KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/501 Esas
- Karar no
- 2024/637
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 31/07/2023
Karar Metni
2.482 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Görev Bakımından İşbu davanın tarafları tacirdir. Aynı zamanda rücuya konu sigorta sözleşmesi de TTK'da düzenlenmiş olduğundan, bu yönüyle de işbu dava ticari dava olarak nazara alındığında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Yetki Bakımından Para borçları götürülecek borçlar olup, bu borcun ifa yeri alacaklının ikametgahıdır. 6100 sy.
HMK MADDE 10/1'de "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." denilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 T., ... E.,... K. sayılı kararında "2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun yetkiyi düzenleyen 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, para ve teminat borçlarına dair icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.
6100 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun'un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu hüküm de özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir.
Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tarafların açık veya örtülü olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Kanun'un 89. maddesine göre belirlenecektir. Bu maddeye göre, borç bir miktar paradan ibaret ise ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır. Para borçları kural olarak götürülecek borçlardandır. Aynı zamanda para borcunun kaynağı önemli değildir.
Para borcunun kaynağı, sözleşme olabileceği gibi, haksız eylem veya sebepsiz zenginleşme veya başka bir neden de olabilir. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açmasında (veya 2004 sayılı Kanun'un 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüz bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 6502 sayılı Kanun'un 73. Maddesinin 5. fıkrasındaki yetki kuralı ise kesin yetki kuralı olmayıp, tüketiciye tanınmış seçimlik yetki kuralıdır." denilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 24.05.2017 T., ...E., ...K. sayılı kararında ise, "HMK.nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
Aynı Kanun'un 10. Maddesinde, sözleşmeden doğan davalar için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiş olup, sözü edilen bu düzenleme de özel yetkiye ilişkindir. Davacı, davasını özel veya genel yetkili mahkemelerden herhangi birinde açabilir.
Dava konusu olayda davacı, taraflarca imzalanan sözleşmeye dayanarak fatura bedelinin tahsili için davalıya karşı takip başlatmış, başka bir ifade ile sözleşmeden kaynaklanan para alacağının tahsilini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin 1. fıkrasına göre sözleşmeden doğan para borcu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, alacaklının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir.
Alacaklı, bu para borcunun ödenmesi için kendi ikametgahında takip başlatıp, dava açabilir." Somut olay açısından, Müvekkil Sigorta Şirketi işe davalı arasında sigorta sözleşmesi hüviyetinde olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi akdedilmiştir. Taraflar arasında akdedilmiş olan ... numaralı poliçede, "İşbu poliçe ile,...
A.Ş. sigortalıya ait, yukarıda özellikleri yazılı kara taşıtını,ilişik genel ve özel şartlar çerçevesinde sigorta eder." denilerek genel şartları sözleşmenin parçası haline getirmiş olmaktadır. Davalı ise tarafları arasındaki sözleşmenin bir parçası olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına aykırı hareket ederek üçüncü kişilerin zarara uğramasına neden olmuştur.
Bu sebeple de, her ne kadar Müvekkil sigorta şirketinin, üçüncü kişi zararını tazmin etmek zorunda olsa da, davalının genel şartlara ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle, ona rücu etmesi gerekmiştir. Dolayısıyla, müvekkilin rücu alacağı sözleşmeye dayanmakta olup, yukarıda bahsi geçen yetki kuralları gereğince, kendi yerleşim yeri mahkemesinde, davalıya karşı rücu davası açabilecektir.
Davacı Müvekkilin ikamet adresi Şişli/İstanbul olup işbu yetkili mahkemelerden biri de İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Dolayısıyla işbu dava yetkili Mahkemede açılmış olmaktadır. esasa ilişkin açıklamalarımız. müvekkil şirketin alacağına kavuşamama ihtimaline binaen, alacak tutarınında yüksek olması da dikkete alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekmektedir. Davalı, takibe haksız olarak itiraz etmiştir.
Yargılamaların uzun sürmesi sebebiyle işbu davanın neticelenmesine kadar davalıların mal kaçırma ve müvekkil şirketin işbu dava sonucunda alacağına kavuşamama ihtimali bulunmaktadır. Bu sebeple Sayın Mahkemece öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi kanaatte olunursa ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederiz.
HMK md. 391 "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." hükmü bu sakıncalara karşı alacaklı tarafı korumak amacıyla mevcut bir hükümdür.
Bu sebeple, alacaklı müvekkil şirketin alacak hakkına halel gelmemesi sebebiyle Sayın Mahkemece davalı borçluların tespit edilecek menkul araç ve gayrimenkulleri hakkında öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, bu talebimizin kabul edilmemesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ederiz.
Arabuluculuk faaliyetine rağmen davalı tarafla anlaşılma sağlanamamıştır. öncelikle belirtmek gerekir ki dava şartı olan arabuluculuk başvurusu tarafımızca yapılmış ve 22.06.2023 tarihinde Son Tutanak Anlaşmazlık olarak düzenlenmiştir. Kısaca dava şartı tarafımızca yerine getirilmiştir. Davalı ... Limited Şirketi İle Müvekkil Şirket arasında karayolları motorlu araçlar zorunlu sorumluluk sigortası akdedilmiştir. Müvekkil ile sigortalı davalı ...
Ticaret Limited Şirketi arasında ... poliçe numaralı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi akdedilmiştir. Anılan poliçe ile ... plakalı araç 01.03.2021 - 01.03.2022 tarihleri arasında sigortalanmıştır. 01.11.2021 tarihinde maliki ... şirketi ve sürücüsü ... olan ... plakalı sigortalı araç ile yasal sınırın üzerinde alkollü olarak maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasına sebebiyet verilmiştir.
01.11.2021 tarihinde maliki ...Şirketi ve sürücüsü... olan ...plakalı araç ile yasal sınırın üzerinde alkollü olarak sebebiyet verilen trafik kazası neticesinde, ... A.Ş. tarafından ... numaralı hasar dosyası ile kazada zarar görenlere 122.401,00 tazminat ödenmiştir. Kaza tespit tutanağında, Denilerek İşbu kazanın oluşumunda davalı sürücüsü ...'ın alkollü bir şekilde (1,14 promil) asli ve tam (...) kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği tespit edilmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu Madde 48 hükmü. "Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır... Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır.
Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır." şeklindedir.
Davalı yanın yasal sınırın üzerinde alkollü araç kullanarak 9 100 kusurlu olarak kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle müvekkil şirketin zarar görene ödemiş olduğu tazminatı sigortalısına rücu etme hakkı doğmuş olmaktadır. vuku bulan trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişilerin tazminatları trafik sigortası poliçesi ile müvekkil sigorta şirketi tarafından karşılanmıştır.
Kazada zarar gören araçların hasarı için yapılan başvuruları neticesinde açılan hasar dosyası ile 5684 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin vemiktarının tespiti için ekspertiz incelemesi yaptırılmıştır.
Sonuç olarak Müvekkil Sigorta Şirketi tarafından toplam 22.401,00 TL hasar tazminatı poliçe limiti kapsamında ödenmiştir. müvekkil şirketin, davalı sigortalıya rücu hakkı bulunmaktadır.01.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sigortalı araç sürücüsü olarak 96100 kusuruyla kazaya sebebiyet vermiş olup;
kaza sonrasında alınan alkol raporuyla sigortalı sürücünün 1.14 promil yasal sınırın üzerinde alkollü olduğu tespit edilmiştir. karayolları motorlu araçlar zorunlu mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4. maddesi, "...Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: .... c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar..." hükmünü haizdir. İşbu hüküm uyarınca kazaya alkollü bir şekilde sebebiyet verilmesi halinde Trafik Sigortacısının sigortalısına rücu hakkı bulunmaktadır.
Uygulamada, Sigorta şirketinin ZMMS Genel Şartları uyarınca yasal sınırın üzerinde alkollü bir şekilde kazaya sebebiyet veren sigortalısına rücu Edebilmsi için münhasıran alkol etkisinde ve güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmesi şartları aransa da: siaortalı arac sürücüsünün 100 promil üzerinde alkollü olması halinde güvenli sürüs yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediği veya kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin bir önemi bulunmayıp.
Sigorta şirketi sigortalısına alkollü bir şekilde kazaya sebebiyet vermesinden dolayı rücu edebilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2014 tarihli,... E., ... K. sayılı kararı, "...Görüldüğü üzere Özel Hukuk ve Ceza Hukuku yönünden ortak nokta "sürücünün alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli araç sürme yeteneğinin kaybı olup bu hal sürücünün aldığı alkol oranı ile doğrudan ilgilidir.
Bu oran Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin istikrarlı rapor ve kararlarında benimsendiği üzere 100 promil üzeridir. Cezai sorumluluk açısından başka hiçbir şart (olayın münhasıran alkolden kaynaklanması) aranmayıp sürücünün 100 promil üzeri alkol almış olması yeterli görünmektedir. (Yargıtay 12. CD 01.04.2014 tarihli, ... E.,... K. sayılı kararı ve 12.02.2014 tarihli, ... E.,...K. sayılı kararı vd.).
Niteliği gereği sorumluluğun daraltıldığı ceza hukuku yönünden 100 promil üstü alkol oranının cezalandırma açısından yeterli olduğu gözetildiğinde, aynı oranın Özel Hukuk sorumluluğu yönünden de geçerli olması Ceza Mahkemesi ile Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin doğal bir sonucudur.
Bu halde sürücünün alkollü içki almış olması nedeni ile güvenli araç sürme yeteneğini kaybettiğinin kabulü ve sigortacının sigorta ettirene rücu edebilmesi için 100 promil üstü alkol alması yeterli olup ayrıca sayın çoğunluğun kabulünde olan "olayın münhasıran sürücünün alkollü olmasından ileri gelmesinin" aranmasına gerek bulunmamaktadır." şeklindedir.
Her ne kadar sigortalı araç sürücüsünün 100 promil üzerinde alkollü olması halinde, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilip kaybedilmediği veya kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin bir önemi bulunmasa da; vuku bulan trafik kazasının sürücünün yasal sınırların üzerinde alkollü olmasının reflekslerini ve sürme yeteneğini etkilediği, kazanın oluş şekli ve sigortalı araç sürücüsünün kaza tespit tutanağına göre de asli ve tam kusurlu olarak tespit edilmesi hususları göz önünde bulundurulduğunda kazanın münhasıran alkol ile sebebiyet verildiği de ortadır.
Dolayısıyla Müvekkil Sigorta şirketinin davalı sigortalıya rücu hakkı bulunmaktadır. Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibi hukuka uygundur. Müvekkil şirket, rücu bedelini icra takibine konu yapmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davalıların borcunu ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ortadadır. Bu nedenle de asıl alacak miktarı üzerinden en az %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava davacı ZMM sigortası tarafından 01/11/2021 tarihinde davalı şirket sürücüsünün alkollü şekilde kazaya sebebiyet olduğu iddiasıyla üçüncü kişiye yapılan ödemenin rücusu amacıyla açılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir. Mahkememizin 27/02/2024 tarih 2 numaralı celse, 5 numaralı ara kararı gereği trafik kusur bilirkişisinden ve makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmasına dair ara karar kurulmuş olduğu ve bilirkişiler tarafından 13/05/2024 tarihinde raporu mahkememize sunmuş oldukları ve raporun taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz dosyasına sunulan bilirkişi raporunda özetle: "... plaka sayılı araç sürücüsü ...yönünden kazanın oluşumu.
2918 sayılı karayolları trafık kanunun 48, 52. Maddesi ile Yönetmeliğin 97. Maddesinden anlaşıldığı üzere sürücülerin araçlarını sevk ve idare ederken hızını hava ve yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmasın, yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullanaması yasaklanmasına rağmen, ... bu hususları yerine getirmemiş kanında 1,14 promil alkollü olarak aracını sevk ve idare ettiği, yola gerekli özen ve dikkat yükümlüğünü vermeyerek, hızını aracının teknik özelliğine uydurmadan aynı hızla aracını sevk ve idare ettiğinde, bu kazada asli derecede kusurlu olduğu. ... plaka sayılı araç sürücüsü ... yönünden kazanın oluşumu;
tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzerE ... aracını 2918 sayılı kanun kapsamında NİZAMİ olarak yol kenarına park ettiği, karayolunu kullananlar için tehlike arz etmeyecek şekilde park ettiği, kazaya etken bir davranışı olmadığından, bu kazanın oluşumunda kusursuz olduğu. Değerlendirilmistir. Dosya kapsamında mevcut görsel delillerden meydana gelen 01/11/2021 tarihli kazada davaya konu ... plaka sayılı, 1992 model yıllı, ...
Marka, ...e otomobilin arka ve ön kısımlarına ait şasi, kaporta, karoseri, plastik, mekanik, cam ve elektrik aksamlarından ağır hasara uğradığı görülmüş ve anlaşılmıştır.ZMSS kapsamında ...
A.Ş. ... numaralı hasar dosyasında düzenlenen ekspertiz raporunda aracın hasar onarım bedelinin 24.500.-TL olacağı hesaplanmış, aracın hasarsız serbest piyasa rayiç değerinin 35.000.-TL, Sovtaj (hasarlı hal) değerinin 12.599.-TL olduğu tespit edilerek, Pert-Total işlemi uygulandığı, anlaşılmıştır. Kazada, yol, hava şartları, trafik işaretleri gibi olumsuz nedenlerin rolü olmadığı,...plaka sayılı araç sürücüsü ...
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa İstinaden Asli Kusurlardan L (Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma) kusuru ile aynı kanunun 48. Maddesinde yer alan (Yasal sınırların de alkollü olarak araç kullanmak) Kusurlarını İşlediğinden asli kusurlu olduğuna ve 100/100 (yüzde yüz) kusurlu olduğuna, .... plaka sayılı araç sürücüsü ... ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa İstinaden sürücülere ait kusurları yönünden irdelendiğinde Sürücü aracını kanun kapsamına karayolunu etkilemeyecek şekilde yol kenarına park ettiğinden bu kazanın oluşumunda kusursuz olduğu.
Kanaatine varılmış olup sayın mahkemeye arz olunur, taktir. Yüce mahkemenin olmak üzere, Bu kazanın oluşumunda başkaca bir unsur görülmemiştir, Davacı şirket zararının 22.401.-TL olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Davalının cevap dilekçesi sunma süresinden sonra bahse konu aracı süresiz olarak kiraya verdiği savunması bakımından yapılan değerlendirmede;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 319. Maddesinde; "(1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen süresi içerisinde davaya cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar etmiş sayılmıştır. Daha sonra bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise bahse konu aracı süresiz bir şekilde dava dışı... isimli kişiye kaza tarihinden önce süresiz olarak kiraya verildiği savunulmuştur. HMK 319 uyarınca davalının savunmasının genişletilmesi mahiyetindeki beyanları hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Davanın esası bakımından yapılan değerlendirmede;
01/11/2021 tarihinde dava dışı araç sürücüsü ...'ın davaya konu ... plaka sayılı aracın 1,14 promil alkol ile kullandığı esnada yol kenarında nizami olarak park halinde bulunan ... plaka sayılı araca çarptığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda dava dışı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelişiminde KTK'nın 84/L maddesi ve 48. Maddesi uyarınca %100 kusurlu olduğu,... plaka sayılı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı ve davacı sigorta şirketinin zararının 22.401,00 TL olduğu bildirilmiştir.
ZMMS Genel Şartları uyarınca KTK'da bildirilen sınırın üzerinde alkol almış kişilerce gerçekleşen trafik kazalarında ZMMS'nin rücu hakkı bulunmaktadır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı ile davalı arasında ZMM sigortasının bulunduğu, davalıya ait aracın dava dışı ... idaresindeyken 1,14 promil alkollü halde %100 kusuru ile dava dışı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği ve davacı şirketin ZMMS Genel Şartları uyarınca davalı sigortalısına rücu hakkı bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/501, K. 2024/637, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama