KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/121 Esas
- Karar no
- 2024/811
- Dava
- Genel Kurul Kararının İptali
- Dava tarihi
- 28/06/2017
Karar Metni
3.906 kelime·20 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin davalı şirketin 20.000,00-TL toplam sermayesi içerisinde 6.000.000,00-TL'lik sermayeye karşılık gelen 240.000 adet hisse ile %30 pay sahibi ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarından ...'ın 7.800.000,00-TL'lik sermayeye karşılık gelen 312.000 adet hisse, ...'ın 6.000.000,00-TL'ye karşılık gelen 240.000 adet hisse, ...'ın 200.000-TL'lik sermayeye karşılık gelen 8.000 adet hisseye sahip olduğunu şeklinde olduğunu, pay sahiplerinden ...'ın diğer pay sahibi ve davalı şirket yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan ... ve ... gibi oy yasağına tabi olduğunu,
dava konusu edilen genel kurulun 5, 6, 7, 8 nolu kararları bakımından oy yasağının ihlal edilerek karar alındığını, finansal tabloların tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 5 nolu kararın hesap verme ve dürüst resim ilkelerine uygun olmadığını, özensiz ve gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğunu, 2014 yılı faaliyet döneminde hazırlanıp genel kurula sunulan davalı şirketin gelir tablosundan da anlaşılacağı üzere şirketin 2014 yılında net 22.605.819,85-TL kar elde ettiğini, kasten yapılan bir müdahale ile 2014 yılından zarar edilmiş gibi geçmiş yıllar karından 22.658.991,00-TL düşürüldüğünü,
kasıtlı yapılan bu bilanço hilesi neticeisnde şikreitn öz kaynaklarının azaltıldığını, davacının geçmiş yıllar karı üzerinde bulunan müktesep hakkının kasten azaltılmaya çalışıldığını, davacı ve davalı şirketin mevcut yönetim kurulu tarafından zarara uğratıldığını, bu durumun 2015 ve 2016 yılı bilançolarına da sirayet ettiğini, dava konusu genel kurulda alınan 6 nolu gündem maddesi olan yönetim kurulu ibrası için yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi ...'ın 240.000 olumsuz oyuna karşılık 248.000 olumlu oy ile ve oy çokluğu ile ibrasına karar verildiğini, olumlu oy ile olumsuz oy arasındaki farkın 8.000 olduğunu,
...'ın babası olan yönetim kurulu üyesi ... yararına 8.000 adet olumlu oy kullandığından bu oyların TTK 436 md. uyarınca geçersiz olduğunu, ibra kararı için kanunen gerekli olan nisabın olmadığını, bu oylamalar neticesinde alınan karara davacının usulüne uygun olarak muhalefet şerhi sunduğunu, geçmiş yıllar karının çok cüzi bir kısmının dağıtılmasına,
bakiye büyük kısmın dağıtılmamasına ilişkin 7 numaralı karar için yapılan oylamada 240.000 adet davacının olumsuz oyuna karşılık yönetim kurulu üyesi ...'ın 240.000 adet oumlu oyu, ...'ın 312.000 adet olumlu oyu ile ...'ın kızı ...'a ait toplam 8.000 adet olumlu oyu ve oy çokluğu ile geçmiş yıllar karlarından 935.000,00-TL'sinin 31/03/2018 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına karar verildiğini, dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının 116.003.862,10-TL2sine ulaştığını, şirketin sermayesinin 20.000.000,00-TL'si olduğu nazara alındığında dağıtılmayan geçmiş yıllar kar tutarının sermayenin yaklaşık 5,5 katına ulaştığını,
davalı şirkeitn sermayenin %20'sine karşılık gelen 4.000.000,00-TL'nin çok üstünde yedek akçe ayrıldığı, yeni bir yedek akçe ayrılması için kanuni ya da ana sözleşme uyarınca genel kurul kararı ile yedek akçe ayırmak için gerekli olan koşulların da bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinden pay sahibi ... ile ... yararına örtülü kazanç niteliğinde fahiş tutarda aylık net kişi başı 50.000,00-TL, diğer yönetim kurulu üyesi ... için aylık net 25.000,00-TL ücret verilmesine ilişkin 8 nolu kararın şirket mali durumuna uygun düşmeyen, fahiş ve örtülü kar transferi mahiyetinde olup eşiitlik ilkesini zedeleyen bir karar olduğunu,
kanuna ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 29/03/2017 tarihinde gerçekleştirilen 2016 yılı olağan genel kurulunda müvekkilinin olumsuz oy kullanarak usulüne uygun şekilde muhalefet ettiği 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarıniptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı şirket ve çatısı altındaki kuruluşları tamamen şahsi gayretleri ile şimdiki haline getiren ...'ın davacı ... ile ... ve ...'ın babası olduğunu, ...'ın yönetim kurulu üyeliği görevini yapamaz hale geldiğinde davacı kızı ... tarafından vesayet altına alınması talebinde bulunularak ...
13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ilgili dava neticesinde ...'ın vesayet altına alındığını, davacının kız kardeşi ...'ın vasi olarak atandığını, 19/09/2014 tarihinde yapılan olağüanüstü gfenel kurul toplantısında yeniden seçim yapılarak yönetim kuruluna ..., ... ve ...'nün seçildiğini, davacının 19/09/2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, müvekkili şirketin yapısı itibari ile bağımsızdenetime tabi bir şirket olduğunu ve faaliyeti ile iş ve işlemlerinin bağımsız denetim kuruluşu tarafından denetlendiğini,
bilançoda tüm hususlar gereği gibi gösterildiğini ve bilançonun şirketin gerçek durumunu gösterdiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin genel kurulun iptali isenen 6 nolu kararının usule, yasaya, şirket ana sözleşmesine ve iyi niyet kurallarına uygun olarak alınan bir karar olduğunu, davacının yönetim kuruolou başkanı olduğu 19/09/2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar karının dağıtılmaması kararlarının oy birliği ile alındığını, davacının bu kararların iptalini talep ve dava etmediğini,
geçmiş yıllar karının 935.000,00-TL'sini aşan kısmının dağıtılmama gerekçesinin 30/03/2016 tarihinde yapılmış olan genel kurulda yapılan kar dağıtımının şirketin mali yapısını güçlü tutmak ve şirketin devamlı gelişimi için olduğunu, iptali talep edilen genel kurulun kar dağıtımına ilişkin 7 nolu kararının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına uygun bir karar olduğunu, yönetim kuruluna ödenecek ücret, huzur hakkı, ikramiye ve prim ödenmesine ilişkin gündemin 8 nolu maddesi ile alınan kararın Türk Ticaret Kanunu ve ana sözleşmeye uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı şirketin 29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5, 6, 7 ve 8 gündem numaralı kararının iptali talebine ilişkindir. Mahkememizce davalı şirketin sicil dosyasının onaylı sureti, davaya konu genel kurul toplantı tutanağının onaylı örneği, gündem ve hazirun cetveli getirtilmiş, taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445-451. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali konusu düzenlenmiştir.
İptal sebeplerinin düzenlendiği TTK 445 maddesinde 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden 3 ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nde iptal davası açabilecekleri belirtilmiş, iptal davası açabilecek kişilerin düzenlendiği TTK 446. maddesinde genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın;
çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Somut olayda davalı şirketin sicile kayıtlı olduğu adresin ... adresi olduğu, bu yerin yargı yetkisi bakımından mahkememize bağlı olduğu, dolayısı ile TTK 445 maddesinde kesin yetki olarak belirlenen genel kurul kararının iptali davası bakımından mahkememizin yetkili olduğu, davacının davalı şirkette %30 hisseye sahip olup, aktif dava ehliyetinin olduğu, davalı şirketin 29/03/2017 tarihli genel kuruluna davacının asaleten katıldığı, davacının dava konusu 5, 6, 7, 8 gündem numaralı kararlara karşı olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini zapta geçirdiği anlaşılmıştır.
Dava konusu genel kurul tarihi 29/03/2017'dir. Dava 28/06/2017 tarihinde açılmış olup, TTK 445 maddesi uyarınca davanın 3 aylık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... E.K. sayılı 04/07/2019 tarihli kararı ile "...1-Davanın kısmen kabulüne. Davalı şirketin 29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararının iptaline, Davalı şirketin 29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5, 6, 7 numaralı kararlarının iptali talebinin reddine..." şeklinde karar verilmiş, kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...
E.K. sayılı kararı ile "...İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararları hakkında iptal sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davalı şirketin, 2016 yılı olağan genel kurulu, davacının katılımı ile 29/03/2017 tarihinde yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı şirketin 2016 yılı olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445.
Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir.
Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini bildirmiş ve eldeki davayı 28/06/2017 tarihinde üç aylık süre içerisinde açmıştır. Genel kurul kararlarının iptali davasına konu, ... A.Ş.’nin 29/03/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının;5.
Maddesi 2016 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin olup, yapılan oylamada davacı ...'nın 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla tasdik edilmiştir. Davacı vekilince finansal tabloların gerçeğe ve dürüst resim ilkesine uygun olmadığı, önceki yıllara ilişkin usulsüzlüklerin 2016 yılı bilançolarına da sirayet ettiği iddiasıyla 5 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir.
TTK'nun 68/3. maddesi, yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir.
Ayrıca TTK'nın 515. maddesi, Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır, şeklindedir.
Şirketin finansal tablolarının Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uygun olması ve ayrıca şirketin, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılması gerekir. TTK'nın 517/1.
Maddesine göre, konsolide finansal tabloları hazırlamakla yükümlü işletmeler ile konsolidasyon kapsamına giren işletmelerin belirlenmesinde ve ilgili diğer konularda Türkiye Muhasebe Standartları geçerlidir. Maddenin ikinci fıkrasına göre de Konsolide finansal tablolar 515 inci maddede öngörülen esas ve ilkelere göre çıkarılır.
Bilirkişi heyeti kök raporunda, öz kaynaklarda 2014-2015-2016 yılları arasındaki değişimin, 6552 sayılı torba yasa ile yapılan 39.481.764444 TL Ortaklardan alacaklar hesabının düzeltilmesi işleminden kaynaklandığı ve buna bağlı olarak 31.12.2014 tarihinde zarar doğduğu, 31.12.2016 tarihli bilançoda öz kaynaklar toplamının 104.795.393,02 TL ye düştüğü, 2016 yılı zararı olan 29.259,754,59 TL” nin 23.480.138,43 TL” sinin 2016 yılında çıkan 6736 sayılı Torba Yasa kapsamında yapılan düzeltme ve matrah artırımı işlemlerinden kaynaklandığı;
şüpheli alacaklar hesabının 2016 yılında yükselmesinin, bazı iştiraklerden olan alacakların tahsil imkanı kalmadığı değerlendirilerek, alacak hesaplarından, şüpheli alacaklar hesabına virman edilmesinden kaynaklandığı.
2014 yılında brüt satış karı 4.244.944,69 TL, faaliyet giderleri 2.868.930,33 TL, faaliyet karı 1.376.014,36 TL olarak gerçekleşmiş iken, 2015 ve 2016 yıllarında 2014 yılına nazaran hizmet maliyetlerinin ortalama 5,5 kat, faaliyet giderlerinin ise ortalama 2,5 kat artmasına dayalı olarak faaliyet zararı beyan edildiği, hizmet maliyeti ve faaliyet giderlerinde 2015 ve 2016 yılında gerçekleşen artışların yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilere verilen huzur hakkı, ücretler ve ikramiyelerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Sonuç olarak davalı şirketin bağımsız denetiminin, TMS standartlarına göre değil MUGT (muhasebe uygulamaları genel tebliğ) çerçevesinde gerçekleştirildiği yapıldığından ve davalı şirketin bağlı ortaklıklar üzerindeki yönetim etkisi de bilinmediğinden, finansal tabloların, bağımsız denetim raporunda belirtildiği şekilde MUGT çerçevesinde doğru ve dürüst bir biçimde hazırlandığı kanaatine varılmıştır.
Davalı taraf, cevap dilekçesinde davalının birden fazla alanda yatırımının olduğunun belirtilmesi ve davalı şirketin holding olarak kurulduğu nazara alındığında TTK'nın 195.
Maddesi uyarınca hakim(ana) şirket olup olmadığının belirlenmesi ve Türkiye Muhasebe Standartlarına göre kural olarak Ana ortaklık niteliğindeki bir işletmenin konsolide finansal tablolar sunmak zorunda olduğu da değerlendirilerek davacının konsolide finansal tablo sunmakla yükümlü şirketlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Bunun yanı sıra 2016 yılı zararı olan 29.259,754,59 TL” nin 23.480.138,43 TL” sinin 2016 yılında çıkan 6736 sayılı Torba Yasa kapsamında yapılan düzeltme ve matrah artırımı işlemlerinden kaynaklandığı belirlendiğine göre, 2016 yılında 6736 sayılı yasa kapsamında sadece ortak ... hesabı için yapılan 12.471.561,64 TL tutarındaki "ortaklardan alacak hesabı" düzeltme işleminin anılan kanundaki koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Ayrıca, şüpheli alacaklar hesabının 2016 yılında yükselmesinin, bazı iştiraklerden olan alacakların tahsil imkanı kalmadığı gerekçesiyle alacak hesaplarından, şüpheli alacaklar hesabına virman edilmesinden kaynaklandığı belirlenmiş, ancak bahsi geçen iştiraklerden olan alacakların gerçekten tahsil imkanı kalıp kalmadığı incelenmemiştir. Bu haliyle finansal tablolara ilişkin olarak, bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir. ...
A.Ş.’nin 29/03/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının.
6. Maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 248.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 320.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
Davacı vekilince, oydan yoksunluk nedeniyle yeterli nisap ile alınmayan ibraya ilişkin 6 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın 436/2. Maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir. Davalı şirketin yönetim kurulu, ..., ..., ...'den oluşmaktadır.
Bunlardan ... ve ... şirkette pay sahibidir. Şirketin toplam payı 800.000 adet olup, bunlardan 312.000 adedi yönetim kurulu üyesi ...'a, 240.000 adedi ise yönetim kurulu üyesi ...'a aittir. Mahkemenin de gerekçesinde ifade ettiği gibi yönetim kurulu üyelerinin oy yoksunluğu hem kendilerinin ibrasında hem de diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında geçerlidir.
Bu halde ibra oylamasında birbirlerine ve paydaş olmayan yönetim kurulu üyesine oy kullanan yönetim kurulu üyelerinin bu oyları düşülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. ... A.Ş.’nin 29/03/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının. 7. Maddesi 2016 ve geçmiş yıllar karının dağıtımına ilişkindir.
Yapılan oylamada 2016 yılında kar olmadığından kar dağıtımı yapılmamasına, geçmiş yıllar karından 935.000,00 TL'nin 31/03/2018 tarihine kadar ortaklara dağıtılmasına davacının 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Davacı vekilince, geçmiş yıllar karının şirketin sermayesinin 5.5 katına ulaştığı ve karın dağıtılmaması için kanuni şartların bulunmadığı iddiasıyla 7 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 507/1. Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.
TTK'nın 523/1.
Maddesinde, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrada ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir.
Davalı şirket ana sözleşmesinin “Karın Tespit ve Dağıtımı” başlıklı 14. Maddesi, "Şirketin genel masrafları ile muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi gibi veya ayrılması zorunlu olan miktar hesap yılı sonunda tespit edilen gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder.
Bu suretle meydana gelecek kardan kurumlar vergisi kesildikten sonra %5 kanuni ihtiyat akçesi ayrılır ve kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısma %5 oranında birinci temettü verilmesine yetecek miktar çıkarılır. Kalan %5 kar payı ayrılır. Geri kalan kısım genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır.
Kurucular ve yönetim kurulu üyeleriyle memur ve hizmetlilere ayrılacak miktarlar ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan ve kara iştirak eden kuruluşlara dağıtılan paradan Türk Ticaret kanunun 466.maddesinin 2.fıkrasının 3 numaralı bendi gereğince %10 kesilerek adi ihtiyat akçesine eklenir." şeklindedir.
Bilirkişi heyeti tarafından, şirketin 31.12.2016 tarihli bilançosunda görüldüğü şekli ile sermayenin 5,24 katına ulaşan öz varlık tutarı ve geçmiş yıllar zararları ile dönem net zararı düşüldükten sonra kalan dağıtılabilir kar tutarının çok küçük bir kısmının dağıtılmasına karar verilmiş olması karşısında, ticari amaçlı olarak kar payı elde etme beklentisi içerisinde olan şirket ortaklarına cüzi miktarda kar payı dağıtımı yapılmış olmasına ilişkin genel kurulda onaylanan 7 numaralı kararın hakkaniyete uygun olmadığı düşünülmekle birlikte, davalı şirketin dava dosyasına sunulu 2016 yılına ait bilançosunda,
2016 yılı hazır değerler toplamının 539.600,00 TL olduğu görüldüğünden, şirketin likit varlığının daha yüksek miktarlarda kar dağıtımı yapılmasına olanak tanımadığı müşahede edildiği, davacının yönetim kurulu başkanı olduğu 19.09.2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar karının dağıtılmaması kararlarının hep oybirliği ile alınmış olduğu, davacı yanın bunların iptalini talep ve dava etmediği yönündeki beyanlarının mahkemenin takdirine sunulduğu ifade edilmiştir.
Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin Kanundaki sınırlara uygun olarak kullanılması gerekir. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır. Bu halde, kanuni ve ihtiyari yedek akçeler dağıtıldıktan sonra, kar payı dağıtılmamasına karar verilebilmesi için TTK'nın 523/2.
Maddesinde düzenlendiği şekliyle şirket aktiflerinin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik bulunması veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı(istikrarlı) kâr payı dağıtımı yönünden haklılık bulunması şarttır.
Davacı tarafça, şirketin 03/03/2016 tarihli 2015 yılına ait genel kurulunun 7 nolu karın 935.000,00 TL'sinin dağıtılmasına ilişkin kararın iptali için dava açılmış ve 935.000,00 TL’nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların iptaline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11.HD'nin 19/01/2022 tarih ve ... E. - ...K. Sayılı kararı ile onanmıştır.
Bu nedenle davacının yönetim kurulu başkanı olduğu 19.09.2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar karının dağıtılmaması kararlarının hep oybirliği ile alınmış olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.
Ayrıca her ne kadar bilirkişilerce 2016 yılı hazır değerler toplamının 539.600,00 TL olduğu görüldüğünden, şirketin likit varlığının daha yüksek miktarlarda kar dağıtımı yapılmasına olanak tanımadığı belirtilmiş ise de, bu değerlendirmeye itibar edilmesi yerinde değildir. Zira kar payı dağıtılıp dağıtılmayacağı hususunun TTK'nın 523. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Ancak bilirkişi raporunda bu yönde bir değerlendirme bulunmamaktadır.
Bu haliyle kar payına ilişkin olarak, bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir. ... A.Ş.’nin 29/03/2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının. 8. Maddesi yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin olup, yapılan oylama sonunda yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin bir önceki dönem için kararlaştırıldığı gibi devam etmesine davacının 240.000 olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Davacı vekilince, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretin fahiş ve örtülü kazanç aktarımı niteliğinde olduğundan bahisle 8 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın 394/1. Maddesinde, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği düzenlenmiştir.
TTK'nın 408/2-b maddesine göre de, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları genel kurulun münhasır yetkilerindendir. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin miktarı şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır.
Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretlerin fahiş olup olmadığı değerlendirilirken genel kurulun yapıldığı dönemde şirketin ortaklık yapısı, finansal durumu, şirketin geçmiş uygulamaları, ortaklık yapısı ve mali durum açısından davacı şirketle aynı-benzer durumda bulunan şirketlerin yöneticilerinin aldığı emsal ücretler göz önünde bulundurulup karşılaştırılmak suretiyle yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kârdan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerekmektedir.
Bilirkişi heyeti tarafından, şirket finansal tablolan incelendiğinde, geçmiş yıllar ile cari dönem zararları mahsup edildikten sonra, geçmiş yıllar karı ile olağanüstü sermaye yedeklerinden kalan bakiyenin çok cüzi bir kısmının dağıtımının yapılmasına karar verildiği, şirketin dosya içeriğindeki mali tabloları, dağıtılmasına karar verilen kar miktarı ve yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ve huzur haklarının yüksekliği dikkate alındığında, şirket ortaklarının kar payı alma haklarının zayıfladığı ve menfaatlerinin zedelendiği,
davalı şirket muhasebe yetkililerinden, daha önce yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı veya ücret ödemesi yapılmadığı bilgisi alınmış olmakla, davacı yanın yönetimden çıkarıldığı tarihten sonra (2015 yılı) yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ve yüksek miktarda ücret ödemesi yapılmasına karar verilmesinin, mevcut yönetim kurulu üyelerine sağlanan fayda ile birlikte şirket ortakları arasındaki dengenin bozulduğu, bu durumun, aynı zamanda yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıyan şirket ortakları yönünden örtülü kar aktarılması anlamına geleceği değerlendirilmiştir.
Mahkemece, yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin ortak olan yönetim kurulu üyeleri bakımından fahiş ve örtülü kar dağıtımı niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, ortak olmayan yönetim kurulu üyesi ... bakımından bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu haliyle eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu sebeplerle yeni bir bilirkişi heyetinden, yukarıda işaret edilen hususlarda rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu durumda eksik inceleme ile yargılamanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA..." karar verilmiş, dosya mahkememizin 2023/121 esas sırasına kayıt edilerek yargılamaya bu esas numarası üzerinden devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve davalı şirketin dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin...
E.K. sayılı 17.01.2023 tarihli ilamında belirtilen hususların ayrıntılı şekilde incelenmesi sureti ile davalı şirketin 29/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5, 6, 7 ve 8 gündem numaralı kararların iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.
02.11.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...İptali talep edilen genel kurul toplantı gündeminin 5,6 ve 8 numaralı maddeleri alınan kararların TTK 445 anlamında iptali sebeplerinin mevcut olduğunun değerlendirilebileceği, 7 numaralı gündem maddesine istinaden alınan karar yönünce heyetimizce yapılan tespitlerin kârın dağıtılmaması yönünden haklı sebep teşkil edeceği değerlendirmesi yapılır ise bu durumda söz konusu kararın iptali kabil olmayacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
Taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına itirazları değerlendirilmek kaydı ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
09/08/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında "...Yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilen sebeplerle, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik bulunmadığı, benzer şekilde 6 numaralı ibra kararı yönünden de kök raporda belirtildiği şekilde mali değerlendirmeler sebebiyle alınan kararın iptalinin düşünülebileceği, öte yandan, ek raporda itirazlar çerçevesinde yapılan ilave değerlendirme ile bu karar yönünden farklı olarak yalnız oydan yoksunluk iddiaları yönünden iptal sebeplerinin oluşmadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davaya konu 29.03.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 nolu kararın 2016 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin olduğu, bilirkişi raporları ve dosya kapsamından şirketin önceki dönemlerde ortaklar ve diğer grup şirketlerinden olan alacakları ile ilgili gerçek olmayan kayıtlara dair düzeltmeler yaptığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği üzere davalı şirketin 2016 yılı öncesi gelir tablosunda geçmiş dönem işlemlere dair zarar kayıtlarının bulunduğu, bu duruma finansal tablolarda somut olarak yer verilmediği anlaşıldığından anılan kararın iptali gerektiği kanaatine varılmıştır.
Anılan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın ibra istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Genel kurul toplantısında ibra oylamasına esas olarak alınan finansal tabloların incelemeye ve denetime elverişli yeterli açıklamaları içermediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla, bu tablolara dayalı olarak yapılan değerlendirme sonucunda alınan ibra kararının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Söz konusu genel kurul toplantısında alınan 8 nolu kararın yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücrete ilişkin olduğu görülmektedir. Yönetim kurulu üyeleri için belirlenen ücretin miktarı, şirketin mali yapısı, şirketin bu yöndeki uygulaması, yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olmalıdır. Somut olayda yönetim kuruluna aylık 35.000,00 TL huzur hakkı ve kotadan ayrılan %10 'luk pirimin ödenmesine ilişkin kararın şirket ortakları arasındaki dengenin bozulmasına sebebiyet verdiği, şirketin mali durumu ile orantılı olmadığı değerlendirilmiş ve bu hususta bilirkişi heyetinin düzenlediği teknik değerlendirme ve hesaplamalara da itibar edilmek suretiyle anılan kararın iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın mevcut finansal verilere göre ortaklara payları oranında kar payı dağıtılmasına ilişkin olduğu anlaşılmış olup bu hususun mevzuata ya da ana sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği değerlendirilmiş ve bu madde yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne,
Davalı şirketin 29/03/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5, 6 ve 8 gündem numaralı kararlarının iptaline, sair taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ harçtan peşin alınan 31,40-₺ harcın mahsubu ile bakiye 396,20-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 21.300,00-₺ bilirkişi ücreti, 265,00-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 21.565,00-₺ ile 67,40-₺ harç gideri olmak üzere toplam 21.632,40-₺ yargılama giderinin kabul ve ret durumuna göre 10.816,40 -₺ kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 30.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Başkan · e-imza · Üye · e-imza · Üye · e-imza · Katip · e-imza
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/121, K. 2024/811, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama