KÜNYE
T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
- Esas no
- 2023/132 Esas
- Karar no
- 2025/115
- Dava
- Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
- Dava tarihi
- 18/05/2023
Karar Metni
2.174 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkilinin ülke çapında tanınan, saygın ve başarılı bir grafik tasarım sanatçısı olduğunu, davalıların müvekkili tarafından çizilmiş ve meydana getirilmiş eserleri kopyalayıp ticari faaliyetlere konu ederek ve müvekkilinin hiçbir onayı ya da icazeti olmaksızın kullanarak müvekkilinin zararına ve mağduriyetine neden olunduğunu, bağımsız ve ulusal çaplı yayınlardan açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilinin ... olarak bilinen ...karakterlerinin grafik tasarımla çizilerek iki boyutlu yeni birer eser haline getirilmesinde ülkemizin gurur vesilesi olduğunu, bu eserlerin tasarımcısı olarak her zaman takdir gördüğünü,
söz konusu yayınların dahi bahse konu eserlerin yaratıcısı ve sahibinin müvekkili olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkilinin, çizimlerinin ve çizimlerinde yer alan karakterlerin temsili birer yerleşiminin yer aldığı içerikle tasarımların kendisine ait olduğunu ... tarihinde ...
2.Noterliğinin ... yevmiye numaralı beyannamesiyle tescil ettirdiğini, ayrıca söz konusu eserlerin 2015 yılından itibaren sanatsal amaçlı olarak birçok sanat ve kültür yayınında yer aldığını, müvekkilinin imzasını taşıdığını ve bu şekilde duyurulduğunu, davalıların müvekkilinin eserlerini izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kopyalayarak çeşitli materyallerle üretip, satıp, ticari mal haline getirdiklerini, davalıların şahsi olarak ve ... ibaresiyle kurduğu platformlarda söz konusu eylemleri ve ticari faaliyetleri hayata geçirdiği,
sürdürdüğünün, davalının '...' kullanıcı adıyla müvekkil ile sosyal medya üzerinden geçen yazışmalar ile de sabit olduğunu, müvekkilinin eser ve tasarım niteliğindeki fikri mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin uğradığı maddi manevi zararlardan dolayı tazminat alacağının doğduğunu, müvekkilinin fikri haklarına tecavüz niteliğindeki eylemlerinin derhal tedbiren, karar aşamasında ise mütemadiyen durdurulmasını, davalıların bu faaliyetler için ticari işletme ya da şirket kurmuş olup olmadığı,
sahibi veya ortağı olduğu işletme veya kuruluş varsa burada kimlerle birlikte ortak niteliğinde hareket ettiğinin tespit edilmesini, davalıların şahsi ve ticari banka hesaplarının tespit edilmesini, tecavüz niteliğindeki eylemlerinin başlangıç tarihinden itibaren hesap dökümlerinin ilgili kurum ve kuruluşlardan celp edilmesini, davaya konu olan haksız fiil ve fikri mülkiyet hakkına tecavüz niteliğindeki ticari faaliyetlerden elde edilebilecek ortalama gelirin ne olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesini, Yapılacak araştırma ve tespitler neticesinde ıslah hakkı saklı tutulmak üzere 1.000,00-TL maddi,
50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkememizce alınan 16/05/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle.
Davaya konu yukarıdaki çalışmaları yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması, yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle FSEK 4/6 hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri oldukları, dava dosyası içerisinde yer alan CD incelendiğinde CD içeriğinde eserleri ve eserlerin kullanıldığı yerlere ilişkin açıklamalar dikkate alındığında davacının davaya konu eserlerin FSEK 11 çerçevesinde karineten eser sahibi olduğu,
teknik değerlendirme kısmındaki “bazen birebir bazen üzerinde grafik tasarımcı marifetiyle çeşitli rötuşlar (çizgi-roman şeklinde olan eserlerin içinden bir kareyi alınıp aksesuar üzerinde kullanma, ayrı portre eserleri biraraya aksesuar üzerinde getirme, bazı eserlerin arka fonunu değiştirme, “...” logosu çıkarma, yazı ekleme, kesme işlemleri vs.) yapılarak aynıyete varan derecede" kullanımın FSEK 22 kapsamında çoğaltma ve FSEK 23 kapsamında yayma hakkının ihlali sayılacağı, heyetimiz grafik tasarım bilirkişisinin değerlendirmesine göre Dijital portre,
karakter illüstrasyon tasarımının ortalama rayiç bedeli 683 TL olup davacının eserlerinin delil CD'ye göre 97 adet aksesuarda kullanıldığı, satışa sunulduğu tespit edilmiş olup 97 adet x 683 TL - 66.251 TL olabileceği, sayın mahkemenin takdir etmesi halinde FSEK 68/1 maddesine göre sözkonusu rayiç bedellerin 3 katına hükmedebileceği, bu durumda davacıya ödenmesi gereken tutar 66.251 -TL X3 - 198.753-TL olacağı kullanımlar sırasında davacının eser sahibi olarak belirtilmemesi nedeniyle FSEK 15'te belirtilen eser sahibi olarak belirtilme hakkının ihlal edildiği,
bu çerçevede manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği hususundaki takdirin mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır.
Mahkememizce alınan 28/01/2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda özetle. Dava konusu eserlerin güzel sanat eseri grafik tasarım, illüstrasyon ürünleri oldukları sahibinin hususiyetini yansıttığı, fikri çabanın ürünü oldukları, davaya konu yukarıdaki çalışmaları yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması,
yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle FSEK 4/6 hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri oldukları, teknik değerlendirme kısmındaki “bazen birebir bazen üzerinde grafik tasarımcı marifetiyle çeşitli rötuşlar (çizgi-roman şeklinde olan eserlerin içinden bir kareyi alınıp aksesuar üzerinde kullanma, ayrı portre eserleri biraraya aksesuar üzerinde getirme, bazı eserlerin arka fonunu değiştirme, “...” logosu çıkarma, yazı ekleme, kesme işlemleri vs.) yapılarak aynıyete varan derecede” kullanımın FSEK 22 kapsamında çoğaltma ve FSEK 23 kapsamında yayma hakkının ihlali sayılacağı,
davacının filmlerde olmayan sahneler ile özgün sahneler ürettiğinin tespiti gerekiyorsa Yeşilçam filmleri konusunda uzman bir sinema, televizyon, radyo, video kayıt bilirkişisi görüşüne başvurulması gerektiği, Kök rapordaki kanaatimizin değişmediği, davacı eserlerinin delil CD'ye göre 97 adet aksesuarda kullanıldığı, buna ilişkin ortalama rayiç bedelin 683 TL kabul edilmesi halinde 97 adet x 683 TL 66.251 TL olabileceği, mahkemenin takdir etmesi halinde FSEK 68/1 uyarınca 3 katı bedelin 198.783-TL olabileceği, manevi tazminat takdirinin mahkemeye ait olacağı yönünde görüş ve kanaate varılmıştır.
İşbu dava 5846 sayılı FSEK kapsamında açılmış Fsek'ten Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i ve Muhtemel Tecavüzün Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat talepli davadır.
Bilindiği üzere bir ürünün eser vasfını haiz olup olmadığı Hâkim tarafından resen nazara alınacak ve araştırılacak bir husustur. Dolayısıyla bu araştırma yapılırken tarafların sözleşmede yer alan tanımlamalarına veya isimlendirmelerine bakılmaz. Her somut olaya göre eser vasfının değerlendirilmesi yapılmalıdır. Zira uygulanacak hukuk normları bu belirlemeye göre değişmektedir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda öngörülen hükümleri uygulanması için öncelikle ortada “eser” niteliğini haiz bir ürün mevcut olmalıdır. Eser vasfını taşımayan herhangi bir ürün hakkında 5846 sayılı Yasada eser sahipleri lehine öngörülen korumadan yararlanılamaz. Bu nedenle öncelikle, müşteki tarafın çalışmasının “eser” niteliğini haiz olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
5846 sayılı yasanın 1/B maddesinde genel olarak eser tanımaması yapılmış olup bu tanıma göre eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder, Bu tanım dikkate alındığında; bir fikir ve sanat mahsulünün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru içermesi gerekmektedir. Bu unsurlardan ilki; fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması ”, ikincisi de; meydana getirilen ürünün “kanunda belirtilen eser türlerinden birine dahil olması”dır. Doktrinde bu şartlardan ilki; “esasa ilişkin şart” veya “sübjektif unsur” ikincisi ise; “şekle ilişkin şart” veya “objektif unsur” olarak nitelenmektedir'.
Bir fikri ürünün eser olabilmesi için, sahibinin “hususiyet ”ini taşıması gerekir. Bu unsur, fikri ürünün FSEK kapsamında korunabilmesinin ilk şartı olup, aynı zamanda korumanın kapsamını da tayin eder.
Meydana getirilen ürünün FSEK'de belirtilen eser türlerinden birine dahil olması gerekmektedir. Bu türlerden birine dahil olmayan bir ürünü eser olarak korunması söz konusu olamaz. Bu kategoriler de yukarıda da belirtildiği üzere aynı Kanunun 1/B maddesinde tek tek sayılmış olup; “ilim ve edebiyat eserleri” “musiki eserleri”, “güzel sanat eserleri” ve “sinema eserleri”dir.
Uyuşmazlık konusunu oluşturan ürün ise FSEK m.4'de ifade edilen Güzel Sanat Eserleri kategorisinde tartışılması gerekmektedir.
FSEK m. 4'e göre güzel sanat eserleri; 1. Yağlı ve sulu boya tablolar, her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler”, güzel yazılar ve tezhipler', kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi"', serigrafi'”, 2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar, 3. Mimarlık eserleri, 4. El işleri ve eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar, 6. Grafik eserler, 7. Karikatür eserleri ve 8. Her türlü tiplemelerdir'.
Güzellik duygusuyla ilgili olan bu tür eserlerin, ilim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinden farklı bir ifade ediliş tarzı vardır. Bu nedenle güzel sanat eserlerinde ne dil, ne yazı, ne de ses ifade aracı olabilir. Zira, güzel sanat eserleri statik bir yapıya sahiptirler ve kural olarak yalnızca bir yüzey veya madde üzerinde tecessüm ettirilmek suretiyle açıklanabilirler. İlim ve edebiyat eserleri ile musiki eserlerinin eser sayılabilmeleri için “sabitleşme” olgusu bir ön şart olmadığı halde, bir fikri ürünün güzel sanat eseri olarak korunabilmesi , sahibinin hususiyetini taşıyan bu fikri çalışmanın aynı zamanda maddi bir varlık üzerinde “somutlaşması ” gerekir.
FSEK m.4'te sayılan eserlerin sahibinin hususiyetini taşımasının yanında, estetik niteliği de haiz olmaları gerekir. Estetik nitelikten maksat; eserin güzel olup olmaması değil, eserin estetik iddia taşımasıdır'. Buna karşın, bir eserin güzel sanat eseri sayılması için, eserin estetik gaye ile yapılmış olması şart değildir. Estetik bir amaçla yapılmayan belki pratik bir ihtiyacı karşılamak amacıyla meydana getirilmiş eşyalar da güzel sanat eseri olarak kabul edilebilir.
Somut olaya dönüldüğünde, bilirkişi heyeti tarafından yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda davaya konu çalışmaların grafik eser yani güzel sanat eseri oldukları, davacının eser sahibi olduğu, davacının dava konusu çizimlerin yüksek çözünürlüklü orijinal dosyalarını dosyaya CD içinde bilirkişilerce yapılan denetime açık rapor içeriği de dikkate alınarak davaya konu edilen çizimlerin davacı tarafından vücuda getirildiği, davacının FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait olduğu tespit edilen dava konusu çizimlerin eser vasfında olduğu da anlaşılan bu eserlerin bazen birebir bazen üzerinde grafik tasarımcı marifetiyle çeşitli rötuşlar (çizgi-roman şeklinde olan eserlerin içinden bir kareyi alınıp aksesuar üzerinde kullanma, ayrı portre eserleri biraraya aksesuar üzerinde getirme, bazı eserlerin arka fonunu değiştirme, “...” logosu çıkarma, yazı ekleme, kesme işlemleri vs.) yapılarak aynıyete varan derecede kullanımın FSEK 22 kapsamında çoğaltma ve FSEK 23 kapsamında yayma hakkının ihlali olduğu kanaatine varılmıştır.
FSEK 68. maddesi uyarınca; eseri...hak sahiplerinden bu kanunda yazılı izni almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshalarını yayan ....her türlü işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katı fazlasını isteyebilir
FSEK 70. Maddesindeki düzenlemeye göre, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir.
Belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olup, bunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemiş olması ve kısmi olarak açıldığının dava dilekçesinden anlaşılmış olması karşısında, davanın kısmi dava olarak açıldığının kabulü zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... , ... sayılı kararında da vurgulandığı üzere "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" veya "şimdilik" ibareleriyle açılan davaların açıkca belirsiz alacak davası olduğu belirtilmedikçe bu nitelikte olduğunun kabulüne imkan bulunmadığından davanın belirsiz alacak davası olmadığının, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/06/2020 tarihli ... esas ve .... karar sayılı kararında.
"FSEK’in 68/1 maddesi “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.” hükmünü haizdir.
Buna göre, hak sahibi, mali haklarının ihlali durumunda, özel bir tecavüzün ref’i yöntemi olarak “bu hakların bir sözleşme ile kullanılması hâlinde isteyebileceği bedelin” veya “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin” en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir." tespiti ile üç kat fazla istemin üst sınır olduğu vurgulanmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarihli ... esas ve ... karar sayılı kararında, "Kusur ve ağırlığı zararın takdirinde ve alınacak önlemlerde rol oynar" yönündeki tespiti ile 68. maddeye göre zararın takdirinde kusurun varlığının ve ağırlığının dikkate alınması gerektiği görüşü benimsenmiştir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında; manevi tazminatın, zarar görende tatmin duygusu oluşturacak, ancak sebepsiz zenginleşmeye meydan vermeyecek bir miktar paranın tahsiline ilişkin olduğu vurgulanmaktadır.
Davaya konu grafik eserin somut uyuşmazlıktaki ticari kullanım mecrası, eserin özelliği de dikkate alındığında bir adet eserin rayiç değerinin iziniz kullanımın yapıldığı yıl itibariyle rayiç bedelinin 683 TL olduğu, eserlerin 97 adet aksesuarda kullanıldığı, izinsiz kullanılan ve satışa sunulan eserin rayiç değerinin 66.251,00 TL olabileceği, FSEK m. 68 uyarınca 198.753,00 TL maddi tazminatın ve takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/132, K. 2025/115, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama