KÜNYE
T.C. İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas no
- 2021/324
- Karar no
- 2024/258
- Dava
- MARKAYA TECAVÜZ - HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ, ÜNVAN TERKİNİ
- Dava tarihi
- 26/08/2020
Karar Metni
3.576 kelime·18 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüz - Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i, Ref'i ve Ünvan Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: HMK 403. maddesi uyarınca davanın esasına girilmeden ve dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden davalı şirketin; müvekkiline ait "..." markasını dilekçede bildirdikleri internet sitelerinde/sosyal medya hesaplarında kullanılıp kullanmadığının, kullanılıyor ise hangi ürünler üzerinde kullanıldığının, kullanım tarihleriyle birlikte bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle incelemesi suretiyle tespitini ve elde edilecek sonuçların dosyaya konulmasını, ...alan adı içeriğinde, ...internet sitesinde, tespit talebi gerçekleştirildikten sonra,
davalıya ait bildirdikleri adres ve/veya daha sonra gösterilecek adreslere gidilerek; müvekkiline ait marka hakkını ihlal ve haksız rekabet teşkil eden "..." ibaresinin yer aldığı ürünlerin üretilip üretilmediğinin, davalı işyerinde bu ürünlerden bulunup bulunmadığının tespitini, bulunuyor ise bahsi geçen ürünlerin marka vekili bilirkişi marifetiyle tespitini, ürünlerin fotoğrafının çekilmesini, ürün örneğinin satın alınarak mahkeme dosyasına alınmasını, tespit talebinin kabul edilmesi halinde, bilirkişiler marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde elde edilecek delillere göre davalının ihlal,
tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin durdurulması için ihtiyati tedbir isteminin öncelikle ve ivedilikle incelenip sonuçlandırılarak, müvekkilinin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara tecavüz teşkil eden davalıya ait "..." ibareli tüm ürünlerin;
üretiminin, satışının, dağıtımının, her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde, internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, işyerinde kullanılmasının durdurulması için tedbir kararı verilmesini, verilecek ihtiyati tedbir kararının infazı için, ilgili İcra Müdürlüklerine ve Gümrük Müdürlüklerine müzekkere yazılmasını, müvekkili şirketin haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait "..." ibareli ürünlere, ambalajlarına, bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıplara tedbiren el konulmasını, davalının;
müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal, bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, davalının ticaret unvanından ... ibaresinin çıkartılmasını, müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, müvekkilinin haklarını ihlal eden davalıya ait "..." ibareli tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasını, imhasını, internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasını,
yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... ibareli web sayfası ve ticaret ünvanının 2008 yılından beri domain ve unvan olarak tescilli olduğunu, yaklaşık 13 yıldır ihtilafsız ve iyi niyetli olarak müvekkilinin bahse konu ibareyi kullandığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının gündeme geldiğini, müvekkilinin demirçelik sektörüne yönelik faaliyet gösterirken davacının ise gübre, kimyasal ürünler vs. sattığı, müşteri portföyleri ve sektörleri tamamen farklı olduğunu, müvekkillinin; ürünlerde kendi markasını kullanmadığı,
yurtdışındaki üretici firmaların Türkiye temsilciğini yapan, ilgili kişilerin markalarını satan temsilcilik ve mümessillik firması olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürettiği veya ürün üzerinde kullandığı bir ürünü bulunmadığını, adreste yapılan tespitteki pota nozul kumu davacının markasının tescilli olduğu ... sınıfta değil ... sınıf kapsamında(kum,çakıl,beton vs. emtiasında) kalabilecek bir ürün olduğunu, ilgili ibarenin gümrük ve laboratuvar kayıtlarında bile ateşe dayanıklı çimento olarak geçtiğini,
bahse konu ürünün dünya'daki emsallerinin de ... sınıfta tescilli olduğu adresteki tespite konu pota nozul kumu ürünü ... markalı olmayıp pure metall firmasından alınan c40c markası taşıyan bir ürün olduğunu, müvekkilinin bu ürünlerin pazarlanması hizmetlerini sunduğunu, müvekkilinin ibareli ilgili sınıflarda marka başvurusu bulunduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanı emita sektöründen ziyade hizmet sektöründe yer aldığını, müvekkili şirketin satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiği ürünlerin, davacı tarafın tescilli markalarının kapsadığı marka sınıfları kapsamında olmadığını,
söz konusu pota nozul/sürgü mumu müvekkilinin yurtdışından ithal ettiğini ve dosyada mübrez resmi gümrük beyannamesinden de anlaşılabileceği üzere "..." gümrük tarife numarasına ait olup, ürünün genel adının "ateşe dayanıklı çimento" olduğunu, ister kum olarak isterse de çimento olarak değerlendirilsin her iki ürün grubu da .... sınıfta yer aldığından dolayı müvekkili şirketin satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiği ürünlerin ... sınıftaki kimyasallardan olmadığının aşikar olduğunu,
wıpo tarafından kullanılan nice sınıflandırmasında metal olmayan refrakter ürünlerin tümü "..." sınıf numarası ve "..." şeklindeki açıklama ile ... sınıfta yer aldığını, müvekkili şirketin temsilciliğini yürüttüğü... firmasının Avurpa Birliğindeki marka tescilinde ...sınıftaki tescil açıklamasının "... "-"..." şeklinde olması da bu durumu desteklediğini, yine dünyadaki en büyük refrakter tedarikçisi ...'nin pota nozul kumu ürününün adının ankerfill olup bu markanın tüm dünyada ... sınıfta tescilli olduğunu, davacı tarafa ait tescilli markalar ve davacının faaliyet alanı ağırlıklı olarak sanayide, tarımda kullanılan kimyasallar,
gübreler vs. emtiaları kapsayan ürünlere ilişkin olup müvekkili şirketin faaliyetinin yalnızca refrakter ürünleri kapsadığını, davacı ile müvekkili şirket aynı sektörde faaliyet göstermediği gibi müşteri kitlesi de aynı olmadığını, davacı tarafın tanınmışlık iddiasının ispata muhtaç olduğu gibi, tanınmışlığın kabulü durumunda dahi 2.3. madde bahsi geçen farklılıklar sebebiyle SMK 6/5 maddesindeki şartların somut uyuşmazlıkta oluşmadığını,
mevcut durumda da müvekkili şirketin kullanımının üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen davacı tarafın bu şartların gerçekleşmiş olduğuna dair tek bir somut iddia ileri sürememiş olması ayrıca tarafların ürünlerinin farklı ürünler olması, bu ürünlerin birbirlerini tamamlayıcı ya da birbirlerini ikame edici ürünler olmaması, yine ürünlerin kullanım alanlarının ve şekillerinin farklı olması,
müşteri kitlelerinin farklı olması davacı tarafın SMK 6/5 maddesi uyarınca talepte bulunma hakkının olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, tarafların satışını gerçekleştirdiği ürünlerin benzer olduğuna kanaat getirilse dahi davacı tarafın müvekkili şirketin kullanımına 13 yıl boyunca sessiz kalmış olması sebebiyle davanın reddini, müvekkili şirketin ticaret unvanını kullanım şeklinin markasal kullanım olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün olmadığını,
bu iddiaya gerekçe olarak ileri sürülen internet alan adı kullanımı ve delil tespiti esnasında komple paletin shrink ambalajı üzerinde müvekkilinin ticari ünvanı olan "... " ibaresinin yer almasının markasal kullanımı göstermediğini, müvekkili şirketin faaliyetinin yalnızca ... marka sınıfında değerlendirilebileceği, zira müvekkilinin, kendi adına bir üretim yapmadığı gibi 3. firmalardan aldığı ürünleri yine ürünlerin satın aldığı firmaların markaları ile satışa arz ettiğini,
delil tespiti esnasında tespit edilen ve müvekkili şirketin internet sitesinde açık bir şekilde satışını gerçekleştirdiğini beyan ettiği "..." ürünü de Purmetall firmasından satın alınan, bu firmaya ait c40c markasını taşıyan ve 19. marka sınıfında yer alan bir ürün olduğunu, davacı tarafın, "..." ürününü "döküm kumu" olarak nitelendirmesinin açıkça kötüniyetli olup ayrıca metalurji endüstrisine yani dökümhane, çelikhane ve haddehanelere yönelik hiçbir ürün ya da hizmet satışı olmadığını ve bu hususlarda bilgi sahibi dahi olmadığını ortaya koyduğunu, pota nozul kumu, 19. sınıfa ait bir refrakter ürün olup dökümhane kalıp kumu olmadığını,
pota nozul kumu çelikhanelerde ve sürekli döküm prosesi aşamasında potanın serbest açılma işlevini görmesi amacı ile kullanıldığını, davacı tarafın, pota nozul kumu ile ilgili olarak gümrük belgelerinin, gümrüklerdeki sınıflandırma ile marka hukukundaki sınıflandırmanın bir bağlantısı olmamasını gerekçe göstererek delil vasfına sahip olmadığını iddia etmesinin yersiz bir itiraz olduğunu, zira gümrük belgelerinde pota nozul kumu olarak adlandırılan ürünün niteliğinin "ateşe dayanıklı çimento" olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit ürünün sınıflandırılmasından ziyade niteliğine ilişkin olduğunu,
ateşe dayanıklı çimento vasfında bir ürünün 19. marka sınıfında yer almasını da gümrük idaresinin işlemleri ile ilgili olmayıp doğrudan marka sınıflandırılması ile ilgili olduğunu, müvekkili şirketin ise kalıp kumu üretmediğini, ithal etmediğini, satmadığını, her iki ürünün fiziksel ve kimyasal özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu, pota nozul kumunun, dökümhane kalıp kumu olarak kullanılmadığını, müvekkilinin, davacı taraf ile hiçbir bağlantısı ve ortak müşteri grubu olmamasına rağmen, tamamen "..." ibaresini beğenmesi sebebiyle bu isme ticaret unvanında yer verdiğini,
bu ismi marka olarak kullanma gayesi olmaması sebebiyle de yalnızca zaruret teşkil ettiği durumlarda yazılışı ve okunuşu zor olmasına rağmen "..." ibaresi yerine ticaret unvanının kısaltılmış hali olması sebebiyle "... " ibaresini kullandığını, müvekkili şirketin, gerçekten de davacı tarafın iddia ettiği şekilde kötüniyetle hareket etmiş ya da bu ibareleri markasal olarak kullanmış olsaydı gerek domain adında gerek mail adresinde gerekse de diğer kullanımlarında hiçbir şekilde okunması ve yazılması zor olan "metalürji" ibaresine yer verilmeyeceğini, davacı şirketin esas müşterilerinin kimya, cam, temizlik ve deterjan fabrikaları olup,
tek bir dökümhane, haddehane ve çelikhane müşterisinin mevcut olmadığını, açıkladıkları nedenlerle; davacı tarafın tanınmışlık iddiasının ispata muhtaç olduğu gibi, söz konusu tanınmışlığın müvekkili şirketin uyuşmazlık konusu ibareyi kullanmaya başladığı 2008 yılı itibariyle mevcut olması gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir.
TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
09/11/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dosyada davalı yana ait yalnızca "..." adresinin var olması nedeni ile davalı yana ait herhangi bir adreste yerinde inceleme yapılamadığı, davalı yana ait ... şeklindeki internet sitesinde tespit edilen ... ibareli kullanımların markasal kullanım oldukları ve ilgili kullanımların davacı yana ait tescilli ... hakim unsurlu markalar ile benzer olduğu,
davalı yan ilgili kullanımlarını ( alan adı üzerinden tespit edildiği kadarı ile ) "Lazer dijital kamera sensörleri, plp sebiye prob, sıvı metal seviyesi kontrol aküatörleri, kontrol panelleri, cip süreki seviye probu, elektromanyetik pompalar, alçak basınç ocağı refrakterleri, şaft tipi ergitme ocakları ..., ... tip ocak refrakterleri, kompozit rekftakterler, endüstriyel zemin refrakterleri, pota nozul kumu, fluşpat, ebt ve pota çanak & gaz üfleme tapası tamiri" mal ve hizmetlerinde kullanmakta olduğu,
davalı yana ait markaların tescilli olduğu "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar"dan “sodyum sülfat, sodyum karbonat, sodyum sülfit, sodyum bisülfit, sodyum hidroksit, sodyum klorür, sodyum karbonat, sodyum silikat, magnezyum klorür, magnezyum sülfat, magnezyum oksit, magnezyum hidroksit, klorür asiti, asit borik, sanayide kullanılan kimyasal ürünler, tekstil ve dericilikte kullanılan kimyasal ürünler(boyalar hariç), yağ gidericiler, kalıp ayırma maddeleri, saf su, sınai gazlar, gıda maddelerinin dayanıklı ve taze kalmasını sağlayan maddeler, soğutucu maddeler,
sıvı kauçuk(lastik), sanayide kullanılan tuzlar". işlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler.
Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar sanayide, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar" emtiaları ile davalı yanın kullanım gerçekleştirdiği mal ve hizmetlerin benzer olarak değerlendirilebileceği, ancak ilgili mal ve hizmetlerin hayli teknik olması / heyette bir sektör bilirkişisinin var olmaması nedeni ile yeterli değerlendirme ve incelemenin gerçekleştirilemediği, heyetçe tespit edilen davalı kullanımlarının davacı yana ait markanın tescilli olduğu emtialar ile benzer olduğu kanaati Mahkeme nezdinde oluşur ise, davacı yana ait markalardan kaynaklanan haklarının ihlal edildiği,
davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder eylemlerin davalı yan tarafından gerçekleştirildiğinin değerlendirilebileceği, nihai takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
...
FSHHM aracılığıyla alınan, marka vekili ... ve metalurji mühendisi ... tarafından düzenlenen 24/04/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalının ... adresindeki iş yerinin imalathane vasfında olmadığı, iş yerinde paletler üzerinde 12 kg'lık paketler halinde “pota sürgü kumu" emtiasının satışa hazır vaziyette bulunduğu, başkaca emtia cinsine rastlanmadığı, iş yerinin giriş kapısındaki tabelada, önündeki dubada ve iç kısmındaki duvardaki tabelalarda "..." işaretinin kullanıldığı, vergi levhasının incelenmesinde mükellefin ...
Ltd.
Şti. olup işe başlama tarihinin 01/07/2008 ve faaliyet adının çeşitli malların bir ücret veya sözleşmeye dayalı olarak toptan satışını yapan aracılar olduğu, emtianın büyük paketler içerisinde olması nedeniyle dosya içine numune alınamadığı, davalının iş yerinde tespit edilen ve satışı yapılan "..." emtiasının çelikhanelerde döküm potasına alınan sıvı çeliğin sürekli döküm prosesi uygulanması aşamasında döküm deliği çevresinde oluşabilecek sinterlemeye karşı akışkanlığı sağlamak amacıyla kullanılan kromit esaslı bir malzeme olduğu, davalı şirketin ...
URL linkindeki internet sitesinde "Çelikhanelerde sıvı çelik taşıma potalarının serbest açılmasını sağlamak için Cr203 içeriği %28 ile %42 ve Zr02 içeriği %8 ile %12 arasında olan alaşımlı çeliklere ve zor üretim şartlarına uygun pota sürgü kumlarının satış ve pazarlamasını yapmaktayız.” açıklamasının yer aldığı, davalı iş yerinde tespit edilen "..." emtiasının TÜRKPATENT Sınıflandırma Tebliğine istinaden 1.sınıfta yer alan "sanayide kullanılan kimyasal ürünler" kapsamında olduğu,
davacının ..., ..., ..., ..., ... sayılı markalarının tescilli olduğu "sanayide kullanılan kimyasal ürünler" ile davalının iş yerinde satışa sunulan "..." emtiası arasında sınıfsal yönünden ayniyet olduğu, davacının dayanak markasındaki esas unsur olan "..." ibaresinin davalının iş yerinin giriş kapısındaki tabelada, önündeki dubada ve iç kısmındaki duvardaki tabelalarda ilgili çevrenin mal ve/veya hizmetle markayı irtibatlandırmasını sağlayacak şekilde ticarette markasal etki yaratacak biçimde (markasal mahiyette) kullanıldığı, tüm bu etkenler birlikte değerlendirildiğinde;
ilgili malın/ hizmetin alıcısı olan ortalama düzeydeki tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali yaratacağı (iltibas teşkil edeceği) kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
30/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının "..." esas unsurlu markaları ile davalının davaya konu ... ibareli kullanımları karşılaştırıldığında, SMK 29 ve 7/2 maddeleri kapsamında tecavüz koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalının ticaret ünvanında "..." ibaresinin çıkartılması, davalıya ait "..." ibareli tüm ürünlere, reklam vasıtalarına materyallere el koyularak muhafaza altına alınması, imhası ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulması istemine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, 6769 Sayılı SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir.
Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları)
"(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması."
Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
Madde 149/1 Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden; "Tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, mütecaviz araçlara elkonulması, elkonulan araçlar üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya imhası, kararın ilanı " şeklinde talepte bulunabilir.
Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır.
Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir.
Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir.
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak."
Madde 56 "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır.
Genel anlamdaki haksız rekabet veya özel yasalar gereğince korunan haklara tecavüz nedeniyle bir zarar doğmuşsa veya henüz zarar doğmamış olmakla beraber doğabilecek ise hatta hiçbir zarar söz konusu olmamakla beraber, haklara tecavüz eden kişi bir kazanç elde etmiş ise hakları tecavüze uğrayanın tazminat hakkı vardır. Bu tazminat, T.T.K.
58. maddesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından uğranılan zarar veya zarara uğrama tehlikesi varsa, tecavüz edenin elde etmesi mümkün görülen menfaatlerin karşılığı olarak verilebilir. T.T.K. 58/d. bendinde de açıkladığı gibi, haklara tecavüz eden, haksız rekabet sonucunda hak sahibinin esasen hiçbir zarara uğramadığını ileri sürerek tazminattan kurtulamaz.
Asıl olan bir hakka tecavüzdür. Bu tecavüz varsa, tecavüze uğramayanın bundan ötürü mütecavizin eyleminin durdurulması, sonuçlarının önlenmesi ve zararının somut olaya göre incelenmesi ve takdir edilmesi gereklidir.
6102 Sayılı TTKnın 54.maddesi ile, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
ÜNVAN TERKİNİ TALEBİNİN İNCELENMESİ
6102 sayılı TTK'nın 52/1. madde hükmüne göre ticaret ünvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Yine TTK'nın 45. maddesi uyarınca, bir ticaret ünvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir ünvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır hükmü düzenlenmiştir.
SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ...,..., ..., ..., ..., ... numaralı "..." ibaresini içeren markaların, davacı ... A.Ş. adına tescilli olduğu görülmüştür.
Davalının kullandığı işaretlerin, "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." sözcüğünün; yapılan işin/verilen hizmetin cinsini belirten yardımcı unsur olduğu, işaretlerdeki esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların, tescilli olduğu "..." ile davalının iş yerinde satışa sunulan "pota sürgü kumu" emtiası arasında, sınıfsal yönden ayniyet olduğu,
davacının markasındaki esas unsur olan "..." ibaresinin, davalının iş yerinin giriş kapısındaki tabelada, önündeki dubada, iç kısımdaki duvarda tabelalarda ilgili çevrenin mal ve/veya hizmetle markayı irtibatlandırmasını sağlayacak şekilde, ticarette markasal etki yaratacak biçimde, yani markasal mahiyette kullanıldığı, bu durumun ilgili malın/hizmetin alıcısı olan ortalama düzeydeki tüketici nezdinde; ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali yaratacağı, iltibas teşkil edeceği kanaatine varıldığından, davanın kabulüne;
davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, ref'ine, Mahkememizin 19/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, Mahkememizin 19/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereği, el konulan/yedieminde bulunan; davalı şirkete ait "..." ibareli ürünler, ambalajlar ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıpların kararın kesinleşmesine mütakip masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına karar verilmiştir.
Davacı adına tescilli markaların esas unsurunun "..." ibaresi olup, bu ibarenin tescilli olduğu sınıflarda tanımlayıcı ibare olmadığı, tescilli olduğu sınıflar yönünden ayırt edici bir ibare olduğu, davacı şirketin tescil tarihinin 13/05/1991 olup, davalı şirketin tescil tarihi olan 01/07/2008'e kıyasla çok daha eski olduğu, davacıya ait "..." esas unsurlu markaların tescil tarihlerinin, davalı şirketin kuruluş tarihinden çok eski olduğu birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin ticaret unvanının.
Sınai Mülkiyet Kanununun 7/3-e maddesi kapsamında davacı adına tescilli markalara tecavüz teşkil ettiği ve davalı şirketin ticaret ünvanının terkini koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığından, davalı şirketin ticaret unvanınından "..." ibaresinin terkinine, karar kesinleştiğinde ticari hayattaki güven ilkesi gereği bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine karar verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/324, K. 2024/258, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama