İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/44 K.2025/176

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

Esas2024/44Karar2025/176Tarih3 Temmuz 2025Okuma38 dk · 7.659 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
3 Temmuz 2025
Esas no
2024/44
Karar no
2025/176
Dava
Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
Dava tarihi
03/10/2017
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.659 kelime·38 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Dava dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin firmanın 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullandığı iki adet markaya sahip olduğunu, bunlardan ... sayılı "..." markasının 1996 yılında, ... sayılı "..." ibareli markasının ise 2002 yılında tescil ettirildiğini, müvekkilinin markalarının piyasa nezdinde kullanımı nedeniyle tüketiciler nezdinde bilinirlik seviyesine ulaştığını, aralıksız ve kaliteli yoğun kullanımı nedeniyle piyasada tanınmış hale geldiğini,

1996 yılında markasını tescil ettirdiğini ve tescilden bu yana "..." ibareli markaları ile bir kalite ve güvence sembolü haline gelen markalarının gerek ulusal gerek uluslararası çapta birden fazla firma ile iş yapması sayesinde maruf olma kategorisine girdiğini, müvekkilinin markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu hususun bilirkişi raporları ile de tespit edildiğini, davalının markasının esas unsurunun da "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin markasının esas unsurları ile tamamen ve birebir aynı olduğunu, markanın tescilli olduğu ... sınıf, müvekkilinin markasının tescilli olduğu .... sınıf ile birebir aynı olduğunu,

Müvekkilinin ... numaralı "..." markasının .... sınıfta "Nakliye ve depolama, paketleme, seyahat hizmetleri" için tescilli olduğunu, müvekkiline ait ... numaralı "...'" markasının ise ... sınıflar için tescilli olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, buna ilişkin birden fazla Mahkeme kararı olduğunu, müvekkilinin markaları ile davalı ...

A.ş'nin markaları arasında benzerlik olduğunu, bir çok davada Mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile bu durumun tespit edildiğini, müvekkilinin markalarını korumak için pahalı faaliyetlerde bulunmak zorunda kaldığını, davalıya .... esas unsurlu herhangi bir marka kullanımı dolayısı ile hukuki hakların kullanılacağı ihtarının yapıldığını ancak davalının buna ihtara rağmen kötü niyetli olarak tescil başvurularına devam ettiğini, davalıya ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davalının kullanımlarının iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına,

marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığından bahisle ... sayılı "..." ibareli marka üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, ... sayılı "..." ibareli markanın... Sınıfta hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle.

Davacı tarafın markasının Türkiye'de ciddi bir biçimde kullanılmadığını, davacının bu hususta birçok dava açtığını, davacı tarafın müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak amacıyla bu davaları açtığını, hükümsüzlük davası açtığı sınıflarda markasını hiç kullanılmadığını bildiği halde söz konusu davalı açtığını, bu davalar ile haksız olarak müvekkili şirketin faaliyetlerini sekteye uğrattığını, müvekkilinin markaları ile davacı markaları arasında ayniyet, benzerlik, iltibas veya iltibas tehlikesi bulunmadığını, markaların esas unsurlarının farklı olduğunu, görsel ve bütünsel olarak da farklı olduklarını,

taraf markalarının müşteri çevresinin tamamen faklı olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafından tescilli olan... nolu ve ... nolu markalar tescilli oldukları sınıflarda, tescil edildikleri tarihlerden itibaren kullanılmadığını, davacının ...(...) nolu markasının tescilli olduğu ...

Sınıfın alt sınıflarından "seyahat hizmetlerinde" faaliyetinin bulunmadığını, söz konusu markanın tescili için ... tarihinde başvurulduğunu, ...yılında tescil edildiğini, kendilerince açılan dava tarihine kadar markanın neredeyse 20 senedir seyahat hizmetlerinde hiç kullanılmadığını, seyahat hizmetlerinin, nakliyecilik ve yük taşıma işlerinden tamamen farklı olduğunu, seyahat hizmetlerinin "yolcu" taşıma hizmeti olduğunu, usul ve şartlarının özel kanunlarla düzenlendiğini, özel izinlere tabi olduğunu, davacı tarafın bu alanda Türkiye içinde ciddi bir kullanımının bulunmadığını,

davacının ... nolu markasının tescili için 21.08.2002 tarihinde başvurulduğunu, markanın 15.07.2004 tarihinde... ve .. Sınıflar yönünden tescil edildiğini, davacı tarafça markasının ... Sınıfın tamamı, ....

Sınıf yönünden de bir kısım hizmetler açısından kullanılmadığını, davacı yanın markalarının tanınmış marka olmadığının birçok mahkeme kararı ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğinden bahisle, davacı taraf markalarının tescil edildikleri tarihten itibaren müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep ettikleri sınıflar açısından kullanılmadığı, SMK 25. Maddesinin müvekkil tarafa söz konusu durumu defi olarak ileri sürme hakkı verdiği,

hükümsüzlük davasının esasına girilebilmesi için müvekkil itirazının dikkate alınması gerektiği gözetilerek SMK 25'in yollaması ile 19/2 gereğince davacının ciddi kullanımını ispatlaması gerektiğine, taraf markaları arasında görsel işitsel, bütünsel benzerliğin bulunmaması, taraf markalarının aynı müşteri kitlesine hitap etmemesi, taraf markaları arasında iltibas bulunmaması nedeniyle davacının, müvekkili şirket markasının 35.ve 39. Sınıflarda hükümsüz kılınması yönündeki talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Cevap Dilekçesi: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın markasının Türkiye'de ciddi bir biçimde kullanılmadığını, davacının bu hususta birçok dava açtığını, davacı tarafın müvekkilinin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak amacıyla bu davaları açtığını, hükümsüzlük davası açtığı sınıflarda markasını hiç kullanılmadığını bildiği halde söz konusu davalı açtığını, bu davalar ile haksız olarak müvekkili şirketin faaliyetlerini sekteye uğrattığını, müvekkilinin markaları ile davacı markaları arasında ayniyet, benzerlik, iltibas veya iltibas tehlikesi bulunmadığını, markaların esas unsurlarının farklı olduğunu,

görsel ve bütünsel olarak da farklı olduklarını, taraf markalarının müşteri çevresinin tamamen faklı olduğunu, iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafından tescilli olan ... nolu ve ... nolu markalar tescilli oldukları sınıflarda, tescil edildikleri tarihlerden itibaren kullanılmadığını, davacının ... nolu markasının tescilli olduğu ...

Sınıfın alt sınıflarından "seyahat hizmetlerinde" faaliyetinin bulunmadığını, söz konusu markanın tescili için 24.07.1996 tarihinde başvurulduğunu, 28.08.1997 yılında tescil edildiğini, kendilerince açılan dava tarihine kadar markanın neredeyse 20 senedir seyahat hizmetlerinde hiç kullanılmadığını, seyahat hizmetlerinin, nakliyecilik ve yük taşıma işlerinden tamamen farklı olduğunu, seyahat hizmetlerinin "yolcu" taşıma hizmeti olduğunu, usul ve şartlarının özel kanunlarla düzenlendiğini, özel izinlere tabi olduğunu, davacı tarafın bu alanda Türkiye içinde ciddi bir kullanımının bulunmadığını,

davacının ... nolu markasının tescili için 21.08.2002 tarihinde başvurulduğunu, markanın 15.07.2004 tarihinde ... Sınıflar yönünden tescil edildiğini, davacı tarafça markasınının .... Sınıfın tamamı, ...

Sınıf yönünden de bir kısım hizmetler açısından kullanılmadığını, davacı yanın markalarının tanınmış marka olmadığının birçok mahkeme kararı ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğinden bahisle, davacı taraf markalarının tescil edildikleri tarihten itibaren müvekkilinin markasının hükümsüzlüğünü talep ettikleri sınıflar açısından kullanılmadığı, SMK 25. Maddesinin müvekkil tarafa söz konusu durumu defi olarak ileri sürme hakkı verdiği,

hükümsüzlük davasının esasına girilebilmesi için müvekkil itirazının dikkate alınması gerektiği gözetilerek SMK 25'in yollaması ile 19/2 gereğince davacının ciddi kullanımını ispatlaması gerektiğine, taraf markaları arasında görsel işitsel, bütünsel benzerliğin bulunmaması, taraf markalarının aynı müşteri kitlesine hitap etmemesi, taraf markaları arasında iltibas bulunmaması nedeniyle davacının, müvekkili şirket markasının ...

Sınıflarda hükümsüz kılınması yönündeki talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ...nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça 04/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ... sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın... sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ...nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça 04/10/2012 tarihinde TPE nezdinde... sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın ... sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ... no.lu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı- ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, Davalı tarafça 05/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ... sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle... sayılı "..." ibareli markanın .. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ... nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça 05/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ... sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ve .. sınıfın tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın 39 sınıfta hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ... nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça 05/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ...sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu...sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın ... sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ...nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça ...tarihinde TPE nezdinde ... sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu.... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ...sayılı "..." ibareli markanın ... sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve... nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, Davalı tarafça 05/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ...sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın 35 ve 39 sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği,

Birleşen Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin, 1982 yılından beri lojistik, uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanmakta olduğu 2 adet markaya sahip olduğunu, bunlardan tescilli ... nolu "..." ve ... nolu "..." tescilli markalarının da vurgulayıcı ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak uzun yıllardır kullandığını ve işarete tanınmış marka niteliğini kazandırdığını, müvekkilinin ticaret ünvanında "..." ibaresinin haiz olduğunu, davalı tarafça 05/10/2012 tarihinde TPE nezdinde ...sayılı "..." ibareli markanın tescili için başvuru yapıldığını, davalı tarafça yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu,

müvekkiline ait markalara ve alan adına da tecavüz oluşturduğunu, tarafların ticaret sicil kayıtlarından iştigal alanlarının aynı olarak görüleceğini, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu .... sınıfların tarafın iştigal alanı kapsamında olduğunu, davalının kullanımının ve ticaret unvanının, iltibas ve dolayısıyla müvekkilinin ticaret unvanına, marka hakkına ve alan adına haksız rekabete yol açtığını, davalının ticaret unvanında "..." ibaresinin yer almasının,

tüketiciyi yanıltmaya sevk edecek ve müvekkili ile karıştırılmasına neden olacak nitelikte olduğunu bu nedenle ... sayılı "..." ibareli markanın 35.ve 39. sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etiği anlaşılmıştır.

Mahkememizden verilen ilk karar: Mahkememiz 05/02/2020 karar tarihli ... Esas- ...Karar sayılı kararı ile " Dava ve birleşen davaların reddine" karar verilmiştir.

Bozma ilamı: İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin ... Esas- ... Karar sayılı ilamı ile "Yetersiz bilirkişi raporuna dayalı karar verildiği, raporda davacının tanınmış marka iddiasının yeterince incelenmediği, her bir marka ve her bir dava yönünden markaların tescil sınıfları da dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirme içeren bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerektiğinden davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği" sonucuna mahkememiz 13/07/2020 tarih, ... Esas- ...Karar Sayılı Kararı bozularak mahkememiz yukarıda yazılı dosyasına kayıtlanmıştır.

Deliller:

Dosyada tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanmış, TPMK kayıtları getirtilmiş özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmıştır.

Bilirkişi raporu: 12.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"...SMK 6/1 yönünden davacı markaları ile davalı markası arasında iltibasa mahal verecek bir benzerliğin söz konusu olmadığı, mal ve hizmet sınıfları yönünden ise benzerlik olduğu ancak hükümsüzlüğe karar verebilmek için hem markasal hem de sınıfsal benzerliğin bir arada bulunması gerektiği, bu nedenle davacının hükümsüzlük talebinin koşullarının takdiri Mahkemeye ait olmak üzere oluşmadığı,

tanınmış marka olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmaması davacının dosyaya sunduğu mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarından da davacının markalarının tanınmış marka olduğuna ilişkin bir belirlemenin olmadığı dikkate alındığında dosyanın halihazır durumu itibariyle davacı markasının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığı,

SMK 6/3 yönünden davacının bu hükme dayanak gösterdiği ticaret unvanı ... ile başlamakla birlikte sırf unvanda ... ibaresinin bulunmasının davacı unvanı ile davalı markaları arasında iltibas yaratmaya yeterli olmadığı davalı markalarında farklılığı sağlayan yeterli derecede ek unsurların da söz konusu olduğu..." na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

Bilirkişi raporu:14/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı “... A.Ş” firmanın ve davalı ... ŞİRKETİ firmanın “...” ibareli markaları incelendiğinde; markaların iltibas düzeyinde benzerlik yaratmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca davacı ve davalı tarafların ek ibareli markaları incelendiğinde; işitsel ve anlamsal farklılıklarının mevcut ve karıştırılma ihtimalinin düşük olduğu kanaatine varılmıştır, “...” ibaresi başvurusu gerçekleştirilen sektör için genel olacağından markaların asli unsurlarıyla beraber farklı izlenim yarattığı kanaatine varılmıştır. Yapılan incelemede haksız ve kötü niyetli kullanım olmadığına kanaat getirilmiştir. Buna göre Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırı bir durum olmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

Bilirkişi Ek raporu:12/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı “...A.Ş” firmanın ve davalı ... ŞİRKETİ firmanın “...” ibareli markaları incelendiğinde; markaların iltibas düzeyinde benzerlik yaratmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca davacı ve davalı tarafların ek ibareli markaları incelendiğinde; işitsel ve anlamsal farklılıklarının mevcut ve karıştırılma ihtimalinin düşük olduğu kanaatine varılmıştır, “...” ibaresi başvurusu gerçekleştirilen sektör için genel olacağından markaların asli unsurlarıyla beraber farklı izlenim yarattığı kanaatine varılmıştır. Yapılan incelemede haksız ve kötü niyetli kullanım olmadığına kanaat getirilmiştir. Buna göre Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırı bir durum olmadığı"na dair kanaatlerini bildirmişlerdir.

İstinaf ilamı sonrası yapılan işlemler:

- ... 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası: yapılan incelemede mahkememiz dosyasındaki davacı tarafından mahkememiz dosyasındaki davalı aleyhine marka hükümsüzlüğüne dayalı dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

- ... 2 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası: Yapılan incelemede mahkememiz dosyasındaki davalı tarafından mahkememiz dosyasındaki davacı aleyhine ... tescil numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin davanın açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, istinaf incelemesi sonucu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkeme kararı gereğince " Davalı adına tescilli ... sayılı markanın ...

Sınıflarda tescilli olduğu hizmetlerin tümünde ve .... Sınıfta "araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri, çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri yönünden SMK 9. Maddesi gereğince kullanmama nedeniyle iptaline," karar verildiği anlaşılmıştır.

- Dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişilerden farklı bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek yeni bir bilirkişi raporu alınmıştır.

Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava; mahkememizin esas dosyası bakımından

Esas dosya bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ...Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

...Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ...Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine ilişkindir.

Esas ve birleşen dosyalar bakımından davacı TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ibareli marka ile ... tescil numaralı "..." ibareli markanın bulunduğunu, bu markaların 1982 yılından beri lojistik uluslararası taşımacılık ve sair iştigal alanlarında kullanıldığını ve maruf hale getirildiğini, davacı markaları ile davalı markalarının esas unsurlarının birebir aynı olduğunu belirterek esas ve birleşen dosyalarda davalı adına tescil edilen markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; davacı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... sınıfta tescilli olduğu ile ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına ise esas ve birleşen dosyalarda dava konusu edilen ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta , ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ...

Sınıfta, ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği 35. ve 39. Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği 39. Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ...

Sınıfta, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta tescil edildikleri anlaşılmıştır.

Mahkememiz dosyası istinaf öncesi ve istinaf sonrası alınan bilirkişi raporları ile delil olarak celp edilen ... 1 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile ... 2 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporlar irdelendiğinde tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda hükümsüzlük iddiasının irdelenmesi gerekmiştir.

TANINMIŞ MARKA İDDİASININ İNCELENMESİ

Tanınmışlık ile değerlendirme sunulacak delillere göre nihai olarak mahkemece takdir edilecek bir olgudur.

Taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda ve mülga 556 sayılı KHK’de ve 6769 sayıyı yasada da tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus mahkeme içtihatları ve öğreti ile uygulamaya bırakılmıştır.

Yargıtay birçok kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" şeklinde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi,

ait olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tesbiti cihetine gidilebileceğini belirtmiştir. Tanınmış marka konusunda uluslararası boyuttaki çalışmalar ise Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (wipo) bünyesinde yürütülmektedir.

Bu kuruluş uzmanlar komitesince benimsenen A/34-13 nolu tavsiye kararında bir markanın tanınmış olup olmadığının tesbitinde, markanın kullanım süresi, yaygınlığı, kapsamı ve coğrafi alan genişliği, ekonomik değeri, reklam, temsil, promosyon, fuarlara katılım ve fuar düzenleme, kataloglar hazırlama gibi tanıtım faaliyetleri, bu çalışmaların kapsamı, süresi ve mali bütçesi, işletmenin büyüklüğü, cirosu,marka hakkının hangi etkinlikte ve verimlilikte korunduğu,

tanınmışlığa yönelik mahkeme ve diğer yetkili makamların kararları gibi olguların göz önünde bulundurulması kararlaştırılmıştır.Yargıtay 11.HD nin 19.4.2002 tarih ve ...esas-... karar sayılı ilamında bir markanın birden çok ülkede tescilli olmasını tanınmış marka olarak kabul açısından yeterli görmekteyken son uygulamalarda bu hususun markanın tanınmışlığı açısından bir gösterge olabileceği ancak tek başına tanınmış marka olgusu için markanın birçok tescilinin olmasının yeterli olmayacağına işaret edilmiştir.

Trips’de ise açıkça tanınmışlığın ilgili sektörde tanınmışlık olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Yine doktrinde ... deki düzenlemeye benzer görüş ...tarafından ileri sürülmüş ve markanın tanınmışlığından söz edebilmek için bir ülkede yaşayanların tamamı tarafından söz konusu markanın bilinmesinin zorunlu olmadığı, marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerektiğine işaret edilmiştir.Markanın tacirler yada o malın alıcıları değil, bu mal ile ilgili olmayanlar tarafından da bilinmesi halinde tanınmış markadan bahsedileceği, tanımış markanın maruf marka karşısında daha kapsamlı,ekonomik yönden daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkacağı,

bir markanın tanınmış olduğunu söyleyebilmek için markanın konulduğu mamülün birden bire düşünülmeden ve bir hatıranın yardımı ile hatırlanmadan,refleks halinde düşünülmesi gerektiği, genellikle tüketicinin zihninde bir fikir uyandıran markanın tanınmışlık derecesine ulaştığı da doktrinde Hamdi Yasaman tarafından ifade edilmiştir. ...ise, tanınmış markanın en önemli özelliğinin, tescilli bulundukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak ve başlı başına birer kalite sembolü olarak,

reklam aracı haline gelen ve geniş kitleler karşısında sahip oldukları etkilerini, tamamen farklı mal kategorileri üzerinde de gösterebileceği markalar olarak tanımlamıştır. Arkan ise tanınmış markadan bahsedebilmek için, reklam gücü yüksek, kalite sembolü haline gelmiş bir markanın, sadece o markayı taşıyan mal ya da hizmetlerle ilgili çevre içinde değil bu çevre dışında, o mal ya da hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bilindiği üzere Tanınmış marka korunmasında en önemli konunun tanınmışlığın belirlenmesinde izlenilecek yöntem olduğu, her ne kadar hukuki bağlayıcılığı olmasa da WIPO Kriterlerinin baz alınarak tanınmışlık araştırılması yapılması gerektiği bir markanın koruma istenen ülke dışında yabancı ülkelerde tanınmış olmasının, koruma istenen ülkede de tanınmış olduğuna hükmedilmesi için yeterli olmayacağının açık olduğu, her davada tanınmışlık olgusunun o davanın somut özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir.

Dolayısıyla her somut olayda tarafların dosyaya sunduğu belgeler, beyanlar ve ihtilafın niteliği,ürünün sunulduğu sektör ve çevre gözetilerek bahsi geçen kriterlerin Mahkemece yada atanan bilirkişice o dosyaya özgü sunulan deliller ile tartışılması gereklidir.

Somut olayda da davacı bu kriterlere ve denetime uygun delil sunmamış, gerek kesinleşen ilam içeriklerinden gerek alınan raporlardan da davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir tespitin bulunmadığı anlaşılmış, tanınmışlık ile ilgili kurum kararı bulunmadığı keza , yerleşik içtihatların öngördüğü şekilde tanımışlık olgusu yönünden davacı markasının tanınmış olduğu iddiasının ispat edilmediği, dolayısıyla tanınmışlığa dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan Yargıtay 11.HD’nin... esas, ...karar ve 23.11.2022 tarihli ilamlarında da işaret edildiği üzere.

Bir markanın tanınmışlığının tespitinde ise, toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları ve markanın ekonomik değeri gibi kriterlerin esas alınmalıdır.

Davacı taraf markaya yatırım yaparak Türkiye’de markayı tanınmış hale getirdiğini iddia etmiş ise de buna ilişkin dosyaya sunulmuş somut bir delil bulunmamaktadır.

Davacı markalarının tescili ve kullanımından daha önceki zamanlardan bu yana ülke içerisinde ve dışında birçok şirket tarafından tescilli ve tescilsiz biçimde farklı birçok ürün grubunda kullanılan bir sözcük olan ... ibaresinin bilindiği ve taşımacılık ile ilgili sektörün dışındaki kişiler tarafından farklı alanlar da dahil olmak üzere birçok değişik anlam ve ürün tanımı için kullanıldığı nazara alındığında, davacının taşımacılık sektöründeki sınırlı bilinirliğinin, bunun dışındaki kullanımları engelleme fonksiyonu bulunmamaktadır.

Dolayısıyla davalının başvuru markası kapsamında bulunan mal/hizmetlere bir imaj transferi sözkonusu değildir.

Ayrıca, bir markanın farklı mal/hizmetlerde tescili tanınmışlık kazanan markanın itibarından haksız yarar sağlamayacağı gibi onun ayırt edici karakterini de zedelemeyecektir. “ dolayısıyla huzurdaki somut uyuşmazlıkta da davacı markanın kanınmış marka olmadığı, davalı kullanımları ile karıştırma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlığa dayalı olarak açılan hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

KÖTÜNİYETLİ TESCİL İDDİASI KAPSAMINDA HÜKÜMSÜZLÜK İNCELENMESİ

Yargıtay 11.HD’nin 20.11.2018 tarihli ve... E., ... K. sayılı ilamı, ,1.03.2021 T. ve... E. - ...K.. 03.03.2021 T. ve ... E. - ...K.

Sayılı yerleşik ilamlarına göre; daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırt edici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötü niyet sebepleri olarak görülmektedir.

Ayrıca tanınmış markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmek dahi tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanmamaktadır. Zira kanun koyucu, tanınmış markanın aynısı veya benzerini tescil ettirmeye mülga KHK'nın 8/4 (6769 s. SMK'nın 6/5 m) maddesinde ayrı bir sonuç bağlamıştır. Kötü niyetin tezahürü değişik şekil ve koşullarda olabilir.

Bu anlamda marka tescilini kullanarak başkalarının ticaretine engel olmak, bu amaçla şantaj yapmak ve para koparmak, markayı satmayı teklif etmek gibi eylemler olabilir. Kötü niyetin varlığını ispat bunu iddia eden davacı tarafa aittir.

Dolayısıyla yerleşik uygulamada işaret edildiği üzere sırf işaretsel benzerlikten yola çıkılarak, davalı tescilinin kötü niyetle yapıldığı olgusuna ulaşmak mümkün olmadığı, ihtimaller üzerinden hareketle davalının ileride davacının ticaretine engel olabileceğinin kabulü doğru olmadığı gibi, tek başına kötü niyet emaresi olarak görülemeyeceği bilinmektedir.

6769 sayılı “SMK m.6/(9) maddesinde Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde gerek yasa hükmü gerek de yerleşik içtihatlar çerçevesinde kötü niyetli olarak tescil ettirilen markaların hükümsüz kılınması gerektiği noktasında herhangi bir duraksama bulunmamakla beraber, hukukumuz çerçevesinde, kural olarak asıl olanın “iyi niyet” olduğu; kötü niyetin ise iddia eden tarafından ispatlanması gerektiği de ifade edilmelidir.

Zira Yargıtay aynı tarihli başka bir kararında, dayanak markanın tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, “asıl olan iyi niyetin varlığı olduğu için, tescilin kötü niyetli olduğunun bunu iddia edenin ispatlaması gerektiği, her ne kadar, markanın tanınmış olması ve tacirlerin aynı sektörde iştigal etmeleri ispat kolaylığı sağlamakta ise de, kötü niyetle tescil ettirildiği iddia edilen markanın tanınmış olmasının, kötü niyetin kabulü için tek başına yeterli olmadığı” kabul edilmektedir.

(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 02.04.2013 Tarih,... Esas, ...Karar)

CIBU, 2013 tarihli ...kararında, önceki markayı bilmenin, kötü niyetin varlığının kabulü için tek başına yeterli olmadığı ve bunun için başvuru anındaki tüm faktörlerin göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Avrupa Adalet Divanı bu konuda, “kendisinden önce bir başkasının diğer üye bir devlette aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin, bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı ve önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın ölçüsünün ne olduğu, önceki markanın kullanımının ne kadar eski olduğu,

tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı olup olmadığı ” hususlarının ve tescil başvuru tarihi itibariyle “markanın sahip olduğu ün”ün göz önünde bulundurulmasını içtihat etmiştir (2009 tarihli CJBU, C-529/07 sayılı CHOCOLADEFABRIKEN LINDT& SPRÜNGLI-FRANZ HAUSWITH kararı için bkz.: ÇOLAK, S.901, dn. 2239).

Dosyada davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirir iken kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir veri yada delil bulunmadığından kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

TİCARİ UNVANA DAYALI OLARAK HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ

Davacının ticari sicil kaydı kapsamına göre ... TİC. A.Ş. ticari unvanının odaya 6.9.1985 tarihinde kayıt olduğu, tescilinin... tarihi olup, ... sicil no ile ticari sicile kayıt olduğu, faaliyet alanının karayolu yük nakliyat komisyonculuğu faaliyetleri olduğu, faaliyette bulunduğu ilin Ankara olduğu anlaşılmıştır.

Davalının ise ...ŞİRKETİ adı ile 6.7.1967 yılında odaya kayıt olduğu, ... ilinde faaliyet gösterdiği, firmanın akaryakıt ticareti ve pazarlanması alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır.

Davalı davacının ticaret unvanını markasal olarak kullanmadığı gibi marka koruması ile ticari unvan koruması farklı hukuki neticeler doğurduğundan davacının bu yöndeki hükümsüzlük iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Zira SMK 6/3 yönünden Davacının dayanak gösterdiği ticaret unvanı GO ile başlamakla birlikte sırf unvanda GO ibaresinin bulunmasının davacı unvanı ile davalı markaları arasında iltibas yaratmaya yeterli olmadığı davalı markalarında farklılığı sağlayan ek unsurların da bulunduğu gözetildiğinde bu yöndeki hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

KARIŞTIRMA İHTİMALİNİN İNCELENMESİ

Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür.

Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir.

Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir.

Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.

AB Adalet Mahkemesi (CJEU ) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.

Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir.

Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma ,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir.

Markalar arasında görsel , işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri , buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.

Bizim hukukumuzda kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir.

Bu bakımdan, SMK”'nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK'nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir.

Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK'nın 25. Maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir.

Hükümsüzlük hallerinin düzenlendiği SMK'nın 25. Maddesinde atıf yapılan SMK'nın 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan düzenleme başvuru tarihinden veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” Hükmünü ihtiva etmektedir.

Somut olayda ASIL DAVA YÖNÜNDEN KARIŞTIRMA İHTİMALİNİN İNCELENMESİ:

Davacı adına ...sayılı ... şekil ibaresinden oluşan ve ibarenin altında daha küçük boyutta yazılmış ... (Evrensel İşletme Yerel Çözüm) ibaresinden oluştuğu , markada mavi renk ile kombin edilmiş dünya şekli ile ve üst bölümde tırnak içerisindeki bir görsel ile ((...)) ibaresinin yer aldığı , markanın ... Sınıf için 21.8.2002 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.

Davacı adına ... sayılı şekil markasının ise siyah zemin üstüne beyaz renkteki harflerle karakrerize edilerek , iki tırnak işareti arasına yazılmış ... ibaresi ile,(o harfinin ise dikdörtgen kenar ile ... firmasının amblemini anımsatan bir geometri ile oluşturulduğu ve bu ibarenin altında yer alan .. . (nokta işareti) ... ibaresinden ve en alta ise daha küçük boyutlarda yazılmış ...A.Ş. yani ticaret unvanı ibaresinden oluşturularak bir şekil markası ile oluşturulduğu ve markanın ...sınıf için 24.7.1996 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.

Hükümsüzlüğü talep edilen davalı markası ise ... no ile “ ... ” ibaresi ile tescil edildiği ve talebin ...Sınıfta yer alan hizmetler yönünden hüküsüzlüğüne ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Her iki markada da yer alan ... ibaresi bilindiği üzere İngilizce dilinde daha çok “gitmek, çalışmak, ayrılmak” anlamına gelmekte ve yoğun olarak dil bilemeyen kişiler tarafından dahi ... ibaresi bilenen ve çoğu zamanda fiil ibaresi ile İngilizce de kullanımı yoğun olan bir kelimedir.

Her şeyden önce davacı markaları bir şekil markası olduğundan tek başına sözcük / kelime ibaresi ile karıştırma ihtimali değerlendirilemez. Her iki marka bir bütün olarak incelenmelidir.

Davalının markası salt kelime ile ... olup, davacı markalarında yer alan go ibaresinin ise karakteristik olarak şekil markaları ile birlikte oluşturulduğu gözetildiğinde tüketicinin iki markayı gördüğünde farklı iki marka olduğunu algılayacağı sabittir.

Markanın hitap ettiği tüketici kitlesi yönünden bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların ayniyet içermediği, birebir benzer olmadığı, tescilli marka ile hükümsüzlüğe konu markalar/şekil işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı markasının davacı markalarında yer alan ibare ile ve diğer sözcük ile ilişkilendirilebilecek bir görsellik içermediği,

ortalama tüketicilerin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayacağı, parçalara ayırarak algılamayacağı, işaretin bir bütün olarak algılanmaya, söylenmeye ve hatırlanmaya elverişli olması sebebiyle parçalı algı oluşturmaya müsait olmadığı,

her iki kelimenin anlamsal olarak görsel ve işitsel olarak benzer olmadığının ilgili tüketici grubu tarafından bilenebileceği, bu markalarla karşılaşan ve bu markaları okuyan ortalama bir tüketicinin taraf markalarının bir birinden farklı markalar olduğunu kolaylıkla anlayacağı, tüketiciler markaları bölerek değil bir bütün olarak algılayacakları, salt harf dizilim benzerliğinden yola çıkarak markalar ya da marka sahibi işletmeler arasında bağlantı kurmayacakları aksi yorum tüketicilerin her harf benzerliğinden etkilenecekleri ve hiçbir biçimde marka algısına ve ayrımına sahip olmadıkları anlamına gelir ki,

günümüz tüketicilerinin bilgiye daha kolay ulaşması nedeniyle her iki marka arasındaki farkları algılayacakları, davalı markasındaki service ibaresinin davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı farklılığın ilgili tüketici kesimi tarafından derhal algılanabilecek durumda olduğu, öte yandan davacının dava konusu marka ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı markasının bir şekil markası olması keza ... nolu markasında ayrıca ticari unvanının dahi yer olması gözetildiğinde markaların aynı olduğu yönünde algılanmasının mümkün olmadığı, markaların parçalara ayrılarak değil bir bütün olarak incelemeye tabi tutulması gerektiği, bütünsellik ilkesi doğrultusunda ortalama dikkat düzeyine sahip, makul seviyede bilgilenmiş bir tüketicinin her iki markanın ilk bakışta farklı işletmelere ait 2 farklı marka olduğunun ilgili tüketici kitlesi tarafından algılanacağı, iki işaret arasındaki ayırt edilebilinen farklılıklar olduğu,

görsel ve sescil olarak iki işaret arasında farklılıklar bulunduğu ve farklılıkların marka ve işareti benzer olmaktan kurtardığı, aynı, benzer, seri marka olarak algılanmasının bütünsellik ilkesi kapsamında mümkün olmadığı ilgili tüketici kesiminin farklılıklar nedeniyle iki farklı marka karşısında bulunduğunu derhal ilk bakışta hiçbir inceleme ve herhangi bir araştırma yapmasını gerektirmeden anlayacağı, her iki markadaki kelimelerin bütünün gerek okunuş, gerekse anlam ve görsel yönden yeteri derecede farklılık yarattığı,

davacı markası ile davalı markasının işitsel görsel kavramsal olarak ve genel izlenim olarak karıştırılma riski bulunacak düzeyde benzer olmadığı, somut olayda davacı markası tanınmış olmadığından, karıştırma ihtimali bulunmadığından, davalının tescilde kötüniyetli olduğu hususu da ispat edilmediğinden karıştırma ihtimaline dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Birleşen dosyalardaki hükümsüzlük isteminin incelenmesi;

Türk Patent ve marka kurumu tarafından celp edilen ve birleşen dosyalarda hükümsüzlüğü talep edilen markaların;

Esas dosya bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği... Sınıfta;

... Esas dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı “...” ibareli markanın tescil edildiği ...Sınıfta ;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta ;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ...Sınıfta ;

.. Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta ;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği .... Sınıfta ;

... Esas sayılı dosyası bakımından davalı adına TPMK nezdinde tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil edildiği ... Sınıfta ; hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, Her iki taraf markalarında yer alan ... ibareleri aynı ise de benzerlik markalardaki tüm unsurların bir bütün olarak bıraktığı izlenime göre yapılacaktır.

Bilindiği üzere ... ibaresi İngilizce de gitmek anlamına gelmekte olup taşıma sektörü anlamında tanımlayıcı bir ibare olup ayırt ediciliği zayıftır.

Ayrıca davacının markalarında şekil ve renk unsurları söz konusu iken davalı markalarında sadece düz harflerden oluşturulmuş ve ek olarak hükümsüzlüğü talep edilen dosyalarda ... ibaresi ile birlikte ...,..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... şeklinde olduğu, davalı markalarında go ibaresinin yanında başka ibarelere de yer verildiği, markalar bir bütün olarak incelendiğinde gerek anlam gerek telaffuz ve gerek görsel açıdan davacı markasından farklı olduğu anlaşılmıştır.

Bu çerçevede hükümsüzlüğü talep edilen davalı markalarına bir bütün olarak bakıldığında davacı markaları ile benzerliği ortadan kaldıracak derecede esaslı 2. Bir unsur eklenmiş olup, marka ayırt ediciliğe sahiptir.

Davacı markalarında yer alan ... ibaresinin ise karakteristik olarak öte yandan şekil markaları ile birlikte oluşturulduğu ve keza davacının ayrıca markasında ticari unvanına yer verdiği gözetildiğinde tüketicinin davalı markalarını gördüğünde farklı markalar olduğunu algılayacağı sabittir.

Öte yandan ... 2.FSHHM’nin ... esas-... karar ve 7.10.2020 tarihli ilamları ile davacı adına kayıtlı ... nolu markanın ..,sınıfların tümü ayrıca 39.sınıfın “araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri, dalgıç hücresi kiralanması hizmetleri, dalgıç elbisesi kiralanması hizmetleri,çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri yönünden SMK 9. Madde kapsamında kullanmama nedeniyle iptale karar verildiği anlaşılmıştır.

Sunulu tüm ilam içerikleri, tarafların lehlerine/aleyhine sonuçlanan ilam içerikleri, bilirkişi raporları, bir arada incelendiğinde ; diğer kesinleşen dava dosyalarının çoğunun YİDK kararlarına karşı olduğu, öte yandan diğer dosyalarda kullanmama definin ileri sürülmediği, huzurdaki davaların SMK nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı,

dolayısıyla SMK 19/11 ve m. 25/VII hükümleriyle giren düzenlemelere göre, tescilli markanın kullanılmama nedeniyle iptal edilebilirliği sadece bir iptal davası sebebi değil, aynı zamanda, benzerlik ve iltibas iddialarına dayalı marka hükümsüzlüğü davalarında da davalının ileri sürebileceği bir savunma (def'i) olarak da kabul edildiğinden ,somut uyuşmazlıklarda sunulu deliller uyap sisteminden ve taraflarca sunulu ilamlar kapsamından incelenmiş ancak son nihai karar ihtisas mahkemesi sıfatıyla marka hukuku ilkelerine göre mahkememizce incelenmiştir.

Toplanan delillere göre; davacının tanınmış bir marka olmadığı, bu yönde sunulu delillerin davacı markasının tanınmış olduğunu ispata elverişli bulunmadığı, davacının markasını ciddi olarak kullandığı alanın taşımacılık ve lojistik sektörüne ilişkin olduğu, Davacının markalarının yalnızca ... ibaresinden oluşmadığı, bu ibarenin şekil unsurları keza renklendirilerek oluşturulmuş logo ile ve yazıların da karakteristik olarak dizaynı ile bir araya getirilerek tescil edilmiş olduğu,

dolayısıyla salt ... ibaresi itibariyle kullanımının ayırt edici karakteri değiştirmeden kullanım sayılamayacağı gibi, iltibas incelemesinde de anılan şekil ve düzenleme ile renklendirmeler gözardı edilerek markanın bir bütün olarak bıraktığı intia gözetilmeden değerlendirme yapılmasının marka hukuku ilkelerine aykırı olduğu, davacı ve davalının hükümsüzlüğü istenen markalarındaki kelimelerin ve harflerin bütününde gerek okunuş ve anlamsal olarak,

gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık bulunduğu davacının ise markasında renklendirme ve şekil unsurları ile yazım biçimlerinin özellikle ön planda ve farklı olmasının markada göze çarpan bir unsur olarak ön planda yer aldığı, davacının ... nolu markasının 39.sınıf için nakliye, depolama, paketleme, seyehat hizmetleri yönünden tescilli olduğu, davalının hükümsüzlüğü istenen markalarının ise...

Sınıflar için tescilli olduğu ancak davacı yanca davalı markalarının ...sınıflar yönünden hükümsüzlüğünün talep edildiği anlaşılmışsa da taraf markalarının yer aldığı hizmetlerin tamamen yetişkinlere ve kısmen de profesyonellere hitap ettiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde,

davalının markalarını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun "..." ... " ve "..." ibareli markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bunun sonucunda "... " ..." ve "... " markasıyla sunulan ürün ve hizmetleri satın almak isterken markalar ile sunulan ürünleri satın alma yahut hizmetlerden yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşmeyeceği;

aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen anılan ürün ve hizmetler gruplarının özellikle aynı türden olan hizmetleri satın alacak kişilerin yetişkinlerden ve bir kısmının da uzman kişilerden oluştuğu, pahalı hizmetler oldukları, aynı biçimde satın alınması için gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının oluşmasının mümkün bulunmadığı, davalı markaları ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı kurmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı;

gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle hükümsüzlük istemine ilişkin davalı markalarında yer alan ibarelerin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı; bütün içerisinde erimiş vazıyette olan "..." ibaresinin bu ilişkiyi tesise elverişli olmadığı, davacı markasının taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiği ancak davacı markasının tanınmış marka olmadığı, davalının marka tescillerinin davacı markasının itibarından haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesinin olanaksız olduğu,

davacının reklâm gücünden haksız biçimde yararlanacağından ve bu şekilde mal ve hizmet satışlarını artıracağından söz edilemeceği, imaj transferinin mümkün bulunmadığı, davacının ticaret unvanı tescili bakımından da aynı sonuçlara ulaşıldığı,

tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, bir kelimenin marka olarak seçilip tescil ettirilmesinin, anılan kelime üzerinde marka sahibine tekel hakkı vermeyeceği, aksine, anılan kelimenin kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından iltibas yaratabilecek derecede benzerlerinin kullanılmasını engelleme hakkını sağlayacağı, davacı ünvanındaki ... ibaresi ile davalı markasındaki kullanımların iltibas oluşturmayacağı anlaşılmıştır.

Davacının ... tescil sayılı “...” ibareli markası ile davacının ... sayılı “..."..." ...” ibareli markası ile davalı adına tescilli markaları arasında benzerlik bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun marka hukuku yönünden mahkememizi bağlayıcı özelliğinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu,gözetilmiş, bilirkişi raporuna aykırı olarak benzerliğin bulunmadığı ve aralarında iltibas ihtimalinin oluşmadığı,

Taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas olmadığından davacı markalarının faaliyette bulunduğu taşımacılık ve lojistik sektöründe tanınmış olmadığı, davalı adına tescilli sınıflar yönünden de davacının bizatihi kullanımını ispat etmediği gibi markalar arasında karıştırma ihtimali bulunmadığından asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. (emsal şekilde YARGITAY 11.HD’nin ... esas- ... karar ve 24.11.2022 tarihli ilamları)

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Esas ve birleşen dosyada davaların ayrı ayrı REDDİNE,

2-Asıl dava yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3-Birleşen Mahkememizin 2017/648 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Birleşen Mahkememizin 2017/649 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Birleşen Mahkememizin 2017/650 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-Birleşen Mahkememizin 2017/651 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

7-Birleşen Mahkememizin 2017/652 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

8-Birleşen Mahkememizin 2017/653 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

9-Birleşen Mahkememizin 2017/654 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

10-Birleşen Mahkememizin 2017/661 esas sayılı dosyası yönünden;

a-Alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 584,00 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNE'YE İRAT KAYDINA,

b-Davalı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 40.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

11-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2025

Katip · ¸e-imzalıdır Hakim · ¸e-imzalıdır

İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/44, K. 2025/176, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tanınmış Marka İddiasının İncelenmesi
  5. Kötüniyetli Tescil İddiası Kapsamında Hükümsüzlük İncelenmesi
  6. Ticari Unvana Dayalı Olarak Hükümsüzlük İsteminin İncelenmesi
  7. Karıştırma İhtimalinin İncelenmesi
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/44
Karar No
2025/176
Tarih
3 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/45 K.2025/672
  • İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/46 K.2025/181
  • İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/46 K.2025/549
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/48 K.2025/699
  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/52 K.2025/677
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/53 K.2025/762

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.