KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/368 Esas
- Karar no
- 2024/777
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 26/05/2023
Karar Metni
2.247 kelime·11 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle.
Müvekkili firma yetkilisi ile dava dışı ... ...' ın kardeş olduğunu, aralarında çıkan tartışma sonucu 29/12/2021 tarihli protokol ile müvekkil firma ile ... ...' ın ortaklıktan ayrılmaya karar verildiğini, ... ... tarafından ... ...' a 1.150.000,00 TL bedelli 03/01/2022 düzenleme tarihli sıralı senetler düzenlendiğini, ödemelerin düzenli olarak yapıldığını, Mayıs 2022 tarihinde müvekkil firma hesaplarına bloke geldiğini, bloke sebebini araştırırken davaya konu icra takibini öğrendiklerini, icra alacaklısı ...' yı hiç tanımadıklarını yaptıkları araştırma sonucu ... ...' ın çocukluk arkadaşı olduğunu öğrendiklerini,
... ...' ın kasada 67 bin küsürlük boşluğun ...' nın alacağı olduğunu, yaptıkları incelemede ilgili senedin 01/01/2022 düzenleme tarihli olduğunu, cari de ... diye birisinin olmadığını, bu kişiyi tanımadıklarını, ... ...' a sorduklarında senedi kendisinin düzenlediğini kabul ettiğini, ayrıca ... ...' ın 31/12/2021 günü yani senet tarihinden 1 gün önce kasaya 67582 TL tutarlı giriş yaptığını gördüğünü, müvekkilinin hesaplardaki blokeyi kaldırmak için hemen icra dosyasına 89017 TL ödeme yaptıklarını, takibin kesinleşmeden dosyanın infazen kapatıldığını,
alacaklı vekili tarafından paranın davalıya değil ... ...' a ödendiğinden bahisle Müvekkil firmanın davalıya 67582 TL senetten ötürü borçlu olmadığının tespiti ile haciz baskısı altında ödenmiş olan toplam 89016,66 TL nin ödeme tarihinden itibaren başlayan avans faizi ile olmazsa yasal faiz üzerinden iadesine, kabul edilmez ise davalının takip hakkı olmadığından haciz baskısı altında ödenen 89016,66 TL nin ödeme tarihinden itibaren başlayan avans faizi ile olmazsa yasal faiz üzerinden iadesine,
kabul edilmez ise davalı sebepsiz zenginleştiğinden haciz baskısı altında ödenen 89016,66 TL nin ödeme tarihinden itibaren başlayan avans faizi ile olmazsa yasal faiz üzerinden iadesine bu talebinde kabul edilmemesi halinde Alacaklı vekiline fazla ödeme yapılmış olduğundan 2527,60 TL nin ödeme tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte İadesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle.
Davacı yanın dava dilekçesinde özetle borçlu olmadığnıın tespiti ile haciz baskısı altında ödendiğini iddia ettiği 89.016,66 TL' nin kendisine iade talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu senedin müvekkil tarafından davacı şirkete elden verilen borç para karşılığında düzenlendiğindi, davacı şirket ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dava dışı ... ...' ın dava konusu senedi düzenleme hak ve yetkisi bulunduğunu, senedin düzenlenme tarihi olan 01/01/2022 tarihinde şirket yetkilisinin ... ... olduğunu ve imza yetkisi bulunduğunu, aile içindeki sorunun müvekkilini ilgilendirmediğini,
söz konusu senedin veya müvekkilinin adının davacı şirketin cari kayıtlarında olmamasının davacı şirketinin borçlu olmadığını kanıtlamaya yetmediğini, müvekkilinin davacı şirkete borç parayı elden vermiş olduğundan dekont sunma gibi bir durumun mümkün olmadığını, müvekkili ve dava dışı ... ...' ın aynı avukata vekalet vermiş olmasında hukuki açıdan bir engel bulunmadığından bahisle davacının davasının ve taleplerinin bütünüyle reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-23/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle. Davacı şirket defter ve kayıtları, dava dosyasına mübrez deliller üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda takdirin tamamen Sayın mahkemeye ait olmak üzere.
Davacı' ya ait 2021 ve 2022 yılları yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunu, dava konusu olan 67.582,02 TL tutarlı senedin şirketin borç senetleri hesabında kayıtlı olmadığını, davacı şirketin kasa hesabı ve bankalar hesaplarında bu paraya gereksinim duymayacağını, dolayısıyla davacı şirketin dava konusu 67,582,02 TL lik senetten dolayı borçlu olmadığının değerlendirilmesinin Sayın mahkemeye ait olduğunu, davacı şirket ile davalı ... arasında yasal defter ve kayıtlara göre aralarında bir ticari ilişkinin var olmadığını,
davacı şirketin 2021 yılı yasal defter ve kayıtlara göre 59.500 USD tutarlı bir senede rastlanılmadığını, dava dosyasında mevcut olan 02.10.2022 tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanmış raporun 4. Sayfasında "Erkek sesi: Şuan benim elimde, şuan o senetleri benim ayağıma getirttirecek koz var. 100 bin dolarlık ...' nın senedi var.
Kendi kendime yaptım." yazılı olduğunun görüldüğünü dolayısıyla 59.500 USD' lik senedin gerçekle bir ilgisinin var olmadığının anlaşıldığının, davacı şirketin 2021 yılı ticari hacminin, cirosunun (net satışının) 3.125.358,14 TL olarak gözüktüğünü rapor ettiğini bildirmiştir.
-28/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu 01.01.2022 düzenleme tarihli 20.02.2022 ödeme günlü alacaklısı ... borçlusu ... Tİc. Ltd. Şti olarak görünen 67.583 TL' lik senet aslında Birinci ciro ... ... ismine atfen atılı imzanın ... ...' ın eli ürünü olduğu, Birinci ciro isim yazısının ve rakamların ... ... ve ... ...' ın elleri ürünü olmadığı kanaatine varıldığını bildirmiştir.
GEREKÇE
Dava, İcra Dairesinin 2022/ Esas sayılı dosyasına konu bono nedeniyle menfi tespit ile takip dosyasına ödenen 89.016,66 TL'nin 01/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı istemine ilişkindir.
Taraflarca sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf, davalı ...'nın, davacı şirket yetkilisi ...'nin kardeşi ... ...'ın arkadaşı olduğunu, ... ve ...'nin davacı şirkette 29/12/2021 tarihine kadar ortak olduğunu, bu tarihte ortaklıktan ayrılmaya karar verdiklerini, yapılan toplantı sonucu ...'ye 03/01/2022 düzenleme tarihli 1.150.000 TL toplam bedelli sıralı senetler verildiğini, ...'nin senetleri tahsil ettiğini hiç alacağı kalmadığını, 2022 mayıs ayında uyuşmazlığa konu icra takibi öğrendiklerini, davalıyı tanımadıklarını, ...'den,
davalının ...'nin arkadaşı olduklarını öğrendiklerini, şirketin ticari defterlerinde davalının adının yer almadığını, senedin düzenleme tarihinin 01/01/2022 olduğunu, senedin düzenleme tarihinden bir gün önce yani 31/12/2021 tarihinde ...'nin kasaya senet bedeli kadar 67.582 TL giriş kaydı oluşturduğunu, haciz baskısı altında senet bedelinin ödendiğini, davacının haciz şokunu atlatamadan bu kez de ...'nin elinde yine davacı firmaya ait olduğunu beyan ettiği ve 01.01.2022 düzenleme tarihli gözüken 59.500 USD miktarlı senet ile çıkageldiğini,
davacının başka bir icra dosyasındaki olmayan bir alacağı olduğunu ve eğer o senedi kendilerine vermezse elindeki bu senedi takibe koyacağını beyan ederek açıkça tehdit ettiğini, whatsapptan gönderilen bu senedin lehtarının yine davalı olduğunu, bunun üzere davalı ve ... hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, senetlerin ... tarafından dolandırıcılık maksadıyla düzenlendiğini, davalı ile ticari iş yapılmadığını, davalının ... ile işbirliği yaptığını, Remzinin soruşturmada davalıdan elden para alındığını ileri sürdüğünü ancak davalıdan elden para alınmadığını, uyuşmazlığa konu senedin davalının hiç eline geçmediğini,
protesto çektirenin dahi ... olduğunu, davalının elden para alındığı savunmasını ispat etmesi gerektiğini, o dönemde zaten kasanın artıda olduğunu iddia etmiştir.
Davalı yan ise, uyuşmazlığa konu senedin davacı şirkete elden verilen borç para karşılığında düzenlendiğini, davacı şirketin borcun bir kısmını ödediğini kalan kısma ilişkin davaya konu senedi düzenlendiğini, senedin kambiyo senedi olup sebepten mücerret olduğunu, senedin düzenleme tarihinde ...'nin davacı şirkette imza yetkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Tarafların bu iddia savunmaları doğrultusunda uyuşmazlık bononun bedelsiz olduğu iddiası ile menfi tespit istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.
Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.
Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.
Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve 2020/11-698 Esas-2022/1545 Karar sayılı kararı).
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16).
Başka bir ifadeyle, bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır.
Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.
Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve 2020/11-698 Esas-2022/1545 Karar sayılı kararı).
Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve 2020/11-698 Esas-2022/1545 Karar sayılı kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının bedelsizlik iddiasını senet lehtarına karşı ileri sürdüğü, ...
CBS'nin 2022/... soruşturma sayılı dosyasında alınan 02/12/2022 tarihli bilirkişi raporu ile davalının ve davacı şirketin eski ortağı dava dışı ...'nin soruşturma dosyasındaki ifadelerinden; davacı şirket yetkilisi ... ile kardeşi-davacı şirketin eski ortağı ... arasında husumet bulunduğunun, davalı ile ...'nin çocukluk arkadaşı olduklarının, uyuşmazlığa konu bononun keşide tarihinin 01/01/2022 tarihi, ...'nin noterde hisse devri yaptığı tarihin ise 03/01/2022 tarihi olduğunun ve ...'nin ikrarıyla bononun ortaklıktan ayrılmadan 2 gün önce davacı şirketten "alacağını tahsil amacı iddiasıyla" düzenlendiğinin sabit olduğu,
davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesinde ise, uyuşmazlığa konu bononun şirketin borç senetleri hesabında kayıtlı olmadığı, şirketin 2021 yılına ait Kasa Hesabı dökümleri incelendiğinde 30.12.2021 tarihindeki bakiyenin 62.541,42 TL olarak gözüktüğü, dolayısıyla dava dışı ...'nin şirketin paraya ihtiyacı olduğundan 31.12.2021 tarihinde kasaya 67.582,02 TL giriş yapıldığı beyanının doğru ve gerçeği yansıtmadığı, 67.582,02 TL nin kasaya girişinin gerçeği yansıtmadığının bir başka göstergesinin de 2 kuruşun kasaya girişinden anlaşıldığı, gerçek anlamda bir satın alma değeri bulunmadığından piyasa koşullarında 1 kuruş kullanılmadığı,
sadece hesap bazında kullanılan bir rakam olduğu, kasanın 62.541,42 TL ödeme yapabilme özelliğine sahip olduğu gibi 06.12.2021 tarihinde müşteri ... ... ' ten 50.000,00 TL tutarlı çek girişinin de var olduğu, dolayısıyla davacı şirketin kasa hesabı ve bankalar hesaplarında bu paraya gereksinim duymayacağının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacı şirket ile davalı arasında yasal defter ve kayıtlara göre ticari ilişki olmadığı, uyuşmazlığa konu bononun protestosunun da davalı ... tarafından çekildiğinin ...
Bankası yazı cevabından anlaşıldığı, ayrıca soruşturma aşamasında alınan dava dosyasında mevcut olan 02.10.2022 tarihli raporun 4. Sayfasında "Erkek sesi: Şuan benim elimde, şuan o senetleri benim ayağıma getirttirecek koz var. 100 bin dolarlık ...' nın senedi var.
Kendi kendime yaptım." yazılı olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığa konu bononun gerçek bir borç ilişkisi nedeniyle düzenlenmediği, ...'nin soruşturma aşamasındaki kısmi ikrarı, dosya kapsamındaki delillerle davalının ... ile kötü niyetle birlikte hareket ederek uyuşmazlığa konu bonoyu düzenlediklerinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının bedelsizlik iddiasını her türlü delil ile ispat edebileceği, davalının elden şirkete para verdiği savunmasını ispat edemediği, şirketin de zaten borç almaya ihtiyacının olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği anlaşılmakla.
01.01.2022 düzenleme tarihli, 20.02.2022 ödeme günlü, lehtarı davalı ..., keşideci davacı şirket olarak görünen 67.583.02 TL' lik bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının sebepsiz zenginleştiği 89.016,66 TL'nin 01/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/368, K. 2024/777, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama