KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- Esas no
- 2022/497 Esas
- Karar no
- 2024/260
- Dava
- Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 05/07/2022
Karar Metni
2.063 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"Müvekkilimiz olan ... Anonim Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında ticari nitelikte alım - satım sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşme ile tarafların yükleneceği edimler belirlenmiş olup müvekkil firma davalıya bedeli karşılığında kumaş üretmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Davalı taraf ise sözleşmede döviz kuru olarak belirtilmiş olan bedeli ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.
Müvekkil firma yıllardır sektör içinde olup satışlarında her zaman DÖVİZ / DÖVİZ çalışmaktadır ve sözleşmelerine de ayrı bir madde olarak söz konusu ödeme şeklini eklemektedir. Bununla beraber satılan tüm malların faturaları merkez bankası döviz kuruna göre hesaplandırılır. Müşteriler tarafından yine yapılan tüm ödemelerde ödeme günü merkez bankası üzerinden dövize çevrilip alacak olarak kaydedilir.
Bu aşamada TL kurlu çek ödemeleri için, teslim tarihi ile vade tarihi arasındaki kur farkı uygulanacağı da yine sözleşmede ayrı madde olarak açıkça belirtilmiştir.
Müvekkil ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında ticari uyuşmazlığa ilişkin olarak dava şartı olan arabuluculuk işlemleri gerçekleştirilmiş ancak gerçekleşen bu görüşmelerden ortak bir sonuç elde edilememiş ve taraflar anlaşamamıştır. Buna ilişkin olarak 12.11.2021 Tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı siz saygıdeğer mahkemenize sunulmuştur.
Şöyle ki, yukarıda da açıklandığı üzere sözleşmede de yazmakla beraber çek ödemelerinde vade tarihindeki kur farkının alıcıya ayrıca yansıtılacağı bildirilmiştir ve alıcı da bunu kabul ederek sözleşmeyi kaşeleyip imzalamıştır. Örneğin alacaklarımızdan biri olan 12.06.2018 alış tarihi olan kumaş bedeli toplam Türk Lirası cinsinden 94.588,20 TL olup merkez bankası dolar döviz kuru 4,513 türk lirasından toplam 20.956,27 dolar bedel ortaya çıkmıştır.
Bu bedel için belirlenen vade tarihi ise 05.11.2018'dir ve bu tarihte merkez bankası ters dolar döviz kuru 0,2139495 dolardır. Davalının vade günündeki çeki ile tarafımıza 94.000 TL ödeme yaparak o günün kuruyla 20.111,49 dolar ödeme yapmıştır.
Ancak yapılan satışın dolar cinsinden olduğu bu sebepten ötürü müvekkile sırf bu ödemeden dolayı 845,028 dolar daha kur farkı olarak ödenmesi gerektiği, alınan tl çeklere vade tarihinde kur farkı uygulanacağı defaatle davalıya belirtilmiştir. Davalı ise yalnızca çek bedeli olan 94.000 TL ödeme yaparak borcunu kapadığınını öne sürerek eksik kalan Amerikan dolarını ödemekten imtinayla kaçınmaktadır.
Durumun daha net anlaşılabilmesi adına alacak kalemimiz aşağıda tablolaştırılmıştır.
Fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak ve Bilirkişi raporlarıyla belirlenecek tutara arttırmak kaydı ile davalının HMK m.109 uyarınca şimdilik 1.000 USD lik alacağımızın Dövize uygulanan en yüksek faiz ile tahsiline; Davamızın kabulü ile tahsiline, Fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına, Yargılama giderleriyle birlikte Avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Cevap dilekçesi özetle şöyledir;
"Dava, yetkili mahkemede açılmamıştır. yetkili mahkeme, bakırköy ilgili asliye ticaret mahkemesidir. müvekkil şirketin faaliyet gösterdiği adres, istanbul ticaret odasında kayıtlı bulunan "..." adresidir. bu bağlamda yetkili mahkeme, hukuk muhakemeleri kanunu madde 6 vd. uyarınca ilgili ... asliye ticaret mahkemesi'dir. dava,
yetkili mahkeme'de açılmamıştır. taraflar arasında ticari ilişki ile emtia alım ve satımı mevcut değildir. davacı taraftan müvekkile teslim edilen ürün ve ürünlere ilişkin sevk/teslim irsaliyesi veya herhangi bir fatura yoktur . cari hesap ilişkisi mevcut değildir. dolayısıyla kur farkından kaynaklı bir zarar ve borç bulunmamaktadır. davacı davasını ispata yarar delil sunmamıştır. müvekkile ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile müvekkil ile davacı arasında ticari bir ilişkinin olmadığı anlaşılacaktır.
Tüm bu nedenlerle, müvekkil şirkete sevkiyat yapmadan davacının ödeme beklemesi haksız olup davanın hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır. Sözleşme mail üzerinden yapıldığı şekliyle kalmış sözleşmeye istinaden müvekkile yapılan üretim ve teslimat olmamıştır. Bu nedenle talep ettiği alacak kalemlerine hak kazanması hukuken mümkün değildir. Huzurdaki davanın reddini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen davalı tarafın ödemesi gereken bedelden daha az bir bedel ödediği iddiasıyla kur farkına dayalı alacağın tahsili isteminden ibarettir.
Davalı taraf ise özetle taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalıya herhangi bir ürün teslimatı yapılmadığını ve dolayısıyla herhangi bir borçlarının da bulunmadığını savunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190/1. Maddesinde; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
06/03/2023 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir;
"Dosyada mevcut bilgi ve belgeler üzerinde ve da taraflarca sunulan defter kayıtları ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar topluca değerlendirildiğinde. Davacı ...Tic. A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında 20.04.2018 tarihli bir “Satış Sözleşmesi” yapılmış olduğu, taraflar arasındaki elektronik iletilerden davalının yukarıda tespit edilen fatura içeriklerini davacıya sipariş verdiği, Davacı ... A.Ş.'nin sipariş verilen ürünleri dava dışı ... Ltd.
Şti.'ye teslim ettiği, faturalarını da bu firmaya düzenlediği, tahsilatlarını da bu firmadan gerçekleştirdiği, kalan bakiye alacağının da bu firmadan olan alacağı olduğu, davacı ...Dış Tic. A.Ş.'nin kendi kayıtlarına göre mal teslimi gerçekleştirdiği ve faturalarını düzenlediği dava dışı ...Ltd. Şti.den 8.440,00 USD alacaklı olduğu, davalı... Tic. A.Ş.'nin kayıtlarına göre davacıya borcunun bulunmadığı, Davalı ... Tic. A.Ş. ile dava dışı ... Dış Tic. Ltd.
Şti.'nin ayrı tüzel kişiler olup farklı adreslerde faaliyet gösterdikleri, davacının, dava dışı ... Ltd. Şti.'ye teslim edilen ürünleri davalının talimatı ile yaptığını ispat etmesi ve bu durumda mahkemece davalının da sorumlu olması gerektiği sonucuna varılması halinde, Davalı ... A.Ş.'nin Davacı ... Dış Tic. A.Ş.'ye olan borcunun 8.440,00 USD olacağını..." rapor etmiştir.
07/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporu özetle şöyledir;
"Dosyada mevcut bilgi ve belgeler üzerinde ve de taraflarca kök raporumuza karşı sunulan itiraz ve beyan dilekçeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar topluca değerlendirildiğinde; davacı ... A.Ş. ile davalı ...Tic. A.Ş. arasında 20.04.2018 tarihli bir “Satış Sözleşmesi” yapılmış olduğu, taraflar arasındaki elektronik iletilerden davalının kök raporumuzda tespit edilen fatura içeriklerini davacıya sipariş verdiği, davacı... Dış Tic.
A.Ş.'nin sipariş verilen ürünleri dava dışı ...Ltd. Şti.'ye teslim ettiği, faturalarını da bu firmaya düzenlediği, tahsilatlarını da bu firmadan gerçekleştirdi; kalan bakiye alacağının da bu firmadan olan alacağı olduğu, davacı ... Dış Tic. A.Ş.'nin kendi kayıtlarına göre mal teslimi gerçekleştirdiği ve faturalarını düzenlediği dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.den 8.440,00 USD alacaklı olduğu, davalı ... Tic. A. borcunun bulunmadığı, davalı ... A.Ş. ile dava dışı ...Tic. Ltd.
Şti.'nin ayrı tüzel kişiler olup farklı adreslerde faaliyet gösterdiklerinin kayıtlarına göre davacıya Davacının, dava dışı ...Ltd. Şti.'ye teslim edilenleri davalının talimatı ile yaptığını ispat etmesi ve bu durumda mahkemece davalının da sorumlu olması gerektiği sonucuna varılması halinde, Davalı ...Tic. A.Ş.'nin Davacı ...Tic. A.Ş.'ye olan borcunun 8.440,00 USD olacağı, Davacı ... Dış Tic.
A.Ş.'ye, davalı yetkilisi İbrahim Karakaş tarafından gönderilen ve yukarıda sunulan elektronik iletinin bu kapsamda bir talimat olarak değerlendirilmeyeceğini..." rapor etmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafça sözleşmeye konu ürünlerin davalıya teslim edilmiş olmasına rağmen kur farkı nedeniyle alacaklarının bir kısmının ödenmediğinin iddia edilmiş olması nedeniyle davacı tarafın söz konusu ürünleri davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekmektedir.
Somut olay kapsamında incelenen ticari defterler, sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacı tarafından söz konusu ürünlerin davalıya değil, dava dışı ... isimli şirkete teslim ettiği ve faturaları da ... isimli şirket adına kestiği anlaşılmıştır. Davacı taraf ise ... isimli şirkete teslim ettiği ürünleri davalının talimatı doğrultusunda teslim ettiğini iddia etmiştir.
Ancak taraflar arasında bu yönde yazılı bir anlaşma bulunmamakta olup sadece ... isimli bir kişinin göndermiş olduğu maili delil olarak bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde 27/03/2023 tarihinde sunmuşlardır. Bu aşamada öncelikle davacının sunmuş olduğu mail yazışmasına delil olarak dayanıp dayanamayacağı ve ayrıca delil olarak dayanabilmesi hâlinde yemin deliline dayanıp dayanamayacağının çözümlenmesi gerekmektedir.
Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde 27/03/2023 tarihinde sunulan mail yazışmasının delil olarak kabul edilip edilemeyeceği yönünden yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri'nin 139. maddesinde; "(1) Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. (Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:
a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.
b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.
c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bilindiği üzere basit yargılama usulüne tabi davalarda HMK 322 uyarınca basit yargılamaya ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması hâlinde yazılı yargılama usulüne ilişkin düzenlemeler uygulanacaktır. Buna göre delilleri ibraz etme süresinin ne zaman sonlanacağına ilişkin basit yargılama usulü kapsamında Kanun metninde herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle HMK 139. Maddesinde belirtilen düzenlemelerin tatbik edilmesi gerekmektedir.
Buna göre HMK 139/1-ç maddesine göre ön inceleme duruşmasına ilişkin davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları, verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce taraflara çıkarılan ön inceleme davetiyesinin incelenmesinde Kanun'da belirtildiği üzere taraflara delillerini bildirmek üzere ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafa söz konusu davetiyenin 27/07/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tebliğ tarihinden itibaren Kanun gereği iki haftalık kesin süreden sonra sunulan delillerin hükme esas alınmaması gerekmektedir.
Bu kapsamda davalı tarafın da söz konusu mail yazışmasına açıkça itiraz ettiği göz önüne alınarak davacı tarafın sunmuş olduğu mail yazışması hükme esas alınmamıştır.
Davacı tarafın yemin teklifinin kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225. Maddesinde; "(1) Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
" şeklinde düzenleme yapılır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 232. Maddesinde; "(1) Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur.
(2) Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir.
(3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Her ne kadar mahkememizce davacı tarafın süresinden sonra sunmuş olduğu mail yazışması hükme esas alınmamış olsa da aksi düşüncenin varlığı hâlinde söz konusu mail yazışmasına dayanarak davacı tarafın yemin teklif edip edemeyeceği yahut kime yemin teklif etmesi gerektiğinin de tartışılması gerekmektedir. HMK 225 uyarınca kişinin kendisinden kaynaklanan vakıaların yeminin konusunu oluşturacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 232/2. Maddesinde ise taraflardan birinin tüzel kişi olması hâlinde tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda bahse konu mail yazışmasını gerçekleştiren kişi ... isimli kişidir. Ticaret Sicil Gazetesi'nden yapılan araştırmada... isimli kişinin davalı şirketi temsile yetkili kişi ya da kanuni mümessil olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalı şirketi temsile yetkili kişi ya da kanuni mümessilin şahsından kaynaklanmayan bir işlem için davalı tarafa yemin teklif edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça mail yazışmasını gerçekleştirdiği iddia edilen ...isimli kişi tanık olarak da gösterilmediğinden beyanını almak mümkün olmamıştır.
Netice itibariyle davacı ile davalı arasında ürün satım sözleşmesinin akdedildiği ancak davacı tarafından davalıya herhangi bir ürün teslim edildiğinin ispat edilemediği, dava dışı şirkete teslim edilen ürünlerin de davalı tarafın talimatı doğrultusunda teslim edildiğinin ispat edilemediği anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2 maddesi uyarınca her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda davacı ile davalı arasında akdedilen bir sözleşme var iken davalı tarafından bir başka kimseye ürünlerin tesliminin talep edilmesi hâlinde bu yönde imzalı ve yazılı bir talimat almaksızın ürünleri teslim etmesinin basiretli tacir ilkesine uygun düşmediği,
bahse konu mail yazışmasının süresi içerisinde sunulmamış olması ve mail yazışmasında ismi geçen kişilerin tanık olarak gösterilmemiş olması da bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın davalıya ya da davalı talimatına uygun şekilde teslime ilişkin iddiasını ispatlayamadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip · E-imzalıdır Hakim · E-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/497, K. 2024/260, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama