İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/190 K.2025/612

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Esas2024/190Karar2025/612Tarih7 Temmuz 2025Okuma15 dk · 3.073 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

Esas No
2024/190
Karar No
2025/612
Karar tarihi
7 Temmuz 2025
Esas no
2024/180 Esas
Karar no
2025/611
Dava
Tazminat (Rücuen Tazminat
Dava tarihi
20/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.073 kelime·15 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunun 26. Maddesi çerçevesinde Büyükşehir Belediyesine verilen yetki uyarınca İstanbul'un deniz ulaşımına ve trafik çözümüne katkıda bulunmak amacıyla 30.09.2010 tarihinde kurulan bir iştirak şirketi olduklarını, bu kapsamda davalı şirketin de 4046 Sy.

Özelleştirme Kanunu kapsamında özelleştirilmesi ile birlikte 20.09.2010 tarihinde müvekkil şirketleri ile davalı şirketleri arasında işyeri devri gerçekleştiğini, bu devirden sonra ve davalı şirket alt işveren işçileri çalıştırmaya davam edildiğini, dava dışı işçiler tarafından açılan davalarda verilen kararlar uyarınca işçilik alacaklarının davacı şirketlerince ödenmek durumunda kalındığını,

iş bu dosyaya konu dava dışı 2 adet personele ilişkin tüm çalışma dönemini kapsar şekilde ödenen kıdem tazminatı ile faizleri ve fer'ileri ve yargılıma giderleri hususunda davalı şirket nezdinde ve sorumluluğunda çalışılan dönem yönünden rücu edilmesi talepli işbu rücuen tazminat davasını açtıklarını, bu kişilerin ... (... 16. İş Mahk. ... E., ... K. Sayılı ) ve ....( ... 29. İş Mahkemesi...E.,...

K.) olduğunu sözkonusu mahkeme ilamlarında müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları halde cebri icra baskısı ile ödenmek zorunda kaldıklarını ...'ın ... 22. İcra dosyası ... E,...nün ise ... 6. İcra Müd. ...

E. Sayılı dosyalarına ödemeleri gerçekleştirdiklerini 1475 Sayılı Kanunun yürürlükteki 14. Maddesi gereği işyeri devri kurallarınca talepte bulunduklarını, davanın TBK md. 146 uyarınca genel zamanaşımı süresinde açılmış olduğunu, her ne kadar 4857 Sayılı Kanun md. 6/3 uyarınca devreden şirketin sorumluğunun 2 yıl süre ile sınırlı olmakla birlikte kıdem tazminatı için devir tarihinde muacceliyet gerçekleşmediğinden bu sürenin uygulanamayacağını, öte yandan taraflar arasındaki sözleşme hizmet alımı sözleşmesi olmakla TBK 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağını, bu konuda emsal Yargıtay ve ...

3. Asliye Ticaret Mahkemesi nin kararının bulunduğunu, arabuluculuk görüşmesinden netice alınmaması nedeniyle iş bu davayı ikame ettiklerini belirterek davalı şirket dönemindeki çalışmalar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dışı personellere ödenmiş kıdem tazminatı faiz ve yargılama giderleri de dahil olmak üzere toplam 31.260,01 TL nin rücuen ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 21/04/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla rücu alacağına konu işçilerin davalı şirket bünyesinde son olarak çalışmış oldukları ücret ve hizmet süresi dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, alınan rapor doğrultusunda taleplerini ıslah ettiklerini, taraflarınca işbu dava kapsamında 31.626,01-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş olup bilirkişi raporu kapsamında alacağımızı 22.120,56-TL artırarak 53.746,57-TL'nin tahsilini talep ettiklerini, Mahkemece rücu alacağının her bir işçi için hangi miktarda talep edildiğini,

izah edilmesi üzere süre verildiğini, bu itibarla işbu dava ile talep etmekte oldukları rücu alacaklarını ...'a ödenen tutar nedeniyle 14.554,55-TL'nin ödeme tarihi olan 09/03/2022 tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte tahsiline, ...'ye ödenen tutar nedeniyle 39.192,02 TL'nin ödeme tarihi olan 18/02/2022 tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini belirterek haklı davanın kabulüne ...'a ödenen tutar nedeniyle 14.554,55-TL rücu alacağının ödeme tarihi olan 09/03/2022 tarihinden işletilecek ticari faiziyle,

...'ye ödenen tutar nedeniyle 39.192,02-TL rücu alacağının ödeme tarihi olan 18/02/2022 tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte olmak üzere toplam 53.746,57-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla işyeri devri durumunda devreden şirketin devralan şirket ile birlikte sorumluluğu (4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında) 2 yıl ile sınırlı olup davacının devrin gerçekleştiği tarih iddiasından da görüleceği üzere işbu 2 yıllık sorumluluk süresinin müvekkili Şirket bakımından 30.09.2010 yılını takiben 2 yıllık süre sonunda sona erdiğini 2 yıllık süre, İş Kanunu'nda hak düşürücü süre olarak belirlenmiş olup resen dikkate alınması gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 73/1. maddesi.

“Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar” şeklinde olup davacı şirket dava dışı personellerden; ...'ye 18.02.2022,...'a ise 09.03.2022 tarihinde ödeme yaptığı anlaşıldığını anılı hüküm gereği davacının tazminatın tamamının ödediği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yıl içerisinde rücu istemini ileri sürmesi gerektiğini bu durumda davacının;

... için rücu talebini en geç 18.02.2024,... için ise rücu talebini en geç 09.03.2024 tarihinde ileri sürmüş olması gerektiğini Davacının arabulucuya başvuru yaptığı tarih: 14.02.2024 Arabuluculuk sürecinin sona erdiği tarih 04.03.2024 olup Bu durumda davacı, zamanaşımı süresinin dolmasına (yani 18.02.2024 tarihine) 4 gün kala, (yani 14.02.2024 tarihinde) arabuluculuk başvurusunu yapmış olup arabuluculuk sürecinin bittiği tarih olan 04.03.2024'ten itibaren kalan 4 gün içinde, yani en geç 08.03.2024 tarihinde rücu talepli davasını açmış olmalıyken 20.03.2024 tarihinde dava açıldığı için zamanaşımı süresinin dolduğunu , bu konuda emsal ...

3.Asliye Ticaret Mahkemesi kararı olduğunu beyanla davanın reddini talep ettiğini, devamla, davacının dava dilekçesinde isimlerini belirttiği ve kıdem tazminatı ödemesi yaptığını ifade ettiği personeller davalı Şirket'in hizmet alımı yaptığı alt işveren şirketlerde istihdam edilen personeller olduğundan kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için bir işyeri devri olgusundan söz edilecek olsa dahi işbu hukuki ilişki ancak ve ancak,

söz konusu personellerin işvereni olan şirketler ile davacı arasında meydana gelmiş sayılacaktır ve davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki iş yeri devri olarak değerlendirilemez ve özelleştirme öncesi süreçte kamu işvereni olması karşısında, İş Kanunu m. 2/VIII-IX fıkraları uyarınca, kendisinin asıl/alt işveren ilişkisi hükümlerine tabi olmadığı açıkça görülmektedir şeklinde beyanda bulunduğunu, yine ...'nün ...

29. İş Mahkemesinde görülen davasında taraf olmadıklarını sadece ihbar olunan sıfatlarının bulunduğunu icra takibinde borçlu olmadıklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte yıllık izin ücretinden son işveren olmadıkları için hiçbir şekilde sorumlu olmadıklarını ... ım 16. İş Mahkemesindeki davada da sadece 4.155 TL lik kıdem tazminatından sorumlu tutulduklarını bu itibarla müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarına ilişkin talepleri reddettiklerini, yine bu davaların kesinleşmiş olmaları şartı arandığından bu hususun da mahkemelerinden sorulması gerektiğine dair emsal kararlar olduğunu,

davanın ... ve dava dışı çalışanların işverenleri olan şirketlere ihbarını talep ettiklerini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan işbu davanın öncelikle süresinde açılmaması nedeniyle zamanaşımı defimiz kapsamında reddine, (Kabul anlamına gelmemek kaydıyla) Müvekkil Şirket’in sorumluluğunun 2 yıllık süre ile sınırlı olması ve bu sürenin geçmesi nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, her halükarda hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davanın; ...’ne, ...

Şti., ... A.Ş., ...Şti., ...Ltd. Şti.’ye ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya, ... 16. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya, ... 22. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosya, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosya, ... 29. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosya UYAP suretleri dosyamız içerisine alınmıştır.

...6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 35.178,73 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.

Dosya işçilik alacakları konusunda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 14/11/2024 tarihli raporda; dosyaya sunulan tüm belge ve bilgiler kapsamında, davacı şirketin dava dışı işçilere ilişkin olarak yapmış olduğu ödemelerin 53.746,57 TL lik kısmını davalı şirketten rücuen talep edebileceği belirtilmiştir.

Dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 28/02/2025 tarihli ek raporda; davalı tarafın itirazları incelendiğinde gerekli açıklamaların kök raporda mevcut olduğu ve hukuki tespitlerin hesap yönünün ilgilendirmesi itibariyle ve gerekli olduğu kadarıyla yapılmış olduğu, nitelikli işçilik alacakları hesaplamasının mahiyetinin bu olduğu bilinmekle itirazların kök rapordaki tespit ve hesaplamaları değiştirir bir yönünün tespit edilmediği belirtilmiştir.

Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından, davalının devreden sıfatıyla şirketleri nezdindeki çalışma dönemi ve devir tarihindeki ücret üzerinden davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır.

Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;

Dava; hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırılan dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarından, davalının devreden sıfatıyla şirketleri nezdindeki çalışma dönemi ve devir tarihindeki ücret üzerinden davalının sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve rücu miktarı noktasında toplanmıştır.

Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.

Davalı taraf süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesi ile dava konusu alacakların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili buna karşılık huzurdaki davada TBK 146 madde uyarınca genel zamanaşımı süresi uygulanmalıdır şeklinde karşılık vermiş ve emsal olarak Yargıtay 23 HD'nin 27.02.2017 tarih ... E...

K sayılı ilamını dayanak göstermiş olup, söz konusu kararın incelemesinde :"....Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca dava dışı işçilere ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Dava konusu olayda, davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, davalı alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar.

İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler.

Dava dilekçesi ve ekindeki belgelerden, taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisine işaret edildiği anlaşılmaktadır.Eldeki davada taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı ile ilgili genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. " şeklinde karar verildiği görülmüş ise de;

Dava, devralan ile devreden şirket arasındaki devirden kaynaklı işçilerin işçilik alacaklarından sorumluluğuna dayalı olarak açılmış rücu davası olup, tacirler arasındaki hizmet ilişkisinden kaynaklı bir ilişkiden kaynaklı rücu davası değildir: (Emsal için bkz BAM 45 HD...)

Aynı yönde Yargıtay 9.HD'nin ... E ...K sayılı kararında "...İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.

Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.

...

Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.

Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 19.02.2008- 31/12/2010 tarihleri arası davalı ... A.Ş. asıl işverenliğinde, 01.01.2011- 07/07/2011 tarihleri arasında ise ... Tic. A.Ş. asıl işverenliğinde Sirkeci bakım atolyesinde alt işveren işçisi olarak olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Gerek ... AŞ ve gerekse...Tic A.Ş. devir tarihinde ...Belediyesine bağlı kuruluşlardır. Davacının çalıştığı işyeri aynıdır. Yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iki asıl işveren arasındaki ilişki incelendiğinde arada işyeri devri olduğu ortaya çıkmakta olup davacı talepleri buna göre değerlendirilmelidir. " şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça, davacı şirketin kendi bünyesinde çalıştırdığı işçilere yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden, 1474 sayılı İş Kanunu m. 14 uyarınca işçilerin davalı şirkette çalıştıkları döneme ilişkin davalının da sorumlu olduğu ileri sürülerek, sorumlu olunan tutarın rücuen ödenmesi talep edilmektedir.

4857 sayılı Kanun’un 120 nci maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14/2. fıkrasında ":....12/7/1975 tarihinden, itibaren (1) işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır..." hükmü yer almaktadır.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 17/01/2014 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamı "İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.

İşyerinin devri halinde devreden ve devralan işverenin birlikte sorumluluğu yalnızca devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından mevcut olduğu belirtilmişti. Ancak kıdem tazminatı alacağına ilişkin olarak 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinde ayrık bir düzenlemeye yer verilmiştir.

1475 sayılı Kanunun 14. maddesine göre devreden işverenin sorumluluğu işçiyi çalıştırdığı süre ve devir anında ödediği ücret ile sınırlı tutulacaktır. İşçinin kıdem tazminatına yönelik bir talebi söz konusu olursa bunu devredenin yanında geçirdiği süreleri de göz önüne alarak, devralan işverenden talep edecektir. Devralan işveren ödemiş olduğu tazminatın devreden işverenin çalıştırdığı sürelerle ve ödemiş olduğu ücretle sınırlı olan kısmını devreden işverene rücu edebilecektir. Bu rücu bakımından 2 yıllık süre işlemeyecektir.

Değinilen Kanun'un 120. maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır.

Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet sözleşmeleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.

Somut olayda davacının çalıştığı işyeri önce ... A.Ş. tarafından işletilmiş, sonra ise işyerinin işletilmesi... tarafından intifa yoluyla...A.Ş.’ye verilmiştir. Bu itibarla davalılar ... A.Ş. ile ...A.Ş. arasındaki ilişkinin işyeri devri olduğu..." şeklindedir.

Somut uyuşmazlıkta; yukarıda belirtilen Yargıtay ilamından anlaşılacağı üzere, davalı ...

A.Ş. ile davacı ...A.Ş. arasında hizmet alım sözleşmesi değil, işyeri devrinin (30/09/2010) söz konusu olduğu, dolayısıyla 1475 sayılı yasanın 14. maddesi uyarınca iş yerini devreden davalı işverenin kıdem tazminatından sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlı olduğu; bilirkişi raporu ile, kıdem tazminatı ödemesi yapılan işçilerin çalıştıkları dönemler, sözleşmelerinin emeklilik, işin sona ermesi ve emeklilik için yaş şartları dışında diğer şartların tamamlanması ile sona erdiği tespit edilerek,

çalışanların fesih nedenlerinin 1475 sayılı yasanın 14. maddesine uygun olduğunun belirlendiği, ayrıca iş yerini devreden davalı işverenin işçiyi çalıştırdığı süreler ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesi ile sınırlı olmak üzere rücu edilebilecek miktarların hesaplandığı anlaşılmış olup buna göre ...'ın ... 16. İş Mahkemesinin ...E. ...

K. 11/12/2018 tarihli kararında 16.765,09 TL net kıdem tazminatının akdin feshi tarihi olan 10.09.2013 ten itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalı... AŞ. den alınarak davacıya verilmesine bu miktarın 4.155,18 TL sinden davalı ... A.Ş. nin sorumlu tutulmasına karar verilmiş olup, fazla mesai, genel tatil alacağı, yılık izin alacağı kalemlerinden ... AŞ.

Sorumlu tutulmadığı, vekalet ücretinin 2.180 TL sinden 463,27 TL harç ile 482,23 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, bu durumda 16.İş Mahkemesi nin karara esas bilirkişi raporunda da tespit ve hesaplaması yapıldığı şekliyle devreden davalı ...

A.Ş nin kendi dönemi ve o dönemdeki son ücreti üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı tutarı ile diğer alacak kalemlerinin işleyen faizleri de hesaplanarak davalı ... dan talep edilebilecek tutar 14.554,55 TL, ... için ... 29. İş Mahkemesi ...E., ..K. 24.01.2029 sayılı kararı. Kararda davalı şirket ihbar olunan sıfatına haiz olduğu, 15.843,37 TL net kıdem tazminatının 31.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

4.337,0074 TL yıllık ücretli izne dava ve ıslah tarihlerinden hesaplanacak yasal faizle 1.007,37 TL harç 2.725 TL vekalet ücreti 929,50 Yargılama giderinin davalından tahsiline hükmedildiği, bu durumda da 29.İş Mahkemesi nin kararı ve karara esas bilirkişi raporunda da tespit ve hesaplaması yapıldığı şekliyle devreden davalı ...

A.Ş nin kendi dönemi ve o dönemdeki son ücreti üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı tutarı ile diğer alacak kalemlerinin işleyen faizleri de hesaplanarak davalı ... dan talep edilebilecek tutar hesaplanarak 39.192,02 TL olup, dava dışı iki işçi için rücuen talep edilebilecek tutarın 14.554,55 + 39.192,02 = 53.746,57 TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunda bu yönden yapılan hesaplamalara itibar edilmek suretiyle buna göre, davanın kabulü ile,

davacı tarafından dava dışı işçi ...'ye ödenen kıdem tazminatı ve işlemiş faizi ile fer'ileri toplamı 39.192,02-TL'nin ödeme tarihi 18.02.2022 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ...'a ödenen kıdem tazminatı ve işlemiş faizi ile fer'ileri toplamı 14.554,55-TL'nin ödeme tarihi olan 09.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ ile,

1-Davacı tarafından dava dışı işçi ...'ye ödenen kıdem tazminatı ve işlemiş faizi ile fer'ileri toplamı 39.192,02-TL'nin ödeme tarihi 18.02.2022 tarihinden itibaren, dava dışı işçi ...'a ödenen kıdem tazminatı ve işlemiş faizi ile fer'ileri toplamı 14.554,55-TL'nin ödeme tarihi olan 09.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

2-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.671,43-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 920,10-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.751,33-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan; 540,10-TL Peşin/nisbi Harcı, 380,00-TL Islah Harcı, 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 125,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.045,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.07/07/2025

Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/190, K. 2025/612, 7 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Islah
  6. Cevap
  7. Deliller Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/190
Karar No
2025/612
Tarih
7 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/191 K.2025/627
  • İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/192 K.2025/172
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/192 K.2025/583
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/192 K.2025/927
  • İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/192 K.2025/520
  • Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/193 K.2025/440

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.