KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/410 Esas
- Karar no
- 2024/813
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/06/2023
Karar Metni
1.427 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı hakkında davalı firma tarafından ... esas sayılı takip ile ... Bankası ...
01/04/2023 tarihli ... çek numaralı 100.000,00 TL'sinin bedelli çekten kaynaklı olarak borçlu olduğuna yönelik icra takibinin başlatıldığını, işbu icra takibinin haksız ve kötüniyetli olarak başlatılmış olduğunu, davacının çekten kaynaklı olarak borcunun bulunmadığını, davalı tarafından ...'ye borcuna karşılık işbu icra takibine konu çekin verildiğini, çekin ... tarafından ciro edildiğini, borçlu olduğu şahsa gönderilmek üzere kargoya verildiğini, ancak yargılamaya konu olan çekin kaybolduğunu, çekin kaybolması ile birlikte dava dışı 3. Şahıs ... tarafından ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı çekin iptalinin davası açıldığını, dava gereği ilgili banka tarafından çekin ibrazı halinde de icra takibine konu çekte görüleceği üzere kaydın düşüldüğünü, Adana ilini de kapsayan deprem felaketinin olması sebebiyle Adana ve çevre illerindeki yargı işlerinin bir süreliğine durması sebebiyle iptal kararının henüz verilmemiş olduğunu, ancak bankaya müzekkere yazılarak çek iptali davası olduğunun kayda geçildiğini, davacının çekten kaynaklı olarak borcunu ...'ye çekin kaybolması sebebiyle ödediğini, taraflar arasında borç ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu çekin ve ....
İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibinin teminatsız olarak veya mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında durdurulması amacıyla İhtiyati Tedbir kararı verilmesine karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda davacının dava konusu çeke ve .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine ilişkin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Dava konusu çekin İncelendiğinde; çekin davalıya ciro yoluyla geçtiği ve davacı ile davalı arasında başka çirantalar bulunduğu, davalının çekten doğan alacağının tahsili amacıyla iyi niyetle takip başlattığını, ....Asliye Ticaret Mahkemesinin...
Esas sayılı dosyada çekin ödemeden men kararının hasımsız olarak verildiği için davaya taraf olmayan iyi niyetli üçüncü kişiyi bağlamayacağını, davalı şirketin çeki kendisine veren yetkilisi hakkında suç duyurusunda dahi bulunmuş olduğunu, davalının somut olayda hiçbir kötü niyeti bulunmamakta olup, tam tersi davalının yaşanan olayların mağduru durumunda olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispat edecek herhangi bir kesin delil sunamadığı göz önüne alındığında haksız ve hukuk dayanaktan yoksun iddia ve talepler ile ikame edilen iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı,
Dosya talimat yoluyla .... Asliye Ticaret MAhkemesi'ne gönderilerek Mali müşavir bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, düzenlenen 05/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda. "Delillerin münakaşa ve değerlendirilmesi yetkisi sayın mahkemeye ait olmak üzere; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat Sayılı dosyasının istem doğrultusunda yapılan dava dosyası içindeki mevcut bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi, araştırılması, talimat doğrultusunda yapılan işlemler sonucunda.
Davacının talep etmiş olduğu yerinde inceleme talebi doğrultusunda davacı vekili ve davacının Serbest Muhasebeci Mali Müşaviri ... ile yapıtan görüşme sonrasında; davacının Vergi Kanunları ve Türk Ticaret Kanunu dee herhangi bir ticari. faaliyetinin olmadığı, davacının vergi mükellefiyeti tarafımıza sunamayacakları beyanı üzerine davacının kayıt incelemesi yapılamamıştır." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Dava; menfi tespit ( kambiyo senetlerinden kaynaklanan ) davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu olan icra takibine dayanak olan çekte davacı keşideci, dava dışı ... lehtar(1. Ciranta), davalı ... Yapı Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hamil konumundadır. Davacı keşideci, ... Bankası .../... Şubesine şubesine ait 01/04/2023 Tarihli ... numaralı 100.000,00 TL bedelli çeki düzenleyerek dava dışı ...'ye verdiği, dava dışı ...'nin ise söz konusu çeki gönderilmek üzere kargo şirketine verildiğini, kargo şirketi uhdesindeyken çekin kaybolduğunu, çek iptali davası açıldığını, davalıya çekten kaynaklı borcunun bulunmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunmuştur.
TTK.nun 677-(l). maddesi “Bir Poliçe, poliçe ile borçlanmaya, ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını yahut imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez" hükmünü amirdir.
TTK.nun 792. maddesi, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamaktadır. Maddeye göre, "zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyi niyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz." Ancak, çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.
Kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, -örneğin, hamilin hüviyetinin sorulmaması gibi- senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder.
Yine, TTK.nun 686/2. maddesindeki "poliçe hamilin elinden herhangi bir surette çıkmış bulunursa..." ibaresi, poliçenin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir.
Ancak senedi çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin sahte ciro ile devretmesi halinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan; eş söyleyişle, kötüniyetli ve ağır kusurlu bulunmayan (yeni) hamil korunur. (Poroy-Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Genişletilmiş 15. baskı, s. 154 vd.).
Yargıtay kararları da bu yöndedir.
TTK'nın 704. maddesinde "Çek herhangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa - ister hamiline yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702. maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükellef olduğu öngörüldüğü,
belirtilen kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü olmadığı, aksi halin kabulü kıymetli evrakın "mücerretlik" ilkesini ortadan kaldıracağı, Hukuk Genel Kurulu 2012/19-185 E. , 2012/386 Kararında da.
Kötü niyetten maksadın, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmak olarak kabul edilmiştir.
Davaya konu çek keşidecisi davacı olup çek lehdarın cirosu ile davalıya geçmiştir. Davalı çekte meşru hamildir. Keşideci ile davalı arasında doğrudan ilişki bulunmamaktadır.
Dava konusu çek davacı keşideci tarafından keşide edilip, dava dışı lehtar ...'ye gönderildikten sonra kargoda kaybolduğunu, çekten dolayı borcunu dava dışı ...'ye ödediğini bu nedenle davalıya borcunun olmadığını beyan etmiş, yani davacı keşideci kendi imzasını inkar etmemekte, lehtardan sonra gelen diğer cirantaların imzasının sahteliğini ileri sürmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 589. maddesinde; ''Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısiyle ilzam etmiyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.'' düzenlemesi mevcuttur. Bu doğrultuda imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, lehtar imzasının sahteliği keşidecinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Senedi şeklen düzüğün silsile ile ele geçiren hamilin son cirodan önceki cirolardaki imzaların sahte olduğunu bilmesi mümkün olmadığı gibi böyle bir sorumluluğu da yoktur. Senet borçlusu ile senet alacaklısı arasındaki kişisel itiraz ve savunmalar senedi şeklen düzgün ciro silsilesi ile ele geçiren iyi niyetli hamile ve cirantalara karşı ileri sürelemeyecektir.
Ayrıca davacı dava dilekçesinde çekten dolayı davalıya borçlu olmadığını da iddia etmiş olduğundan, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtlarında çekin kayıtlı olup olmadığı, çekten dolayı davalılara borcunun bulunup bulunmadığı hususunun defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda talimat mahkemesi aracılığıyla rapor alınmak üzere dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş ancak davacı tarafın vergi mükellefiyeti olmadığından herhangi bir ticari bilgi veya belgeyi ibraz edemeyeceği belirttiği, yine davalı taraf inceleme gününde kayıtlarını sunmamıştır.
Bu durumda davaya konu çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığından lehtarın cirosunun sahteliği davacı keşidecinin sorumluluğunu etkilemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca İİK 72/4. Maddesine göre: '' Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır.
Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. '' maddesi gereği icra dairesinden gelen yazı cevabıyla mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı infaz edildiği anlaşıldığından %20 oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/410, K. 2024/813, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama