İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/664 K.2024/531

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2022/664Karar2024/531Tarih9 Temmuz 2024Okuma17 dk · 3.497 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Esas No
2022/664
Karar No
2024/531
Karar tarihi
9 Temmuz 2024
Esas no
2022/773 Esas
Karar no
2024/513
Dava
Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı
Dava tarihi
15/11/2022
Karar tarihi
03/07/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.497 kelime·17 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... İstanbul’da 1999-2016 yılları arasında şirket pay sahibi ve yönetici pozisyonunda çalışmış olduğunu, 2016 yılından beri de davalı şirket ile adı ortaklık ilişkisi içinde bulunmakta olduğunu, Otel ... İstanbul; dava dışı ... Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 1999 - 2011 yılları arasında işletilmiş olup, müvekkil davacı ... da dava dışı ...

Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi ve yönetici sıfatıyla görev almış olduğunu, dava dışı ... Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ve davacı müvekkil ...'ın da ortağı bulunduğu ... A.Ş. 05.01.2011 tarihinde kurularak sicile tescil edilmiş ve 2011-2016 yılları arasında Otel ...'i işletmeye devam etmiş olduğunu, davacı ... 2011-2016 yıllarında da dava dışı ...

A.Ş.'de hissedar ve yönetici olarak görev almaya devam etmiş olduğunu, 2007 yılında ise Otel ...'in bulunduğu taşınmaz ... İnşaat Turizm Yatırım San. Ve Tic. A.Ş. satış suretiyle devralınmış olduğunu, ... İnşaat Turizm Yatırım San. Ve Tic. AŞ.

Sahibi ...’un davacıya, kendisinin vereceği destek ve yardımlar ile Otel ...'in işletilmesi amacıyla yeni bir şirket kuracağını ve davacının yeni kurulan bu şirkette %50 hissedar olacağını taahhüt etmiş ve davacının desteği ve itibarının yeni kurulan şirket için büyük önem arz ettiğini defalarca beyan etmiş olduğunu, davacının da, o dönemde İtibar ve güvenilirliğinden şüphe duymadığı ...'un bu teklifini kabul etmiş ve davali şirketin kuruluşunda önemli iş ve işlemlerin tamamını bizzat kendisi gerçekleştirmiş olduğunu,

davacının bu iş ve işlemleri yaparken dava dışı ... tarafından şirketin yarı hissesinin devri yapılacağı beklentisine sokulmuş olduğunu, davalı şirket kuruluş aşamalarında ve dava dışı ... İnşaat Turizm Yatırım San. Ve Tic.

AŞ. o dönemdeki teminat mektubu sorunlarını dahi kendi kişisel ilişkileri ile ve maddi destek sağlamak suretiyle çözmüş olduğunu, ...’un ilk etapta şirketin tek ortağı olarak oğlu olan ...'un yer alması ve şirket kuruluş işlemlerinin tamamlanmasından sonra hisse devir işlemlerinin yapılmasını istediğini beyan etmiş ve davacının da aralarındaki güven ve dostluk ilişkisi gereği bu talepte herhangi bir art niyet olduğunu düşünmeyerek kabul etmiş olduğunu, davalı şirket kuruluş işlemlerinin tamamlanmasının ardından Otel ...'in aynen devamının sağlanması amacıyla yapılması gereken tüm devir,

Franchise Sözleşmesi ve diğer tüm iş ve işlemlerin bizzat davacı tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, davacının kuruluş iş ve işlemleri esnasında büyük emek, zaman ve para harcamış, yıllardır turizm sektöründe edindiği tüm mesleki birikim, tecrübe ve itibarı kullanarak sürecin sorunsuz ve hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlamış olduğunu, Otel ... marka ve isim hakkının devamı amacıyla İngiliz firması olan ...

Limited şirketi ile olan 20 yıllık dostluk ve kişisel ilişkilerinin Franchise Sözleşmesinin imzalanmasında önemli bir etken olmuş, Franchise Sözleşmesi'nin imzalanması için ... Limited şirketi ile defalarca şahsen görüşmüş, bu görüşmeler ve ... Ltd. Stinin sözleşme imzalamaya ikna aşaması 3 ay sürmüş ve sözleşmenin imzalanması amacıyla defalarca İngiltere'ye gitmiş ve sözleşme görüşmelerinin tamamını bizzat yürütmüş olduğunu, ...

Limited şirketi ile yapılan tüm e-posta yazışmalarını da davacı müvekkilin yapmış olduğunu, Franchise Sözleşmesi için yapılan görüşmelerde ... Ltd.

Sti daha önce hiç 5 yıldızlı otel işletmesi bulunmayan ve turizm sektöründe tecrübesi olmayan davalı şirket ile dava dışı ...'la Franchise Sözleşmesi imzalanmak istememiş, marka değerlerine zarar geleceğini düşünerek görüşmelere dahi olumsuz yaklaşmış olduklarını, 20 yıldır tanıdıkları ve iş tecrübesine güvendikleri davacının, davalı şirket ortağı olduğunu hisse devrinin yapılacağını beyan etmesi üzerine ... Ltd.

Sti ile Franchise Sözleşmesinin imzalanabildiğini, davalı şirket ve ..., Franchise Sözleşmesi yapmaya tek başlarına ikna edemeyeceklerini bildikleri için davacıyı hisse devri yapılacağına inandırarak sözleşmenin imzalanmasını sağlatmış olduklarını, Hatta ...’un davacıya hisse devrinin ancak Franchise Sözleşmesi imzalandıktan sonra yapılacağını defalarca ifade etmiş olduğunu, hisse devrinin ön koşulu olarak Franchise Sözleşmesinin imzalanmasının sağlanması olduğunu söylemiş olduklarını, bu görüşmeler sayesinde Otel ...

İstanbul, dava dışı İngiliz firması olan ... Limited şirketine ait olup, 06.12.2016 Tarihli Franchise Sözleşmesi ile 26.11.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... A.Ş'nin işletmesi amacıyla lisans verilmiş olduğunu, sonrasındaki süreçte ise dava dışı ... İnşaat Turizm Yatırım San. ve Tic. A.Ş. ile ... İnşaat Turizm Yatırım San. Ve Tic. A.Ş'nin sahibi olan ...'un oğlu ...'un tek pay sahibi olduğu ...

A.Ş. arasında 25.10.2016 imza, 01.01.2017 yürürlük tarihli kira sözleşmesi ile otelin işletmesi davalı şirkete verilmiş olduğunu, Kira sözleşmesi akabinde 2016 yılında, davacı müvekkil ...'ın hissedarı ve yöneticisi olduğu ... AŞ'nin işletmekte olduğu Otel ..., davalı ... A.Ş'ye devredilmiş olup, bu devir sırasında devreden şirkete herhangi bir nakdi ödeme de yapılmadığını, Sadece ... A.S'nin stoklarında bulunan ürünlere karşılık düzenlenen faturaların davalı ...

A.Ş'ye tarafından ödenmiş olup, ödeme cari hesap borçlarından mahsup edilmiş olduğunu, ancak bilindiği üzere küçük bir ticari işletmenin devri esnasında dahi işletme devri için bir ücret ödenmesi gerektiğini bu durumun hem yasal hem de ticari norm ve adet ile kabul edilmiş bir durum olduğunu, halk arasında hava parası olarak adlandırılan işletme devir tazminatının çok büyük bir işletme niteliğinde olan Otel ...'in devrinde ödenmemiş olması açıkça hayatın olağan akışına aykırı teşkil etmekte olduğunu,

işte bu tazminatın ödenmemesi nedeni de yine davacının devreden şirketteki hissedarlar ve yönetim kurulunu bizzat şahsi ilişkilerini kullanarak ikna etmesinin sonucu olduğunu, davacının aynı şahsi ilişkilerini ve şahsi kefaletini işletme devri esnasında personelin iş veren değişikliğinde de kullanmış, bu kefaleti sayesinde davalı şirkete çok büyük bir maddi kazandırma yapmış olduğunu, işveren değişikliğinde tüm personele ödenmesi gereken işçilik alacakları ve tazminatları bulunmakta olup, bu borç ve tazminatlar da davacının itibarı, güvenilirliği ve kefaleti ile denmemiş,

personele doğrudan vaatli yazılı belge verilerek bu ödemelerin yükü yeni kurulan şirkete yüklenmediğini, davalı şirkete sadece işçilik alacakları ve tazminatları kapsamında yapılan kazandırma dahi 3.000.000 Amerikan Doları değerinde olduğunu, davacı, tüm bu iş ve işlemleri %50 hissedar olduğu adi ortaklık kapsamında ortaklığa sermaye koyma borcunu yerine getirme maksadıyla yapmış olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmakta olup, davalı şirketin net karının yarısı09.03.2017 tarihli 2017/1 karar numaralı ...

AŞ Yönetim Kurulu kararı ve adi ortaklık sözleşmesi (İşyeri Prim Uygulama ve Esaslarına İlişkin Sözleşme) gereği davacı müvekkile ödenmekte olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu ve adi ortaklık çatısı altında Otel ...'i işlettikleri dikkate alındığında, ticari işletme işleten adi ortaklığın feshi, eksik ödenen prim bedellerinin tahsili ve tasfiye payının tahsili konularında da Mahkemenin görevli olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olduğunu” beyan ederek Davacı müvekkil ... ile Davalı ...

AŞ arasındaki işyeri Prim Uygulama ve Esaslarına İlişkin Sözleşme ve 09.03.2017 tarihli 2017/1 Karar Numaralı ... AŞ Yönetim Kurulu Kararı gereği, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kabulü olduğunu, taraflar arasında imzalanan ve davalı şirket karar defterine de işlenen 09.03.2017 tarihli sözleşme uyarınca,

eksik ödenen 10.000,00 TL kar payı bedeli ile davalı şirketin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davacı ile iş ortaklığını sonlandırmasından dolayı adi ortaklığın feshi ile fazlaya dair talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile Adi ortaklığın tasfiye bilançosunun belirlenmesi amacıyla bir tasfiye memuru atanarak tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına ve tasfiye payına ilişkin olarak şimdilik 100.000,00 TL tasfiye payının adi ortaklıktan tahsiline,

dava konusu eksik ödenen kar payı alacakları ile tasfiye payı alacağının tahsili gerekeceğinden isbu davanın açıldığı da gözetilerek davalı şirketin dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla öncelikle teminatsız olarak, aksi halde Mahkemenizce takdir edilecek teminat oranı karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Ihtiyati Tedbir talebimizin kabulü halinde, tedbir konusu Davalı ...

AŞ'nin üçüncü kişilere satış ve devrinin önlenmesini ihtiva edecek ihtiyati tedbir kararının şerh edilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Davalı Şirkete müzekkere yazılarak şirket hisselerine "davalıdır şerhi" işlenmesine, Adi ortaklığın tasfiye bilançosunun çıkarılması ve yargılama süreci boyunca ortaklık gelir ve mallarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin ya da yine ortaklık gelir ve mallarının kaçırılmış olması durumlarına istinaden Mahkememizce tasfiye memuru atanıncaya kadar adi ortaklığa onay veya denetim kayyımı atanmasına, karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında herhangi bir şekilde açık veya örtülü irade beyanı ile yazılı veya sözlü olarak herhangi bir adi ortaklık sözleşmesi akdedilmemiş, hisse devri yapılmamış, herhangi bir ortaklık, hisse devir taahhüdünün söz konusu olmadığını, olmayan bir ortaklığın tasfiyesi, olmayan bir hissedarlığa dayalı kar dağıtımı veya dağıtılmamış durumunun söz konusu olmadığını, davacının, davalı şirkette uzun yıllar üst düzey yönetici olarak çalışmış bir şirket çalışanı olduğunu, şirkette çalışmadan önce aynı yerde başka bir şirketin hissedarı olarak bulunmasının,

müvekkil şirkette de otomatik olarak hissedarlık hakkı vermeyeceğinin açık olduğunu, üstelik o şirket hisselerinin davalının şirket hissedarı tarafından satın alınmış ve davacı da bu aşamadan sonra müvekkil şirkette yönetici sıfatıyla çalışmaya başlamış olduğunu, davacının delil listesi 7 numaralı delili ile davacı tarafından bu hususun ikrar edilmekte olduğunu, davacıyla, şirketteki yönetim kurulu üyeliği ve başkanlık sıfatını taşıyan konumu ve ifa ettiği görevler çerçevesinde prim ödemelerinin söz konusu olduğunu, davacının delil listesi 9 numaralı delili ile kabul ikrar edildiği üzere,

yapılan prim ödemelerinin şartları "İş Yeri Prim Uygulama Esasları Hakkında Sözleşme" ile belirlenmiş olduğunu, bu sözleşme uyarınca davacıya yapılan ödemeler maaş bordrolarında ayrı ayrı gösterilmiş ve banka havalesi ile gerçekleştirilmiş olduğunu, ödemeler, işçi - işveren ilişkisinden kaynaklıdır ve davacıya, müvekkili tarafından tüm haklarının verilmiş olduğunu, davacının ise bu primleri kar payı gibi niteleyerek haksız davasına meşruiyet sağlamaya çalışmış olduğunu, Prim ve kar payının aynı şey olmadığını, davacı, işçi - işveren ilişkisinden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin taleplerini,

güya adi ortaklığın tasfiyesi ve kar payı alacakları ile niteleyerek iş bölümü yönünden dosyayı ticaret mahkemesi önüne taşımayı hedeflemiş olduğunu, taraflar arasında var olan sözleşme işçi - işveren ilişkisine dair bir sözleşmedir ve adi ortaklık, şirket ortaklık taahhüdü, gizli ortaklık vs... herhangi bir hukuki durum olmadığını, davacı tarafından isbu hususun aksını kanıtlar bir delil dosyaya sunulmadığını, davacının sunduğu ve adi ortaklığa / ortaklık payı / şirket kar payı alacağına delil olarak gösterilen ve davacının delil listesi 8. maddesine belirtilen,

sözde 05.01.2017 tarihli 2017/1 sayılı Yönetim Kurulu kararı altında davacının adı geçmiş olmakla birlikte, davacının imzasının bulunmamakta olduğunu, işbu belgenin belge delili olarak dahi delil değeri olmadığını, bu yönetim kurulu kararının delil olarak değerlendirilmesi halinde dahi, davacının bizzat kendisinin aldığını iddia ettiği yönetim kurulu kararında "şirketimizde bilfiil çalışan" nitelendirmesi yapıldığı,

yani davacının çalışan olduğu hususunun davacı tarafından ikrar ile sabit olduğunu, davacının davalı şirkete ortak olmasına ilişkin bir genel kurul kararı veya hissedar beyanının, taahhüdünün olmadığını, davacının Yönetim Kurulu Başkan yetkilerine göre, davacının şirketi temsilen, kendi şahsı ile bir adi ortaklık sözleşmesi yapmasına cevaz veren bir yetkisi de olmadığını, Mahkememizce tedbir talebinin reddi kararında isabetli şekilde belirttiği üzere "işyeri Prim Uygulama Esaslarına ilişkin Sözleşmesinin adi ortaklık sözleşmesi olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği" ancak yargılama neticesinde ortaya çıkabileceğini,

davacının ticari ilişkiyi ispat eder bir belge sunamadığı, buna karşın ise giriş bildirgesi, prim sözleşmesi, ödenen ücretlerin maaş bordrosu açıklaması ile yapıldığını, Davacı alacağının ispatında delil listesi 9 numaralı delilinde prim sözleşmesine açıkça atıf yapmış olduğunu, Bu sözleşmede adi ortaklığa, kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir ibare olmadığını, dava dilekçesinde, 'Taraflar arasında imzalanan ve davalı şirket karar defterine de işlenen 05.01.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi uyarınca' denmek suretiyle,

davacının yapmış olduğu iş karşılığı alacağı ücreti belirleyen sözleşmenin taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesi olduğu iddia edilmiştir ki bunun böyle olmadığı davacının bizzat kendi yazılı ikrarıyla ortada olduğunu, nasıl bir adi ortaklık sözleşmesidir ki, başlığı 'iş yeri prim uygulama ve esaslarına ilişkin sözleşme olduğunu, davalı ... a.ş., 'işveren' olarak sözleşmede yer almaktadır ve şirketin tek ortaklı olup, %100 sahibinin ismi kham kassanov olduğu özellikle belirtilmiş, ttk, anonim şirketin hangi hallerde feshinin istenebileceğini hükme bağlamış olup, davacının 'adı ortaklık' iddiasının haksız olması bir yana,

farzı muhal bu iddiasında haklı olsa idi dahi anonim şirketin feshini isteyebilmesinin mümkün olmadığını” beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 31/11/2022 tarihli ara kararı ile reddine karar verilmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Davacının haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı taraf, dosyaya sunduğu delil ve belgeleri kendilerine tebliğe çıkartmadığından, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin kendilerine tebliğe çıkartılmasını talep ettiği, davalı şirketin sorumluluğunun ancak tanzim edilen poliçenin özel şartları, ilgili genel şartları ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun hükümleri uyarınca mümkün olabileceğini, dava konusu hırsızlığın tanzim edilen poliçe kapsamında yer almadığını, sigorta şirketinin her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,

davalı Şirket’e yapılan hasar ihbarı ile birlikte davalı Şirket nezdinde hasar dosyası oluşturulmuş olup meydana gelen hasarın poliçe genel ve özel şartları kapsamında incelenmesi adına ekspertiz raporu tanzim ettirildiğini, ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasarın teminat kapsamı haricinde olduğu tespit edildiği ile birlikte davacı sigortalının başvurusu reddettiğini, davalı Şirket nezdinde tanzim edilen Yangın Sınai İşletme Sigorta Poliçesi’nde bulunan “Hırsızlık Teminatı” klozunda, ”Sigortalı mahalde kapalı halde bulunan kepenk veya parmaklık, çalışır vaziyette alarm sistemi,

özel güvenlik yada gece bekçisi koşullarından en az birisinin bulunması kaydı ile hırsızlık teminatı geçerlidir. Aksi halde hırsızlık hasarları teminat harici değerlendirilecektir." denilmek suretiyle hırsızlık teminatının hangi koşullar altında geçerli olduğunu belirttiği, dava konusu hırsızlık kapsamında ise, somut olayın Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A.1 maddesinde belirtilen hırsızlık icra şekillerinden herhangi birisinin gerçekleşmediği,

hırsızlık olayının yaşandığı binada caydırıcı olması adına çalışır vaziyette alarm ve kamera sisteminin bulunmadığını, İşletme çevresinde tel örgü, çit, duvar vb. Olmadığını ,özel güvenlik görevlisinin/görevlilerinin yetersiz kaldığı sebepleriyle poliçede belirtilen en az birinin alınmadığı belirlenmiş ve bu sebeple işbu hasar poliçe teminat kapsamı haricinde olarak değerlendirildiğini,

belirtilen sebepler uyarınca dava konusu hasarın davalı Şirket nezdinde tanzim edilen poliçe kapsamı dışında kalması sebebiyle davalı Şirket’in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek ve işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup; davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davacı vekili tarafından taraflar arasında imzalanan işyeri Prim Uygulama ve Esaslarına ilişkin sözleşme aslı, davacı vekili tarafından sunulan dekontlar, davalı vekili tarafından sunulan Yönetim Kurulu Karar Defteri aslı(Mahkememizce incelenerek 22/05/2023 tarihli tutanak ile davalı vekili Av. ...'ya iade edilmiştir), ... Bankasından davacının davalıya yaptığı ödemelere ilişkin detay bilgisini içeren CD, SGK'dan Hizmet Döküm Cetveli, Ünvan Listesi, Tescil Bilgileri, İşe Giriş, İşten Ayrılış Bildirgeleri, davacının işe giriş çıkış bildirgeleri, davacıya ait özlük dosyası, davalı vekili tarafından ... ..." sözleşmesinin yeminli tercümanla çevrilmiş Türkçe Sureti celp edilmiştir.

Dosya Adi Şirket Konusunda Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Hizmet Sözleşmelerinde Uzman, Mali Müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş düzenlenen. 22/03/2024 tarihli raporda; tafsilen arz edilen hususlar nedeniyle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının, ... Tur. İşl. San. Ve Tic. A.Ş. 31/12/2011 tarihine değin İstanbul Taksim Şubesinin müdürü ve imzaya yetkili kişisi olduğu, şubenin kapanışından sonra otel işletmesinin ... tur. Yapı Ve Tic.

A.Ş. devredildiği ve davacının bu şirkette hem hissedar hem de yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunduğu, bu görevinden 21/12/2017 tarihinde ayrıldığı Ticaret Sicil kayıtlarından tespit edilmiş olup davacının eski şirketinin (...

Tur.) otel işletmesini bırakmasından ve adres değişikliğinden sonra davacının davalı şirket ile birlikte hareket ettiği kayıt ve belgelerden tetkik edildiği, bu kapsamda kanaatimizce taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin davalı şirket ile dava dışı ... İnş. Turz. Yatr. San. Ve Tic.

A.Ş. arasında yapılan kira sözleşmesinin imzalandığı 25/10/2016 tarihinde başladığı, adi ortaklığın amacının otel işletilmesi olarak belirlendiği ve otel işletmesinin devam ettiği müddetçe ortaklığın devamı yönünde taraf iradelerinin bulunduğu bu haliyle adi ortaklığın süresinin otel işletmesinin süresinin bitimi olarak değerlendirilebileceği ve tarafların adi ortaklıktaki paylarının eşit olduğu heyetimizce belirlenmiş olup nihai takdirin Mahkememizde olduğu,

Mahkememizin görevlendirmesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda davaya konu yönetim kurulu kararı çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olduğu kanaatine varılması durumunda davacının dava tarihi itibari ile %4 prim ( ortaklık payı/kar payı) alacağının 8.847.397,88 TL’si olacağı, Mahkememizin görevlendirmesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda davaya konu yönetim kurulu kararı çerçevesinde adi ortaklığın olduğu kanaatine varılması durumunda davacının iş bu rapor yazım tarihi itibari ile %4 prim ( ortaklık payı/kar payı) alacağının 17.753.067,96 TL’si olabileceği,

İşyeri Prim Uygulama ve Esaslarına İlişkin Sözleşme ve 09.03.2017 tarihli 2017/1 Karar Numaralı ... AŞ Yönetim Kurulu Kararı gözetildiğinde, taraflar arasında TBK m. 620 hükmü uyarınca bir adî ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu.

Muhterem Mahkemece sayılan bu unsurlardan herhangi birinin sağlanmadığı kanaatinde olunması halinde taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığının ifade edilebileceği, dosya kapsamında taraflar arasındaki ilişkide ortaklardan herhangi birinin katılma payı olarak ortaklık ilişkisine maliki bulunduğu bir taşınmazın mülkiyetini getirmeyi taahhüt etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığının anlaşıldığı,

bu yönü ile taraflar arasında resmi yazılı bir sözleşme ilişkisinin bulunmaması adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığı yönünde bir ihtimali de gündeme getirmeyeceği, Mahkemece adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen adi ortaklığın sona ermesi tasfiyesine ilişkin açıklamalarla devam edildiğinde ise huzurdaki davanın ikame edilmesinin, haklı nedenlerle fesih talepli olduğu ve Mahkemenizce fesih kararı verilmesi istenildiği, zira bu noktadan itibaren tarafların bu hukukî ilişkisi sürdürmelerinin mümkün olmadığı düşünüldüğü,

bu kapsamda Mahkemece adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu kanaatinde olunması ihtimalinde taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 639/b.7 uyarınca sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla sebebiyle sona erdiğinin” ifade edilebileceği, hâl böyle olunca taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin TBK m. 642 ve TBK m. 643 uyarınca tasfiye edilmesinin gerekeceği, TBK m. 643 uyarınca,

ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra kalan bakiyenin ortaklar arasında paylaşılması gerektiği; bu kapsamda, Muhterem Mahkemece taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğu kanaatine varılır ise, davacının prim alacağının yanı sıra tasfiye alacağını da talep edebileceği belirtilmiştir.

Dava, taraflar arasında akdedilen adi ortaklık sözleşmesi uyarınca adi ortaklık sözleşmesinin feshi ile eksik ödenen prim alacağının ve yapılacak olan tasfiye sonrası davacı hissesine düşen tasfiye payı alacağının tahsiline yönelik dava olup olmadığının tespiti ile öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi mi yoksa işyeri prim uygulama ve esaslarına ilişkin sözleşme türü mü olduğu hususunun irdelenerek adi ortaklık sözleşmesi kapsamında kalmakta ise adi ortaklık sözleşmesinin feshi ve tasfiye payının tahsiline yönelik davadır.

Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Davacı taraf, davalı ile aralarında adi ortaklık ilişkisi olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise bu ilişkiyi inkar etmiştir. Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari şirketlerin kuruluşundan farklı olarak, 6098 sayılı TBK'nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın kuruluşunu kanun herhangi bir şekil şartına bağlamamıştır. Adi ortaklık sözlü olarak dahi kurulabilir. Ne var ki bu durumda, bir tarafın adi ortaklık ilişkisini inkar etmesi halinde, adi ortaklığın varlığını ileri süren tarafın 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesine göre adi ortaklığın mevcudiyetini yazılı delil ile ispat etmesi gerekir. (Emsal: Yargıtay 3. HD 16.09.202 tarih, 202/1706 E ve 2020/4198 K sayılı içtihadı)

Somut olayda, taraflar arasında bir adi yazılı ortaklık sözleşmesinin var olduğu iddia dahi edilmemiştir. O halde davacı taraf, adi ortaklığın mevcudiyetini HMK 200. maddesi bağlamında yazılı delil ile ispat edememiştir.

Taraflar arasında, davaya konu ilişkiyi kayıt altına alan karşılıklı imzalanan tek sözleşme bila tarihli "İşyeri Prim Uygulama ve Esaslarına İlişkin Sözleşme" başlıklı belgedir. Bu belgede de açıkça "Bu iş sözleşmesinde yer almayan hususlarda İş Kanunu ve diğer mevzuat uygulanır." hükmü vardır. Görüldüğü üzere taraflar arasında karşılıklı aktedilen tek belgede, belgenin kendisi "iş sözleşmesi" olarak nitelenmiş, ayrıca "İş Kanunu"nun uygulanacağı kararlaştırılmıştır.

Yine bu belgede kullanılan terminolojiye yakından bakılacak olursa, başlıkta çalışma yeri, iş hukukuna münhasır "işyeri" olarak nitelenmiştir. Yine işçi işveren ilişkilerinde sık kullanılan "prim uygulaması" da başlıkta yer alan bir ifadedir. Yine davalının sıfatı, iş sözleşmelerine münhasır "işveren" olarak sözleşmeye derc edilmiştir. O halde taraflar arasındaki ilişki bir adi ortaklık değil, bu yazılı sözleşmeye göre "hizmet aktidir."

Bununla beraber dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan ve davacının tek başına yönetim kurulu olarak aldığı 05.01.2017 tarih ve 2017/1 sayılı kararda da davacı kendini iş sözleşmelerine münhasır "çalışan" olarak, davalıyı da "işveren" olarak nitelemiştir.

Davacının SGK dökümü celp edilmiş, davacının davalı ile olan ilişkisi boyunca işçi-işveren ilişkisine münhasır 4a'lı işçi olarak sigortalandığı görülmüştür. Yani ortaklara münhasır Bağ-Kur grubundan sigortalanmamıştır. Şirketin tek yetkilisi davacı olduğuna göre, kendisini işçilere münhasır 4a'lı olarak sigortalaması da kendini çalışma boyunca ortak olarak addetmediğinin önemli bir göstergesidir.

Yine davacının işyeri özlük dosyasından dosyamıza sunulan hakediş tahakkuk belgelerinin, işçilere münhasır "bordro" şeklinde tanzim edildiği görülmüştür. Davacı tarafın, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkememiz ara kararının istinafına yönelik dosyaya sunduğu 02.12.2022 tarihli istinaf dilekçesinin ekinde yer alan 03.01.2022 tarihli ve 09.05.2022 tarihli banka dekontlarında da ödemeler, işçilere münhasır ödeme tipi olan "maaş bordrosu ödemesi" olarak davacıya yapılagelmiştir.

Buna karşılık davacı tarafın, adi ortaklığın varlığına dair ileri sürdüğü en ileri argüman davacının priminin %4 gibi bir oran olmasıdır. Yukarıda izah edilen gerekçe ile, sadece işçinin priminin %4 kararlaştırılmış olması, tek başına çalışanı adi ortak haline getirmez. Kaldı ki, zaten gelirin %92'sinin kira olarak ödeneceği dava dışı ... şirketi de davalı ile aynı grup şirkettir. Sahipleri aynı kişidir. Bununla beraber davalıya da %4 ödeme yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bu durumda davalının grubuna toplamda %96 (... %92 + ... %4) para gitmektedir. Geriye kalan %4'ün davacıya gittiği nazara alındığında, oransal olarak da bu düşük prim miktarı, davalının grubu karşısında davacıyı adi ortak olarak kabul etmeye kafi değildir.

Anılan gerekçe ile aksi yönde varsayımlara dayanan bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir.

Taraflar arsındaki ilişki adi ortaklık olmadığından, adi ortaklık ilişkisine dayalı olarak tasfiye yapılması ve alacak-tasfiye payı tayini mümkün olmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının davasının REDDİNE,

2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.450,93-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,

7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/07/2024

Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/664, K. 2024/531, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Cevap
  7. Deliller Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/664
Karar No
2024/531
Tarih
9 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/667 K.2024/895
  • Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/667 K.2024/501
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/667 K.2024/551
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/668 K.2024/539
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/669 K.2024/568
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/669 K.2024/574

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.