KÜNYE
T.C. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/646 Esas
- Karar no
- 2025/801
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/09/2025
Karar Metni
1.805 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İdare ekiplerince 16/12/2024 tarihinde ... adresinde yapılan kontrolde davalının, idareleri bilgisi ve izni olmadan, sayaçsız olarak kaçak su kullandığının tespit olduğunu, işlemin tesis edilerek ... tarih ve ... nolu kaçak su tutanağı tutulduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili idare tarafından ... 22. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe borçlu tarafından itiraz edildiğini, davalı tarafın itirazının haksız olduğunu, haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ... Genel Müdürlüğünün müvekkili ... aleyhinde, davacı İdarenin bilgisi ve izni olmadan sayaçsız olarak kaça su kullandığı iddiası ile ... 22. İcra Dairesinin...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız takipte bulunulduğu ve ancak müvekkile süresinde kesinlikle böyle bir kullanımın varit olmadığını ve borcu bulunmadığı gerekçesi ile icra takibine itirazda bulunulduğunu, açılan davanın ticari dava olmadığının kanaatinde olduklarını, söz konusu davanın husumet yönünden de yanlış açıldığını, davacı idarenin iddia ettiği ve kaçak su kullandığı iddia olunan bağımsız bölüm olan ofis ya da eklentisi ile müvekkilinin hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, davalı müvekkilin sadece, aynı adreste ve üst giriş katta bulunan dükkanın maliki olduğunu,
davacı İdarenin kaçak su kullanımı ile ilgili tesbit ve iddia ettiği 1.Bodrum da bulunan işyeri ile hiçbir ilgi ve alakası bulunmamakta ve kullanılmakta olduğunu, yine yaptıkları araştırma ve idarenin dosyaya sunduğu kontrattan da izinsiz su kullanımı yapıldığı ileri sürülen İşyerinin yaklaşık 1 yıl önce kiralandığı (20.07.2024) ve sadece ofis olarak kullanıldığının anlaşıldığını, bu işyerinin alt katında bulunan sığınak ile ilgi ve bağlantısının da olmadığının açık olduğunu, yapılmasını talep ettikleri keşif ve bilirkişi incelemesi ile durumun aydınlığa kavuşacağını,
haksız ve keyfi olarak yapılan icra takibinin iptali ile müsnet davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali davasıdır.
HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır.
Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.".
21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr, " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan,
basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır.
6102 sayılı TTKnun 4.maddesinde hangi davaların ticari dava ve çekişmesiz yargı işleri olduğu sayılmış olup, buna göre her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTKnun da TMKnun 962 ile 969.maddelerinde; 6098 sayılı TBKnun 202-203, 444-447, 487-501, 515-519, 532-545, 547-554, 555-560, 561-580 maddeleri, Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta borsa, sergi ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve son olarak da bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava olarak sayılmıştır.
Bilindiği üzere, 12.05.2018 tarihli ve 30419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Esnaf ve Sanatkâr Odaları Arasında veya Esnaf ve Sanatkâr Odaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Bünyesindeki Odalar Arasında Üye Kayıt Zorunluluğu Bakımından Çıkacak Anlaşmazlıkları Çözümlemek Üzere Oluşturulan Mutabakat Komitelerinin Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ"e göre mutabakat komitesi kararlarında esas alınması gereken mevzuat arasında ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili
maddeleri yer almaktadır. Anılan Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinde aynen.
"5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan,
basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır." hükmü amirdir.
İlave olarak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında;
"Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı 8.640.000.000 (2024 yılı için 2.000.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 3.600.000.000 (2024 yılı için 690.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 7.200.000.000 (2024 yılı için 1.400.000 TL) lirayı aşanlar;
..." denilmek suretiyle anılan Bakanlar Kurulu Kararına göre 2024 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadleri belirlenirken dikkate alınacak nakdi limitler belirlenmiştir.
Buna göre, 2024 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; yukarıda yer verilen 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısı (fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 700.000 TL, Mal Satış Tutarı: 1.000.000 TL, fıkra 3 - Satış Tutarı: 700.000 TL) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır (Gayri Safi İş Hasılatı : 690.000 TL)
Ayrıca, Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. Nitekim, TTK’nın “Ticari iş karinesi” başlıklı 19.maddesinde “(1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
(2)Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyaya celp edilen vergi kayıtlarına göre davalının.
2024 yılı vergilendirme dönemi Gelir Vergisi beyannamesini vergi dairesine ibraz ettiği, gerçek usulde ticari kazanç mükellefi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 213 Sayılı VUK'un 177. maddesine göre 2. sınıf tüccar olduğu, davalının 2024 yılı vergilendirme dönemi Gelir Vergisi beyannamesinde dönem içinde satın alınan emtia tutarının 0,00 TL olduğu, dönem sonu emtia mevcudu tutarının 0,00 TL olduğu, dönem içinde elde edilen hasılatının 0,00 TL olduğu, ayrıca 2025 yılı vergilendirme dönemi Gelir Vergisi beyannamesi henüz ibraz edilmemiş olduğu,
2025/04-06 dönemi Gelir Geçici Vergi beyannamesinde dönem içinde satın alınan emtia tutarının 0,00 TL olduğu, dönem sonu emtia mevcudu tutarının 0,00 TL olduğu, dönem içinde elde edilen hasılatının 0,00 TL olduğu, 2024 dönemi yıllık gelir vergisi beyannamesine göre 1.500,00 TL dönem zararı bildirmiş olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, uyuşmazlığın davacı tarafça tanzim edilen 16/12/2024 tarihli kaçak elektrik tutanağı ile bu tutanak uyarınca icraya konu tahakkuk faturasının, mutlak ticari dava kapsamında olmadığı, davalının işletme defteri tuttuğu ve tacirler için belirlenen iş hacminin altında kaldığı, ayrıca yukarıda açıklandığı üzere ticari iş karinesinin uygulanmasının Mahkemenin görevine etki etmeyeceği değerlendirilmekle somut uyuşmazlıkta davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından, davacının davasının görev yönünden reddine, görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır. Hakim · ¸e-imzalıdır.
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/646, K. 2025/801, 17 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama