KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/365 Esas
- Karar no
- 2024/739
- Dava
- Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi
- Dava tarihi
- 30/05/2024
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, müvekkilinin "... Mah. ... Cd. No: ... Dükkan: .../İST." adresinde ... hizmet numaralı aboneliğe sahibi olduğunu, aboneliğini 02/10/2020 tarihinde sonlandırdığını, yeni kiracı abonelik için davalı kuruma başvuru yaptığını ve kurum tarafından kaçak elektrik kullanımı yapıldığını, kaçak elektik kullanımının müvekkilinine ait olmadığını yeni kiracının yaptığını kesilen ceza miktarı üzerinden ....
İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve icra takibinin kesinleştiğini, davacı müvekkil hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2023/... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibin tedbiren durdurulmasını, yapılacak yargılama sonucunda davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafa ödenen meblağın iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa aidiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile, davacı hakkında yapılan işlemlerin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği mevzuatına uygun olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını iddia etmiş olsa da;
dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamamış olduğunu, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu bağlamda ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden davacı tarafa ait olduğunu, kaçak elektrik tutanaklarının, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu bağlamda ispat yükünün, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu,
açıklanan tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Dava İİK'nın 89. maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, bu davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davacının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davacının tacir kaydının bulunmadığı,
bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/365, K. 2024/739, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama