KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/791 Esas
- Karar no
- 2025/28
- Dava
- İtirazın İptali (Rücu Nedeniyle
- Dava tarihi
- 01/12/2023
Karar Metni
2.085 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Rücu Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ... nolu poliçe ile trafik sigortalı olan davalı ...
Limited Şirketi'ne ait ... plakalı aracın, 07.04.2022 tarihinde olay yerini terk eden kusurlu sürücü ... sevk ve idaresinde iken dava dışı ... ...'ın yaralanmasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen kaza sonrasında müvekkili şirkete trafik sigortalı bulunan ... plakalı aracı sevk ve idare eden ...'nin olay yerinden firar ettiğinin anlaşıldığını, dava konusu trafik kazası sonrasında hukuki bir mazeret bulunmaksızın olay yerinden firar edilmesi ile sigorta şirketinin sigortalısına rucu hakkının vuku bulduğunu,
meydana gelen trafik kazası neticesinde ... plakalı aracın çarparak yaralanmasına sebep olan dava dışı ... ...'ın kaza sebebiyle oluşan maluliyetine karşılık müvekkili şirket sigortalısı olan davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 37.450,00TL müvekkili şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, ödenen ücretin rücuen tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğü’ nün 2023/ ...
E. Sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını ancak davalı şirketin itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu belirterek; sair nedenlerle ve fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin itirazının iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına ve ayrıca davalı şirket aleyhine %20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ... plakalı aracın, müvekkiline ait olması ile beraber; araç iddia olunan kaza tarihinden önce müvekkili tarafından "Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi" ile dava dışı 3. kişilere kiralandığını, uzun süreli araç kiralama halinde, malikin KTK gereği işletenlik sıfatının sona erdiğinin malum olduğunu, aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile bir başkasına kiralanması halinde, araç üzerinde fiili ve ekonomik hakimiyeti bulunmayan malikin işleten sıfatını haiz olmadığı ve sadece kuru mülkiyet sahibi olduğu yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu,
bu halde müvekkili kazaya karışan aracın sadece kuru mülkiyet sahibi olduğunu; "işleten" veya "sürücü" sıfatı bulunmayan müvekkilinin, hiçbir cihetle sorumluluğu da bulunmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı 3. kişinin emniyette vermiş olduğu ifadede çarpmış olduğu ... ...'ın yoluna devam ettiğini gördüğünü, bunun üzerine kendisinin de kalmasının bir anlam ifade etmeyeceğini belirttiğini, olay yerini terk eden kişi aracın sürücüsü değil ... ... olduğunu, dolayısıyla 3. kişi tarafından olay yerinin terk edildiği iddiasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını,
...'nin aracı durdurarak ... ...'ın ne durumda olduğu görülmek istemişse de ... ... tarafından olay yerinin terk edildiğini, bu nedenle sigorta şirketi tarafından aracın sürücüsünün olay yerini terk etmiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının bu iddiasının tamamıyla kötü niyet içerdiğini ve haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğu belirterek; davanın, ... plakalı aracın işleteni ve kiracısı ... A.ş.'ye ihbar edilmesine,
usule ilişkin nedenlerle davanın usulden reddine,
aksi halde haksız ve mesnetsiz davanın husumet ve esastan reddine,
yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına
karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce uzman görüş raporları alınmış dosya arasına konulmuştur.
Dava: Rücu istemine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
... İcra Müdürlüğünün 2023/ ... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamsız takip yapıldığı, örnek 7 nolu ödeme emrinin borçluya 01.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 26.09.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafından 26.10.2023 tarihinde arabuluculuk müessesine başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlık; davalının işleteni olduğu ... plakalı aracın davacı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihinde ZMMS sözleşmesinin bulunduğu, 07.04.2022 tarihinde meydana gelen kazada dava dışı ... ...'ın yaralanmasına neden olduğu ve sürücü ...'nin kazadan sonra olay yerini terk ettiği, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı ... ...'a geçici ve sürekli iş göremezliği nedeniyle ZMMS poliçesi kapsamında 37.450,00-TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin sigorta teminat kapsamında olduğu ve bu ödemenin aracın işleteninden rücu edilmesi talebinde bulunulduğu görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamına göre; 2918 sayılı KTK'nın 95. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
Rücu davasında esas olan; sigorta şirketinin ödediği bedelin değil gerçek zararın belirlenerek koşulları mümkünse tazminata hükmedilmesi olacaktır.
Mahkememize sunulan heyet raporunda dava dışı ... ... ile sürücü ...'nin eşit kusurlu olduğu ve geçici iş göremezlik ile sürekli iş göremezlik adı altında kusur durumuna göre talep edilebilecek diğer bir ifadeyle sürücüye rücu edilebilecek tutarın 23.797,75-TL olduğu işlemiş faizin ise 749,63-TL olduğu sonucuna ulaşılmış ve rapordaki hesaplamalara itibar edilmiştir.
Yukarıdaki belirlemelerden sonra, uzun süreli kiralama sözleşmesi ile işleten sıfatını kaybettiğini ileri süren davalı işletene karşı rücu edilip edilemeyeceği hususunda değerlendirme yapılması gerekecektir.
Kara yolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Anılan Kanun’un “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85 inci maddesi ise, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması hâlinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hükme bağlamıştır.
Kanun koyucu “Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” başlıklı 91 inci maddede, işletenlerin yukarda anılan 85 inci maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Gelinen aşamada zorunlu mali mesuliyet sigortası ile ilgili hükümlere değinmeden önce genel olarak sigorta sözleşmelerinin anlam ve mahiyetine kısaca değinmek faydalı olacaktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401/1 inci maddesinde sigorta sözleşmesi; “sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
Kanundaki bu tanımdan hareketle; sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kara yolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”.
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, kara yollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
Kara yolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3. maddesinde de “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” düzenlemesi mevcuttur.
Yine, 2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.
Genel Şartların B.4 maddesinde sayılan hâllerden biri de tazminatı gerektiren olayın, Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hâlidir (md. B.4/3-f).
Bu düzenlemeye göre, tazminatı gerektiren olay, sürücünün belirlenen haller dışında olay yerini terk etmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir.
Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı)
Davacı sigorta şirketi ile davalı arasındaki ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişki olup sözleşme ayakta durduğu sürece hüküm ifade eder. Taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi gereğince zarar gören üçüncü kişinin zararının ödeyen sigorta şirketi sözleşmenin tarafı olan sigortalıya karşı sözleşme hükümlerine aykırılık nedeniyle poliçenin eki niteliğindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesinde belirtilen şartların varlığı halinde rücu edebilir. Buna göre; sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu hakkının sigortacı tarafından sigorta sözleşmesinin tarafı yani akidi olan sigortalıya karşı ileri sürebileceğinden davacı sigorta şirketi, söz konusu davayı ancak kendisi ile sözleşme yapan kişiye karşı açabilir.
Taraflar arasında 15.06.2021 tarihinde düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinde davalı şirketin sigortalı olarak sözleşmenin tarafı olduğu, dava konusu kaza tarihi itibarı ile davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisinin halen devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücu talebini ancak sözleşmenin akidi olan davalı sigortalıya yöneltebileceği kabul edilmelidir, (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/4-1129 esas 2023/1234 karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/7145 esas 2018/702 karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/25340 esas 2022/10157 karar sayılı ilamı) zira, davalının aracın işleteni olmadığı savunması haksız eylemler bakımından zarar sorumlusunun belirlenmesinde önem taşımaktadır. Bu açıklamalar ışığında davalı işletenin zararın sorumlusu olabileceği kabul edilmelidir.
Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/791, K. 2025/28, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama