KÜNYE
T.C. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/106 Esas
- Karar no
- 2024/713
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/02/2024
Karar Metni
1.304 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
Belirtilen tarih ve adreste, alacaklıya ait yer
altı güzergahının borçlunun yaptığı iski atıksu boru değişimi çalışması esnasında kırıldığını,
meydana gelen hasarın tazmini talep etme zorunluluğunun doğduğunu bu sebeple davacı şirketin hasarın tazmini amacıyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu hasarlar nedeniyle davacı müvekkili şirket çalışan(lar)ı tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, davaya konu olaya ilişkin hasar sebebiyle müvekkili şirket zarara uğradığını ve verilen hizmetlerin aksamaması adına onarım gerçekleştirildiğini, davalının işbu icra takibine ve borca haksız mesnetsiz usule ve esasa aykırı şekilde itiraz ettiğini işbu itirazın iptali davasını ikame etmeden evvel davacı müvekkili dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurduğunu ancak anlaşmanın
sağlanamadığını belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini, davalının icra takibine yapmış olduğu haksız itirazın iptalini, icra takibinin devamına davalının icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;
Davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu
hususları kabul etmediğini, davacının davasını hem kusur hem de zarar yönünden ispat etmesi gerektiğini, ancak dosyada yer alan bilgi ve belgelerin ispat yeterliliğinde olmadığını, alacak ve
icra takibine itiraz haksız olmadığından icra ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)’in 9/11/1988 gün ve 3494 sayılı Kanunun 1. maddesi ile
değişik 67. maddesinin 2. fıkrası ve İİK’in 67. maddesinde bu durumun açıkça belirtildiği, davacının işbu davasını kötü niyetle açmış olduğunu, davacının sunmuş olduğu delillerin tek
taraflı ve her zaman düzenlenebilen belgeler olduğunu, bu sebeple delil olma vasfında olmadığını, delilleri kabul etmediklerini, davacı şirketin dava dışı ve tam ticari unvanını veremediği bir şirket eliyle hasarın giderimini sağladığını ifade ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacını hasarın ederinden çok daha fazla bir bedelle tazmin yoluna gittiğini, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacı tarafın da karşılıklı kusur
durumunun araştırılması gerektiğini, ... ’nin, müvekkil idarenin yanı sıra davacı kurum da dahil olmak üzere altyapı tesisleri olan tüm kurumlara göndermiş olduğu 30/09/1998 tarihli yazısında: “Alt Yapı Hizmetleri Yönergesine tüm alt yapı hizmeti veren tüm kurumların uyması gerektiğini ve “Tesis Üstüne Tesis Yapılamayacağını” belirttiğini, davacıya ait tesisler idarenin tesislerinden daha sonra kurulmuş ise;
davacı kurumun bu tesisleri döşerken Altyapı Hizmetleri Yönergesi gereğince idareye de bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarında gelecek cevaplar neticesine göre kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davacı tarafın tesis üstüne tesis yapılamaz kuralını ihlal etmiş olma ihtimalinin bulunduğunu, davacının idarenin yeraltı tesisleri üzerine tesis yapmış olması durumunda, müvekkil şirketlerin davacının tesislerine zarar vermeden kendi tesisine müdahale etmesinin mümkün olmadığını, bu hususların araştırılmasını talep ettiklerini, davacının tespitlerini ve buna dair tebliğ dahi edilmeyen tutanakların da,
gıyabında düzenlendiklerini ve
müvekkil şirketlere hiçbir savunma ve itiraz hakkı tanınmadığını, bir an için müvekkil şirketlerin dava konusu hasardan sorumlu olduğu kabul edilecek olunsa bile; hasar tarihinden itibaren faize hükmedilmemesi gerektiğini, faiz istenebilmesi için müvekkil şirketlerin temerrüde düşürülmesi gerektiğini ama düşürülmediğini, taraflar arasında ticari ilişkinin varlığından söz edilemeyeceğinden reeskont faiz de istenemeyeceğini, bu sebeplerle davanın öncelikle husumet yokluğundan müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava konusu olayda 25/05/2022 tarihinde söz konusu adreste davalının yaptığı bakım onarım çalışması yapılan tarihler 2022 yılına ait olup davacı tarafından da verilen hizmetlerin aksamaması adına onarım gerçekleştirildiği, geçen zaman zarfında onarım yapılmamış olma ihtimali neredeyse sıfır olmakla birlikte, olay adreslerinde açılan kazıların kapatıldığı ve asfalt atıldığı, değerlendirmelerin dosyadaki kazı çalışmalarına ait fotoğraflar ve onanma ait belgelere göre yapıldığı anlaşılmıştır.
Tanık ... beyanında, " 4 yıldır davacı şirkette tekniker olarak çalışırım, dava konusu olaya ilişkin cadde boyunca boru değişimi oldu ve takibini bizzat biz yaptık, geniş kapsamlı çalışmaydı onların 3 metre derinliğe inmeleri gerekiyordu bu kazı çalışmasını yaparken şirketin yer altı güzergahındaki kablolara zarar verdiler, güzergahta zarar görmüştür, parçalanmıştır, buna ilişkin tutanak tuttuk, onarımı taşeron firma yapmaktadır, onların getirdiği hakediş defterini imzalarız, dava konusu olayda kazı yapıldığı esnada kablolara zarar verilmiştir, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yine davalının Büyükşehir Belediyesi'nden Alt yapı ruhsatı çıkardığına ve bu kapsamda olay yerinde yapılacak çalışmayı davacı firmaya bildirildiğine dair bir belge görülmemiştir.
Alınan 17/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, Davacı veya saha çalışmalarını yapan alt/taşeron (dava dışı ...) firma ekipleri tarafından tutulan şantiye defteri, tutanaklar ve yapılan çalışmalara ait krokiler, kullanılan mazleme listeleri vs incelendiğinde Gerek tutanak ve krokilerin, gerekse kullanılan malzemelerin ve işçilik kalemlerinin teknik olarak detaylandırıldıkları, Kullanıldığı belirtilen malzemelerin tek tek kontrolü mümkün olmamakla birlikte, dosyadaki fotoğraflar ve benzer başka çalışmalarla karşılaştırıldığında, açılan çukurlar nispetinde malzeme ve işçilik yansıtıldığı,
Büyükşehir belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği ve Altyapı Kazı Ruhsat prosedürü incelendiğinde, yapılacak çalışma için ilgili belediyeye başvuru yapılması gerektiği, diğer kurumların da aynı bölgede tesisatı vs varsa önlem alması veya yapılacak çalışma için gözlemci ya da teknik ekip bulundurması için Alt Yapı Koordinasyon biriminin de bu çalışmayı diğer ilgili kurumlara bildireceğinin prosedürlere işlendiği, Davalı tarafın 2024-106 numaralı dosya kapsamında yapacağı çalışma için davacı tarafa bilgilendirme yapmadığı,
Bu bağlamda nihai değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere davacı firmanın yaptığı onarım, işçilik ve malzeme maliyetlerini 2024-106 nolu dosya için davalı tarafa yansıtabileceği değerlendirilmiştir.
Alınan bilirkişi raporu tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda davacı adrese konu olan yerde yer
altı güzergahının davalı tarafından yaptığı kazı çalışması esnasında kırıldığını, borunun koparıldığını, meydana gelen hasarın tazmini talep etme zorunluluğunun doğduğunu bu sebeple hasarın tazmini amacıyla icra takibi başlatıldığını ve iş bu davanın açıldığını belirtmekle yapılan incelemeler sonucu Davacı veya saha çalışmalarını yapan alt/taşeron (dava dışı ...) firma ekipleri tarafından tutulan şantiye defteri, tutanaklar ve yapılan çalışmalara ait krokiler, kullanılan mazleme listeleri vs incelendiğinde Gerek tutanak ve krokilerin, gerekse kullanılan malzemelerin ve işçilik kalemlerinin teknik olarak detaylandırıldıkları,
Kullanıldığı belirtilen malzemelerin tek tek kontrolü mümkün olmamakla birlikte, dosyadaki fotoğraflar ve benzer başka çalışmalarla karşılaştırıldığında, açılan çukurlar nispetinde malzeme ve işçilik yansıttıkları, Büyükşehir belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği ve Altyapı Kazı Ruhsat prosedürü incelendiğinde, yapılacak çalışma için ilgili belediyeye başvuru yapılması gerektiği,
diğer kurumların da aynı bölgede tesisatı vs varsa önlem alması veya yapılacak çalışma için gözlemci ya da teknik ekip bulundurması için Alt Yapı Koordinasyon biriminin de bu çalışmayı diğer ilgili kurumlara bildireceğinin prosedürlere işlendiği ve buna göre Davalı tarafın dosya kapsamında yapacağı çalışma için davacı tarafa bilgilendirme yapmadığı,
Bu bağlamda davacı firmanın yaptığı onarım, işçilik ve malzeme maliyetlerini ve nihayetinde davalının kusuru sebebiyle ortaya çıkan iş bu zarar bedelini davalı tarafa yansıtabileceği kanaati ile davanın kabulüne, dava konusu haksız fiil niteliğinde olan zarar nedeniyle olay tarihinden itibaren faiz yürütüleceğinden faiz istemi de yerinde görülmekle takibin kaldığı yerden devamına ve alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatının kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (istanbul bam 4. Hd.
DOSYA NO: 2023/1864 KARAR NO: 2024/3951 sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/106, K. 2024/713, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama