KÜNYE
T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/975
- Karar No
- 2025/1219
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 23/07/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- —
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil şirketçe ..... sayılı Genişletilmiş Binek Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan .....plakalı araç .....-.....tarihleri arasında poliçede yer alan teminatlar kapsamında, poliçe limitleri miktarınca sigorta güvencesi altına alınmış olduğunu, işbu davaya konu kaza .....tarihinde, sigortalı aracın Fırat Bulvarı istikametinden Necmettin Erbakan Bulvarına dönüş yaptığı sırada orta refüjde bulunan .....numaralı aydınlatma direği ile .....numaralı aydınlatma direği arasındaki üzerinde numara belirtilmeyen aydınlatma direğinin aracın üzerine düşmesi sonucu gerçekleşmiş olup sigortalı araç maddi hasara uğramış olduğunu,
kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, olay yeri inceleme ve sürücü beyanı birlikte değerlendirildiğinde, kazanın meydana gelmesinde DEDAŞ'ın %100 kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, meydana gelen kaza sonucunda, .....sayılı Genişletilmiş Binek Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında müvekkil şirketçe .....hasar numaralı dosya açılmış olup dosya kapsamında gelen ekspertiz raporuna göre sigortalıya .....tarihinde 27.902,41-TL tutarında hasar tazminatı ödemesi yapılmış olup işbu tutarın 3.255,28-TL'lik kısmı ise tevkifat tutarından oluşmakta olduğunu,
yukarıda izah olunan 27.902,41-TL. hasar tazminatı ödemesinin rücuen tazmini amacıyla müvekkilinin ilk önce davalıya rücu mektubu gönderilmiş ancak davalı herhangi bir cevap vermemiş ve sonuç alınamamış olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmak için karşı taraf aleyhine icra takibi başlatmak zorunda kalmış olduğunu,
yukarıda izah edilen nedenlerle takip talebine kadar işlemiş 1.784,04-TL faiz ile birlikte toplamda 29.686,45-TL olan tutarın rücuen tazmini amacıyla davalı-borçlu aleyhine müvekkil şirket tarafından İstanbul Anadolu .....İcra Dairesi .....E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı-borçlu haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu, haksız ve kötü niyetli bir şekilde likit bir alacağı karşı yapılan itiraz sonucu %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak koşuluyla.
İstanbul Anadolu .....İcra Dairesi .....E. sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe davalının yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaliyle takibin devamını, davalı/borçlunun işbu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı, zararın müvekkiline ait nedenlerden ortaya çıktığını ve bu zararın meydana gelmesinde kendi kusuru olmadığını da ispat etmesi gerektiğini, olayın oluş şekline göre sürücünün olayın meydana gelmesinde ağır kusuru olduğunu, mahkeme tarafından nedensellik bağının kesilip kesilmediği konusunda bir araştırma yapılmalı ancak nedensellik bağı kesilmiyorsa işin esasına girilmesi gerektiğini, söz konusu dava konusu olay tutanaklarında, Sigorta Genel Şartlarında geçen “kasıt” ve “ağır kusur”dan söz edilmediği anlaşıldığı,
davacı sigortacı tarafından bilimsel olarak açıkça ispatlanamadığı sigorta şirketinin rücu hakkının koşullarının olayda gerçekleşmediği aşikar olup davacı tarafça müvekkil şirketin kusuru ispat edilemediğinin ortadadır. Kullanıcı zararının tazmini.
Kullanıcının kendi hatasından kaynaklanmaması kaydıyla kullanıcıya ait teçhizatta ortaya çıkan ve dağıtım şebekesinden kaynaklanan hasara ilişkin zararın tazmini için kullanıcı tarafından dağıtım şirketine zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 (on) iş günü içerisinde talepte bulunulabilir. hasar gören teçhizatın makul gerekçeler ile kısa sürede çalışır hale getirilmesi gerektiği durumlarda; kullanıcının bu yöndeki talebi üzerine, dağıtım şirketi tarafından inceleme ve değerlendirme hemen sonuçlandırılır ya da dağıtım şirketi tarafından kullanıcıya tamiri gerçekleştirmesine muvafakat ettiği servis/servisler bildirilir.
Ortaya çıkan tamir bedeli, değerlendirme süreci neticesinde başvurunun haklı bulunması durumunda dağıtım şirketi tarafından bu madde hükümleri çerçevesinde kullanıcıya ödenir. hasar gören teçhizatın tamir edilememesi durumunda dağıtım şirketi tarafından tespit edilecek/ettirilecek rayiç bedel veya dağıtım şirketinin uygun görmesi halinde kullanıcının talep ettiği bedel kullanıcıya ödenir.
Kullanıcı, zararının tazmini hususunda dağıtım şirketi tarafından yapılan işlemlere ilişkin şikâyetlerini Kuruma iletir. demek suretiyle yapılması gereken işlemi belirtmiştir. ancak dava dışı araç soförünün bu usule göre hareket etmediğinin ortada olduğu, yukarıda ayrıntılı olarak belirttiğimiz usul ve esasa ilişkin cevaplarımız doğrultusunda davacının haksız davasının reddine karar verilmesini, davacı tarafın icra inkar talebi de haksız olup reddini, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde düznelenen kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
.....tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde,"Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. Maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
Öte yandan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu hususa Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Somut olayda; davacı kasko sigorta şirketi, sigortalı araçta meydana gelen zarar nedeniyle kendi sigortalısına ödediği bedeli davalıdan kusuruna göre ve halefiyet ilkesi gereğince talep etmektedir. Davada, taraflardan biri tüketici olmadığı gibi, davacı sigorta şirketi ile davalı arasında sözleşme ilişkisi yani tüketici işlemi bulunduğundan da bahsedilemez. Davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı da gerçek kişi olup tacir değildir. Görev, kamu düzenine ilişkindir.
Bu nedenlerle, ticari dava niteliğinde bulunmayan, tüketici işleminden kaynaklanmayan haksız fiilden kaynaklı uyuşmazlığın halli için halefiyet ilkesine dayanılarak açılan davaya bakma görevi, genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmamıştır.(Bkz. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 29.05.2017 tarih ve 2014/24045 E., 2017/6035K., 26.12.2016 tarih ve 2016/7101E., 2016/11920K.)
Katip Hakim
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/975, K. 2025/1219, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama