KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2024
- Esas no
- 2021/316 Esas
- Karar no
- 2024/286
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/05/2021
Karar Metni
1.411 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Dava dilekçesi özetle şöyledir :
"Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 26.09.2019 tarihinde TEDARİKÇİ sözleşmesinin yapıldığını, buna göre davalı şirketin davacı müvekkil şirketten üretimini istediği ürünlerle ilgili sipariş verecek ve davacı müvekkil ise sipariş edilen ürünleri kalite standartlarına uygun şekilde ve uygun sürede yapıp teslim edeceğini, yine belirtilen sözleşmenin 24. Maddesine göre, Tedarikçinin sözleşme kapsamında doğacak alacakları için ... ( ...) yolu ile ödemenin yapılacağı ve ödeme vadesinin 120 gün olduğu konusunda tarafların anlaştığını,
davacı müvekkili sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine uyarak davalı tarafından sipariş edilen ürünleri kalite standartlarına uygun şekilde yapıp teslim ettiğini, davacı müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerine uyarak ürünleri teslim etmesine rağmen davalı taraf , sözleşmeye aykırı davranarak aşağıda detaylıca gösterilen faturaların ödeme vadesini 360 gün ( sözleşmede 120 gün olarak kararlaştırılmıştır) olarak bankaya yüklemiş ve müvekkilin 132.902,82 TL alacağının kesintiye uğramasına sebep olduğunu, bakiye 132.902,82 TL'nin borçlu şirket tarafından ödenmeyince, taraflarınca ...
37. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas numaralı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, ancak davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, 06.04.2021 tarihinde arabulucuya başvurulduğunu, ancak ekte sunulan son tutanaktan da anlaşılacağı üzere davalı ile uzlaşmaya varılamadığını, Sonuç ve istemle. Davanın kabulüne, davalı borçlunun ...
37. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile takibin devamına ve borçlunun en az 9620 icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talebinde bulunduğunu..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Davacının aktif husumet ehliyeti yoktur. bu sebeple davanın reddi gerekir. davacı, takip ve dava konusu ettiği faturalardan kaynaklanan alacaklarını, dava dışı ... bankası a.ş.'ye gayrıkabilirücu olarak devir ve temlik etmiştir. temlik edilen işbu alacaklar, müvekkil defacto tarafından, vade tarihinde, temlik alan banka'ya ödenmiştir. buna göre, bahse konu faturalardan kaynaklanan alacaklar, davacıya ait olmadığı gibi, müvekkil şirket tarafından, temlik alan banka'ya ödenmiş durumdadır. davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini davacının,
müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmamaktadır. davacı, tedarik sözleşmesi tahtındaki alacaklarını, vadesinden önce iskonto ettirmek suretiyle, banka'dan tahsil etmiştir. tacir olan davacı tedarikçi, hangi faturalarını, hangi iskonto şartlarında iskonto ettireceğine karar verirken, takip ve dava konusu faturaların tüm vade, tutar ve iskontolu tutar bilgilerini görmüş; tüm bu bilgileri görerek ve bilerek, iskonto ettireceği faturaları belirlemiş ve bankadan iskonto talebinde bulunmuştur...
" talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava, davacının, davalıdan ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle şirket ile davalı şirket arasında 26/09/2019 tarihinde yapılan tedarikçi sözleşmesinden kaynaklı olarak, davacı tarafından davalı tarafa tedarik edilen ve teslim edilen ürünlerin, faturalarının vadesi geçmiş olmasına rağmen ödenmediğinden bahisle başlatılan icra takibinde alacaklı olup olmadığı, alacaklıysa alacağın miktarı konularında yoğunlaştığı, davanın davalının itirazının İİK.67.maddesine göre iptali davası ve %20 icra inkar tazminatı talebinden ibarettir. 10/11/2022 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:
"Davacı tarafın E-Defter mükellefi olup, bu yıllara ait beraatların ilgili hükümler doğrultusunda süresinde gönderilmiş olduğu; ilgili yıllara ait envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK ve VUK hükümleri çerçevesinde süresinde yaptırılmış olduğu; defterlerin tamamının VUK'un kayıt nizamı ile ilgili hükümlerine uygun olarak sene sonuna kadar yazdırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit ettiği; netice itibariyle davacı defterlerinin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacı tarafından sunulan ticari defterlere göre davacının davalıdan 132.878,84 TL alacaklı olduğu,
davalı tarafın E-Defter mükellefi olup, bu yıla ait beraatların ilgili hükümler doğrultusunda süresinde gönderilmiş olduğu; ve VUK hükümleri çerçevesinde süresinde yaptırılmış olduğu; defterlerin tamamının igili yıllara ait envanter defterinin açılış tasdiklerinin TTK VUK'un kayıt nizamı ile ilgili hükümlerine uygun olarak sene sonuna kadar yazdırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit etti; delil niteliğine haiz olduğu, sahibi lehine haiz olduğu, davalı tarafından sunulan ticari defterlere göre davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı,
Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında vadenin 120 gün olması gerektiği kanaatine ulaşması halinde, davalı sözleşmeye aykırı davranmış olacağı için ; bu bedelin davacının uğradığı zararın tazminini de 132.903,27-TL olarak hesaplandığı, davalıdan talep edebileceği Davalının 365 gün vadeli işlem yapmış olmasının sözleşmeye aykırılık olmadığı kanaatine ulaşması halinde, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararın bulunmadığı sonucuna ulaşılabileceğini..." rapor etmiştir.
21/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporu özetle şöyledir:
"Sayın Mahkemeni, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca vadenin 120 gün olması gerektiği kanaatine ulaşması halinde; davalının 365 günlük vade tayininin sözleşmeye aykırı olacağının değerlendirilebileceği, davacının, davalı ile arasındaki sözleşmeden doğan fatura alacağını dava dışı bankaya devrettiği, davacının tacir olduğu dikkate alındığında, davalı ile dava dışı banka arasındaki sözleşme hükümlerini bildiği/bilmesi gerektiği; davacının, faturaları herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın iskonto ettirdiğini değerlendirilebileceği, bu kapsamda Sayın Mahkeme tarafından;
davalının sözleşmeye aykırı davrandığı sonucuna ulaşılması halinde sözleşmeye aykırı davranılması sebebiyle davacının uğradığı zararı tazmin etmesi gerekeceği, davalının 365 gün vadeli işlem yapmasının davacının fatura alacağını devretti; bilgisi dahilinde olduğu/olması gerektiği: davacının ihtirazi kayıt koymaksızın 365 gün vadeli faturayı dava dışı bankaya iskonto ettirdiği sonucuna ulaşılması halinde davacının davaya konu bedeli davalıdan talep edemeyeceğinin değerlendirilebileceğini..." rapor edilmiştir.
Davacının aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi;
Davalı tarafından aşamalarda davacının bahse konu faturalara ilişkin haklarını dava dışı bankaya temlik etmiş olması nedeniyle davacının aktif husumetinin bulunmadığı savunulmuştur. Öncelikle davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacının iddiasının özeti; davalı ile akdetmiş olduğu sözleşme uyarınca tedarik ettiği ürünleri davalının bildirmiş olduğu adreslere sevkini sağladığı, sipariş formlarına göre 120 gün vadeli ödeme yapılması gerekirken davalı tarafından dava dışı bankanın sistemine vade tarihinin 365 gün olarak girilmesi nedeniyle esasında dava dışı bankaya iskonto ettirmemesi gereken alacaklarını iskonto ettirmek zorunda kaldığından bahisle uğramış olduğu zararın tazminini talep etmektedir.
Davacının iddiası doğrultusunda dava değerlendirildiğinde davalı tarafından sisteme olması gerekenden uzun bir vade tarihinin işlenmiş olması nedeniyle doğrudan zararının oluşabileceği anlaşılmakla her ne kadar faturaları temlik etmek zorunda kalsa da fazlaya ilişkin kısma dair mahkememizde açmış olduğu davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli taraflarca akdedilen sözleşmenin vadesinin 120 gün mü yoksa 365 gün mü olduğu noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından sunulan sipariş formlarında vade süresinin 120 gün olarak belirlendiği davalı tarafından sunulan sipariş formlarında ise vade süresinin 365 gün olarak belirlendiği görülmektedir. Her iki tarafça sunulan sipariş formlarının imzalı olmadığı anlaşılmıştır.
Ancak davacı tarafından davalının düzenlemiş olduğu 120 günlük vadeli sipariş formlarına istinaden ürünlerin temin edilip sevkinin sağlandığı ve buna ilişkin faturaların düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça söz konusu faturalara itiraz edilmemiş olmakla birlikte bahse konu sipariş formlarının davacı tarafından sahte olarak düzenlendiğine ilişkin herhangi bir başvuru da yapılmamıştır.
Dolayısıyla bilirkişilerce de tespit edildiği üzere davalı ile dava dışı banka arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin sözleşmenin tarafı olmayan davacıyı bağlamayacağı da dikkate alınarak; sözleşmenin vadesinin 120 gün olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Netice itibariyle davalı tarafından dava dışı bankanın ödeme sistemine söz konusu faturaların vadesinin 120 gün olarak girilmesi gerekmesine rağmen 365 gün olarak girilmesi nedeniyle davacının faturaları iskonto ettirmek zorunda kalmış olduğu anlaşılmakla bu bakımdan bilirkişilerce hesaplanan zararının davalı şirket tarafından karşılanması gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip · E-imzalıdır Hakim · E-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/316, K. 2024/286, 16 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama