KÜNYE
T.C. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/112 Esas
- Karar no
- 2025/278
- Dava
- Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/02/2025
Karar Metni
926 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin davalı ...
A.Ş. aleyhine açtığı bu belirsiz alacak davasında, müvekkilinin bir araç satın alımı sürecinde, teklif mektubunda model yılının açıkça belirtilmemesi nedeniyle aracı 2024 model ...sözleşme imzaladığını, sonrasında aracın 2023 model olduğunun anlaşılması üzerine siparişi iptal ettiğini ve bu iptalin davalı tarafından teyit edildiğini, ancak iptalden bir gün sonra araç faturası gönderildiğini, müvekkilin noterden ihtarname keşide ederek hem faturayı iade ettiğini hem de satış bedelinin üç gün içinde kendisine ödenmesini talep ettiğini,
kaparo olarak ödediği 100.000 TL’nin iade edildiğini fakat 2.831.377 TL’lik bakiye tutarın ancak temerrüt tarihinden 53 gün sonra iade edildiğini, bu sürede müvekkilin parasını kullanamadığını ve bu nedenle maddi zarara uğradığını, ayrıca iptal edilen aracın başka bir alıcıya satıldığı ve ondan da bedel tahsil edildiğini, buna rağmen müvekkilin alacağının bekletildiğini, bu durumun davalı tarafın tacir sıfatı ve işlemin ticari iş niteliği nedeniyle ticari avans faizine tabi olduğunu,
temerrüdün başladığı 28.03.2024 tarihinden iadenin yapıldığı 20.05.2024 tarihine kadar olan süre için faiz kaybının bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, bu zarar için 06.06.2024 tarihli ikinci bir noter ihtarnamesi keşide edildiğini ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle eldeki davanın açıldığını, belirttiğini ve tüm bu açıklamalar çerçevesinde davanın kabulü ile müvekkilinin faiz kaybının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini,
bu kaybın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve müvekkile ödenmesini, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Görev hususu dava şartı olması nedeniyle Mahkeme görev hususunu yargılamanın her aşamasında re' sen dikkate alabileceği gibi taraflar da her aşamada ileri sürebilir.
HMK.nun 1. Maddesine göre ".......göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." anılan kanunun 114/c maddesinde ise mahkemenin görevi dava şartı olarak gösterilmiş olup aynı kanunun 115.maddesi ile getirilen "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmü gereğince re'sen görevsizlik kararı verilebilecektir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
Türk Ticaret Kanunun 3. maddesine göre ise, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmektedir.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda davanın 6102 sayılı TTK uyarınca mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın nispi ticari dava olup olmadığının değerlendirilebilmesi için mahkememiz ara kararları doğrultusunda davacının gerçek kişi tacir olup olmadığının belirlenmesi için müzekkere yazılarak tacir araştırması yapılmış olup. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında da davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunamadığı bildirilmiştir.
Bu durumda davacının tacir olmadığı ve ticari işletme kaydı bulunmadığından, uyuşmazlık tarafların her ikisinin de ticari işletmesinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından nispi ticari davalardan olmadığı ve uyuşmazlığın çözümünde genel Mahkemelerin görevli olduğu anlaşılmıştır.
HMK 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiş olup; mahkememizin görevli olmaması ve görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri olması nedeniyle görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · (E-İmzalı) Hakim ... · (E-İmzalı)
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/112, K. 2025/278, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama