KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/600 Esas
- Karar no
- 2024/599
- Dava
- KAYIT KABUL
- Dava tarihi
- 10/08/2018
Karar Metni
1.777 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan KAYIT KABUL davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 19/06/2015 tarihinde elektrik teknisyeni olarak işe başladığını aynı iş yerinde 08/04/2016 tarihinde saat 12:50 sıralarında iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin patlayan lambaların yerine yenilerinin takılması işlemi yaparken ayaklı merdiven kullanması gerektiğini ve yardımcı elemana ihtiyacı olduğunu imalat müdürüne defalarca söylemesine rağmen işi tek başına yapması gerektiğinin aksi halde işini kaybedeceğinin söylendiğini,
bunun üzerine işini kaybetmek istemeyen müvekkilinin lambaları değiştirmek üzere merdivene çıktığını ve lambaları değiştirmeye başladığı sırada merdivenin kayarak müvekkilinin yere düştüğünü, kaza sonrasında müvekkilinin iş yeri sahibi ... tarafından ...
Hastanesi'ne götürüldüğünü ve ilk müdahalenin bu hastanede yapıldığını, müvekkilinin topuk kerkenez kemiğinin kırılarak dağıldığını, kazanın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen iyileşemediğini, müvekkilinin olaydan çok sonra Engelli Sağlık Kurulu'na yaptığı başvuru sırasında iş yerinde geçirmiş olduğu iş kazasının işyeri tarafından kuruma bildirilmediğini ve bu hususta hiçbir işlem yapılmadığını öğrendiğini, bu durumun müvekkilini daha da üzdüğünü, kaza sonucunda müvekkilinde oluşan maluliyetin gündelik işlerini yaparken bile müvekkilini zorladığını, efor kaybı sebeple maddi tazminat talebinde bulunması gereği doğduğunu,
çalıştığı süre boyunca müvekkilinin çok daha fazla ücret almakta olduğu halde, resmi kayıtlarda kazancının düşük gösterildiğini, en son aldığı net ücretin 3.050,00 TL+200,00 TL AGİ olmak üzere toplam 3.250,00 TL olduğunu, işlerinde bir öğün yemek verildiğini ve servis olduğunu, yine müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uzun süre tedaviye tabi tutulması, meydana gelen yitikliğin herkesçe görülebilir olması, genç yaşta malul kalması ve bunun müvekkilinin psikolojisini olumsuz yönde etkilemesi,
kendi iş alanında iş bulamaması ve bulayacak olması ve bu sebeplerle de ağır ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle müvekkilinin çektiği acıların, ızdırabın ve sıkıntıların bir nebze de olsa giderilebilmesi için manevi tazminat talep etme gereği doğduğunu belirterek şimdilik 50.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 120.000 TL'nin kazanın meydana geldiği 08/04/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen olayın öncelikle iş kazası olup olmadığı tespit edilmesi, olay ile kaza arasında uygun illiyet bağının kesilip kesilmediğinin araştırılması ve olay iş kazası ise Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından işçiye gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılıp, gelir bağlanmış ise bildirilen miktarın tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin işyerinde son aldığı maaşın AGİ dahil 1.365-TL olup emeklilik sebebiyle işten ayrılana kadar elektrikçi olarak çalıştığını, maaş bordrolarının ihtirazi kayıt olmadan imzalanmış olup davacının belirtmiş olduğu ücrete itiraz ettiklerini,
davacının iddia ettiği üzere işyerinde herhangi bir iş kazası geçirmediğini, kazanın olduğunun iddia edildiği gün davacının işe gelmediğini, bu durumu ispatlar hiçbir tanığının da bulunmadığını, olayda müvekkiline kusur atfedilebilmesi için müvekkilinin hareketi ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulmasının gerektiğini, olayın müvekkilinin işi görülürken gerçekleştiğine ilişkin somut hiçbir delil olmadığı gibi işe gelinmeyen bir günde kaza geçirmiş olması müvekkilinin sorumlu tutulması için yeterli olmayacağını, Yargıtay kararlarına göre;
kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da 3. kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması zorunludur, dolayısıyla, müvekkiline kusur atfedilebilmesi için olay yeri görülmeli, olaylara yakından tanıklık eden ve kazanın meydana gelmesi sırasında orada bulunan tanıklar dinlenmeli ve kusur araştırması yapılması gerektiği, bütün bu incelemeler sonucunda illiyet bağının kesilmesi veya müvekkile kusur atfedilememesi halinde müvekkile kazadan sorumlu tutulamayacağının bildirildiği,
başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur şeklinde hüküm tesis edildiğini, söz konusu kazada müvekkilin kusurunun olmadığını ve kazanın davacının belirsiz bir yerde kusuru ve hatta ağır ihmali ile meydana geldiğini, davacı taraf kaza tarihi itibariyle hastaneye itmiş ve zararın niteliği ve kapsamını öğrendiğini kaza tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanununun ürürlükte olduğunu,
bu kapsamda davacının kazanın gerçekleştiği 08/04/2016 tarihinden sonra bir sene içerisinde talep edilmeyen ve davaya konu mezkur maddi ve manevi tazminat istemlerinin zamanaşımına uğradığının sabit olduğunu belirterek tüm bu nedenlerle açılan haksız davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ;
Müteveffaya ait sosyal güvenlik kayıtları, mirasçılık belgesi, sosyal güvenlik merkezi kayıtları, ... 3. İflas Dairesinin yazı cevabı celp edilmiş incelenmiştir.
... 15. İş Mahkemesi ... E. ... K. sayılı kararında:
"Dava, davacının davalı işyerinde geçirmiş olduğu iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili 10.08.2018 tarihli dava dilekçesi ile davacının davalı şirkette çalıştığı esnada iş kazası geçirdiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Yargılama esnasında davalı şirket ile ilgili iflas kararı verildiğinin anlaşılması nedeni ile iflas kararının kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti için gerekli araştırma yapılmış, davalı şirketin iflas kararının 22.03.2018 tarihinde verildiği ve iflas kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 Sayılı Kanun'un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir.
Kabul edilmeyen alacaklar da ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 Sayılı Kanun'un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun'un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir.
Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 Sayılı Kanun'un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 Sayılı Kanun'un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir.
Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın on beş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup Mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.
2004 Sayılı Kanun'un 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir ticaret mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzenine ilişkindir.
Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, 2004 Sayılı Kanun'un 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir.
İflasın açılması ile hukuk davalarının 194/1. maddesi uyarınca müflisin davalı olduğu hukuk davaları yönünden, iflas idaresi, alacaklıları tahkik ederken, bu alacağı davalı ( çekişmeli ) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında verilir.
Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacaktır. Alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise, davaya alacağın iflas mamasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir.
2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının da anaya zammolunacağı düzenleme altına alındığından alacağın ne kadarı için davaya kayıt kabul davası olarak devam edileceğinin belirlenmesinde iflasın açıldığı tarihe kadar işlemiş olan faiz ve takip masraflarının da dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı müflis ... Ltd. Şti.'nin iflasının açılmasına ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesince 22.03.2018 Tarih, ...Esas sayılı dosyasında karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği, davalı işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflas ettiği, dolayısı davanın kayıt kabul davası olarak Aliye Ticaret Mahkemesince görülmesi gerektiğinden, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın istek halinde görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar vermiştir.
Mahkememizin tensip zaptında, İş Mahkemesinin görevsizlik gerekçesine ilaveten ve aynen "Dava konusu iş kazasının 08/04/2016 tarihinde meydana geldiği, müflis şirket hakkındaki iflas kararının 22/03/2018 tarihi itibariyle verildiği, eldeki davanın ise iflas kararından sonra 10/08/2018 tarihinde açıldığı , bu itibarla eldeki davanın iflas tarihinden sonra açılması sebebiyle KAYIT KABUL davası niteliğinde olduğu..." vurgulanmıştır.
Dava, kayıt kabul istemine ilişkindir.
Davacılar vekilinin 28/02/2024 tarihli celseye katıldığı, iş bu celsede Mahkememizce ara kararlar tesis edildikten sonra bir sonraki duruşma gününün 24/04/2024 günü saat 10:50'e bırakıldığının huzurda bulunan davacılar vekilinin yüzüne karşı tefhim ve tebliğ edildiği, ancak Mahkememizin 24/04/2024 tarihli celsesinde tarafların duruşmaya gelmediği, davacı ve vekiline duruşma günü ve saati itibariyle yüksek sesle üç kez seslenilmesine rağmen duruşma salonu dışında hazır olmadığının anlaşıldığı, UYAP sistemi ve dosya kapsamından yapılan araştırmalar çerçevesinde herhangi bir yasal mazeret dilekçesinin de sunulmadığı,
bahsi geçen celseye davalı tarafından da katılım sağlanmadığı, dolayısıyla davanın taraflarca takip edilmediği, bu nedenle dava dosyası taraflarca takipsiz bırakıldığından Mahkememizce 24/04/2024 tarihinde HMK 150. maddesi hükmü uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK 150. maddesi "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar gelmedikleri ... takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar süresinin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır." hükümlerini ihtiva etmektedir.
Mahkememizin 24/04/2024tarihli celsesinde davacıların (ve vekillerinin) ile davalının duruşmaya katılmadığı, davanın taraflarca takip edilmemesi sebebiyle 24/04/2024 tarihi itibariyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, üç aylık yenileme süresinin 24/07/2024 tarihinde dolduğu, ancak HMK 102/1. maddesi uyarınca 24/07/2024 tarihinde adli tatilin geçerli olduğu, yani sürenin bittiği günün adli tatile rastladığı,
eldeki davanın kayıt kabul (sıra cetveline itiraz) davası olup adli tatile tabi ve adli tatilde görülemeyecek dava ve işler kapsamında kaldığından bu halde HMK' nın 104/1. maddesinde "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır" şeklinde düzenlendiğinden adli tatilin bittiği 31/08/2024 tarihinden itibaren yenileme süresinin bir hafta daha uzayarak 09/09/2024 tarihine kadar uzadığı, ancak bu yasal yenileme süresi içinde dosyanın yine taraflarca yenilenmediği,
açıklanan nedenler karşısında HMK 150. maddesi hükmü uyarınca davanın yasal yenileme süresinin dolduğu 10/09/2024 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/600, K. 2024/599, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama