KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas no
- 2023/675 Esas
- Karar no
- 2025/243
- Dava
- İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/10/2023
Karar Metni
1.543 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile aleyhine yürü 252.369,59 TL tutarındaki icra takibi nedeniyle düzenlenen alacağa ve İcra Dairesi'nin yetkisine itiraz ettiğini, borca ve yetkiye itirazın haksız olduğunu, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, davacı Şirket tarafından borçlu taraf ile arabuluculuk görüşmesi yapmak üzere başvuru yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinde taraflar arasında gerekli anlaşma sağlanamaması sebebiyle takibe konu olan alacağın tahsili amacıyla işbu davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, borçlunun bu itirazının belirtecekleri nedenlerle iptalinin gerektiğini,
davalı ile davacı şirket arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, sona erdiği tarihe dek davalının davacı şirketin acentesi olarak faaliyet sürdürdüğünü, davacı şirket ... A.Ş. ile davalı-borçlu arasında Acentelik Sözleşmesi imzalandığını. daha sonrasında iş bu sözleşmenin sona ermesi ile acentelik ilişkisinin de sona erdiğini, davalı/Borçlunun ilgili icra takibine itiraz ederken ....
İcra Müdi tün yetkisine de haksız ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla olduğu belli şekilde itiraz ettiğini, davalı/ile davacı şirket arasında yapılan, takibin alacağının dayanağını oluşturan, Acentelik Sözleşmesi'nde taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili oldukları açıkça kararlaştırıldığını, davalı ile davacı Şirket arasındaki sözleşme sona erdiğinde devir işlemleri gerçekleştiğini, yapılan denetim ve kontrollerde kasa açığının olduğunun tespit edildiğini, ilgili işyerinde yapılan kasa nakit,
süspan ve diğer denetimlerinde davalı Acente'nin davacı şirket hesabına aktarması gereken bedellerde açık olduğunun tespit edildiğini, müşterilerin ödemelerini yaptıklarını beyan ettiklerini, müşteriler tarafından tahsil edilmiş olmasına rağmen tahsil kaydı düşülmediğini, faturalar ve sorunlu durumdaki üye müşteri faturalar incelendiğinde 252.369,59 TL tutarında davacı şirket'e aktarılması gerekip aktarılmayan açık olduğunun görüldüğünü, ilgili tutarın davacı şirket hesaplarına gönderilmesi gerekirken davalının zimmet ve sorumluluğunda tutulduğunun tespit edildiğini,
dolayısıyla aktarılması gereken bedellerde toplam 252.369,59 TL açık olduğunun ortaya çıktığını, yapılan bu tespitlerin tutanak altına alındığını, davacı şirket tarafından bahse konu alacağın tahsili amacıyla davalı taraf ile defalarca iletişime geçilmiş olsa da bu borcu ödemekten kaçındığını, bunun neticesinde davacı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından bu takibe kötü niyetli olarak itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğunu, gelinen noktada dava öncesi arabuluculuk müessesesine başvurulmuş olsa da sürecin anlaşmama ile sonuçlandığını, davacı şirketin alacağını tahsil edemediğini, bu doğrultuda,
davalı/borçlu tarafından haksız ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, zira aralıksız hizmet vermek ile yükümlü olan ve taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket'in iş süreçlerinin bu haksız davranış nedeniyle olumsuz etkilendiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı takibine yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlunun İcra İflas Kanunu m.67/2 uyarınca asıl alacak ve üm ferileri üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini, talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı ...'ın, ...
A.Ş ile 11.05.2012 tarihinde acente sözleşmesi imzaladığını ve 29.11.2017 tarihine kadar bu şirketin acentesi olarak çalıştığını, acentelik sözleşmesi uyarınca, acentenin faaliyet gösterdiği işyerine ilişkin giderlerin, masraf tutanağı adı altında, aylık olarak karşılanmasının hüküm altına alındığını, fiilen uygulamada da bu masraf miktarları, aylık hak edişler olarak acenteye ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin temeli, bir taraftan şube giderlerinin taraflarınca karşılanması suretiyle, şubenin bu sayede zarar etmemesinin sağlanmasına,
diğer taraftan da, şubenin devir aldığı cironun artırılması suretiyle elde edilen cirodan alınan komisyonla, ticari anlamda kar edilmesine dayanmakta olduğunu, davalı şirket tarafından üstlenilen bu giderlerin, aylık olarak düzenlenen Masraf tutanağı adı altındaki belgeler karşılığında ödendiğini, akdi ilişkinin devam ettiği uzun süreç içerisinde, Acente faaliyet giderlerinin doğal olarak artmasına rağmen, davalı tarafından bu gider kalem ve miktarları sözleşmeye aykırı olarak,
gerçek faaliyet giderlerini karşılayacak şekilde güncellenip arttırılmadığını, acentenin gerçek faaliyet giderlerini karşılamaktan uzak ve gerçek giderlere göre sürekli olarak eksik bırakıldığını, davalı tarafın bu akde aykırı davranışları, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, anılan akde aykırılık nedeniyle, davalı Acentenin sürekli olarak zarar eden ve gerekli oranda kar edemeyen bir işletme haline gelerek tek taraflı ve sadece davalı tarafın menfaat elde etmesine dayalı bir hal aldığını ve bu ticari ilişkinin sürdürülebilir bir niteliği kalmadığını,
sözleşme dönemi içerisindeki gerçek faaliyet giderleri ile ödenen kısmi faaliyet giderleri arasında fark oluşmaya başladığını, davacı şirket tarafından personel giderleri için yatırmış olduğu paraların hiçbir zaman güncel koşullara ve değişikliklere göre revize edilmediğini, bunun sonucunda da personel maaşları ve primlerin acentenin hakedişleri üzerinden karşılanlandığını, ayrıca sözleşmeye aykırı olarak hiçbir zaman hareket etmeyen davalı ve acentesinin zaman zaman müşterilerden tahsilat yapılamadığı zaman bu hakedişlere davacı şirket tarafından bloke koyularak hiçbir zaman çözüm odaklı davranılmadığını,
acente olarak daima çalışan personellerine gerekli eğitimi ve hazırlığı sağlayan davalının, çalışanların maaşlarını zamanında ve eksiksiz ödemeye özen gösterdiğini, hakedişlere koyulan blokeler sonucunda personel maaşlarını ödeyemeyecek duruma gelen davalının gerek kendisi için gerekse davacı şirket için oluşabilecek hem maddi hem de iş dünyasında prestij için önlem aldığını, bu önlem sonucunda da davaya konu açıklık oluştuğunu, olağanüstü masrafların asıl sebebi davacı şirketin politikalarından kaynaklı olduğunu,
Mng Kargo şirketinin iş tanımına uygun bir çalışan için yapılan eğitimler ve işe hazırlık süreçleri dikkate alındığında | personelin bile işten çıkmasının tüm süreci baştan başlatmaya bunun karşılığında da daha fazla zararın oluşmasına neden olabilecekken davalının bu durumun önüne geçtiğini, her adımında da bölge müdürlerinin izin ve onayını aldığını, şirketin ve acentenin ciro kaybına engel olunması için yapılmış olan en uygun davranışlar gerçekleştiğini, işletme olarak da işlerin sekteye uğramasının önüne geçerek Ankara bölgesinin en iyi satış ve ciro yapan şubesi olduğunu,
hatta bu konularda davalı şirket tarafından birden fazla ödüle layık görüldüğünü, daha sonra bu başarıyı cezalandırmaya kalkıp "kasa açığı" altında davalıyı zor duruma düşürecek birtakım hareketlere başlanıldığını, bunun sonucunda da dava dilekçesinde de görülecek takip başlatıldığını, açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kargo taşıma hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 252.369,59-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İddia ve toplanan deliller kapsamında davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için talimat yazıldığı, mahkememiz talimatı uyarınca davalıya ticari defter ve kayıtların sunulmamasının hukuki sonuçlarının (HMK m.222) davalıya ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların inceleme için ibraz edilmediği bu sebeple talimatın iade edildiği anlaşılmıştır.
Bu kez davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 07/12/2024 tarihli raporunda özetle;
"Davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde;
-01.01.2019 tarihli en son kayıt ile davacı şirketin davalı şirketten 252.369,59 TL alacaklı olduğu, bu tutarın işbu davaya konu ana para alacağına denk geldiği,
-Davacı şirketin davalı şirketten işbu davaya konu icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle 252.369,59 TL alacaklı olduğu,
-Dava esas değerinin 252.369,59 TL olduğu,
-İcra takip talebinde takip öncesi işlemiş faiz talebi olmadığı, tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre; davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olma vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu olup, takibe dayanak cari hesaba konu fatura ve fatura bedellerinin alacak bakiyesi olarak kayıtlı olduğu, cari hesap ve faturalar ile defter ve kayıtların örtüştüğü, mahkememizce davalının defter ve kayıtlarının incelenmesi için yazılan talimat gereğince HMK.'un 222 maddesi gereğince ticari defter ve kayıtların talimat mahkemesinde hazır edilmesine,
inceleme günü ve saatinde defterlerin ibraz edilmemesi ya da yerinde inceleme talebinde bulunulmaması halinde karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarının sonuçlarına göre değerlendirme yapılacağı hususunun davalı tarafa talimat mahkemesince ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemiş olduğu, davalı tarafça davaya konu borcun ödendiğini ispata elverişli herhangi bir delil de sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu dolayısı ile lehine delil olma vasfına haiz olduğu gözetildiğinde, HMK 222. vd maddeleri uyarınca davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın likit olması ve mevcut duruma göre borçlunun itirazında haksız olduğu dikkate alınarak davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalı tarafından .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına,
2-Alacağın %20'si oranında hesap olunan 50.473,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 17.239,36-TL karar ve ilam harcından 4.309,85-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 12.929,52-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 4.618,10-TL yargılama gideri ile yargılama aşamasında yapılan 4.100,50-TL masraf olmak üzere toplam 8.718,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 40.379,13-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-3.120,00-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2025
Katip ... · E-İmzalıdır Hakim ... · E-İmzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/675, K. 2025/243, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama