KÜNYE
T.C. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/88 Esas
- Karar no
- 2024/750
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/02/2024
Karar Metni
1.095 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
İDDİA
Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; taraflar, 26.04.2021 tarihinde tanzim ettikleri sözleşme ile davalının sahibi ve yetkilisi olduğu ... Mühendislik, İnşaat, ... Limited şirketi üzerinden sahipleriyle .... Noterliğinin 21.04.2021 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklindeki vekaletnameye istinaden İstanbul İli, ... İlçesi, ...
Sk. ... pafta, 9004 ada, 5,6 ve 7 parselde yapılacak inşaat sonucunda elde edilecek kazancın yarı yarıya paylaşılması konusunda anlaştıklarını, davacının hazır olduğu şifahi görüşmede 3.000.000,00 TL ve 2 daire karşılığında devir yapılacağında mutabık kalındığını, ancak davalı, şirketin tek imza yetkilisi olarak protokolü imzalamaya tek başına gitmiş ve imzalama sürecini davacıdan gizlediğini, muhtemelen bu düşünceyle de iki daire, mevcut sözleşmede yazılmadığını, iş bu devir yapılıp davalı tarafından nakit para alındıktan sonra davalı, davacıdan kaçmaya, onunla görüşmemeye ve ona ters davranmaya başladığını,
davacının payını istemesine karşı parayı vermemek için çeşitli bahaneler ileri sürmeye başladığını, taraflar arasındaki 26.04.2021 tarihli ortaklık sözleşmesinde kişilerin payları açıkça belirtildiği halde davalı, davacının payına düşen kısmı ödemediğini, sözleşmeye göre davacının payına 1.500.000, 00 TL nakit alacak ve 1 adet daire olduğunu, ancak yargılama sırasında noterlerden temin edilebilecek diğer somut deliller, tanık beyanları, devralan şirketin yetkilisinin yeminli ifadesi doğrultusunda hazırlanacak bilirkişi raporuna talep artırım ve dava hakkını saklı tutarak şimdilik 50.000,00 TL talep ettiklerini, nakit payı alacağı,
daire bedeli ve işlemler için yapılan giderler bakımından bilirkişi raporunda çıkacak miktara göre talep artırım hakkı saklı tutarak şimdilik 50.000,00 TL alacağın, işin üçüncü kişiye devredildiği 23.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini, davacının bu süreçte yaşadığı büyük üzüntü ve sıkıntılar nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini,
alacağı somut ve ispatlı olduğu için yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği sabit olduğundan HMK 389/1 maddesindeki "...hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde,.." kapsamında davalının adına kayıtlı taşınmaz, araç ve banka hesaplarına ihtiyaten haciz konulmasını, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki tüm iddia ve beyanların gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için kabulü mümkün olsa bile davacı taraf 1.000.000 TL tutarındaki edimini yerine getirdiğini zaten ispatlayamadığını, bu hususta hiçbir delil sunmadığını, ayrıcı davacının iddialarının ve dayandığı sözleşmenin resmi şekli tabi olmasına rağmen hukuka uygun bir sözleşmenin bulunmadığı açık olduğunu, kaldı ki işbu dava yukarıda açıklanan nedenlerle;
gerek yetki, gerek husumet, gerek hukuki yarar ve diğer usul kurulları ve hukuka aykırı olması nedeniyle işbu davanın reddini, eksik harcın tamamlatılmasını, yetki itirazımızın kabulü ile dosyanın ...
Mahkemelerine gönderilmesini, hukuki yarar yokluğu, husumet, zamanaşımı ve diğer tüm usül ve şekli itirazlarımızın kabulü ile davanın usulden reddini, olmadığı takdirde davanın usulden reddini, yargılama giderleri, arabuluculuk vekalet ücreti ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememize açılan iş bu dava alacak davasıdır.
Uyuşmazlık; taraflar arasından adil ortaklık sözleşmesinden kaynaklı olarak İstanbul ili ... ilçesi ... sokak ... pafta ... ada 5,6,7 parselde kain taşınmazların ve çevresindeki taşınmazların üçüncü kişi müteahhitlik şirketine devri nedeniyle devir bedelinin miktar ve bedelinin ne olduğu ve kadar olduğu devir bedeli belirlenebilir nitelikte ise davacının payına düşen miktarının ne olduğu noktaları ile davalının sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı davacının manevi zararının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Somut Olayda, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı ilgili sözleşme türünün Borçlar Kanununda düzenlendiği, TTK sayılan mutlak ticari dava türlerinden olmadığı taraflarında tacır sıfatı bulunmadığı, dolayısı ile uyuşmazlığın ticari uyuşmazlık olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/88, K. 2024/750, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama