KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/671 Esas
- Karar no
- 2024/1061
- Dava
- Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif
- Dava tarihi
- 09/10/2023
Karar Metni
3.988 kelime·20 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde: ...Sicil Müdürlüğüne ...-0 ticaret sicil numarası ile kayıtlı ...'nin tasfiyeye giriş tescil talebi 05.07.2023 tarihli ... Gazetesinde yayınlandığını, alacaklılara çağrı, 1.ilan 13.07.2023, 2.ilan 21.07.2023 ve 3.ilan 31.07.2023 tarihlerinde ... Gazetelerinde yayınlandığını, 1997 yılında kurulan ... 2007 yılında konut edindirme vasfını kaybetmiş bir kooperatif olduğunu, arazi sahibi ...
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshi ile % 90.36 seviyesinde tamamladığımız 1104 dairemiz ve arsamız ... KYK üzerine geçtiğini, bundan dolayı alacağa dayalı bir kooperatif olduğunu, bu alacağı yok etmek için ... KYK ve ...
KYK yöneticileri hileli seri işlemler başlattığını, tasfiye de bunlardan biri olduğunu, ... yönünden kooperatif yönetimi, 100 üzeri ortağa, istifa eden ortaklara ve ihraç edilip alacağını bekleyen Toplam 260 üzeri ortağa olan borçlarını ödemeden, ayrıca diğer alacaklılara ve vergi dairesi borçlarını ödemeden tasfiye işlemlerini başlattığını, kooperatif ve yöneticileri hakkında alacak ve sair konularda derdest davalar bulunduğunu, ayrıca tasfiye kararı usule kanunlara uygun alınmadığını, bunlardan dolayı tasfiyeyi iptal davası açtıklarını, bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi.
Borçlar Hukukuna göre aynı zamanda bir hukuki muamele olup, bu karar ve işlem bir hataya dayalı ise gerçek anlamda bir tasfıye işleminden söz edilemeyeceğini, hataya veya kasda dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfıyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi,
borçlar hukukunun temel kurallarından biri olduğunu, buna yönelik bir düzenleme ne 1163 sayılı yasa da ne de anılan yasanın 98.maddesi hükmü yollaması ile Türk Ticaret Kanunu'nun Anonim Şirketlere ilişkin hükümlerinde bulunmadığını, o nedenle TTK'nin 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine imkan tanınması kaçınılmaz olduğunu, aynı sonuca bu tür uyuşmazlıkların çözümlenmesinde görevli olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce varıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca da aynı görüşün benimsendiğini,
TTK Geçici Madde 7 –(1) 01/07/2015 tarihine kadar TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca TTK geçici Madde 7-1-c/d/e maddelerinde geçen tasfiye şartları davalı kooperatif için oluşmadığını, Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2021/5936 K. 2022/2814 T.
5.4.2022 ve TTK'nın geçici 7. /2 davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağını belirtildiğini, tasfiye ilanının usule uygun verilmediğini, bu belgelerin de Ticaret Sicil Müdürlüğüne teslim edilmediği,
alacak ve borçların gizlendiğinin görüldüğünü, ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızasının gerektiğini, tasfiye ile alacak davalarının kapanması halinde ortaklar üzerindeki borç yükümlüğünün artacağını, ortaklara diğer alacaklılara ve vergi dairesine kooperatifin 380 milyona yakın borcunun olduğunu, tasfiye halinde vergi dairesi dahil alacaklılar ortakların şahsi mal ve paralarına hacze gideceğini, bu sebeple tasfiye kararı 3/ 4 çoğunlukla alınmadığı için tasfiye kararının butlan olduğunu,
derdest davalar devam ederken kooperatif tasfiye edilemeyeceğini, Genel Kurulda ortak olmayan 3.kişilere tasfiye kararı aldırılması ve oy kullandırılmasının da suç olduğunu, ana sözleşmelerine de aykırı olduğunu, kooperatifimiz 2007 senesinde konut edindirme vasfını yitirdiğini, Ana Sözleşme 59.madde ile bu sebeple tasfiyeden önce kooperatife ortak alınamayacağını, ...
Tasfiye memurunun görevi tasfiye sürecinde kooperatif merkezinde bulunmaları ve Kooperatif kapısını açık bırakmasının gerektiğini, kooperatif kayıtlarında yer alan: 01.01.1998 yılı girişli ve 2007 yılı girişli gerçek ortakların Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/14-1751 K. 2019/528 T.
7.5.2019 gereği alacaklarının denkleştirici adalet ilkesi gereğince dolar, TL, altın, tefe, tüfe euro ile her bir kişinin alacağını hesaplaması ve tasfiye defterine işleyerek tasfiye ile tebliğ etmesi görevleri arasında iken, bu işlemde kasti olarak yapılmadığını, kooperatif merkezi 2019 yılından beri kapalı olduğunu, ... Esas ....
Asliye Ticaret mahkemesi infaz memuru kooperatifin adresine gidip kapalı olduğunu tutanak altına aldığını, tasfiyeden dahi haberi olmayan ortakların mevcut olduğunu, tasfiye genel kurul kararı ve alacaklarını bildirmeleri hususunda ortaklara tebliğ gönderilmediğini, her şeyin usulsüz olduğunu, tasfiye sebebi dahi gösterilmeden kasti ve hileli başlatılan tasfiye işleminde kontrol merci ... müdürlüğü olduğunu, ortaklar adına İstanbul ...
Müdürlüğüne ortak ... , dava konusu ile ilgili aynı hususta ve belgeler ile ihtar ve başvuru yapıldığını, İstanbul ... Müdürlüğü ...'e ihbar edilen hususlarda terkin işleminde görevi olan konularda takip, inceleme ve araştırma yapmadıklarını belirttiğini, İstanbul ... Müdürlüğünün, Ticaret sicilden terkin işlemini durdurması gerekirken işlem yapmadığını, ortak veya alacaklıların tüm ihtar ve ihbarlarına önem vererek değerlendirmesi ...
Müdürlüğünün yetki ve görevleri dahilinde olduğunu, Yargıtay kararları da bu yönde olduğunu, kooperatif ana sözleşmesine göre borçların ödenmeden tasfiyeye gidilemeyeceğini, 13- 20 yıldır alacak bekleyen dolandırılan, 560 pay sahibinin bilgisi olmadan kooperatif tasfiye edileceğini, ... ile ilgili tasfiyesinin Ticaret İl Müdürlüğünce tescil edilmesi halinde kooperatif ortakları ve aileleri mağdur edilmesine yol açacağını, Türk Ticaret Kanunu, Kooperatifler Kanunu ve İcra İflas Kanunu ihlal edildiğini, tüzel kişiliğin sona erebilmesi için tasfiyenin kararından ilanlara kadar işlemlerin hileli ve kasti yapıldığı,
alacak veya borç durumunu bildirmemiz hâlinde, alacaklılar ya da ortakların tasfiye kurulu ile Ticaret Sicil Memurluğuna bildirilmek üzere, tasfiyenin durdurulmasını ve ticaret sicilindeki terkin işleminin iptalini Asliye Ticaret mahkemesinden talep edebileceğini, Türk Ticaret Kanunu Geçici Madde 7/12 ve ve 7/15 uyarınca tasfiye sürecindeki şirketin borçlarının olmasının ticaret sicilinden silinmesine engel teşkil etmeyeceği düzenlendiğini, TTK. geçici madde 7/2 uyarınca tasfiye sürecindeki şirketin davacı veya davalı sıfatıyla devam eden bir davasının bulunması şirketin tasfiyesine ve ticaret sicilinden silinmesine engel olduğunu,
tasfiye kararının iptalini istediklerini, esas hakkında karar verilinceye kadar telafisi mümkün olmayan zararlara yol açmamak için acilen tasfiye işlemlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, 1163 Sayılı Kanun 52. maddelerindeki hükümler emredici nitelikte olduğunu, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, B.K.nun 19 ve 20. maddeleri hükümleri gereğince, mutlak butlanla sakat olduğunu, 17 - Haziran - 2023 Genel kurulda alınan tasfiye kararının iptalini, emsal Yargıtay kararları gereği TTK.
Geçici Madde 7/2 gereğince ticaret sicilindeki terkin işleminin iptalini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı ... ... ...ve tasfiye kurulu memurlarına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...cevap dilekçesinde: Davanın müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğini, huzurdaki davanın davacı ile davalı tasfiye halinde şirket gerektiği gibi belirtilmesinin gerektiğini, müvekkili müdürlüğün davada taraf olması gerekmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2010 tarih 2009/455 Esas 2010/8990 karar sayılı ilamında da, davacılarla davalılar arasında görülen yargılama neticesinde mahkemece karar verilmesi,
kararın kesinleşmesi halinde tescil işlemi yapılabileceğini, müvekkili müdürlüğe husumet yönetilmesinin mümkün olmadığını, davalı kooperatifin tasfiyesine yönelik işlemlerin bu hususta yeni bir karar verilinceye kadar ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına karar verilmesini, müvekkili müdürlüğe konu ile ilgili yapılmış bir başvuru bulunmadığını, verilmiş bir ret kararının olmadığını, müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilmesinin söz konusu olamayacağının ifade edilmesinin gerektiğini, ...
Müdürlüğü, 6102 sayılı TTK.m.32 ve ... Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, bu husus, “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” denilmek suretiyle.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.32’de ifade edildiğini, yasal şartlar oluşmuşsa, yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir; aksi halde ise, tescil talebini gerekçe göstererek ret ettiğini, davacıya müvekkili müdürlük tarafından verilen ve tasfiye sonu işlemlerinin durdurulabilmesi için tedbir kararı getirilmesi gerektiğine ilişkin cevap, mevzuata uygun olduğunu, dava konusu kooperatifin sicil kayıtlarında incelendiğinde, kooperatifin tasfiye haline girdiği ve tasfiye memurunun da seçildiği kararın, müvekkil Müdürlük tarafından, 05.07.2023 tarihinde tescil ve ilan edilmiş olduğunu,
davacı yanın müvekkil Müdürlüğe 02.10.2023 tarihinde sunduğu dilekçe ile şirketin tasfiyesinin şirket borçları ödenene kadar durdurulmasını talep ettiği, müvekkili müdürlük tarafından 03.10.2023 tarihinde verilen cevabi yazı ile söz konusu kooperatifin tasfiye sonu tescilinin engellenmesi ile ilgili mahkemeden alınmış tedbir kararının aslı ya da aslı gibidir onaylı suretinin müdürlüğe gönderilmesi gerektiğinin, mevzuata uygun olarak belirtildiğinin tespit edildiğini, müvekkili Müdürlüğün 03.10.2023 tarihli cevabi yazısından sonra tasfiyeye ilişkin genel kurulun iptali için ikâme edilen huzurdaki davada,
mahkemenin 20.10.2023 tarihli ara kararıyla da davalı kooperatifin tasfiyesine yönelik işlemlerin bu hususta yeni bir karar verilinceye kadar ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına karar verildiğini, tasfiye memuru beyanı ve mevzuatta gerekli sair evrakın ibrazına rağmen, tasfiye sonu tescilinden müvekkilinin imtina edebilmesi için dava konusu kooperatifin davacı tarafça iddia edilen söz konusu borçlarının tahsiline yönelik açtığı ilgili dava/davaların görüldüğü mahkemelerden alınacak tedbir kararının müvekkili müdürlüğe ibrazı gerektiği ve zaten tedbir kararının gereğinin yerine getirileceğinin,
davacı yana bildirilmesinden ibaret bir cevabi yazı hazırlandığını, müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, kooperatiflerde tasfiye ve tasfiye sonu işlemleri, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun m. 81 ve devamı maddelerinde düzenle olup, yine aynı kanunun 98. maddesinin atfı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 532 vd. hükümleri ve konuya ilişkin ...
Yönetmeliği hükümlerine istinaden ve bunlarla bağlı olarak yürütülmekte olduğunu, şirketlerin tasfiyeye giriş ve tasfiye sonu tescilinde istenen evrak, mevzuatta tanımlandığını, müvekkili mevzuat hükümleri çerçevesinde, söz konusu kooperatifin tasfiyeye giriş kararını, mevzuata uygun olarak tescil etmiş, herhangi bir mahkeme kararı olmadan tasfiye sonu işlemlerini durduramayacağını 03.10.2023 tarihli cevabi yazısında açıklandığını,
kooperatifin borcu bulunmadığına ilişkin son ve kesin bilançonun şirket genel kurulu tarafından onaylanmasını müteakip tasfiye memuru tarafından borç bulunmadığına dair sunulan beyanla kooperatifin tasfiye sonu işlemi müracaat üzerine, inceleme yapan ... müdürünün, tasfiye sonu kararının tescilini isteyen kooperatifin borcu bulunup bulunmadığını sorgulama yükümlülüğü ve hatta yetkisi bulunmadığını, ... müdürü, kendisine ibraz olunan borç bulunmadığına ilişkin genel kurul kararı ve tasfiye memuru beyanı ile işlemi yapmak zorunda olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 545/f.1’de düzenlendiği üzere, müvekkili ...
Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzerine tasfiye sonu tescilini tasfiye memuru beyanına istinaden yapacağını, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, mevzuat gereğince, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk, “tasfiye memuru”nda olduğunu, borç bulunmadığına ilişkin son ve kesin bilançoya şirket genel kurulu tarafından verilen onaya müteakip tasfiye memuru tarafından borç bulunmadığına dair sunulan beyanla şirketin tasfiye sonu işlemi müracaatı üzerine,
inceleme yapan ... müdürünün, tasfiye sonu kararının tescilini isteyen şirketin borcu bulunup bulunmadığını sorgulama yükümlülüğü ve hatta yetkisi bulunmadığını, Ticaret Sicil Müdürü, kendisine ibraz olunan borç bulunmadığına ilişkin genel kurul kararı ve tasfiye memuru beyanı ile işlemi yapmak zorunda olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri gereğince, alacaklıların hakkını korumakla görevli olan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 553 gereğince de, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlâl etmesi halinde,
kooperatife ve kooperatifin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiş bulunan tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, mevzuatta belirtilen evrakın ibrazı ile işlem yapmakla yükümlü bulunan müvekkili Sicil Müdürlüğünün, tespit etmesi fiilen de mümkün olmadığını, müvekkili Müdürlük tasfiye halindeki şirketin/kooperatifin borçlarını ve bunları ödeyip ödemediğini, mevzuattan kaynaklanan kapsamda sınırlı inceleme yetkisi kapsamında hukuken sorgulayamayacağı gibi bir mahkeme gibi etraflıca fiilen de tespit edemeyeceğini, davacılar, tasfiye sonunu durdurmak istiyor ise,
tasfiye sonunu durduran bir karar alması gerektiği aksi halde, tasfiye memurunun borç bulunmadığına dair beyanda bulunması üzerine, müvekkili Müdürlüğünün işlem yapacağı bilgisi, mevzuata uygun olarak davacıya bildirilmiştir ve bu bakımdan da, müvekkilinin söz konusu cevabı mevzuata uygun olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini huzurdaki davada husumetin diğer davalılara yöneltilmesi gerektiğini, şirketin tasfiye sonunu engelleyecek mahiyette tedbir kararı alınması içerir/tasfiyeye girişe ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin davalarda müvekkili Müdürlüğün taraf olmasının mümkün olmadığını,
müvekkili Müdürlüğe husumet yöneltilmeyeceğini, bugüne kadar bu kapsamda açılan hiçbir dava müvekkili Müdürlüğe karşı açılmadığını, davalı olarak doğrudan ilgili şirket/kooperatif gösterildiğini, dava konusu kooperatifin geçici 7. madde kapsamında yer almaması,
huzurdaki davaya konu işlemlerin TTK madde 532 ve devamında düzenlenen prosedür kapsamında bulunması itibariyle ve nitekim TTK geçici 7.maddenin 01.07.2015 tarihine kadar olan işlemler ve sayılan şirketler bakımından uygulanabilecek olması karşısında bahse konu mevzuatın işbu davada uygulanma alanı bulunmadığını, davada müvekkili Müdürlüğün yasal hasım olmak dışında bir işlev ve görevinin olamayacağını, davada müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceği ve huzurdaki davanın davacılar ile davalı tasfiye halinde kooperatif ve tasfiye memurları arasında görülmesi gerektiği belirtilmesinin gerektiğini,
davada müvekkili müdürlüğe husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili müdürlük davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinde sorumlu tutulamayacağını, öncelikle husumet yönünden müvekkili Müdürlük hakkında açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde: Müvekkili, davalı kooperatifin başkanı olduğunu, huzurda açılan dava Kooperatif Genel Kurul İptal davası olduğunu, kooperatiflerde genel kurul kararı iptal davasında davalı taraf kooperatif tüzel kişiliği olduğunu, kooperatiflerde genel kurul kararlarının iptal davası, kooperatif tüzel kişiliğine karsı açıldığını, davaya konu karar kooperatifin aldığı bir karar olup tüm ortakları bağladığını, kooperatif, iptal davası sonucu verilecek kesin hükümle doğrudan bağlı kılınacak taraftır ve davada gerekli işlemleri, organları aracılığıyla yerine getirdiğini,
müvekkili kooperatif başkanı olarak kararı alan organ değildir ve davada taraf olarak gösterilmesi hukuken mümkün olmadığını, bu yönüyle husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin ilgili olayda husumeti bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, Yargıtay bazı kararlarında, genel kurul kararının iptaline ilişkin dava dilekçesinde, başkan ve yönetim kurulu üyeleri hasım gösterilmiş olsa bile kooperatif tüzel kişiliğinin davalı olarak kabul edilmesi gerektiği görüşünde olduğunu,
kooperatif tarafından davacı ... hakkında 07/06/2002 tarihli ... nolu kooperatif yönetim kurulu kararı verilmiş ve sonrasında genel kurulda oy çokluğu ile ihraç kararının kesinleştiğini, davacı kooperatif üyeliğinden ihraç edildikten sonra kooperatife, genel kurula, yönetim kuruluna herhangi bir dava yöneltmediğini, bu nedenlerle kooperatif üyeliğinden ihracı kesinleşmiş bir kimse olarak,
yasal süresi içerisinde sözde alacağına ilişkin dava yöneltmeyen ve bu durumun tam aksine kooperatife borçlarını ödemeyen davacının taraf ehliyeti ve hukuki menfaati bulunmadığını, söz konusu davanın usul bakımından birçok eksiklikler barındırdığını, kooperatifin genel kurulu 17/06/2023 tarihinde yapıldığını, huzurdaki dava 09/10/2023 tarihinde açıldığını, Genel Kurul kararlarının iptalini isteyen üyeler toplantıyı takip eden günden başlamak üzere 1 ay içerisinde Genel Kurul Kararının iptali istemli dava açmasının gerektiğini, süre hak düşürücü süre olduğunu, sürenin bitimi sonrasında herhangi bir dava açılmayacağını,
Genel Kurul Kararının iptalini talep edebilecek kişiler, Genel Kurul Kararı alınırken toplantıya katılarak karar aleyhine oy veren ve red kararını tutanağa geçiren kooperatif üyeleri olduğunu, toplantıda hazır bulunarak karara karşı aleyhte oy kullanan ve muhalefetlerini toplantı tutanağına yazdıran ortaklar bu kararın iptali için iptal davası açabildiklerini, üye ilgili kararın verildiği Genel Kurul toplantısına katılarak karara muhalefet etmeli ve muhalefet ettiğini tutanağa geçirilmesinin gerektiğini, kooperatife ait 17/06/2023 tarihli toplantı incelendiğinde, davacıların hiçbiri verilen karara karşı muhalefet şerhi koydurmadığını,
davacıların birçoğu 17/06/2023 tarihli toplantıya katılım sağlamalarına rağmen, hiçbir karara yazılı şekilde itirazda bulunmadığını, davacıların sunmuş olduğu dava dilekçesi yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacılar, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, ihtiyati tedbir yönünden verilen hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini,
ihtiyati tedbire yönelik sundukları .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas, İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi 2022/1967 Esas, 2022/1650 Karar sayılı dava dosyalarında ihtiyati tedbir yönünden haksız taleplerde bulunan davacıların bazılarına ilişkin kararlar şu şekildedir: "Bu aşamada ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi, davalı açısından telafisi güç veya imkansız zararlara yol açma ihtimali bulunmadığı, tedbir talep edilen kooperatif tasfiyesinin durdurulmasının uyuşmazlığın konusunu da oluşturmadığından, HMK'nın 389 vd. maddelerinde ön görülen koşullar oluşmadığından tedbir talebinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir. "....
Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas, "Ancak somut davada borçlu şirket hakkında defter tutulması haricindeki muhafaza tedbiri alınmasında mevcut durum itibarı ile henüz bir gereklilik görülmediğini, İİK.177.maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkin işbu davada, alacağın miktarının, alacağın muaccel olup olmadığının henüz yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi alacaklıların menfaati için muhafaza tedbirlerine hükmedilmesinde zaruriyet bulunduğu hususu da henüz tespit edilemediği İİK.
159. maddesi kapsamında tedbir talebinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir. "- .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas kooperatifin ihraç edilen üyelerinden olan ..., diğer davacıları organize ederek kooperatif aleyhine birtakım davalar açtırmakta ve kooperatifin işleyişine olumsuz manada sekte vurduğunu, bu nedenle en az 5.000.000-TL tutarında teminat verilmesi hukuka uygun bir yaklaşım olacağını, davacılardan ...'ın, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas sayılı dava dosyasıyla kooperatifin iflasını istemesine rağmen, 17/06/2023 tarihli genel kurul kararı ile birlikte kooperatifin tasfiyeye girmesine ilişkin neden itiraz ettiği de anlaşılamadığını, kooperatifin iflasını isterken, tasfiyeye itiraz edilmesi aslında davacı ...'ın niyetini doğrudan ortaya çıkardığını, davacının amacı, mevcut düzeni işletilemez hale getirmek olduğunu, ispatlayamadığı iddialarıyla kooperatifi meşgul ettiğini, kendi taleplerini karşılayana kadar, kooperatife haksız ve hukuka aykırı şekilde davalar yönelttiğini,
hak düşürücü süreye ve birtakım dava koşullarına uyulmadan açılan haksız ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflarından bilgi, belge alınmadan, İTO kayıtları gözardı edilerek sadece davacıların sunduğu yanlış bilgilere itibar edilerek tasfiyenin tedbiren durdurulması kararı açıkça hukuka aykırı olduğunu, kararın duruşma günü beklenmeksizin kaldırılmasının gerektiğini, mahkeme ayrı kanaatte ise tasfiyenin durdurulması tüzelkişiliğe ve üyelere zarar vereceğini,
davacılardan teminat istenmesi (zararın yüksek olacağı düşünüldüğünden teminatın buna göre belirlenmesi) ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde: Müvekkili tarafından davacı ... hakkında 07/06/2002 tarihli ... nolu kooperatif yönetim kurulu kararı verildiğini, sonrasında genel kurulda oy çokluğu ile ihraç kararı kesinleştiğini, davacıı kooperatif üyeliğinden ihraç edildikten sonra kooperatife, genel kurula, yönetim kuruluna herhangi bir dava yöneltmediğini, bu nedenlerle kooperatif üyeliğinden ihracı kesinleşmiş bir kimse olarak,
yasal süresi içerisinde sözde alacağına ilişkin dava yöneltmeyen ve bu durumun tam aksine kooperatife borçlarını ödemeyen davacının taraf ehliyeti ve hukuki menfaatinin bulunmadığını, dava usul bakımından birçok eksiklikler olduğunu, kooperatifin genel kurulu 17/06/2023 tarihinde yapıldığını, dava 09/10/2023 tarihinde açıldığını, Genel Kurul kararlarının iptalini isteyen üyeler toplantıyı takip eden günden başlamak üzere 1 ay içerisinde Genel Kurul Kararının iptali istemli dava açmasının gerektiğini, süre hak düşürücü süre olduğunu, sürenin bitimi sonrasında herhangi bir dava açılamayacağını,
Genel Kurul Kararının iptalini talep edebilecek kişiler, Genel Kurul Kararı alınırken toplantıya katılarak karar aleyhine oy veren ve red kararını tutanağa geçiren kooperatif üyeler olduğunu, üye ilgili kararın verildiği Genel Kurul toplantısına katılarak karara muhalefet etmeli ve muhalefet ettiğini tutanağa geçirmesinin gerektiğini, kooperatife ait 17/06/2023 tarihli toplantı incelendiğinde, davacıların hiçbiri verilen karara karşı muhalefet şerhi koydurmadığını, davacıların birçoğu 17/06/2023 tarihli toplantıya katılım sağlamalarına rağmen, hiçbir karara yazılı şekilde itirazda bulunmadıklarını,
davacıların sunmuş olduğu dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususlar, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olup, bu beyanlara itibar edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacılar, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbiri, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, buna benzer iddialar ile ilişkili olarak "Ancak davalının mallarını kaçırmaya, gizlemeye, hileli anlaşmalar yaptığına dair yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı,
bu sebeple davalı kooperatif adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların devrinin engellenmesi yönündeki tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığını, İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi 2022/1967 Esas, 2022/1650 Karar sayılı ilamıyla da davacıların iddialarının mesnetsiz olduğu açıkça ortaya koyduğunu, ihtiyati tedbir yönünden verilen hukuka aykırı kararın kaldırılmasının gerektiğini, ihtiyati tedbire yönelik .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, ....
Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas, İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi 2022/1967 Esas, 2022/1650 Karar sayılı dava dosyalarında ihtiyati tedbir yönünden haksız taleplerde bulunan davacıların bazılarına ilişkin kararlar şu şekildedir: " Bu aşamada ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi, davalı açısından telafisi güç veya imkansız zararlara yol açma ihtimali bulunmadığı, tedbir talep edilen kooperatif tasfiyesinin durdurulmasının uyuşmazlığın konusunu da oluşturmadığından, HMK'nın 389 vd. maddelerinde ön görülen koşullar oluşmadığından tedbir talebinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir. "....
Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas, "Ancak somut davada borçlu şirket hakkında defter tutulması haricindeki muhafaza tedbiri alınmasında mevcut durum itibarı ile henüz bir gereklilik görülmemektedir.İİK.177.maddesine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkin işbu davada, alacağın miktarının, alacağın muaccel olup olmadığının henüz yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi alacaklıların menfaati için muhafaza tedbirlerine hükmedilmesinde zaruriyet bulunduğu hususu da henüz tespit edilemediğinden İİK.
159. maddesi kapsamında tedbir talebinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir. "- .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas Kooperatifin ihraç edilen üyelerinden olan ..., diğer davacıları organize ederek kooperatif aleyhine birtakım davalar açtırmakta ve kooperatifin işleyişine olumsuz manada sekte vurmaktadır. Bu nedenle en az %5 oranında teminat verilmesi hukuka uygun bir yaklaşım olacaktır. Davacılardan ...'ın, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...
Esas sayılı dava dosyasıyla kooperatifin iflasını istemesine rağmen, 17/06/2023 tarihli genel kurul kararı ile birlikte kooperatifin tasfiyeye girmesine ilişkin neden itiraz ettiğinin anlaşılamadığını, kooperatifin iflasını isterken, tasfiyeye itiraz edilmesi aslında davacı ...'ın niyetini doğrudan ortaya çıkardığını, davacının amacı, mevcut düzeni işletilemez hale getirmek olduğunu, ispatlayamadığı iddialarıyla kooperatifi meşgul ettiğini, kendi taleplerini karşılayana kadar, kooperatife haksız ve hukuka aykırı şekilde davalar yönelttiğini,
hak düşürücü süreye ve birtakım dava koşullarına uyulmadan açılan haksız ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, taraflarından bilgi, belge alınmadan, İTO kayıtları gözardı edilerek sadece davacının sunduğu yanlış bilgilere itibar edilerek tasfiyenin tedbiren durdurulması kararı açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu karar duruşma günü beklenmeksizin kaldırılmasının gerektiğini,
mahkeme ayrı kanaatte ise tasfiyenin durdurulması tüzelkişiliğe ve üyelere zarar vereceğinden davacılardan teminat istenmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME
Dava, davalı kooperatifin tasfiye kararının alındığı 17/06/2023 tarihli genel kurul kararının iptali talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı, hak düşürücü süre ve husumet yönünden gerekli şartların sağlanıp sağlanmadığı, tasfiye kararının gerekli nisaba göre alınıp alınmadığı, alınan kararın mevzuat ve esas sözleşmeye uygun olup olmadığı, kooperatifin sicilden terkin edilip edilmediği, terkin edilmiş ise bu işlemin iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmıştır.
Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır.
Mahkememiz yargılaması devam ederken, son celsede davalı kooperatif vekili, dava konusu olan kooperatifin tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararına yönelik olarak açılan davayı kabul ettiğini beyan etmiş, aynı celsede hazır bulunan kooperatif tasfiye kurulu üyeleri de davayı kabul ettiklerine yönelik beyanlarda bulunmuşlardır.
Davanın kabul edilmesine ilişkin HMK maddeleri aşağıdaki şekildedir.
Davayı kabul
MADDE 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.
(2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
Feragat ve kabulün şekli
MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.
(2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.
(3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir.
(4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Feragat ve kabulün zamanı
MADDE 310- (1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Feragat ve kabulün sonuçları
MADDE 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri
MADDE 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.
(2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.
Yapılan yargılama sonucunda: davanın davalı kooperatifin tasfiye kararının alındığı genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu, davalı kooperatif vekilinin ve tasfiye kurulu üyelerinin davayı kabul ettikleri, bu bağlamda da davalı tarafın kabul beyanı üzerine HMK 308 vd maddeleri uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile,
Davalı kooperatifin 17/06/2023 tarihli Genel Kurul Kararında 9 nolu madde altında alınan tasfiye kararının ve bu karar ile bağlantılı olan tasfiye yönetim kurulu seçilmesine ilişkin 10 nolu kararın İPTALİNE,
2-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanına,
3-Mahkememizce verilen tedbir kararlarına yönelik itirazların reddi ile mahkememiz kararı kesinleşene kadar devamına,
4-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacılar tarafından dava açılırken yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubu ile eksik bakiye 157,75 TL harcın davalı Kooperatiften tahsili ile hazine adına irat kaydına,
5-Davacılar tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 38,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 578,10 TL harcın davalı Kooperatiften tahsili ile davacılara verilmesine,
6-Davacılar tarafından yapılan toplam 2.156,25 TL yargılama giderinin davalı Kooperatiften tahsili ile davacılara verilmesine,
7-Davalılar tarafından bir yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı Kooperatiften alınarak davacılara verilmesine,
9-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacıların gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacılara iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacılardan ... ve davacılar vekili, feri Müdahil Mete İnşaat vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/12/2024
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/671, K. 2024/1061, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama