KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Esas no
- 2021/548 Esas
- Karar no
- 2024/763
- Dava
- Ticari Şirket
- Dava tarihi
- 30/11/2016
Karar Metni
1.988 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA /Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkillerinin ve davalının dava dışı ...'nin ortağı olduğunu, söz konusu şirketin 28/01/2004 tarihinde kurulduğunu, şirkete müvekkillerinin ayrı ayrı %25, davalı şirket müdürü ... in ise %50 pay sahibi olduğunu,
Davalının 26/11/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak atandığını, söz konusu ortaklar kurulunun müvekkili bilgisi dahilinde olmadığını, davalının kurulun toplanacağına ilişkin herhangi bir bildirimde bulunmaksızın tek başına toplantı yaparak kendisini müdür olarak atadığını, müvekkillerinin imzasını taklit ettiğini, bu hususta savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını,
Davalının şirket yönetiminde zafiyet oluşturduğunun fark edilmesi üzerine davacılarca ... Noterliğinin 21/09/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı ortak-müdüre tebliğ edildiğini, ihtarnamede şirkete ait defterler, muhasebe kayıtları ile banka hesap hareketlerinin gösterildiği belgelerin incelenmek üzere şirket merkezinde hazır edilmesinin, şirket genel gidişatı, müdür atanması hususlarının görüşülmesi için genel kurulun toplantıya çağrılmasının talep edildiğini, davalı yanca ... Noterliğinin 14/10/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını,
Müvekkillerinin yaptıkları kısıtlı incelemeler sonucunda davalının şirket yönetiminde zafiyet oluşturduğunu, şirket kaynaklarını şahsi menfaatlerine kullandığını, müvekkillerinin bilgisi dışında genel kurul toplantıları yaptığını, yönetici ...'in özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini belirterek;
...'nde müdür olarak görev yapan davalı ...'in azline, diğer şirket ortaklarından birisinin veya mahkemece resen seçilecek birinin şirkete kayyım olarak atanmasına,davalının şirket hesaplarından şahsi hesaplarına usulsüz olarak aktardığı paraların ve usulsüz olarak yaptığı harcamaların tespiti ile belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL şirket zararının davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete verilmesine, davalı adına kayıtlı gayrimenkullerin üzerine tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacıların dava dilekçesinde hiç bir somut veriye dayanmadığını, davanın taraflarının ve şirket ortaklarının doktor olduğunu, tarafların ortak oldukları şirket adına fatura kesmekte ve bu faturaların karşılığını tahsil edip giderler düşüldükten sonra hisseleri oranında paylaştırmakta olduklarını, özel sağlık sektöründe prosedürün bu şekilde yürüdüğünü, taraflar arasındaki ortaklığın tam anlamıyla ticari bir işletme olmadığını,
Müvekkilinin ortak şirketin kuruluşundan bu yana müdür olmasına rağmen ne huzur hakkı adı altında bir bedel ne de bir müdürlük maaşı aldığını, taraflar arsında resmi belgelerde üç ortak olarak gözükmekte ise de gayri resmi olarak beş ortak çalışmakta olduğunu ve şirkete gelen varlığı her bir ortak %20 oranda paylaşmakta olduğunu, ...'nin kayıtlarda görünmeyen iki ortağa daha sahip olduğunu, bunların ... ve ... olduğunu, ...'ne fatura kesip hizmet bedeli tahsil eden ... . Ltd. Şti.'nin mevcut olduğunu, bu şirketle farklı biçimde ortaklıkta söz konusu olduğunu,
Müvekkilinin ...'ni sorunsuz olarak iyi niyetli üstün performansı ve şirketin mefaatlerini önde tutarak çalışmaları sayesinde bu noktaya geldiği,
Davacıların Mart 2016'da şirketi tasfiye etmeye veya hisselerini davalıya devretmeye karar verdikten sonra bu anlaşmadan caydıklarını, daha sonra davacıların ... Ltd. Şti. Adı altında bir şirket kurduklarını, davacıların rekabet yapmaya başladıklarını, ...'nin davacıların tutumu ve haksız rekabeti sonucu gayri faali bir duruma düştüğünü,
Davacıların tazminat taleplerinin TTK 560.maddesi gereğince zaman aşımına uğradığını beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraftan tahsilini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
TTK 644/1-a göndermesi ile TTK 554 mad. gereğince şirket kurucu ortağı ve yöneticisine karşı açılan tazminat davası, TTK 626 maddesi gereğince özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranan şirket ortağı ve müdürünün azli ile kayyım atanması istemine istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 2016/1175 esas 2019/145 Karar sayılı 14/02/2019 tarihli davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 24/06/2021 tarih, 2019/... esas, 2021/... karar sayılı ilamında:
"Dosyaya alınan bilirkişi raporuna göre ,dava dışı şirketin 6736 Sayılı yasa gereğince 31.12.2015 tarihli bilanço kayıtlarında 3.153.962,22 TL değerli fiktif işlem yapıldığı, şirketin fiili kayıtlarında bulunmayan varlıkları ikrar ettiğinden TTK 553-554açıklanan yükümlülükleri ihlal ettiğinden TTK 554 maddesindeki kusurlu eylemleri sonucu tazminatı gerektirir zararına yol açtığı tesbit edilmiş olup ,hükümde bu tesbite dayalı verilmiştir.Aynı bilirkişi raporunda davacılara 2015 yılı da dahil 378.455- TL ve 165.348-TL ödendiği belirlenmiştir.
Dava dışı şirketin 2014 yılı genel kurul tutanağında davalı müdürün ibra edildiği ve bilanço ve gelir tablosunun okunup tasdik edildiği anlaşılmaktadır,Esasen gerçek anlamda ibra,ibra edilen hususlar bakımından müdürler hakkında tazminat davasına engel niteliktedir.Ancak aynı nedenler azil sebepleri olarak ileri sürülebilir. Davacılar tarafından işbu davanın açılmasından sonra davalı hakkında ...
Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vererek 2013 ve 2014 yıllarındaki ortaklar kurulu kararlarındaki imzanın kendilerine ait olmadığı iddia edilmiştir.Mahkemece ceza soruşturmasında ki tesbitlerin eldeki bu davayı etkileyebileceği değerlendirilmemiştir.Davacılara yapılan ödemelerin şirket veya davalı hesabından hangi nam altında ödeme yapıldığı tespit edilmeden (huzur hakkı, maaş vs) ibra kararları zamanaşımı, başlangıcı,ceza davasının zamanaşımına etkisi üzerinde durulmadan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davanın tüm tarafları arasında şirket ortaklarının gerçekte beş kişiden oluştuğu hususunda ihtilaf yoktur. Yapılan hesaplamalarda bu ortakların da dikkate alınması gerekmektedir.Ceza soruşturmasında yapılan tesbitler de incelenerek ,alınan ibra kararının açılan davaya etkisi, ibraların bağlayıcı olup olmadığının da üzerinde durularak,yapıldığı iddia olunan fiktif işlemler nedeniyle şirketin ne gibi bir zarara uğradığı,miktarının ne olduğu doğrultusunda denetime imkan verecek şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir." Gerekçesini açıklayarak mahkememiz kararını kaldırmıştır.
Dava dışı şirketin ticaret sicil dosyası, davalı şirketin yapılan genel kurul tutanakları, dava dışı şirketin defter ve kayıtları, bu kayıtlar üzerinde davacılarca yaptırılan bağımsız denetim raporları, mali müşavir tutanakları, şirketin banka kayıtları, ... Noterliğinin 21/09/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... Noterliğinin 14/10/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve tebliğ şerhleri alınmıştır.
Mahkememizce açık duruşmada davalı müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğünün tespiti bakımından tanıklar ... dinlenmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam edilmiş, ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/... soruşturma sayılı dosyası ve ... Sulh Ceza Hakimliği 2023/... D.iş sayılı dosyası celp edilmiş, daha sonra bilirkişi Prof.Dr.... ve Dr.Öğr.Üy. ... 'dan 27/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ile 05/11/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporu alınmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre;
Dava dışı ... 'nin getirtilen ticaret sicil dosyasından;
Şirketin 28/01/2004 tarihinde kurulduğu, ticaret sicil numarasının ..., şirket merkezinin ... mahallesi- ... -İstanbul, ortaklarının davacılar ... (125.000,00 TL),...(125.000,00 TL), ile davalı ... (250.000,00 TL) paylı hissedar olduğu,ayrıca gayriresmi olarak dava dışı ... ün de ortak olduklarının taraflarca kabul edildiği
Davalı ... in 30/06/2014 tarihli ortaklar kurulu toplantısında 30/06/2034 tarihine kadar münferiden şirketi temsile yetkili müdür olarak seçildiği sabittir.
Şirket ortağı olan davacıların TTK 554 maddesi gereğince dava açma sıfatları bulunduğu anlaşılmıştır.
Şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... in de davalı sıfatı sabittir.
Davalı tarafça zamanaşımı def in de bulunulmuştur. 6102 Sayılı TTK nun 553.mad.ve TBK nun 147.mad.gereğince iki yıllık ve beş yıllık zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Dava tarihi itibariyle davacıların tazminatı gerektiren eylemi öğrendikleri 21/09/2016 tarihinden dava tarihine kadar 2 ve 5 yıllık sürelerin dolmadığı anlaşılmış, itiraz reddedilmiştir.
İstanbul CBS nin 2017/43211 soruşturma sayılı dosyasında davacıların şikayeti üzerine özel evrakta sahtecilik suçundan soruşturma açıldığı, ... CBS tarafından yapılan soruşturma sonunda 22.12.2022 tarihinde
zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına
yer olmadığına yönelik karar verildiği, müştekilerce bu karar aleyhine yapılan itirazın
06/06/2023 tarihinde ... Sulh Ceza Hakimliği 2023/... D.iş sayılı dosyası kararı ile reddedildiği getirtilen evraklardan anlaşılmıştır.
Limited şirketlerde, anonim şirketlerde olduğu gibi, yılsonu finansal tablolarının
ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç
paylarının belirlenmesi, müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibraları gibi konulara
genel kurul toplantısında karar verilir. TTK md.616/1-f uyarınca müdürlerin ibrasına
karar verilmesi genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Bu hususta özel bir
nisap aramadığı için bu kararın toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile
alınabilmesi mümkündür. (TTK md.620).
Ancak ilgili müdürlerin ibra edilmelerine
ilişkin kararda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanmamaları gerekir.Bir menfi borç ikrarı olan ibra kararına varılması sonucunda şirketin artık
müdürlere karşı ilgili döneme ait ve ibra kapsamında kalan işlemlerden dolayı
sorumluluk davası açması mümkün olmaz.
TTK m.558/2’ye göre şirket genel
kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi
olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı
iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır.
Somut olayda; Davacılar tarafından 10.12.2013,16.06.2014 ve 01.06.2014 tarihli ortaklar kurulu kararlarında atılı imzaların kendilerine ait olmadığı iddiası ile ... CBS nin 2017/... soruşturma dosyasında şikayette bulunulmuş ise de, 22.12.2022 tarihli KYOK kararı ile bu iddia ispat edilememiştir.
Dava dışı şirketin 30.06.2014 tarihinde yapılan ortaklar kurulu toplantısında 2013 yılı
bilanço ve gelir tablosu okunmuş ve müdürlerin ibrasına karar verilmiştir. Yine aynı genel kurul toplantısı kararı ile davalı 20
sene müddetle şirkete müdür olarak atanmıştır. Davalı müdür ... in sorumluluğu böylece ortadan kaldırılmıştır.
... BAM ... HD nin 2021/... esas 2024/ ... karra sayıylı kararından açıklandığı üzere; ".. Eldeki uyuşmazlıkta davacı tarafça zarar doğuran eylem akaryakıt ve madeni yağ alımındaki usulsüzlük olarak somut olarak belirlendikten sonra bilahare davacı tarafça sunulan hukuki mütalaada bahsedilen ve davalı tarafça iddianın genişletilmesi kapsamında kabul edilmeyen hususların eldeki davada yargılama konusu yapılması ve araştırılması mümkün değildir.
Bu nedenle davacı vekilinin bu yönlere ilişen tüm istinaf sebepleri yerinde değildir.
Taraflar arasında birden çok uyuşmazlık bulunduğu, davalıdan başka şirkette 4 kişilik yönetim kurulu üyesinin bulunduğu, bu kişilerin yıllardır temizlik ihaleleri alıp bu işleri yürüten şirketin ortak ve yöneticileri oldukları, asıl işlerinin önemli bir parçası olan alınan akaryakıt ve madeni yağların miktarını, kullanma durumunu bilecek durumda oldukları yine bir kısım aracın satışının gerekip gerekmediğini veya piyasa fiyatlarını bilecek durumda olup şirket pay çoğunluğuna da sahip oldukları,
iddia ettikleri fazla alındığı iddia edilen akaryakıt ve madeni yağa ilişkin faturaların ticari defterlerine kaydedilmiş olmaları nedeniyle devlete ödenmesi gereken KDV ve kurumlar vergisinden eksik ödenen miktar yönünden vergi dairesine beyanda bulunmayarak şirketin menfaatine olan hususları benimsedikleri, ancak bir yandan da faydalandıkları bu husus ile davalıyı suçladıkları anlaşılmakla bahsi geçen faturaları kabullendikleri sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyaya toplanan deliller ile denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri de yerinde değildir. "
Somut olayda ; Dava dışı Şirketin tek faaliyeti her ay hastaneden doktorlara ödenen maaş karşılığı gelirin muhasebeleştirilip bölüşülmesidir.Bu husus taraflar arasında tartışmasızdır. Her ay kesilen fatura karşılığı hastaneden tahsil edilmektedir, şirketin kurulduğu 2004 yılından 2015 yılına kadar olan bu işleyiş banka kayıtları ile belirlenmiştir.Tanık beyanlarına göre şirket fiilen 5 ortaklıdır, ancak resmiyette 3 ortak olarak kaydedilmiştir. Dosyaya alınan bilirkişi raporlarına göre, dava dışı şirketin kuruluşundan buyana olan ve bilanço kayıtlarına geçmeyen işlemleri nedeniyle oluşan meblağ 6736 Sayılı yasa
gereğince 31.12.2015 tarihli bilanço kayıtlarında 3.153.962,22 TL değerli fiktif işlem
olarak kaydedilmiştir.Dava dışı şirketin kayıtlı zararı yoktur. Şirketin fiili kayıtlarında bulunmayan varlıklar vergisi ödenmeden şirketin ortaklara yaptığı kar dağıtımına ilişkindir. Gayri resmi olarak yapılan kar dağıtımı sonucu ortaya çıkan vergi 6736 Sayılı yasa
ile getirilen af ile ödenmiştir. Davacılar tüm ortakların yararına olan bu aftan yararlanma işine karşı çıkmamış fiktif işleme ait 378.455- TL , ve 165.348-TL miktarlı vergi borçları 2015 yılı içinde ödenmiş,fiktif işlem muhasebeleştirilmiştir. Davacıların alacak istemide bu fiktif kayıttan kaynaklanmaktadır.
Emsal kararda açıklandığı üzere davacıların işleri yürüten şirketin ortakları oldukları,yaptıkları ameliyat işinin miktarını ve piyasa fiyatlarını bilecek durumda bulundukları, şirket pay çoğunluğuna da sahip oldukları, iddia ettikleri fazla miktar almaya ilişkin faturaların ticari defterlerine kaydedilmiş olması nedeniyle devlete ödenmesi gereken KDV ve kurumlar vergisinden eksik ödenen miktar yönünden vergi dairesine beyanda bulunmayarak şirketin menfaatine olan hususları benimsedikleri, ancak bir yandan da faydalandıkları bu husus ile davalıyı suçladıkları anlaşılmıştır.
Davacıların iddiası dürüstlük ve iyiniyet kuralına aykırıdır.Davacılar şirketin doğmuş bir zararını ve bu zararın davalının eylemi ile olan illiyet bağını ispat edememiştir.Davalı yöneticiye karşı açılan tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Davacılar, davalının şirkete zarar verdiğini,böylelikle TTK 626 maddesi gereğince özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını da ispat edememiştir. Bu nedenle şirket ortağı ve müdürünün azli ile kayyım atanması istemi de kabul edilmemiştir. Mahkememizce ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/548, K. 2024/763, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama