KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2025
- Esas no
- 2023/385 Esas
- Karar no
- 2025/833
- Dava
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 06/06/2023
Karar Metni
1.792 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. İşçilik alacakları talebiyle dava dışı ... tarafından açılan ve yargılaması ...İş Mahkemesinin 2018/... E. sayılı dosyası ile yapılan dosyada hem davacı şirketin hem de davalılardan ...unvanlı şirketin “davalı” konumunda yer almakta olduğunu, söz konusu yargılama neticesinde yerel mahkeme tarafından davacı şirket den davanın reddine karar verildiğini,
bu karara karşı dosyanın davacısı konumunda olan ... istinaf kanun yoluna başvurduğunu ve istinaf incelemesi sonucunda davacı şirket ve davalı ...şirketi arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve dava konusu işçilik alacakları bakımından davacı şirket ve davalı ...şirketinin müştereken ve müteselsil sorumlu tutulduklarını, Dava dışı ...'in lehine hükmedilen alacaklar için icra takibi başlatması dolayısıyla ....
İcra Müdürlüğü 2022/... esas sayılı dosyasına müşterek ve müteselsilen sorumluluk kapsamında davacının mahkeme kararı dolayısıyla dosya borcunun tamamı olan 51.477,57 TL bedeli ödemek durumunda kaldığını, ancak mahkeme kararına göre ödenen bu bedellerden mahkeme kararı gereğince davalı ...şirketinin de sorumlu olduğunun aşikar olduğunu, aynı zamanda diğer davalı ...
İnşaat firmasının ekte sunulan sözleşme gereğince söz konusu işin yapımından asıl sorumlu olan yüklenici konumunda olduğunu, ... ile ... inşaat arasında yapılan anahtar teslim işin, ... inşaat tarafından .., taşere edildiğini, gelinen aşamada dava konusu edilen ve rücuen tazmini talep edilen bedellerin her iki davalı şirketten tahsilinin talep edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, Davacı şirketin davalı ...şirketi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu dosya borcunun tamamını tek başına ödemek durumunda kaldığını, davacı şirket ile diğer davalı ...
İnşaat arasındaki sözleşme gereğince esasen işçilik alacak ve tazminatlarının tamamından yüklenicilerin sorumlu olduklarını ve buna göre davacı şirket tarafından ödenmiş olan bedellerin tamamının davalılar tarafından davacı şirkete ödenmesi gerektiğini, davacı şirketin ödediği bu bedellerin tahsilini davalılardan talep etmişse de yanıt alamadığını, akabinde davacı şirketin dava şartı arabuluculuk yoluna başvurduğunu ancak bu konudaki çabaları da sonuçsuz kaldığını, dava dışı yollardan herhangi bir sonuç alamayan davacı şirket adına iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, beyan ve iddia ederek;
haklı davalarının kabulü ile 51.477,57 TL.nin ödeme tarihi olan 06.04.2022 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirketin, davacının ilgili projenin gerçekleştirilmesi için anlaşma sağladığı mütcahhitlerden biri olduğunu, ancak işin yapılmasının müteahhitler tarafından ...'a devredildiğini, bu sebeple davalı şirketin işçilik alacağından sorumlu olmadığını, Davacı ... ...'nin, ilgili projenin yerine getirilmesi için dört müteahhit ile anlaştığını, davalı şirketin bu müteahhitlerden biri olduğunu, davalı şirket ve diğer üç müteahhit de projenin gerçekleştirilmesi için ... firması ile taşeron şirket anlaşması imzaladığını, bu kapsamda davalı şirketin, 25/09/2013 tarihinde "...
2 x 135 MW Termik Santrali Kömür Hazırlama İnşaat İşleri" konulu projenin yapılması hususunda ... ... ... Müh. İnş. Miz. İhr. Tic. Ve San. Ltd.
Şti. adındaki firma ile anlaşarak bir sözleşme imzaladığını, işbu sözleşme uyarınca projenin ...'ın sorumluluk ve yetkisine bırakıldığını, söz konusu sözleşme uyarınca davalı ... ...'nin 'işveren' , davalı şirket 'müteahhit' ve diğer davalı ...'in ise "taşeron firma' sıfatına haiz olduğunu, davacı ... ...'nin asıl işveren, işçileri kendi adına sigortalı olarak çalıştıran ...'ın ise alt işveren konumunda olduğunun açıkça orta olduğunu, davalı şirket kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde dava konusu işçinin davalı şirkette çalışmadığının tespit edildiğini,
Somut olayda kendisine işçilik alacağı ödenen işçinin hangi inşaat sahasında ve hangi müteahhidin işçisi olarak çalıştığının açık ve net bir şekilde belirlenmediğini, söz konusu projenin yerine getirilmesi için ... ...'nin dört müteahhit ile anlaştığını, ilgili müteahhitler de işin yapılması için taşeron firma olan ... ile anlaştığını, dolayısıyla ..., aralarında davalı şirketin de yer aldığı dört müteahhidin taşeronu konumunda olduğunu ve bu dört müteahhidin de ayrı ayrı inşaat sahaları bulunduğunu, işbu nedenle söz konusu iş kazasının hangi müteahhit firmanın yetkili bulunduğu inşaat sahasında gerçekleştiği açık,
net ve kesin bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, nitekim iş kazasının gerçekleştiği inşaat sahasına göre sorumlu tutulacak müteahhit firmaların değişlik göstereceğini, ...'ın iş yoğunluğuna ve ihtiyaca göre zaman zaman işçileri bu inşaat sahaları arasında değişimli şekilde çalıştırdığının bilinmekte olduğunu, ancak bu husus davalı şirketin izni veya emri dışında gerçekleştirildiğini, bu kapsamda sorumluluğun doğru bir şekilde tayin edilebilmesi için iş kazasının hangi müteahhidin inşaat sahasında gerçekleştirilen bir işin yaptırılması nedeniyle meydana geldiğinin açıkça ortaya konulması gerektiğini,
ilgili işçinin davalı şirketin işçisi olduğu ve davalı şirketin sorumluluğunda olan bir işin yapılması nedeniyle davacı tarafından kendisine işçi alacağı ödendiğinin tespit edilmediğini, şayet işçi başka bir müteahhidin işçisi ise yahut başka bir müteahhidin sorumlu olduğu inşaat sahasında çalışmakta ise işçinin alacağından davalı şirketin sorumluluğu bulunmayacağını, bu sebeple de müvekkil şirket aleyhine açılan rücu davasının asılsız iddialara dayanan haksız bir dava olacağını,
bu kapsamda davalı şirket kayıtlarında yapılan sorgulama ve inceleme neticesinde iş kazası geçiren işçinin sigorta kaydına ve iş kazası ile ilgili hiçbir tutanağa rastlanılmadığını, zira, iş kazası geçiren işçi davalı şirketin inşaat sahasında ve davalı şirkete ait işlerin işlerin yürütülmesi sırasında meydana gelmediğini, dolayısıyla davalı şirketin ilgili iş kazasından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Davacının zararını davalı şirketten rücuen talep etme hakkına haiz olmadığını, davalı şirkete karşı rücu hakkı ve koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini, Davacı ... ...'nin,
dava dışı ...'in lehine hükmedilen alacaklar için icra takibi başlatması dolayısıyla ....
İcra Müdürlüğü 2022/... esas sayılı dosyasına dosya borcunun tamamı olan 51.477,57 TL bedeli ödemek zorunda kaldığını ve bu nedenle uğramış olduğu zararı rücu talep hakkı doğduğunu iddia ettiğini, Davacının davalıya karşı rücu hakkı bulunduğunu kabul etmemekle birlikte davacının rücu hakkı olduğu varsayımında dahi davacının işbu rücu hakkını kullanabilmesi için davayı davalıya ihbar etmiş olması gerektiğini, Tüm bu nedenlerle davacının müvekkil şirkete karşı rücu hakkının koşullarının gerçekleşmemesi sebebiyle rücu hakkına sahip olmadığı açıkça orta olduğunu,
işbu nedenle somut olayda davalı şirketin davacıya karşı bir borcu bulunmadığının görülmekte olduğunu, dolayısıyla, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacının rücu hakkına sahip olmaması nedeniyle aleyhine asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrasında “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı;
diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” hükmüne yer verildiğini, işbu düzenleme kötü niyetle takipte bulunarak icra organlarını meşgul edilmesini önlemek amacıyla haksız takip tazminatını (kötü niyet tazminatı) içerdiğini, somut olayda davacının davalıya karşı rücu hakkına sahip olmamasına ve davalıdan alacaklı olmamasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını,
bu sebeple davacının aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere haksız takip tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, beyan ederek;
Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine,Davacının asıl alacağın 9020'sinden aşağı olmamak üzere haksız takip (kötü niyet) tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesi kapsamında işveren - alt işveren ilişkisi çerçevesinde davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 05/06/2025 tarihli raporunda özetle;
"T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 2020/1063 Dosya No, 2022/102 Karar No.lu 17.02.2022 tarihli İstinaf Kararı davaya konu işçilik alacaklarından ... ... Üretim A.Ş. ile ...Proje...Ltd.Şti.nden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği,
Davacı ile davalı ... İnşaat Şirketi arasındaki sözleşmenin sunulduğu, iş bu sözleşmede yüklenici ... İnşaatın tüm işçilik alacaklarından sorumlu olduğunun hükme bağlandığı,
Davacı ile diğer davalı .... arasındaki sözleşmenin sunulmadığı,
Diğer yandan dava dışı işçinin işçilik alacak talebini dava ile SGK ile kayıtlı olduğu Okul firması ile ... aleyhine yönelttiği, işbu dava da ... İnşaat'a ihbar olunmadığı,
Asıl işverenin alt işverenden rücu etme hakı konusunda; doktrinde (..., (n.11) 157-159. ..., (a.11) 159-160; ... ve ..., “Asıl İşveren ile Alt İşverenler Arasındaki Rücu İlişkisi”, (2016)36 Sicil İş Hukuku Dergisi 91, 98; Aydınlı, (1-13) 270. » YOHD, 23.12.2015)
Çalışma hayatının olağan akışı içerisinde, alt işveren çalıştırdığı işçilerin haklarından işveren sıfatı gereği sorumludur. İş sözleşmesi alt işveren ile işçi arasında akdedilmektedir. Borç ilişkisinin nisbiliği gereği, sözleşmeden kaynaklanan haklar ve borçlardan da sözleşmenin tarafları sorumludur. Fakat kanun ile getirilen asıl işverenin alt işveren ile müteselsilen sorumlu olması durumu, “borç ilişkisinin nisbiliği ilkesine” getirilmiş önemli bir istisnayı oluşturur.
Müteselsil sorumluluk ilişkisinde sorumlulardan birinin borcu yerine getirmiş olması, alacağı sona erdirir. Öte yandan işçileri korumak amacıyla getirilmiş olan müteselsil sorumluluk, alt işverenin sorumluluğunu sonlandırmasını gerektirmemelidir. Kanun koyucu asıl işvereni alt işverenin borcundan “müteselsil sorumlu” kılmıştır; “borcun sahibi” kılmamıştır. Bu durumda asıl işveren kendi borcunu ödeyen kişi değil, başkasının borcunu ödeyen kişi konumundadır.
Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkide iş hukuku değil, borçlar hukuku, özellikle sözleşme hukuku geçerli olduğundan, aralarında meydana gelebilecek uyuşmazlıklarda sözleşme hükümleri dikkate alınacaktır. Bu durumda, asıl işverence ödenen işçi alacaklarının ne kadarını alt işverene rücu edebileceği ya da rücu edilip edilemeyeceği hususu, tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konu olması sebebiyle, aralarındaki sözleşme hükümlerine göre karar verilecektir.
Sözleşmede buna ilişkin bir hüküm yok ise Türk Borçlar Kanunu 167'nci madde hükmüne göre işverenler eşit paylarla sorumlu kabul edilecektir. Fakat asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğu “başkasının sözleşme kaynaklı bir borcundan sorumluluk” olduğundan, asıl işverenin yaptığı ödemelerin tamamı için alt işverene rücu hakkına sahip olduğu sonucuna varılmaktadır.
Görüşü ile davacı ... şirketinin ödediği tüm miktarı ...firmasından rücu etme hakkı olduğu, Davaya ihbar edilmeyen ve dava dışı işçi tarafından muhatap alınmayan ... İnşaat şirketine rücu edilip edilmeyeceği hususu ise Sayın Mahkemenin takdirlerinde olacağı" şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; yukarıda ayrıntılarına yer verilen dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre, davalı ...LTD. ŞTİ. nezdinde yapılan çalışma süresine göre davalının sorumlu olacağı işçilik alacağı miktarı 51.477,57-TL olarak tespit edilmiş olup, davacı ile davalı ... İnşaat Şirketi arasındaki sözleşmenin sunulduğu, iş bu sözleşmede yüklenici ...
İnşaatın tüm işçilik alacaklarından sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin sorumluluğunun başkasının sözleşmesel bir borcundan sorumluluk niteliğinde olduğu dolayısı ile asıl işverenin yaptığı ödemelerin tamamı için alt işveren davalılara rücu hakkına sahip olduğu kanaatine varılmış olmakla, davanın kabulü ile 51.477,57-TL'nin ödeme tarihi olan 06/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; 51.477,57-TL'nin ödeme tarihi olan 06/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 3.516,43-TL karar ve ilam harcından 878,60-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 2.637,83-TL eksik harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 1.084,10-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 5.414,00-TL masraf olmak üzere toplam 6.498,10-TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
4-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
5-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
6-3.120,00-TL Arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/385, K. 2025/833, 12 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama