KÜNYE
T.C. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- Esas no
- 2024/811 Esas
- Karar no
- 2025/380
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/12/2024
Karar Metni
947 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ... Marka, ... Tip, 2007 model, ... Şasi/Seri No'lu ve motor no'su okunamayan iş makinasını (...) 18.07.2024 tarih ve ... seri nolu fatura ile davalıdan satın aldığını, söz konusu iş makinasının anahtarları ve kendisi müvekkili nezdinde olup makine müvekkile ait olduğunu, zira dava konusu iş makinesi tescilli bir araç olmadığını, bu sebeple mülkiyet, Eşya Hukuku'na ilişkin Medeni Kanun'nun "taşınır mülkiyeti", "B.
Kazanılması", "I. Mülkiyetin nakli", "1. Zilyetliğin devri" başlıklı 763.
Madde uyarınca zilyetliğin devri ve anahtar teslimi ile geçmekte olduğunu, anahtar teslimi ile zilyetliği ve mülkiyeti kazanan müvekkili makine üzerinde istediği gibi hakimiyet sahibi ve fiili hakimiyetini dilediği gibi kullanabilmekte olduğunu, ne var ki iş bu iş makinesi halen Ticaret Odasına kayıtlı olmadığı için trafik polisi tarafından trafikten men edilme tehlikesi ile karşı karşıya olduğundan ihtiyaç duyulan yerlere nakledilememekte, bu sebeple müvekkili oldukça büyük mağduriyetler yaşamakta olduğunu, iş makineleri halihazırda "..." adresinde bulunmakta olduğunu,
iş bu iş makinasının Karayolları Trafik Kanunu'nun 36. Maddesi uyarınca müvekkili kayıtlı bulunduğu İstanbul Ticaret Odasına tescili yapılarak plakası çıkarılmak zorundadır teknik özellikleri belirtilen ... Marka, ... Tip, 2007 model, ... Şasi/Seri No'lu ve motor no'su okunamayan iş makinesinin müvekkili ...'ya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibari ile; mülkiyetin tespiti davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki hâlinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi.
Nitekim 21.07.2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, hâlen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.
Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nin 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.
VUK'nin 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.
Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, davacı gerçek kişinin dava tarihi itibariyle, faaliyetinin VUK 177. madde 1. bent dahilinde olan işletme olduğu ve işletme defteri tuttuğunun ve 2.sınıf tacir olduğunun vergi dairesinden gelen müzekkere cevabında anlaşıldığı, tacir olmadığı ve esnaf kaydının bulunmadığının yine gelen müzekkere cevaplarından anlaşıldığı, 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının VUK 177. madde 1. bent dahilinde miktarların yarısını aşması gerektiği, davacının işletmesinin 2024 yılı itibariyle bu tutarların yarısını aşmadığı anlaşılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir.
Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir.
Somut olayda davacının tacir olmadığı, dava konusunun ticari işletmesi ile alakalı olmadığı, yine tescili talep edilen forkliftin ticari araç da olmadığı birlikte değerlendirildiğinde davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle görev dava şartı yokluğundan HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,
2-HMK.nun 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birisinin başvurması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, süresi içinde talep olmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına,
3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, HMK 331/2. maddesi gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği taktirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan kısmının Mahkememizce karar altına alınmasına,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/05/2025
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/811, K. 2025/380, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama