KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/356 Esas
- Karar no
- 2024/759
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 06/06/2024
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin ... vatandaşı olduğunu, 2007 yılından beri ülkemize turistik amaçlı olarak gelip gittiğini, 2021 yılı Mart ayında ...'a geldiğinde ... civarında gezerken davalı ...'in giyim eşyası sattığı mağazaya uğradığını, burada tanıştıklarını ve yaklaşık bir ay boyunca görüştüklerini, davalının ...'da fabrikalarının olduğunu, sipariş verilmesi halinde her türlü giyim eşyasını isteği göre yapıp teslim ettiklerini söylediğini, müvekkilinin borçluya inanarak tekvando sporu için eşofman takımı ve pantolon yaptırmaya karar verdiğini,
19/07/2021 tarihinde aralarında bir sözleşme yaptıklarını ve el yazısıyla kaleme alınan sözleşmeye göre davalı ...'in müvekkili tarafından sipariş verilen 540 adet eşofman takımı ve 78 adet pantolon siparişi alındığını, müvekkili tarafından kapora ödemesi yapıldığını, müvekkili davacının ... bilahare sipariş verdiği ürünlerin tüm parasını davalıya gönderildiğini, ancak davalının teslim zamanı geldiğinde az miktarda ürün gönderdiğini, gönderdiği ürünlerin de hiçbir şekilde sipariş verilen ürünlerle uyuşmadığını beyanla davanın kabulüne, ...
32.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibindeki itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı ve bu suretle iddiaların inkarı cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
Toplanan Deliller:
... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın...soruşturma sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ve ... 32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik açılan itirazın iptali istemiyle davanın, TTK' da yahut diğer Kanunlarda düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır.
Nispi ticari dava bakımından; yapılan araştırmalarda davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olmadığının anlaşıldığı, şirket ortağı veya müdürü olmasının davalıya tacir vasfını kazandırmayacağı, salt ürün sayısının fazla olarak alınmasının uyuşmazlığa ticari vasıf kazandırmayacağı ve davanın nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/356, K. 2024/759, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama