KÜNYE
T.C. İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/65 Esas
- Karar no
- 2024/68
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/01/2021
Karar Metni
1.894 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit, İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ambalaj işiyle uğraşan, seri üretim yapan, tek ortaklı kurucusu ... olan bir ticaret şirket olduğunu, 23.09.2020 tarihinde ... 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında alacaklı ... vekili ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı talimat dosyası ile müvekkiline ait bulunan işyerine hacze geldiğini, her ne kadar borçlu ...Tic.San.Şirketi ile müvekkili şirketin herhangi bir hukuki yada ticari bağı olmadığını belirtseler de alacaklı, müvekkiline ait işyerinde üretimi durdurmak amacıyla makina ve sair malzemeleri haczederek muhafaza altına alınacağını taraflarına beyan ettiğini, iki firmanın nitelikleri ve çalışma alanları birbirinden tamamen farklı olup, aralarında herhangi bir organik bağ kurulmasının imkanı olmadığını, ... şirketinin halen ticaret sicil kayıtlarında, ...'de göründüğünü, müvekkilinin sicil kaydının ise ... olarak gözüktüğünü,
aradaki ... ibaresi bulunmayışından dolayı Ticaret Sicil Müdürlüğünün borçlu ... şirketini ticaret sicilinden terkin etmediğinin anlaşıldığını, 23.09.2020 tarihli haciz tutanağınn 1. sayfasının 3. paragrafında görüleceği üzere, mülkü kiralayan ...'ın kiralayan vekili ...'ın ifadesine göre borçlu ... firmasının ''..kira borçlarını da ödemeksizin buradan ayrıldığını ve ... firmasının da ... firmasıyla herhangi bir bağlantısının olmadığını..'' bildirmesine karşın alacaklı tarafın ısrarla hukuka aykırı tutumunu sürdürdüğünü,
söz konusu müvekkilinden kaynaklanmayan hukuki durumları fırsata çeviren alacaklı bankanın haciz günü olay yerine yediemin, vinç, polis ve gerekli taşıyıcı kişilerle haciz mahalline geldiğinden ve müvekkili şirketin üretim bandını da muhafaza işlemi yaparak durduracağından bahisle o gün itibarı ile alacaklı vekili hesabına 20.000,00.-TL ödeme yapıldığını, ödeme yapıldığı ayrıca haciz tutanağından bağımsız olarak 94.330,00.-TL tutarlı bono düzenlendiğini, söz konusu bononun borçlusunun haciz günü itibarı ile olay yerinde bulunan ve işyerinde çalışmayan, müvekkili ...'nun akrabası ... olduğunu, bu hukuksuzluğa karşı tarafımızca ...
19. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulmuş olup; dosya ...E. Numarası ile görüldüğü, mahkeme nezdinde açılan işbu dava ile, ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, davalı bankanın ise halen görülmekte olan tespit davası sırasında kötü niyetle davranarak tekrardan müvekkili şirkete ait iş yerine 21/12/2020 tarihinde hacze geldiğini, ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...E. ve ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. numaralı dosyaları gereği hacze geldiklerini ve ...Ltd.
Şti'ne ait borcun ödenmemesi halinde müvekkiline ait bütün iş makinelerinin haciz ve depo edileceğini belirttiğini, taraflarınca esas borçlu ...'un yetkilisi ....'in haciz mahalline getirilmiş ve haciz tutanaklarında da yer aldığı üzere ...'in borcun kendi şirketine ait olduğunu, ... isimli firma ile... adlı firmaların birbiri ile herhangi bir ilişkisi olmadığını ifade ettiğini, buna rağmen davalı vekili "borcu 3. Kişiden tahsil etme imkanım varken ticareti terk davasıyla uğraşamam" diyerek müvekkile ait makineleri depo etme istek ve arzusu yönünde ısrarcı olduğunu,
bunun üzerine başkaca bir seçeneği kalmayan müvekkillerin 21/12/2020 haciz günü itibariyle davalı vekilinin üretimi durdurmasını önlemek için 15.000,00.TL kendisine ödeme yaptıklarını ve davalı vekilinin dayattığı protokole imza attıklarını beyanlarla bir sonraki ödeme tarihi 18/01/2021 olan senede ilişkin ivedilikle tedbir kararı verilmesine, taraflarınca haciz tehdidi altında ödenmiş 15.000,00 TL'nin iadesine, protokolde yer alan dosyaların borçluları ile herhangi bir ilişkileri olmadığının ve tüm dosya borcu ile herhangi bir ilgi ve alakamızın olmadığının tespitine;
alacaklı yanı ihtar etmelerine rağmen haciz işlemlerine devam olunması ve borçlu olmadıkları meblağnın ödenmesi için tarafarına baskı yapılması sebebiyle İİK 72/5. Maddesi uyarınca dosya borcunun %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, işbu dosya ile ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı dosyanın birleştirilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından harcın mahkemece verilen kesin sürede tamamlamaması halinde iş bu davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından dava değerinin belirtmediğini ancak dava dilekçesinin netice-i talep kısmında tüm borçtan sorumlu olmadığının tespiti ve bonoların iptalinin talep edildiğini, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınacağını, aynı yasanın 32. maddesine göre eksik harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere devam edilemeyeceğini,
bu durumda mahkemece verilen süre içinde eksik peşin harç tamamlanmadığından ve bu nedenle yargılamaya devam edilemeyeceğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve yasal bekleme sürelerinin içinde de harcın tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılması yolunda bir karar verilmesi gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulma şartı, borçlular tarafından yerine getirilmediğini, tedbir talebine ilişkin itirazda bulunduklarını, dava konu protokol ve ödeme aracı olan bono incelendiğinde; davacı tarafından ...
6. İcra Müdürlüğü ... E. Ve ... 5. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyaları borcunun üstlenildiği , dosya borcunun davacı tarafından kabul ve kefalet edildiği, dosya borcuna ilişkin yapılan yapılacak ödemeler için kayıtsız şartsız müvekkilinş gayrikabili rücu ibra ettiğini imza altına aldığının anlaşıldığını, protokol içeriğinde açıkça düzenlendiği ve protokol incelendiğinde açıkça tespit edilebileceği üzere; davacı tarafın, dava konusu ... 6. İcra Müdürlüğü ... E. ...
5. İcra Müdürlüğü ...E.
Sayılı dosyalarına ilişkin borçları kabul ettiğini ve dosya borçlarını üstlendiğini beyanlarla davacının konuları farklı olan davaların birleştirilmesi talebinin reddine, dava konusu protokol ve ödeme aracı olan bono borcun üstlenilmesi niteliğinde olduğundan ve davacı tarafından istirdatı talep edilen ödemeye ilişkin dekont açıklamasında dava konusu dosya bilgilerinin yer aldığı gözetilerek ; haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen iş bu davanın esastan reddine , davacı taraf aleyhine %20 'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizden verilen 06/06/2022 tarih ve 2021/45 esas 2022/454 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi' nin 22/12/2022 tarih ve 2022/1695 esas 2022/1800 karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı anlaşıldı.
... 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... 16. İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... 5. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyasının güncel halinin UYAP sistemi üzerinden Mahkememize gönderilmesi ile ilgili dosyanın akıbetinin araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... 6. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyasının güncel halinin UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi ile ilgili dosyanın akıbetinin araştırılarak Mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... 18. İcra Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
GEREKÇE
Dava, ... 6. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve ... 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyalarında menfi tespit istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu md. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir.
Menfi tespit davasının sonucuna göre davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir.
Borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ise icra takibinin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir.
Dava konusu ... 6. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip borçlusunun ..., ... ve ... olduğu; takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu olduğu ve takip bedelinin 77.317,99 TL olduğu görülmüştür. Dava konusu ... 5. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; takip borçlusunun ...olduğu, takibin kambiyo senetlerine özgü takip yolu olduğu ve takip bedelinin 96.318,68 TL olduğu görülmüştür.
Davacılar, dava konusu takiplerde borçlu olarak yer almasalar da taraflar arasında akdedilen tarihsiz protokole göre, davacılar yukarıda belirtilen iki takip dosyasına konu borcu kabul etmiştir. Bu protokole göre, bu icra dosyalarına konu borca karşılık bono düzenleneceği, bu bononun tahsil edilmesi halinde icra dosyalarındaki borçtan mahbup edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Protokol gereği alınan bononun tahsil edilip edilmediği mahkememizce araştırılmış; bononun ödenmediği ve bononun tahsili için ayrı bir takip başlatılmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki protokolün hukuki niteliğinin TBK md. 201 uyarınca borca katılma olduğu kanaatine varılmıştır. Kanunda borca katılma sözleşmesi, “Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Borca katılan, asıl borçlu ile birlikte borçtan müteselsil olarak sorumlu olur.
Borca katılma sözleşmesi için kanunda herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere TBK md. 603 uyarınca teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmelerinde kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına uyulması gerekir. Bu hususta Ankara BAM 22. HD’nin 2017/931 Esas ve 2017/1885 Karar sayılı ilamında “TBK’nun 603. maddesinin uygulanması gereğince.
Borca katılmanın ilk borçlu ile borca katılan arasında müteselsil borçluluk ilişkisi meydana getirdiğinden hareketle ve müteselsil sorumluluğun kefilin fer’i sorumluluğundan daha ağır bir sorumluluk doğurduğundan, kefalet sözleşmesine ilişkin şekil kurallarının, gerçek kişilerce teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmeleri bakımından da uygulanması gerekmektedir.
Buna karşılık borca katılma teminat amacıyla yapılmadığı hallerde herhangi bir şekil şartına tabi olmayacaktır. TBK’nun 201/I. maddesinde borca katılma sözleşmesinin, alacaklı ile borca katılan arasında yapılacağı öngörülmüş ise de, Borçlar Hukuku’nda hâkim olan nisbilik ilkesi gereği, ilk borçlunun, alacaklı ile borca katılan arasında yapılan sözleşmeye rıza vermesi gerektiğini kabul etmek yerinde olacaktır.” şeklinde karar verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasındaki borca katılma sözleşmesi niteliğindeki protokolün, protokolde açıkça teminat amaçlı değil, tahsil amaçlı olduğunun belirtilmesi ve protokol uyarınca düzenlenen bononun tahsili ile takip borcundan mahsup yapılacağının kararlaştırılmış olması gözetilerek, sözleşmenin teminat amaçlı olmadığı, tahsil amaçlı olduğu kanaatine varılmıştır.
Zira teminat amacıyla yapılan bir sözleşme ve düzenlenen bononun, asıl borcun ödenmemesi halinde tahsili yoluna gidilmesi kefaletin ve teminatın uygulamasına daha uygundur. Somut olayda tarafların kararlaştırdığı gibi, protokol uyarınca düzenlenen bononun asıl borçtan önce tahsil edilmesi, tarafların iradelerinin teminat amacı taşımadığını göstermektedir.
Açıklanan sebeplerle protokolün, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşıması gerekmediği, yapılan protokolün geçerli bir borca katılma sözleşmesi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı ... A.Ş. tarafından, ... 6. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyası hakkında açılan ve mahkememizin 2020/477 Esas sayılı dosyası ile görülen menfi tespit davasında, davacının takipte borçlu olarak yer almaması sebebiyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Tedbir kararına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde İstanbul BAM 16. HD 2021/111 Esas ve 2021/521 Karar sayılı ilamında, davanın niteliğinin üçüncü kişi tarafından yapılan istihkak iddiasına ilişkin olduğu ve istihkak davası açma imkânı varken menfi tespit davası açılmasında tedbir kararı verilemeyeceğini belirttiği görülmüştür.
Davalı banka vekilinin mahkememizin 2020/477 Esas sayılı dosasındaki gibi aktif husumette ret kararı verilmesi yönündeki iddiası, 2020/477’de borcun üstlenilmesine dair protokolün dosyaya sunulmaması ve tartışılmaması sebebiyle yerinde değildir. Zira davacılar, sadece istihkak iddiaları sebebiyle değil, protokolün hükümsüzlüğü sebebiyle de borçlu olmadıklarını iddia etmektedir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacıların borca katılma niteliğindeki protokol sebebiyle takiplere konu toplam borcun 126.000,00 TL’lik kısmından asıl borçlular ile birlikte müteselsil olarak sorumlu oldukları anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Takiplerin durdurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmediğinden davalının tazminat talebi kabul edilmemiştir. Protokole göre davacıların borcun 126.000,00 TL’lik kısmına katılması sebebiyle dava değeri 126.000,00 TL olarak kabul edilmiş ve yargılama giderleri bu değer üzerinden hesaplanmıştır.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/65, K. 2024/68, 29 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama