanbul .....İcra Dairesi .....E. sayılı takip dosyasına, davalı yanca önce haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak itiraz edilmiş olduğunu, bunun üzerine Dava şartı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de bir netice elde edilemediğini, her ne kadar İcra takibinde takip öncesi faiz talep edilmişse de, takip öncesi işleyen 8.151,45 TL takip öncesi faiz dava konusu yapılmadığını, ancak takip sonrasına ait faizin yasa gereği olduğunu, yapılan iş de ticari olduğundan ticari temerrüd faizin uygulanacağı uyuşmazlık dışı olduğunu,
izah edilen nedenlerle ve fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile, borçlunun takibe itirazının iptali ve 253.000.00 TL asıl alacağın ticari temerrüd faizi ile birlikte takibin devamına karar verilmesi, Likit borca rağmen takibin durmasına haksız yere sebep olan davalı aleyhine, asıl alacak üzerinden % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin (dava ve arabuluculuk vekalet ücreti dahil) davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil .....hiçbir şekilde davacıyı tanımamakta olduğunu, müvekkilin, davacı .....ile doğrudan herhangi bir ticari ilişkiye girmemiş, sözleşme akdetmemiş veya doğrudan mal/hizmet alımı yapmamış olduğunu, müvekkili ve davacı arasında herhangi bir arama veya mesajlaşma yoktur. müvekkiline ait HTS kayıtlarını (.....) talep etmesi halinde haklılığımız ortaya çıkacaktır.
Davacı tarafın müvekkile fatura kesmiş olması, doğrudan bir ticari ilişkinin veya borç sorumluluğunun varlığına karine teşkil etmediğini, ayrıca müvekkil ....., davacının belirttiği gibi Gaziantep'e hiç gitmediğini, bunlar müvekkil ve davacı taraf arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığının önemli bir göstergesidir.
Müvekkili ....., hakkında başlatılan icra takibine tamamen haklı ve hukuka uygun gerekçelerle itiraz etmiş olduğunu, zira, ortada müvekkil .....davacı .....doğrudan borçlu olmasını gerektirecek herhangi bir ticari işlem veya hizmet alımı söz konusu olmadığnı, müvekkili, borçlu olmadığını ve borcun aracısı .....vasıtasıyla zaten ödendiğini bildiğinden,
takibe itiraz etmiş olduğunu, icra takibine yapılan itiraz, borcun mevcut olmaması sebebiyle yapılmış olup, davacının iddia ettiği gibi haksız veya kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin amacı zaman kazanmak veya mal kaçırmak değil, hakkında haksız yere başlatılan bir takibe karşı hukuki yollarla kendini savunmak olduğunu, detaylı olarak anlattığımız üzere dava konusu olan faturalara konu edilen mallar, müvekkil .....tarafından doğrudan davacıdan alınmamış olduğunu, müvekkil, Müvekkil ile davacı arasındaki tek bağlantı, .....aracılığı olduğunu, müvekkil .....,
bahsi geçen tüm ticari işlemler için ödeme yükümlülüğünü doğrudan aracı .....eksiksiz olarak yerine getirmiş olduğunu, Müvekkilin .....yaptığı ödemelerin dekontları bu durumu ispatladığını, dolayısıyla, müvekkilin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olup hukuki dayanaktan yoksun, soyut beyan ve iddialarla açılmış olan iş bu haksız davanın reddini, müvekkil hakkında başlatılan takibin iptali ile işlemiş tüm faiz, icra ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini, haksız takip nedeniyle müvekkil lehine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tekstil ürünü satım sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye alacak istemine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği .....tarihinden sonra açıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkin olduğuDava, tekstil ürünü satım sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye alacak istemine ilişkindir.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle görevli mahkemenin belirlenmesi gerekir.
Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği .....tarihinden sonra açıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında istinaf mahkemeleri tarafından da res'en incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.
Nitekim, benzer uyuşmazlıkta, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .....tarih ve .....esas, .....karar sayılı ilamında, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı ve görevli mahkemenin tayininde tarafların tacir olup olmadığı araştırılarak uyuşmazlığın nispi ticari dava kapsamında olup olmadığı, bu kapsamda değerlendirme yapılarak görevli mahkemenin tayininin gerektiği belirtilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.
Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir.
Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca .....tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Somut olay hakkında yapılan değerlendirmede; eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, davalının sıfatı hakkında yapılan araştırma neticesinde;
-Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davalının Ticaret Sicilinde şahıs kaydı veya şirket ortaklığının bulunmadığı,
-Diyarbakır Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davalının işletme hesabı esası usulüne göre vergilendirildiği ve ekli belgelerden anlaşıldığı üzere davalının faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı görülmüştür.
Bu hususlara ilişkin yapılan araştırma neticesinde gelen yazı cevaplarından davalının ticari şirket kaydı ve ortaklığının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu ve faaliyetinin esnaflık sınırını aşmadığı bu nedenle tacir sayılamayacağı her ne kadar davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve tacir sayılacağı kabul edilse de davanın mutlak ticari dava olmadığı buna göre nisbi ticari dava yönünden her iki tarafın da tacir olması gerektiği gözetilerek davalının tacir sayılmaması ve uyuşmazlığın her iki tarafının ticari işletmesinden kaynaklanmadığının anlaşılmasına göre uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle Mahkememizin görevsizliği ile aşağıdaki şekilde hukum kurulmuştur.
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/913, K. 2025/1217, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama