KÜNYE
T.C. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Esas no
- 2020/35 Esas
- Karar no
- 2025/484
- Dava
- İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/01/2020
Karar Metni
2.347 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı tarafça müvekkili aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinde müvekkili ile birlikte müvekkilinin adi ortağı olan dava dışı ...'ın da borçlu olduğunu, müvekkilinin icra dosyasından gönderilen ödeme emrinden haberdar olamadığı için itiraz hakkını kullanamadığını ve icra takibinin kesinleşmesi ile müvekkilinin menkul ve gayrimenkullerine haciz tesis edildiğini, müvekkilinin icra tehdidine ilişkin haczin biran önce kaldırılması için 07/11/2019 tarihinde icra dosyasında dosya borcunun tamamını ödediğini,
icra takibine dayanak çekin arka yüzü incelendiğinde, bir tarafını müvekkilinin ,diğer tarafını ...'ın oluşturduğunu ve ... - ... ortaklığı ibaresinin yer aldığını, ortaklığın adının yazılı olduğu kısmın müvekkilinin ortağı olan ... tarafından imzalandığını , ancak müvekkilinin böyle bir çekin ciro edildiğinden haberi olmadığını, temsil ve imzaya ilişkin münferit yetkisi olmayan ...'ın tek başına imzaladığı ve üzerinde kendi imzası olmayan çek nedeniyle ile müvekkilinin de borçlanmış olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek davanın kabulüne,
takibe dayanak çekte temsiliyet yönünden müvekkilinin imzasının bulunmaması sebebi ile borçlu olmadığı halde icra dosyasına ödenen 22.000-TL ücretin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte istirdadına , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir .
Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle. Davacının imzasının bulunmaması sebebi ile kendisinin söz konusu borçtan sorumlu olmayacağına dair iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin , dava dışı ancak senette ismi yazılı olan ...'ın kardeşi ... ve davacı ortak olarak ... ... mahallesinde yer alan inşaata malzeme sağladığını, işbu istirdat talep edilen senetteki bedelin borç ilişkisinin ... ...
Ortaklığı ile ...'ın inşaatına istediği inşaat malzemelerine ilişkin olduğunu, davacının, ortağı ile yaptığı işten kaynaklı olarak mal varlığı edindiğini ancak bu edindiği mal varlığından kaynaklı doğan borçtan söz konusu senette müşterek imza olmadığı iddiası ile kurtulmaya çalıştığını, bu durumun açıkça hakkın kötüye kullanılmasından ibaret olduğunu, davacı yanın kötüniyetli olduğunu, davanın esasına ilişkin ise davacının borcunu icra takibi başladıktan sonra ödediğini, kambiyo senetlerine özgü takibin 19/12/2018 tarihinde açıldığını, söz konusu icra dosyasında 20/02/2019 tarihinde haciz şerhi işlendiğini,
davacının ise 12/11/2019 tarihinde borcu ödediğini, bu şartlar altında üzerinde durulması gereken hususun borçlunun borçlu olup olmadığının tespiti olduğunu belirterek , davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin dava dilekçesinin usulsüz tebliğine ilişkin beyanlarında kurumda kimsenin tebligattan haberdar olmadığını, tebligatın Uyaptan görünmediğini, ...'ın tebligatta bir imzası olmadığını, tebligat memuru hakkında şikayette bulunacaklarını, ...'ın tebligat almaya yetkili olmadığını beyan ettiği, dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edildiği tebliğ mazbatasının Uyap'a işlenmemesinin o tebligatı yok veya geçersiz kılmayacağı, kurum içindeki bilgi akışının mahkememizce denetiminin mümkün bulunmadığı, dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edildiği tebliğ mazbatasının incelenmesinde tebligatın ... adına değil ... adına yapıldığı,
...'in davalı çalışanı olup olmadığına dair davalının bir beyanı- itirazı bulunmadığı, yine dava dışı dağıtım memuru hakkında yaptığı işlemleri geçersiz kılacak bir şikayet veya mahkeme kararının bildirilmediği görülmekle cevap dilekçesinin süresinden sonra sunulduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davaya konu senette imzası bulunmadığından bahisle menfi tespit ve icra dosyasına ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce celp edilen ....İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı icra dosyasının yapılan tetkikinde; takibin davalı tarafça davacı, dava dışı ... ve ... aleyhine senet alacağına istinaden faizler dahil toplam 17.029,83-TL alacağın tahsili için yapılan icra takibinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu senedin incelenmesinde; keşidecinin ...Ltd Şti , lehtarının ..., sonraki ciroların ...-... Ortaklığı, sonrasında ise ... İnş.A.Ş olduğu, bedelinin 15.000 TL olduğu, ...-... Ortaklığı üzerinde tek bir imza bulunduğu görülmüştür.
...-... Ortaklığı'na ilişkin .... Noterliğinde düzenlenen sözleşmenin incelenmesinde; 6. Maddede ortaklığı idareye ve temsile ortakların müştereken yetkili kılındığı görülmüştür.
Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 20/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda;
''..Davacı ile dava dışı ... arasında bir "adi ortaklık" ilişkisinin (ilişkinin mahiyeti ile ilgili olarak genel anlamda bkz: PROF. DR. NAMİ BARLAS, Adi Ortaklık Temeline Dayalı Sözleşme İlişkileri; 3.başı İstanbul 2012, sh.12 vd.) ...Noterliği'nin 12.12.2016 tarih ve ... Y.numaralı Sözleşmesine (ADİ ORTAKLIK SÖZLEŞMESİ -kısaca: "AOS") nazaran kurulduğu anlaşılmaktadır. Adi Ortaklığın (kısaca: "...") tüzel kişiliği olmadığı izahtan varestedir. Bu aşamada şunu da evveliyatla ve ayrıca izhar edelim ki; TBK md. 624 ve 625 ahkamının somut olay yönünden tatbiki esasların takdiri de , davalıların usul ve tebligata ve davanın süresinde açılıp açılmadığına müteallik savunmalarının takdiri de tamamen ve sadece yüce Mahkemeye aittir.
Anılan AOS'un 6.maddesine göre , adi ortaklığın (...) iki ortağının müştereken ve hareket etmesi ile ...'yu temsil ve ilzam edeceklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. ...'nun borcundan ötürü kural olarak adi ortaklığı oluşturanların her biri dış ilişkide (3.kişilere karşı) ...'nun borçlarından müteselsilen sorumlu olurlar, iç ilişkide payının ötesinde ödemede bulunmak mevkiinde kalan ... ortağı prensip olarak kendi içi ilişkideki payını aşan ödemeyi ...'nun diğer ortağından / ortaklarından iç ilişkideki payları ölçüsünde talep edebilir.
Davacı yanın, davalıya ödemede bulunmasının temeli olarak ... ... ... Şubesi'nin 20.08.2018 tarihi çekinin feriyle birlikte, kendisi tarafından huzurdaki davacıya ödenmek mevkinde kalındığını, huzurdaki davalının ,dava dilekçesinde zikrettiği gerekçelerle bu çek tutarını davacıdan isteme hakkını haiz olmadığını savlayarak , istirdat talebi dermeyan etmiştir. Çekte tanzim edenin kim olduğu ve ciro silsilesi yukarıda yazılıdır.
Adi ortaklıkta ortakların sorumluluğu için aranan şartlar, öğretide...
a) Adi ortaklık ilişkisinin varlığı ve üstlenilen borcun ortaklıkta ilişkili olması,
b) Ortakların borcu doğuran olayı hep birlikte veya temsilci aracılığı ile gerçekleştirmesi,
c) Borcun üçüncü kişi ya da üçüncü kişi sıfatını taşıyan bir ortağa karşı üstlenilmesi,
d) Sorumluluğun daraltılması veya kaldırılmasına dair anlaşma yapılmamış olması.. Şeklinde ifade edilmektedir. (bu konuda bkz : Ömer Ali Girgin; Adi Ortaklıkta Temsil ve Borçlardan Sorumluluk , İstanbul 2017, sh. 112 vd.)
Çekişmenin temelinde yer alan ve mahiyeti üzerinde yukarıda durulan çekteki ciro silsilesinde , ...'yu temsilen vurulmuş kaşe üzerinde sadece ... şürekasından ...'ın (dava dışı) imzası olduğu bildirilmektedir.
Grafolojik tahlil uzmanlığımız içinde olmamakla ve sunulu çek örneği de fotokopi olmakla , başkaca tahlil yapamayacağımızın altını çizerek izhar edelim ki , bu anlatımın varit olduğu sayın Mahkemece kabul edildiğinde, TBK md.625 hükmünün uygulama muhterem mahkemece ayrıca değerlendirilmek kaydı ile , davalının savunmasına bakmak gerekecektir kanısındayız.
Davalı savunmasında, davalı yanca ...'ın inşaatına davalı tarafından verilmiş inşaat malzemelerinden söz edildiği, ... ile, ... şürekası ... ve davacının birlikte iş yaptıkları (yukarıdaki, silsilesi ile, ilgili görünüme bkz..) ve davacının da davalı tarafından verilen o malzemeden müstefit olduğu savunmasının karşısında, yukarıda anlatım gözetilerek, davalının , davacının kendisine borçlu ve / veya sorumlu olduğu savını ispatlayacak muhasebesel kayıtları dosyaya sunması gerektiği düşünülmektedir.
Aksi halde öğretide anılan koşulları karşılamayan durum itibariyle davalının savunmasını ispatlayamamış olacağı ön kanaatine ulaşılmaktadır. Davalı yan , yukarıda da özetle izhar edildiği üzere , mali müşavir bilirkişiye , bu konuda mali müşavir bilirkişinin çeşitli kez vaki olmuş istemlerine karşı, rapor tanzim anına dek, mezkur hususa müteallik surette ticari kayıt ve defterlerini sunmamıştır. Buna göre takdir de tamamen sayın Mahkemeye aittir.
Tarafların , sair sav, savunma ve taleplerinin de yüce Mahkemenizin takdirleri içerisinde kaldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır. Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 23/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ''..I. 20.09.2021 tanzim tarihli ön raporda , ilgili çekin görünen hali ile ilgili olarak ayrıntılı anlatım vardır.
II. Fatura durumu ve yukarıda muhasebesel olarak tafsilen yer verilen kayıtlardan hareket edildiğinde, davacı ile dava dışı şahıs ... arasında bir Adi Ortaklık (...) ilişkisinin var olduğunun saptanıp benimsendiği durumda dahi, asli takdir tamamen sayın Mahkemeye ait kalarak; çek üzerindeki silsile , huzurdaki davacının davalı yana karşı sorumlu olduğu kanaatini uyandırmamaktadır.
Davalı yanın, rapor içinde yer verilen faturaya dayalı alacağının varlığı genel manada bu davada tartışılan husus olmayıp (faturalama / çek ilişkisi) içinde, bu davada irdelenen , münhasıran huzurdaki davacının huzurdaki davalıya karşı mesul olup olmadığıdır. O açıdan bakıldığında bu seçenekte ; huzurdaki davacının şahsen huzurdaki şahsen huzurdaki davalıya karşı sorumlu olmadığı ve buna göre huzurdaki davacının özünün kabul koşullarının oluştuğu düşünülebilir .
III. Buna karşılık, delillerle de doğrudan temas eden sayın Mahkeme , bilhassa davalı yanın 04.10.2021 tanzim tarihli dilekçesinde yer verdiği beyan ve itirazların somut olayda davalı yararına tatbik kabiliyeti olduğunu benimseyecek olursa, yekdiğer seçeneği gözetip davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta muhtardır.
Tarafların sair sav, savunma ve taleplerinin de yüce Mahkemenizin takdirleri içerisinde kaldığı; buna nazaran , davalı yanın istemine uyarak sayın Mahkemenin dosyası bir başka bilirkişi heyetine sevk etmekte de muhtar bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişiler Cevat Vulaş ile Tolga Demirel tarafından düzenlenen 21/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda;
''..1.Dava dışı ortaklığa ait ticari defterlerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu , dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
2.Dava dışı ortaklığa ait ticari defter kayıtlarına göre, dava konusu ... numaralı ... Şubesi'ne ait keşidecesi ... Taş. Tar. İnş. Petrol Oto. San. Ltd. Şti., olan 20/08/2018 tarihli 15.000,00-TL miktarlı çekin ticari defter kayıtlarında yer almadığı,
... ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı,
3.20.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı yan tarafından ....İcra Dairesi ... icra dosyasına 07.11.2019 tarih ... seri ... nolu takip konusu çeke ait 22.000,00-TL miktarında EFT ile ödeme yaptığı,
4.Davacı tarafın çek nedeniyle başlatılan takipte borçlu olmadığı,
5.Sayın Mahkemenin davacı tarafın çek nedeniyle başlatılan takipte borçlu olmadığına dair karar vermesi halinde; davacının davalı şirketten 22.000,00-TL asıl alacak ve 561,00-TL işlemiş faiz miktarı talep edebileceği,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 06/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda; ¸ihtilaf ve incelemeye konu çek arkasındaki ciro imzasının , davacı ...'in mevcut imza örnekleriyle tamamen farklı bir dizaynda atılmış olması ve ...'e ait karakteristik bir unsur ihtiva etmemesi nedeniyle ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır. Karar ve takdirlerinize arz olunur. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ... , ... ve ... tarafından düzenlenen 28/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda;
''..1- İnceleme konusu ... ... A.Ş. ... Şubesine ait, keşidecisi ... TAR. İNŞ. PET. OTOM. GID. SAN. VE TİC, LTD. ŞTİ., hamili ... olan, 20/08/2018 keşide tarihli, ... çek numaralı, 15.000/ON BEŞ BİN TL meblağlı çek arka yüzünde ... kaşesi üzerinde atılı 2.ciro imzası ile ...'in mukayese imzaları arasında;*imzaların tersim tarzı, başlangıç , gövde ve bitiş formları,
*ebatı, eğimi , hızı, seyri , istifi , işlekliği , baskı derecesi, alışkanlıklar bakımından farklılıklar bulunduğu belirlenmiştir.
1-İnceleme konusu ... ... A.Ş. ... Şubesine ait, keşidecisi ..., hamili ... olan, 20/08/2018 keşide tarihli, ... çek numaralı, 15.000/ON BEŞ BİN TL meblağlı çek arka yüzünde ... kaşesi üzerinde atılı 2.ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır. "şeklinde mütalaada bulunmuşlardır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanılan deliller bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; Davacı tarafın davaya konu edilen senette adi ortaklık adına müşterek imza olması gerektiğini ancak tek imza bulunduğunu, bu sebeple davalıya borcu bulunmadığını beyan ederek davalı tarafça başlatılan takipte yapmış olduğu ödemenin iadesini talep ettiği, davalı vekilinin ise müvekkilinin davacı, ... ve ...'ın birlikte yaptığı inşaata malzeme verdiğini, senedin buna dayalı olarak alındığını, davacının da anılan yerden mülk edindiğini, bu şekilde senette borçlu olduğunu, borç ilişkisini bildiğini savunduğu görülmüştür.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile adi ortaklık sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde davaya konu senet üzerinde tek imza bulunduğu, ancak adi ortaklığın müşterek imza ile temsil edildiği, adi ortaklık adına atılı tek imzanın da davacıya ait olmadığı, senedin adi ortaklık kayıtlarında yer almadığı belirlenmiştir.
TBK MADDE 637 de ;''Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. ''denilmiştir.
Temsile ilişkin ise TBK MADDE 46 da- ''Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
MADDE 47- Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır. denilmektedir.
Buna göre davacının, davalının malzeme sağladığını iddia ettiği inşaattan mülk edinmesinin, davaya konu senetteki imzaya muvafakat ettiği ve işlemi onayladığı anlamına gelmeyeceği, zira her bir hukuki ilişkinin tarafının farklı olduğu, senette davacı imzası bulunmadığı, davalı vekilinin 12.10.2020 tarihli ve cevap dilekçesi başlıklı beyanında davalı tarafından inşaata teslim edilen malzemeler ile ilgili dava dışı ...'a faturalar kesildiğini beyan ettiği, ancak bilirkişi raporlarında incelendiği üzere davalı tarafça sunulan 3 faturada teslim eden ve alan kısımlarının boş olduğu,
bu sebeple davanın ve adi ortaklığın tarafı olmayan, 3. Bir şahsa kesilen fatura nedeniyle, bu malzemeler ile yapıldığı iddia edilen yerden davacının mülk edinmesine dayalı olarak davacının, davaya konu senetteki imzaya muvafakat ettiğinin anlaşılmasının ve davacının borçlu olmasının mümkün olmadığı, kaldı ki anılan cevap dilekçesinin de yasal süresi içinde sunulmadığı, yine cevap dilekçesi yasal süresinde sunulmadığından son celse davalının sunmuş olduğu yemin teklifinin icra edilemediği, davacının dava dışı ... ile olan iç ilişkisinin örneğin elde ettiği mülk için ...'a bir ödeme yapıp yapmadığının da ayrı bir hukuki ilişki olduğu,
kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, bu senedin inşaat malzeme bedeli olarak davalıya verildiğinin dahi ispata muhtaç bulunduğu, davalının bir alacağı var ise bunu temel ilişkide fatura kesilen dava dışı ...'dan veya senette imzası bulunan kendinden önceki cirantalardan tahsil etmesi gerektiği ancak davacının davalıya herhangi borcu bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/35, K. 2025/484, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama