KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2025
- Esas no
- 2024/753 Esas
- Karar no
- 2025/748
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/04/2024
Karar Metni
1.850 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/06/2024 tarih ve ...Esas... Karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. HD' nin 30/10/2024 tarih ...Esas, ...sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verilerek, Mahkememize gelmekle, Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili firma iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ile Sosyal Güvenlik Kurumu istihdam teşviklerine ilişkin danışma hizmeti veren bir firma olduğunu, davalı borçlu firma ile işbu hususta hizmet verilmesi üzerine anlaşıldığını, bu hususta taraflar arasında 08.06.2022 tarihli " Danışmanlık Sözleşmesi " imza altına alındığını, müvekkili firmanın cari hesapları ve davalı firma adına kesilen, süresinde itiraz edilmeyen ve bir kısmı ödenmiş olan faturalarla da taraflar arasındaki ticari ilişki olduğunu, davalı borçlu firma Haziran 2022 'den Eylül 2023'e kadar müvekkili firmadan hizmet aldığını,
Aralık 2022 dahil olmak üzere davalı firma tarafından müvekkili firmaca kesilen usulünce tebliğ edilen ve herhangi bir itirazda bulunulmayan fatura bedellerinin ödenmediğini, dosyaya ibraz etmiş oldukları cari hesap ekstresi ve müvekkili firma ticari defterleri ile de sabit olduğu üzere davalı borçlu firmanın ödenmemiş 88.740,74 TL hizmet bedeli bulunduğunu, davalı firma hakkında işbu ödenmemiş hizmet bedeline ilişkin ... İcra Müdürülüğü'nün ...E.
Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu firma tarafından haksız ve kötü niyetli olarak işbu takibe itiraz edildiğini, müvekkili firmanın davalı firmaya vermiş olduğu hizmet sabit olup; taraflarına kesilmiş olan faturalara süresinde hiçbir itirazda bulunulmadığı gibi davalı firma tarafından ödeme de yapmadığını, işbu sebeplerle davalı firma tarafından, başlatılmış olan takibe itiraz açıkça kötü niyetli ve müvekkili firmanın alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, izah edilenlerle ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile; davalı firmanın yapmış olduğu takibe itirazın iptali ile ...
İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyasının devamına, davalı firma hakkında alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı firma üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 08.06.2022 tarihli İş Ve Sosyal Güvenlik Hukuku İle Sosyal Güvenlik Kurumu İstihdam Teşviklerine Dair Danışmanlık Sözleşmesi'nin 13. Maddesindeki yetki anlaşması gereğince işbu davaya bakmakta yetkili mahkemeler İSTANBUL ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ olduğunu, taraflar tacir olduğundan işbu yetki anlaşması geçerli olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde dava esas değeri belirtilmemişse de Tevzi Formunda dava esas değeri olarak 101.924,29-TL gösterildiğini,
davaya konu icra dosyasından anlaşılacağı üzere tevzi formunda dava esas değeri olarak gösterilen 101.924,29-TL'nin 88.740,74-TL'lik kısmı Asıl Alacak geriye kalan 13.183,55-TL'lik kısmı ise takip öncesi İşlemiş Faiz alacağı olduğunu, dolayısıyla davacı taraf işbu davada 13.183,55-TL'lik takip öncesi İşlemiş Faiz talebi yönünden de itirazın iptalini istediğini, icra dosyasına sunmuş oldukları itiraz dilekçesinde belirtilen davacının takip öncesi döneme ilişkin talep etmiş olduğu 8.368,65-TL tutarındaki faizin haksız olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılan herhangi bir kesin vade bulunmadığı gibi,
davacı alacaklı tarafından Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca davalı müvekkiline usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi dönem için davacı lehine işlemiş faize hükmedilmesi hukuken mümkün olmadığını, neticede davacı tarafın takip tarihinden önceki döneme ilişkin işlemiş faize yönelik itirazın iptali istemi hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı tarafça tamamen haksız olarak açılan işbu davanın reddi ile davacı tarafın %20’tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller:
Yetkisizlik öncesi;
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı şirketin en son ticaret sicil kayıtları,
... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları,
Yetkisizlik Sonrası;
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin 2022-2023 yıllarına ait BA/BS formları,
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirketin 2022-2023 yıllarına ait BA/BS formları,
... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden davalı şirketin kasım ayından itibaren yaralanmış olduğu sigorta primi teşvik, destek ve indirimleri gösterir dökümler,
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 27/08/2025 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesine dayalı olarak düzenlenen fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için:
1-İlamsız takip yapılmış olması,
2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması,
4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Somut olayda, ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; alacaklı davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 21.02.2024 tarihinde, fatura alacakları ve işlemiş faizleri toplamı olan 101.924,29-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının on aya ilişkin ödenmemiş aylık danışmanlık hizmet bedeli fatura alacağı olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 28.02.2024 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 29.02.2024 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca, fer'ilerine itiraz edildiği, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde olan 03.04.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile, davacı ve davalı şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde, BA/BS formlarında ve tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, incelenen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürede yapılıp yapılmadığı, sahibi lehine delil teşkil edip etmediği, dava dilekçesinde sözü edilen faturanın davacı ve davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturanın davalı tarafa tebliğine ve bu faturalara konu hizmetin gerçekleştirildiğine ve davacının ücrete hak kazandığına dair kaydın bulunup bulunmadığı, ...
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip tarihi olan 21/02/2024 günü itibariyle davacı şirketin davalı şirketten faturaya ya da cari hesaba dayalı alacaklı bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu, alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, bakiye alacak bulunup bulunmadığı gibi hususlarda rapor tanzim edilmesinin istenildiği, düzenlenen rapora göre, davacı tarafından ibraz edilen ticari defter ve kayıtların lehine delil niteliğini haiz olduğu, davalının BA/BS formlarında davacıdan alım yaptığını beyan ettiği, bu beyanların taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını doğruladığı,
bu verilerin davacı lehine delil değerinde olduğu, davacı tarafından danışmanlık hizmetine ilişkin faturaların düzenlendiği, bu faturaların BA/BS kayıtlarında da davalı tarafından beyan edildiği, davalının TTK m.21/2 ve 23/3 hükümleri çerçevesinde 8 günlük süre içinde usulüne uygun bir itiraz yaptığını gösterir belge bulunmadığı, bu nedenle faturaların kapsam ve parasal değer itibariyle bağlayıcı olacağı, dosyada mevcut SGK cevabi yazılarından, davalı şirketin dava konusu dönemde 1.000-1.300 prim günü üzerinden işçi çalıştırdığı ve çeşitli sigorta primi teşviklerinden yararlandığı,
bu durumun, davacı tarafından verilen danışmanlık hizmetlerinin fiilen gerçekleştirildiğini destekleyen bir emare olarak değerlendirildiği, öyleyse edimini ifa ederek fatura bedellerine hak kazanan davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 88.740,74-TL asıl alacaklı bulunduğu, takip öncesi döneme ilişkin temerrüt ihtarı yer almadığından faiz taleplerinin ise reddedilebileceği kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamında sunulan deliller ile uyumlu olup denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapora itibar edilmemesini gerektirir sebep bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Taraf iddia ve savunmalarına, ticari defter ve belgelere, BA/BS formlarına ve tanzim edilen bilirkişi raporuna göre, takip tarihi itibariyle davacının 88.740,74-TL bakiye alacağı bulunduğu, faturaların davalıya tebliğine rağmen 8 günlük yasal süre içerisinde itiraz edildiğini gösterir herhangi bir belge sunulmadığı, davalı tarafından BA/BS formlarında bildirilmesi karşısında akdi ilişkinin varlığının kabul edildiği, davacı tarafından danışmanlık hizmeti verildiğinin ispat edildiği ve davalının ödeme yapıldığına ilişkin ispat vasıtası sunmadığı,
öyleyse akdi ilişkinin varlığını ve alacaklı olduğunu yasal deliller ile ispat eden davacının asıl alacak yönünden davalıdan alacaklı olduğu, temerrüt ile muacceliyet farklı kavramlar olduğundan davalının takip tarihinden evvel temerrüde düşürüldüğüne dair delil sunulmadığından faiz talebinin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeye borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu olan likit (belirlenebilir) olduğundan ve faturaya dayanıp belirli olduğundan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/753, K. 2025/748, 11 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama