KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/106
- Karar No
- 2024/240
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21/01/2021
- Davanın konusu
- Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi
- Yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
1.315 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketin 12/01/1993 yılında kurulduğunu, davacı ile ortağı ....... tarihinde davalı şirketten davacının 198, ... da 2 hisseyi devraldığını, şirketin kuruluşundan beri 10 sene geçmiş olmasına rağmen kuruluş amacına ulaşamadığını, Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün .... tarihinde ticari terkinin sağladığını, davalı şirketin ne bir merkezi ne de yönetim kurulunun bulunmadığını, ticaret sicil kayıtlarında sadece gözüktüğünü, ...Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dava dosyasından yakalamasının bulunduğunu, davacıya da iki taraflı tüberkülozu teşhisi konulduğunu, davacının bahsi geçen şirket nedeni ile borcu gözüktüğünü, davacının 6 aylık ömrünün kaldığını 12 yaşındaki kızının zarar görmesinin istenmediğini beyan ederek, davalı şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davacı davalı şirketin feshi ve tasfiyesi istemi ile dava açmıştır. Davalı şirket iki ortaklı limited şirketi olup davacının hissesi toplam 200 hissede 198 hissedir.
Davacının, subjetif hakkına kavuşabilmesi ve kendisine hukuksal koruma sağlanabilmesi için, gerçekten mahkeme kararına muhtaç bir konumda bulunması halinde onun hukuki yararının varlığından söz edilebilir, mahkeme kararı olmaksızın da aynı sonuca ulaşması mümkün ise dava açmakta hukuki yararı yoktur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesi gereğince, genel kurul kararı ile şirketin sona ermesine karar verilmesi mümkündür.
Davacının genel kurul kararı ile kendi alabileceği fesih kararını mahkemeden istemesinde hukuki yarar da bulunmadığı" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin ne bir merkezinin ne de sorumluluk üstlenecek bir yönetim kurulunun bulunmadığını, şirketin sadece ticaret sicili kayıtlarında var gözüktüğünü, gerçekte böyle bir şirketin bulunmadığını, müvekkilinin şirketin feshini istediğini fakat şirketin 2 adet hissesine sahip olan ... ulaşamadığını, zaten kendisinin Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyasından yakalama çıkartılarak arandığını, fakat henüz infazının gerçekleşmediğini, ayrıca 09/06/2007 günü bahsi geçen şirkete hırsız girdiğini ve şirketin tüm evraklarını aldığını, müvekkilinin çok hasta olduğunu, hastalığı nedeni ile şirketin feshi işlemleri ile ilgilenemediğini, Antalya Atatürk Devlet Hastanesi sağlık kurulu raporunda da görüleceği üzere, müvekkiline iki taraflı Akciğer TBC(Tüberkülozu) ARB (+) teşhisi konulduğunu ve hastane doktorları tarafından oybirliği ile tedavi görmesi kararı alındığını, .... tarihli .....
Devlet Hastanesi'nin engelli sağlık kurulu raporunda da müvekkiline başlangıç katarakt+ sol renal cell ca+ sol parsiyel nefrektomi+ koah (kronik obstrüktif akciğer hastalığı)+senilite teşhislerinin konulduğunu, ayrıca müvekkilinin Bağ-Kur’a bahsi geçen şirket nedeni ile borcu bulunduğunu, Bağ-Kur borcu nedeni ile sağlık hizmeti alamadığını, müvekkilinin Bağ-Kur borcunun iptalini istediğini, müvekkilinin 6 aylık ömrünün kaldığını, 11 yaşındaki kızının zarar görmemesi için bu davanın açılıp, bir an önce karara bağlanmasını istediğini, müvekkilinin zor durumda ve mahkeme kararına muhtaç durumda olduğunu,
müvekkilinin mahkeme dışı şirketin tasfiye ve feshini sağlama olasılığının hastalığı nedeni ile mümkün olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı, dosya istinaf aşamasında iken 02/04/2023 tarihinde vefat etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, davalı şirketin 2 ortaklı olup, davacı ortağın şirketin tek yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır. Şirket yetkilisi tarafından şirkete karşı açılan iş bu davada, menfaat çatışması sebebiyle, şirketi bu davada temsil etmek üzere temsil kayyımı tayin edilmeli ve taraf teşkili sağlanmalıdır. İlk derece mahkemesince, bu düşünceden hareketle davacı tarafa başka mahkemede dava açtırılıp temsil kayyımı tayin ettirilmiş ise de, temsil kayyımına herhangi bir tebligat yapılmadan karar verildiği görülmüştür.
Kabule göre de, TTK’nın 621. maddesi uyarınca şirketin feshi konusunda genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği öngörülmüştür. Burada düzenlenen sadece karar nisabıdır. Kanun'da limited şirket genel kurul toplantıları için öngörülen herhangi bir toplantı nisabı bulunmamaktadır.
Anonim şirketlerde ise bu konuda 418. maddede açıkça genel kurulun sermayenin en az 1/4 ile toplanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın bazı durumlarda anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla limited şirketlerde de uygulanacağını düzenleyen 617/3. maddesinin incelenmesinde, maddede yazılı konular arasında toplantı nisabının yer almadığı görülmektedir.
O halde limited şirket genel kurul toplantılarıyla ilgili olarak somut olaydaki gibi özellikle iki ortağın olduğu şirketlerde toplantının hangi sayıda kişi veya sermaye ile yapılması gerektiği limited şirkette şahıs unsurunun ön planda olup olmamasına göre çözümlenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, verdiği bir kararında TTK'nın 621. maddesinde düzenlenen ve önemli kararlardan olan "ortağın ortaklıktan çıkarılması" konusunda 2 ortaklı bir limited şirkette ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda alınacak kararın, yok hükmünde olacağını belirtmiştir.
Karar aynen şu şekildedir: "...TTK’nın 621. maddesi uyarınca limited şirketin ortağının şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması konusundaki genel kurul kararlarının temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabileceği öngörülmüş olup 2 ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur karar yok hükmündedir." (YGHK'nın 05/07/2023 tarih 2022/11-63 esas 2023/722 karar sayılı ilamı)
Bu içtihattan hareketle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun limited şirkette şahıs unsurunun ön planda olduğunu kabul ettiği söylenebilir. Bu konuda aynı kararda şu ifadeler geçmektedir: " 6102 sayılı Kanun'un 620 nci maddesinde olağan genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiş iken 621 inci maddesinde ise önemli kararların ise temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 621 inci maddesinde önemli kararların alınması sırasında "temsil edilen" ibaresi kullanılmış olup 620 nci maddeden farklı olarak "toplantıda temsil edilen" ibaresi bilinçli olarak kullanılmamıştır.
Bu çerçevede limited şirketi, ortak sayısının 20'den az olduğu durumda şahıs şirketi özelliklerine yaklaşacak olması nazara alındığında iki ortaklı limited şirkette her iki ortağın da aynı yönde oy kullanmaması durumunda önemli kararlardan sayılan ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için genel kurul kararı bakımından öngörülen ağırlaştırılmış nisabın oluşması mümkün değildir. Bu sebeple tek ortak ile diğer ortak aleyhine alınan bu nitelikteki bir karar yok hükmünde olacaktır. "
Somut olaya baktığımızda iki ortaklı olan limited şirkette sadece davacının iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması sebebiyle alınacak fesih kararı yok hükmünde olacağından davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu gözetilerek esasa girilmesi gerekirken davanın usulden reddedilmesi isabetsiz olmuştur.
Açıklanan hususlar karşısında davacının yargılama sırasında vefat ettiğinin anlaşılmasına göre, davacının mirasçıları tespit edilerek dava dilekçesi ve duruşma gününün mirasçılara tebliğ edilmesi, ayrıca Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2019 tarih ...Esas ... Karar sayılı kesinleşen kararı ile davalı şirkete atanan temsil kayyımına gerekli tebligatın yapılması, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra mirasçıların davaya devam etmek istemesi halinde esasa girilerek karar verilmesi gerekir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/106, K. 2024/240, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama