İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/350

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2023/802Karar2024/350Tarih29 Mayıs 2024Okuma10 dk · 1.929 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
29 Mayıs 2024
Esas no
2023/802 Esas
Karar no
2024/350
Dava
Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Dava tarihi
18/12/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.929 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... Ltid Şti ile davalı ... ... A.Ş arasında 05.03.2010 tarihinde yemek ve kantin hizmetlerinin sağlanmasına ilişkin 3 yıllık sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme 13.05.2011 tarihinde davalı yanca tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin, zararlarının karşılanması ile ilgili görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine, .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/...

E. Sayı ile 04.08.2011 tarihinde mahrum kalınan kâr ve diğer zararlarının tazmini için dava açmak zorunda kaldığını, yapılan yargılama neticesinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi 24.03.2021 tarih ve 2011/... E. 2021/ K. Sayılı ilamı ile "Davanın kısmen kabulü ile.

81.910,85-TL. kâr kaybından kaynaklanan alacak, 54.542,66-TL. kıdem tazminatlarından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 136.453,51-TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verildiğini, İş bu kararın .... İcra Müdürlüğü 2022/...

E. Sayılı ile icra takibine konulduğunu, davalı yan tarafından icranın geri bırakılması kararı alındığını, davanın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek 04.07.2023 tarihinde kesinleştiğini, yargıtay ilanın kendilerine 22.07.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, icra dosyasında paranın 10.08.2023 tarihinde kendilerine ödendiğini, mahkeme kararında alacağın avans faizi ile tahsiline karar verilmişse de, müvekilinin faizi aşan bir zarara uğradığını, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, altın fiyatının artışı,

döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle alacaklı olan müvekkilinin zararının temerrüt faizi ile dahi karşılanması mümkün olmadığını, en basitinden sözleşmenin feshi tarihinde dolar kuru 1.56-TL iken, paranın tahsil edildiği 10.08.2023 tarihinde dolar kurunun 27.00 TL olduğunu, bu nedenlerle, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile BK 122 uyarınca müvekkilin uğramış olduğu aşkın(munzam) zarar için şimdilik 100.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Arabulculuk vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Dava dilekçesi ile davacı ve müvekkili şirket arasında görülen ... Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/... E. Sayılı dava dosyasının geç sonuçlanması nedeniyle, ek zarara uğranıldığından bahisle tazminat talep edildiğini, Davacı tarafın talebini Borçlar Kanununun 122.

Maddesine dayandırdığını, Yasa maddesi, alacaklının geç ödemeden kaynaklanan ve temerrüt faizinin karşılamadığını iddia ettiği zarara, yani alacağın geç tahsil edilmesine, borçlunun kusuruyla sebep olması koşulunu aradığını, dava dilekçesinde de bahsi geçen .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/...

E. Sayılı dava dosyası incelendiğinde de anlaşılacağı üzere, davanın uzamasında müvekkili şirketin hiç bir kusuru olmadığını, davada verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte de icra dosyasından güncel dosya hesabı alındığını ve ödemenin yapıldığını, davacı tarafın, karşılanmasını istediği zararını, ülkede yaşanan enflasyon, altın fiyatının artışı, döviz artışı gibi durumlarla tanımladığını, bu durumun yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle, yukarıda açıkladığımız nedenlerle haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz

DELİLLER

... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. Sayılı takip dosyasının UYAP üzerinden geldiği görüldü. ... ATM'nin 2011/... E. Sayılı dosyasının Uyap üzerinden celp edildiği anlaşıldı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.

Dava; davacının uğramış olduğu aşkın(munzam) zarar için şimdilik 100.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkememizce celp edilen .... İcra müdürlüğünün 22/... E sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı ... Limited Şirketi tarafından davalı ... ... Emniyet Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 10/11/2022 tarihinde 379.036,87-TL alacak yönünden ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu uyuşmazlığın; Taraflar arasında .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas sayılı dosyası neticesinde davanın davacı lehine sonuçlandığı ancak geçen sürede paranın değer kaybı nedeni ile zararlarının ... olarak karşılanmadığından bahisle munzam zarar isteminde haklı olup olmadığı, TBK 122. Maddesinin yasal şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.

Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." hükmü düzenlenmiştir.

Munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. Maddesi (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesi) kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun, vekâletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda hemen belirtilmelidir ki munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukukî aykırılıktır.

O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK m. 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Munzam zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (BK m. 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez.

Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zaman aşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.

Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. 6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesi ile de 818 sayılı TBK 105. Maddesinde olduğu gibi kusur karinesini benimsemiştir.

Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır.

''Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Alacaklının, borcun yerine getirilmemesinden, kısmen yerine getirilmesinden veya geç ifadan maddi bir zarar veya kazanç yoksunluğuna uğradığını ispat etmiş sayılması için, borçlunun borcunu zamanında gereği gibi yerine getirse idi, zarar ve kar yoksunluğunun önleneceğini kanıtlaması başka bir anlatımla illiyet bağını da kurması zorunludur.

Hemen ifade etmek gerekir ki faiz oranları 818 sayılı BK ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile düzenlenmiştir.

Kanun koyucu, bir para borcunun gününde ödenmemesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağını kabul edip, bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürü dikkate alarak belli bir oranda olacağını benimsemiştir. Nitekim 818 sayılı BK’nın 103. maddesine göre temerrüt faizi oranı %5 iken, 04.12.1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanun ile bu oranın %30’a çıkarılması ve yine 3095 sayılı Kanunda 15.12.1999 tarihli ve 4489 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranı esas alınarak, değişen faiz oranlarının benimsenmesi bunun kanıtıdır.

Bu noktada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, kanun hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların 818 sayılı BK’nın 105. Maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluklar gerçek zarar olarak gösterilemez.

Kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını Anayasa’dan aldığı yasa yapma yetkisine dayanarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp, aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.

Uğranılan zarar, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin, zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır.

Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar söz konusudur.

818 sayılı BK’nın 105. Maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) öngörülen munzam zararın, aynı Kanun’un 103. maddesi ve 3095 sayılı Kanun ile saptanan faiz oranının dayanağı olan ekonomik olumsuzluklara dayandırılması ve herkesçe bilinenin kanıtlanmasına gerek olmadığı sonucuna varılması mümkün değildir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122.

Maddesinde) karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz.

Aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, kanun koyucunun 818 sayılı BK’nın 105. maddesinde (6098 Sayılı TBK'nun 122. Maddesinde) yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır.'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/12/2021 tarih ve 2017/(18)5/2800 Esas, 2021/1629 Karar Sayılı İlam)

Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Munzam zararın varlığını zararının olduğunu iddia eden alacaklının inanılır, kesin ve net bir seklide ispat etmesi gereklidir.

Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafça ... Asliye Ticaret Mahkemesi 24.03.2021 tarih ve 2011/...

E. 2021/ K. Sayılı dosyası ile davalı tarafın 04.08.2011 tarihinde temerrüde düştüğü yapılan yargılama ve temyiz incelemeleri neticesinde 10.08.2023'de alacaklarının kendilerine ödendiği, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum, enflasyon, artan fiyatlar, altın fiyatının artışı, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle alacaklı olan müvekkilinin zararının temerrüt faizi ile dahi karşılanması mümkün olmadığından bahisle munzam zarar isteminde bulunulmuş ise de talebin salt enflasyon farkına dayalı olarak oluşan munzam zarara yönelik olduğunun anlaşıldığı, 6098 Sayılı TBK'nun 122.

Maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalara dayanması ve ispatlanması gerektiği, oysaki davacının salt enflasyon farkına dayalı aşkın zarar iddiasının bulunduğu bu durum karşısında toplanması gerekli delil ve incelenmesi gerekli başkaca bir husus bulunmadığı, somut olarak aşkın zararın meydana geldiğine yönelik bir iddia yahut delil ortaya konulamadığı,

salt enflasyon farkına dayalı olarak oluşan zararın davalıdan talep edilemeyeceği, yukarıda belirtilen YHGK kararında da izah edildiği üzere yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek olması nedeniyle davalıdan munzam zarar talebinde bulunulamayacağı, Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerektiği ancak davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp kanıtlanamadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/874 Esas,

2023/3446 Karar) anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75- TL peşin harçtan alınması gereken 427,60- TL harcın mahsubu ile fazla yatan 1.280,15-TL nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 17.900,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

5-Yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2024

Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/802, K. 2024/350, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Deliller
  7. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/802
Karar No
2024/350
Tarih
29 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/497
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/406
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/418
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/389
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/802 K.2024/443
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/803 K.2024/368

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.